Etiket arşivi: Barok müzik

Çağdaş Sanata Varış 314|Çağdaş Dönemde Müzik 1

Otantik İcra

  • 1600-1750 yılları arasına tarihlenen, Floransa sarayları için yapılan, Venedik’te ise ticari amaç taşıyan Barok müzik 20. yüzyılda yeniden keşfedilmiştir.
  • 1980’lerde Ortaçağ, Rönesans ve Barok’a Erken/Eski Dönem denmiş ve otantik icra dönemi başlamıştır. Günümüzde dönem pratiğinin uygulanması önemseniyor; tarihsel farkındalık içeren icra (historically informed practice) gerekli görülüyor. Mozart pianoforte, klavikord kullanıyordu; onun eserlerini piyanoyla icra etmek otantik icra ile çelişiyor. Bach, Leipzig’deki kilisede Passion’u 8 kişilik bir koroya söyletmiş. Eseri, kalabalık bir koroya söyletmek doğru bulunmuyor.
  • Günümüzde arzu edilen, Barok çalışmış olanın Barok, Romantik çalışmış olanın Romantik dönem eserlerini icra etmesi.
Erken Dönem Müziği ile anılan Hortus Musicus 2016’da konserlere ev sahipliği yapmaya başlayan İstanbul Deniz Müzesi’ndeydi. Programlarında yer alan eserlerin en eskisi 12. yüzyıla tarihleniyordu. Toplulukta üçü ses sanatçısı olmak üzere on müzisyen vardı. Barok dönem müziğinde sesin şarkı gibi değil, enstrüman gibi çıkması gerektiğini; düz, çınlak ve vibrasyonsuz olmasını izledik. Otantik icrayı tamamlayıcı bir uygulama olarak müzisyenler dönemin giysi tarzını seçmişlerdi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Erken Dönem Müziği ile anılan Hortus Musicus 2016’da konserlere ev sahipliği yapmaya başlayan İstanbul Deniz Müzesi’ndeydi. Programlarında yer alan eserlerin en eskisi 12. yüzyıla tarihleniyordu. Toplulukta üçü ses sanatçısı olmak üzere on müzisyen vardı. Barok dönem müziğinde sesin şarkı gibi değil, enstrüman gibi çıkması gerektiğini; düz, çınlak ve vibrasyonsuz olmasını izledik.
Otantik icrayı tamamlayıcı bir uygulama olarak müzisyenler dönemin giysi tarzını seçmişlerdi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sigiswald Kuijken, Barok kemanın doğru tarzda nasıl çalınması gerektiğine dair çalışmalar yapmış. O dönemde kemanın çene altına dayanmadan çalınması gerektiğini ortaya koymuş. Konser öncesi dönem pratikleri hakkında bilgi vermeyi önemsiyor. Kendisi de dönemin çalgılarını kullanıyor. Sigiswald Kuijken, 2004’te violoncello da spalla, omuz çellosu, adıyla bilinen çalgı aletini literatüre kazandırmış. Bach’ın çello için olan eserlerini yazarken aklında bu aletin olduğu düşünülüyormuş.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sigiswald Kuijken, Barok kemanın doğru tarzda nasıl çalınması gerektiğine dair çalışmalar yapmış. O dönemde kemanın çene altına dayanmadan çalınması gerektiğini ortaya koymuş. Konser öncesi dönem pratikleri hakkında bilgi vermeyi önemsiyor. Kendisi de dönemin çalgılarını kullanıyor.
Sigiswald Kuijken, 2004’te violoncello da spalla, omuz çellosu, adıyla bilinen çalgı aletini literatüre kazandırmış. Bach’ın çello için olan eserlerini yazarken aklında bu aletin olduğu düşünülüyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1986 yılında kurulan Les Musiciens du Louvre, Barok, Klasik ve Romantik dönem eserlerini dönem çalgılarıyla icra eden topluluklardan biri.
  • Arp sanatçımız Şirin Pancaroğlu da geçmişi 2500 yıl önceye dayanan, 17. yüzyılda Osmanlı’da da kullanılan, Osmanlı dönemi minyatürlerinde sıkça betimlenen, yere oturarak çalınan, ancak tarih içinde kaybolan bir arp olan Çeng’i yeniden müzik dünyasına kazandırdı.
Fotoğraf:www.wikiwand.com

Fotoğraf:www.wikiwand.com

Yazılı ve görsel belgelerden öğrendiğimize göre arp, telli çalgıların en eski örneğidir. Sümer, Asur, Mısır, Orta Asya, Moğol, Timurlu, İran ve Hint sarayları ile Araplarda kullanılmış, en eski medeniyetlerden aktarılarak Osmanlı’ya ulaşmıştır. Çeng, Osmanlı kültüründe kadınlarla ilişkilendirilmiştir. Çengi, hem Çeng çalan kadını, hem de dans eden kadını tanımlayan bir sıfat olmuştur. Fotoğraf:www.musikidergisi.net

Yazılı ve görsel belgelerden öğrendiğimize göre arp, telli çalgıların en eski örneğidir. Sümer, Asur, Mısır, Orta Asya, Moğol, Timurlu, İran ve Hint sarayları ile Araplarda kullanılmış, en eski medeniyetlerden aktarılarak Osmanlı’ya ulaşmıştır. Çeng, Osmanlı kültüründe kadınlarla ilişkilendirilmiştir. Çengi, hem Çeng çalan kadını, hem de dans eden kadını tanımlayan bir sıfat olmuştur.
Fotoğraf:www.musikidergisi.net

 

 

