Etiket arşivi: Batı Şeria duvarı

Çağdaş Sanata Varış 293|Sokak Sanatı 4

Banksy, 10 yıldır başta İngiltere olmak üzere farklı ülkelerde yaptığı çarpıcı duvar resimleriyle ünlenen bir sanatçı.  Gerçek kimliği yakın zamana kadar bilinmiyordu. Banksy, eserlerinde kullandığı imzası.  Sanatını bir iletişim aracı olarak kullanan sanatçı, iletmek istediği birçok politik ve sosyal mesajı dünyanın en kalabalık şehirlerinde herkesin görebileceği alanlarda veriyor. Kendi ifadesiyle gerilla sanatçısı olan Banksy, çalışmalarında savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajlar vermektedir. Çağdaş dönemde, sokak sanatçılarının eserleri açık artırmalarda yer buluyor. Banksy’nin çalışmaları, dünyanın dört bir yanındaki Çağdaş Sanat örneklerinin profesyonel koleksiyoncuları ve alıcıları, Hollywood ünlüleri tarafından koleksiyonlara dahil ediliyor. 2007 yılında Banksy’nin imzasını taşıyan çalışmalar açık artırmada 500.000 Sterline satılmıştı. İngiliz sokak sanatçısı Banksy'nin 2006'da İsrail'in Batı Şeria'da ördüğü duvar üzerine çizdiği resim, İsrail'deki sert güvenlik tedbirlerini eleştiriyor, İsrail askeri tarafından kimlik kontrolüne tabi tutulan bir eşeği gösteriyordu. Duvar resmi, üzerine çizildiği 4 tonluk duvar parçasıyla birlikte 2015’te ABD'de müzayedeye kondu. ABD’den önce, Londra'da sergilendi. Eserin taban fiyatı 700 bin dolar idi. Banksy, hicvettiği düzen tarafından baş tacı ediliyor. Fotoğraf:www.sabah.com.tr

Banksy, 10 yıldır başta İngiltere olmak üzere farklı ülkelerde yaptığı çarpıcı duvar resimleriyle ünlenen bir sanatçı.
Gerçek kimliği yakın zamana kadar bilinmiyordu. Banksy, eserlerinde kullandığı imzası.
Sanatını bir iletişim aracı olarak kullanan sanatçı, iletmek istediği birçok politik ve sosyal mesajı dünyanın en kalabalık şehirlerinde herkesin görebileceği alanlarda veriyor.
Kendi ifadesiyle gerilla sanatçısı olan Banksy, çalışmalarında savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgınlığını eleştiren mesajlar vermektedir.
Çağdaş dönemde, sokak sanatçılarının eserleri açık artırmalarda yer buluyor. Banksy’nin çalışmaları, dünyanın dört bir yanındaki Çağdaş Sanat örneklerinin profesyonel koleksiyoncuları ve alıcıları, Hollywood ünlüleri tarafından koleksiyonlara dahil ediliyor. 2007 yılında Banksy’nin imzasını taşıyan çalışmalar açık artırmada 500.000 Sterline satılmıştı.
İngiliz sokak sanatçısı Banksy’nin 2006′da İsrail’in Batı Şeria’da ördüğü duvar üzerine çizdiği resim, İsrail’deki sert güvenlik tedbirlerini eleştiriyor, İsrail askeri tarafından kimlik kontrolüne tabi tutulan bir eşeği gösteriyordu. Duvar resmi, üzerine çizildiği 4 tonluk duvar parçasıyla birlikte 2015’te ABD’de müzayedeye kondu. ABD’den önce, Londra’da sergilendi. Eserin taban fiyatı 700 bin dolar idi.
Banksy, hicvettiği düzen tarafından baş tacı ediliyor.
Fotoğraf:www.sabah.com.tr

Ten (Skin), Mehmet Ali Uysal, 2010. Bu çalışma, The Independent’ın “Dünyanın En İyi 10 Kamusal Sanat Örneği” listesine üçüncü sırada yer aldı. Uysal’ın bu işi, Belçika’nın Liege kentinde. Fotoğraf:www.ignant.de

Ten (Skin), Mehmet Ali Uysal, 2010.
Bu çalışma, The Independent’ın “Dünyanın En İyi 10 Kamusal Sanat Örneği” listesine üçüncü sırada yer aldı. Uysal’ın bu işi, Belçika’nın Liege kentinde.
Fotoğraf:www.ignant.de

Fransa’da, Le Puy-en-Velay’da Fransız sokak sanatçısı Patrick Commecy ve ekibi tarafından resimlenmiş bir binanın duvarı ve öncesi. Hipergerçekçi resimler yapan sanatçının Fransa’nın çeşitli bölgelerinde genellikle edebi karakterleri kullanarak ve renklendirerek dönüştürdüğü pek çok sıkıcı ve çirkin bina var. Karakterler o mahallede yaşamış tanınan kişiler ya da sanatçılar, politikacılar, ünlüler, bilim adamları olabiliyor. Bazen de binanın cephesine üç boyutlu ağaçlar çizerek betonu doğa ile yakınlaştırma çalışmaları yapıyor. Fotoğraf:www.amusingplanet.com

Fransa’da, Le Puy-en-Velay’da Fransız sokak sanatçısı Patrick Commecy ve ekibi tarafından resimlenmiş bir binanın duvarı ve öncesi. Hipergerçekçi resimler yapan sanatçının Fransa’nın çeşitli bölgelerinde genellikle edebi karakterleri kullanarak ve renklendirerek dönüştürdüğü pek çok sıkıcı ve çirkin bina var. Karakterler o mahallede yaşamış tanınan kişiler ya da sanatçılar, politikacılar, ünlüler, bilim adamları olabiliyor. Bazen de binanın cephesine üç boyutlu ağaçlar çizerek betonu doğa ile yakınlaştırma çalışmaları yapıyor.
Fotoğraf:www.amusingplanet.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 277|Çağdaş Kavramsal Sanat 8

Kimlik 7
Azınlıklar

Fabrizio Corneli, Contemporary İstanbul 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fabrizio Corneli, Contemporary İstanbul 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sovyetlerin dağılması ile, SSCB’deki toplumsal kimlik ile bireysel kimlik arasındaki farklar da irdelenmiştir.
  • Yahudi Soykırımı’na göndermede bulunan; ırkı, etnik kimliği, cinsiyeti, cinsel tercihi, her türlü farklılığı yok sayan zihniyetin tehlikesini anlatmayı amaçlayan yapıtlar üretilmiştir. 1990’lı yıllardan günümüze çok geniş bir üretim alanını kapsayan kimlik politikaları sanatı, toplumda yaygınlık kazanmış temsillerin üzerine giderek toplumsal ayrımcılığı gözler önüne sermek ve Yapısöküm’e uğratmayı hedefler.
  • Evanjelik hareket, 1920’lerdeki göç dalgalarını, geleneklerin ve ABD’nin elden gidişi olarak değerlendirir.
  • Olayların gelişimiyle bir göçmen toprağı haline gelen, ama böyle bir misyon için kendini uygun görmeyen Batı Avrupa’da bazı halklar, kimliklerini sadece kendi öz kültürlerine referanstan başka türlü algılamada hala zorlanıyorlar.
50. Venedik Bienali’nde Giardini’de yer alan İspanyol Pavyonu’nda İspanya’nın adı siyah bir malzeme ile örtülmüş, pavyonun ana giriş kapısı tuğla ile örülmüş. Bir işaret izleyiciyi pavyonun arkasına yönlendiriyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

50. Venedik Bienali’nde Giardini’de yer alan İspanyol Pavyonu’nda İspanya’nın adı siyah bir malzeme ile örtülmüş, pavyonun ana giriş kapısı tuğla ile örülmüş. Bir işaret izleyiciyi pavyonun arkasına yönlendiriyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İspanyol Pavyonu’nun arka tarafında iki polis bekliyor ve pasaport soruyor. Sadece İspanyolları içeri aldıklarını söylüyorlar.  İspanyol sanatçı Santiago Sierra (1966-), “Bir duvar örerek İspanya’yı yabancılara kapatıyorum; bu da Berlin Duvarı gibi, Batı Şeria Duvarı gibi bir duvardır,” diyerek ülkesinin göçmen sorunu ile ilgili tutumunu protesto ediyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İspanyol Pavyonu’nun arka tarafında iki polis bekliyor ve pasaport soruyor. Sadece İspanyolları içeri aldıklarını söylüyorlar.
İspanyol sanatçı Santiago Sierra (1966-), “Bir duvar örerek İspanya’yı yabancılara kapatıyorum; bu da Berlin Duvarı gibi, Batı Şeria Duvarı gibi bir duvardır,” diyerek ülkesinin göçmen sorunu ile ilgili tutumunu protesto ediyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Çağdaş Dönem’in ilk kırılma noktasının 1989, bir diğerinin ise 11 Eylül 2001 olduğu rahatlıkla söylenebilir.
  • 2001, Britanya’da Çokkültürcülük konusunda rüzgarın tersine döndüğü yıl oldu. Çokkültürcülüğün bütünleşme yerine ayrışmayı beslediği; çokkültürcülüğün vaktiyle işe yaradığı fakat artık miadını doldurduğu, zira azınlıkları hakiki Britanyalılar olmaya teşvik etmekten çok farklılığı fetiş haline getirdiği yazılmaya başlandı. İngiltere’de 2005’te gerçekleştirilen bombalı saldırılardan sorumlu olan bireylerin çoğunun Britanya’da doğmuş olmaları, Çokkültürcülüğün bu saldırılardan bizzat sorumlu olduğunun iddia edilmesine yol açtı. Hollanda’da yaşanan olaylardan sonra 2005 yılında Francis Fukuyama, pek çok açıdan Çokkültürcülüğün öncülüğünü yapmış olan Hollanda ve Britanya’yı, köktendinciliğin kılıfı haline gelmiş çokkültürcü siyasetlerden vazgeçmeye ve sert önlemler almaya çağırdı.
  • 2001’den sonra başlayan terörle mücadele süreci için Uzun Savaş adı önerildi.
  • Asimilasyon, yeni gelenlerin yerleşik topluma verecekleri rahatsızlığın en alt seviyede tutulmasını ve diğer yurttaşlara olabildiğince benzemelerini tercih eder. Bütünleşme politikası, çoğunluğu oluşturan topluluk üyelerinin de ellerini taşın altına sokmalarını, toplumsal etkileşim süreçlerinin çift yönlü olmasını önerir. Çokkültürcülük de çift yönlü bir etkileşim öngörürken, bu sürecin farklı gruplar için farklı şekilde işlemesi gerektiğini zira herkese aynı şekilde uygulanabilecek tek bir şablonun olmadığını savunur.
  • Buna karşılık, liberal demokratik bir devletin, kimi yurttaşlarının İrlandalı-Amerikalı, Hintli-Britanyalı gibi tireli kimlik sahibi olabilecekleri düşüncesine açık olması gerektiği vurgulanır. Tireli kimlikler, elbette siyasal niteliktedir. Tireli kimlikler, yeni etnikliklerdir.
  • Çağdaş Dönem’de kimlikler eskiden olduğundan daha akışkandır. 1980’lerin başında kendilerini siyah olarak tanımlamış olanlar on yıl sonra Bangladeşli olabilmekte, bugün ise kendini Britanyalı Müslüman diye tarif edebilmektedir.
  • Karşılaştırmalı mitoloji ve karşılaştırmalı din alanlarında tanınan Joseph Campbell (1904-1987), sevgi ve merhameti kendi grubumuzdakilere saklarken, öfke ve istismarı dışarı, “öteki”lere yönlendirdiğimize dikkat çeker.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 226| Çağdaş Dönem 3 Berlin Duvarı’nın Yıkılması 2

  • Küreselleşme de Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte başlatılır. 1990’larda başlayan kapitalist rekabet dalgasına küreselleşme adı verildi. Bu dalgadan sonuna kadar yararlanan Güney Kore, Tayvan, Çin gibi ülkeler oldu. Ancak bu dalgayı ABD’nin dünya çapındaki piyasaları liberalleştirme dürtüsü olarak görüp, kendi değerlerini dünyanın geri kalanına zorla kabul ettirmeye yönelik bir girişim olarak görenler çoğunlukta oldu.
  • Žižek, küresel kapitalist dünya görüşü diye bir şey olmadığını; kapitalist uygarlık diye bir şey olmadığını söyler; küreselleşmenin, kapitalizmin kendisini bütün uygarlıklara uyarlayabilmesidir der; bunu, kapitalizmin global boyutu olarak tarifler.
  • Žižek, günümüz küresel kapitalizmine dört karşıt etkinlik sıralar: ekolojik felaket tehdidi, entelektüel mülkiyet ile özel mülkiyet arasındaki uyumsuzluk, yeni tekno-bilimsel gelişmelerin sosyo-etik etkileri ve dışlanmışı kapsanmıştan ayıran duvarlar.
Fotoğraf:akademikperspektif.com

Fotoğraf:akademikperspektif.com

  • Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla sınırlar değişti. Örneğin eski Yugoslavya’nın görünüşteki birlik beraberliği paramparça oldu. Doğu Bloku içinde en Avrupalı olan, Tito’nun mirası, 1992-95 savaşı ile yıkım politikalarına ve etnik temizliğe şahit oldu. Bosna’daki olaylar Avrupa’nın göbeğindeki Müslüman varlığını gün ışığına çıkardı. 1993 yılında Mostar Köprüsü’nün yıkılması, yalnızca Bosna’yı değil, Avrupa projesini de tehlikeye attı. 2004 yılında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin temyiz dairesi, Srebrenica’da (Doğu Bosna) Bosnalı Müslümanların katledilmesinin bir soykırım oluşturduğu hükmünü kesin bir biçimde onadı. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanmış en büyük katliamdı.
  • Duvar’ın yıkılması ile, Ortodoks Kilisesi Avrupa’da zuhur etti.
  • Cezayir kökenli sosyolog Khaled Fouad Allam’a göre, etnik farklar hassasiyeti de Berlin Duvarı’nın yıkılması sonrasına tarihlenir. Savaş Pilotu adlı eserinde Antoine de Saint-Exupéry’nin “Ben en güçlüyüm çünkü benim uygarlığım hiçbir farklılığı kesip biçmeden kendi birliğinde kenetleme gücüne sahip” dediği devir kapanmıştır.
  • Žižek’e göre, 1989, 1968’e zıt sonuçlar doğurdu: Bu defa, ayaklanma politik açıdan kazandı ama toplumsal açıdan kaybetti. Komünizm dağıldı, ama vahşi kapitalizm ile milliyetçilik karışımı olan yeni toplum, parlamenter demokrasi isteyen muhaliflerin uğruna mücadele ettiği şey değildi. 1968’in devleti ortadan kaldırmak ve kapitalizmi aşmak çabaları başarısız olduğuna göre, yeni politikanın devletten belli bir mesafede yer alması, devlet mekanizmalarının sınırlarını zorlama politikası izlenmelidir. Noam Chomsky, parlamenter demokrasinin edilginleştirici özüne dikkat çeker.
  • “Sovyetler’in yıkılması siyasetin ideolojik içeriğini bitirdi; kapitalizmin, Sovyet sistemi ile çok katmanlı rekabeti ortadan kalktı; globalleşme ortaya çıktı. Küreselleşmenin meydan okumasına etnik-dini bir yeniden kavimleşmeyle, ırkçılık ve popülizmle yanıt verildi. Sanayi kapitalizminin yerini çok daha yıpratıcı olan finans kapitalizmi aldı. Sanayi kapitalizminin yapısı çökünce işçi sınıfı kalmadı, sendikacılık bitti. Bunlar geleneksel siyasetin içeriğini dolduran şeylerdi. İnternet teknolojisi de siyasette “reality show” ortamına prim veren iklimi yarattı. Küstahlığın ve teşhirciliğin geçer akçe olduğu yeni bir iklim doğdu. Bu iklimin ürünü olan Donald Trump doğdu.” Bu sözler, Nilgün Cerrahoğlu’nun bir diplomatın ağzından yayımladığı yazısından alıntıdır.
  • Berlin Duvarı yıkıldı ama, başka duvarlar yapıldı: tamamlandığında 700 km uzunluğunda, 8-12 m yüksekliğinde, 60 m genişliğinde, yani Berlin Duvarı’ndan iki kat daha uzun, üç kat daha yüksek olması planlanan Batı Şeria Duvarı gibi.

 

Çağdaş Sanata Varış 225| Çağdaş Dönem 2 Berlin Duvarı’nın Yıkılması 1

1989

  • Irk çeşitliliğine dayanan demokratik yapılanma talepleri, halkı ırksal kategorilere ayırmış ve onlara ikamet için özel bölgeler oluşturmuş bir sistem olan Apartheid rejimine karşı 1980’lerde Güney Afrika Cumhuriyeti’nin sorunu olmaktan çıkmış, dünya çapında aktivistlerin hedefi haline gelmişti.
  • Komünist Parti’nin Sovyetler Birliği’nde kontrolü kaybetmesi, Berlin Duvarı’nın yıkılması, Prag’da Kadife Devrim, Dayanışma’nın Polonya’da iktidarı ele geçirmesi, Çin Komünist Partisi’ne önemli bir meydan okumanın ardından Halkın Kurtuluşu Ordusu’nun halkın üzerine ateş açması ile yaşanan 4 Haziran Katliamı (Tiananmen Meydanı Ayaklanması) gibi önemli olaylar 1989 yılında yaşanmıştır. Yine 1989’da, Danimarka eşcinsel evliliği yasalaştıran ilk Avrupa ülkesi olmuştur. Salman Rushdie’nin Şeytan Ayetleri kitabının yayımlanması üzerine  Ayetullah Humeyni’nin fetva vermesi de aynı yıl gerçekleşmiştir.
  • 1991 yılında Slovenya’nın ayrılması ileYugoslavya’nın dağılma süreci başlamış; içine düşülen kaos ve katliamlardan yedi devlet doğmuştur. Sovyetler Birliği bağımsız devletler halinde 1992’de dağılmış, ardından Doğu Avrupa’da da Komünist devletler çökmüş, Soğuk Savaş sona ermişti.
  • Rus eleştirmen Boris Groys bu dağılmanın Ruslar tarafından sadece Stalinizm’in değil, zihinlerinde onunla ilişkilendirdikleri Modernizm’in de reddi anlamına geldiğini belirtir. Rus kronolojisine göre, Modernizm, artık geçmişte kalmış bir rejime ait bir özelliktir.
  • Çağdaş Dönem’in ilk kırılma noktası 1989 yılı ise diğeri de 11 Eylül 2001’dir. Bu olaylar siyaset felsefesinde değişim yaratmıştır. Tüm bu sürecin hem yaptıklarımızı hem de benliğimizi değiştirdiği öne sürülüyor.
  • 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması, komünizmin çöküşünü sembolize eder amasadecepolitik bir eylem veya sonuç değildir. Bu olayla birlikte belli bir anlayış da tarihe karıştı. Bu, ABD’li sosyolog Daniel Bell’in (1919-2011) ideolojinin sonuna ulaştığımız fikrini doğrular görünür. Sosyalizm bir Modernlik anlayışının uygulamasıydı: toplumların seçkinler aracılığıyla, yukarıdan aşağıya değiştirilmesini öngörüyordu. Toplumun nasıl bir nitelik taşıması gerektiği yukarıda kararlaştırılıyor, sistem onu uygulamak için bürokrasiyi oluşturuyordu. Berlin Duvarı bu anlayışın sonunu getirdi. O anlayışın ürettiği sanatın da sonu gelmişti. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte hızla küreselleşen dünyada yerel kimliklerin bastırıldığı; bunun da hem sağ, hem sol kanatta rahatsızlık yarattığı; sol görüşlülerin eşitsizliklerin derinleşmesinden, sağ görüşlülerin ise kimliklerin aşınmasından mustarip olduğu öne sürülür. Ancak her iki kanadın da bu sorunlara çözüm üretemediği de açıktır.

 

Almanya'yı Doğu ve Batı olarak ikiye bölen Berlin Duvarı'nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezenmişti. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Duvar’ın bazı parçaları şehrin çeşitli yerlerinde sergileniyordu. 1990 yılında Berlin Duvarı’na ait üzerinde grafiti bulunan 81 parça Monaco’daki müzayedede 1,5 milyon Euro’ya satıldı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Almanya’yı Doğu ve Batı olarak ikiye bölen Berlin Duvarı’nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezenmişti. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Duvar’ın bazı parçaları şehrin çeşitli yerlerinde sergileniyordu.
1990 yılında Berlin Duvarı’na ait üzerinde grafiti bulunan 81 parça Monaco’daki müzayedede 1,5 milyon Euro’ya satıldı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sovyet türü komünizmle Batı’nın liberal demokrasisi arasındaki elli yıllık Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, bazı gözlemciler, özellikle de Francis Fukuyama, Tarihin Sonu’na ulaşmış olduğumuzu ilan ettiler.
  • Francis Fukuyama, Tarihin Sonu ve Son İnsan (1992) adlı kitabının bütün insanların içinde liberal demokrasiye özlem olduğu şeklinde algılanarak yanlış yorumlandığını; kitabın modernleşme hakkında bir tartışma olduğunu; evrensel olanın, liberal demokrasi arzusundan çok teknoloji, yüksek yaşam standardı, sağlık hizmetleri ve dünyaya daha geniş ölçüde erişim imkanına sahip modern bir toplumda yaşama arzusu olduğunu; liberal demokrasinin sürecin yan ürünlerinden sadece biri olduğunu belirtmiştir.
  • Liberal demokratik kapitalizmin bulunmuş en iyi toplum formülü olduğunu kabul eden Fukuyamacılar’a göre, yapılacak tek şey sistemi daha adil, hoşgörülü kılmaktır.
  • Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla şekillenen dönemde, proletarya artık kapitalizme meydan okuyabilecek bir devrimci özne değildir. Sosyalizm, bazı çevrelerce artık kapitalizm ile özdeş sayılır. De Gaulle’ün işçi sınıfı, Kapitalizmle iyice bütünleşmiştir.
  • Bazıları 1989 olaylarının Marx’ın yanıldığını ayan beyan ortaya koyduğunu, diğer bazıları da Marx’ın fikirlerinin günümüzde küreselleşme olarak adlandırılan olguya tekabül ettiğini söylemektedir. Aşırı solda yer almayan Thomas Friedman, Komünist Manifesto’nun küreselleşme hakkında uzgörüşlü fikirler içeren bir metin olduğunu öne sürenlerden biridir.
  • 1990’larda küreselleşme, kimlik, çokkültürlülük, çoğulculuk siyasal kavramlar olarak ele alınmıştır. Sanatta politikanın önemi artmış, 2000’lerin sanatı bu kavramlar üzerine oturmuştur.
  • Bu yıllarda bellek, kimlik, tarih, coğrafya, göç, göçebelik, sınır/sınırsızlaşma, mekan, politik İslam, kamusal alan-özel alan kavramları, özel hayat, gizlilik ve masumiyetin kaybı, eşcinsellik siyasaları en önemli konular olmuştur.

 

 

 

 

Banksy İstanbul’da 5

  • Banksy’nin gittiği okul, 2008 yılında ücretsiz olmuş ama, Bristol’ün en züppe, paralı okullarından biri imiş. Banksy’nin Bristol Cathedral School’a gittiği, dolayısıyla işçi sınıfından olamayacağı söyleniyor.
  • Karısının adının açıklanması büyük tepkiye yol açmış; insanların çoğu Banksy’nin kim olduğunu öğrenmek istemiyor, onun anonimliğinden hoşlanıyordu. İnsanlar gizemli bir ünlüden keyif alıyordu. Karısına “duvar dulu” adını takmış.
  • Banksy şöyle diyor: “Bence Andy Warhol konuyu yanlış anlamış: Gelecekte pek çok insan ünlü olacak ve bir gün herkes on beş dakikalığına anonim olacak. İnsanlar özel hayatlarını ortalığa dökmekte neden bu kadar istekli anlamıyorum.”
  • Warhol Marilyn Monroe’yu, Banksy, Kate Moss’u çizdi; Warhol, Campbell çorbasını, Banksy Tesco çorbasını deniyor, şöyle karşılaştırmalar yapılıyor: Warhol bir galeride sergi açmak için çıldırırdı, Banksy genellikle bundan uzak duruyor. Warhol, şöhreti ve şöhretli insanları seviyordu, Banksy onlara tahammül edemiyor. Warhol bütün moda etkinliklerine katılıyordu: “Bir çekmece açılışına bile gidebilir” demişti bir arkadaşı. Banksy kendi açılışına bile gitmiyor.
Roller Rat, 2006. 2008’de New York’ta açılan sergisindeki fare tasarımları büyük duvarlara boyandı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Roller Rat, 2006.
2008’de New York’ta açılan sergisindeki fare tasarımları büyük duvarlara boyandı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Umbrella Rat, 2003. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Umbrella Rat, 2003.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bronze Rat, 2006. 30 santim yüksekliğindeki bu fare, ilk kez Los Angeles’taki sergide yer aldı. Heykelin omurgası New Yorklu heykeltıraş Charlie Becker tarafından yapılmıştı. Bu farenin tarihli ve imzalı 12. edisyonu Sotheby’s’de 68.400 Pound’a satıldı. New York’ta bir yıl sonra tekrar satıldığında kapanış rakamı 169 bin dolardı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bronze Rat, 2006.
30 santim yüksekliğindeki bu fare, ilk kez Los Angeles’taki sergide yer aldı. Heykelin omurgası New Yorklu heykeltıraş Charlie Becker tarafından yapılmıştı. Bu farenin tarihli ve imzalı 12. edisyonu Sotheby’s’de 68.400 Pound’a satıldı. New York’ta bir yıl sonra tekrar satıldığında kapanış rakamı 169 bin dolardı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Banksy, anonimlik olmadan resim çizemeyeceğini söylüyor. Ayrıca insanların hayal gücünün gerçeklikten daha iyi bir pazarlama aracı olduğuna inandığı söyleniyor.
  • Mülakatlarını ses değiştirme aparatı kullanarak telefonla veya e-posta üzerinden veriyor. E-postalarda sadece istediği soruları cevaplıyor.
  • 2005 yılında Batı Şeria duvarını boyamak için İsrail’e gitti. 2007 Noel’inde Beytüllahim’de bölgeye yardım için organize edilen etkinlikte Banksy koordinasyon görevini üstlendi. Duvara çizdiği küçük bir kızın İsrail askerinin üstünü aradığı resmin duvarı satılmak üzere New York’a götürüldü. İsrailli bir askerin kimlik belgelerini kontrol ettiği eşek resmi sorun yarattı. Eşek Filistinlileri temsil ediyor gibi algılanmıştı. Bir ay süren etkinliğe katılan sanatçılardan bölgeye bir milyon dolardan fazla para kaldı.
Kissing Coppers, tuval üzerine akrilik ve sprey boya, 2006. Brighton’da bir barın duvarında yer alan öpüşen iki polis resmi sökülmüş, yerine kopyası konmuştu. Bu resim Contemporary İstanbul 2015 sergisinde de yer almıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kissing Coppers, tuval üzerine akrilik ve sprey boya, 2006.
Brighton’da bir barın duvarında yer alan öpüşen iki polis resmi sökülmüş, yerine kopyası konmuştu.
Bu resim Contemporary İstanbul 2015 sergisinde de yer almıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Banksy’nin eserleri duvarda çok uzun kalmıyor ama fotoğrafları çekiliyor, internete düşüyor ve onları herkes görüyor.
  • 2009 yılında Bristol Şehir Müzesi’nde düzenlenen sergisi çok başarılı oldu. Sergi, o yıl İngiltere’nin en çok ziyaret edilen ikinci sergisi oldu, içeri girmek için saatlerce beklemek gerekti. Banksy müzenin kalıcı koleksiyonunun arasına sahte tarihi kalıntılar yerleştirmişti. Bunu eğlenceli olsun diye ve “neyin gerçek neyin kurgu olduğunun bilinemeyeceği” savı ile yapmıştı. Banksy bu sergiden 1 pound aldı ve iki çalışmasını müzeye bıraktı.
  • Tuval üzerinde çalışmanın adrenalin sağlamamasından şikayetçi.
  • İnternet üzerinden satılan baskıların satışı tuvallerden daha kolay oluyor. Banksy’nin en büyük yardımcısının eBay olduğu söyleniyor. Banksy’nin yeni bir baskıyı piyasaya süreceği dedikodusu hemen yayılıyor; yayın gün ve saati ilan edilmiyor; alıcı hemen hazır olmak zorunda; bir baskı yayınlandıktan hemen sonra herkes aynı anda girdiği için site çöküyor; baskılar bir anda tükeniyor. Son sekiz yılda 48 farklı sınırlı sayıda baskı gerçekleştirmişler. Baskılardan 3,8 milyon pound gelir elde edildiği tahmin ediliyor. 2007 yılından beri tüm Banksy baskıları imzalanıyor.
  • Banksy, sokakta yaptığı parçalara tescil vermiyor. Onları görülsün, keyif versin düşüncesiyle yaptığını, bunlardan para kazanmayı düşünmediğini ve onları korumayı isteyenlere de yardım etmeyeceğini söylüyor.