Renk 16 Müzik ve Renkler 1

Fotoğraf: Deniz Yeker

Fotoğraf: Deniz Yeker

  • Renklerin birbirinden farklı karakterde olmaları gibi, notaların da her birinin farklı tınısı ve karakteri vardır.
  • Bir müzik eseri de barındırdığı müzikal elemanlarla tıpkı renklerde olduğu gibi insanlar üzerinde farklı etkiler yaratabilmektedir.
  • Renk tonları sıcak renkler ve soğuk renkler üzere ikiye ayrıldığı gibi müzik notaları da majör ve minör notalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
  • Majör notalar, sıcak renkler gibi enerjik iken, minör notalar, soğuk renkler gibi dinlendirici, sakin ve duygusal olarak hissedilmektedir.
  • Matematiksel prensipler üzerine kurulmuş müzik teorisinde de, renk teorilerindeki uyum ve uyumsuzluk ile renk kombinasyonlarından bahsedilebilir.
  • Sesin niteliği, bir sesin o sesi çıkartan farklı çalgılara ya da farklı insan seslerine göre taşıdığı renk farklılığı gösterir. Ses rengi, aynı ezgiyi çalan farklı enstrümanları  birbirinden ayırt etmemize olanak sağlar.
  • Ses ve renk arasındaki ilişkiden bahsedildiğinde ilk akla gelen kavram uyumdur. Uyum, sesin ve rengin bütünlüğünün bir parçası olarak kendisini gösterir. İşitilen ve görülen nesnelerin tümünde, hem ses hem de renk açısından belli bir düzen ve uyum olması beklenir.
  • Optik bir klavye geliştiren Fransız matematikçi Louis-Bertrand Castel (1688-1757), do’yu mavi renk ile sembolize etmiştir. Castel, resim ve müzikle ilgili tartışmaların başlamasına neden olmuş; resim sanatı sessiz müzik olarak adlandırılmıştır. Georg Philipp Telemann, 1739’daki bir yazısında göz orgu dediği bu çalgıdan hayranlıkla söz etmiştir.
  • Yaklaşık yirmi yıl sonra Londra’da Telemann’ın bir öğrencisi, tuşlara basıldığında farklı renkler gösteren bir renk piyanosu yapmıştır.
  • Görsel sanatlarda yer alan pek çok anlayışın, yaklaşımın, kuramın ve sanat akımının müzikte de yer aldığı görülmektedir. (Rönesans müziği, barok müzik, klasik müzik, rokoko müziği, romantik müzik, izlenimci müzik, gelecekçi müzik, dışavurumcu müzik, popüler müzik, minimal müzik gibi.)

 

Otantik İcra

  • 1600-1750 yılları arasına tarihlenen, Floransa sarayları için yapılan, Venedik’te ticari amaç taşıyan Barok müzik 20. yüzyılda yeniden keşfedilmiştir.
  • 1980’lerde Ortaçağ, Rönesans ve Barok’a Erken/Eski Dönem denmiş ve otantik icra dönemi başlamıştır. Günümüzde dönem pratiğinin uygulanmaması doğru bulunmuyor; tarihsel farkındalık içeren icra (historically informed practice) gerekli görülüyor. Mozart pianoforte, klavikord kullanıyordu; onun eserini piyanoyla icra etmek doğru bulunmuyor.
  • Erken Dönem Müziği ile anılan Hortus Musicus bu yıl konserlere ev sahipliği yapmaya başlayan İstanbul Deniz Müzesi’ndeydi. Programlarında yer alan eserlerin en eskisi 12. yüzyıla tarihleniyordu. Toplulukta üçü ses sanatçısı olmak üzere on müzisyen vardı. Barok dönem müziğinde sesin şarkı gibi değil, enstrüman gibi çıkması gerektiğini; düz, çınlak ve vibrasyonsuz olmasını izledik. Bach, Leipzig’deki kilisede Passion’u 8 kişilik bir koroya söyletmiş. Eseri, kalabalık bir koroya söyletmek doğru bulunmuyor. Günümüzdeki kural, Barok çalışmış olanın Barok, Romantik çalışmış olanın Romantik söylemesi.
  • Otantik icranın bir başka yönü ise müzisyenlerin de dönemin giysilerini kuşanması.
İstanbul Deniz Müzesi bence çok hoş bir mekan olmuş. Saltanat kayığının önünde, deniz manzarası ve mehtap eşliğinde konseri dinlemek hoşuma gitti. Hortus Musicus dinleyiciler tarafından çok beğenildi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İstanbul Deniz Müzesi bence çok hoş bir mekan olmuş. Saltanat kayığının önünde, deniz manzarası ve mehtap eşliğinde konseri dinlemek hoşuma gitti. Hortus Musicus dinleyiciler tarafından çok beğenildi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Yine Deniz Müzesi’nde Sigiswald Kuijken’i dinledik. Kendisi Barok kemanın doğru tarzda nasıl çalınması gerektiğine dair çalışmalar yapmış. O dönemde enstrümanın çene altına dayanmadan çalınması gerektiğini ortaya koymuş. Konser öncesi dönem pratikleri hakkında bilgi verdi. Kendisi de dönemin çalgılarını kullanıyor.
Sigiswald Kuijken, 2004’te violoncello da spalla, omuz çellosu, adıyla bilinen enstrümanı literatüre kazandırmış. Bach’ın çello için olan eserlerini yazarken aklında bu enstrümanın olduğu düşünülüyormuş. Kuijken, bu çalgı ile bize Bach’ın 6 numaralı Çello Süiti’ni dinletti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sigiswald Kuijken, 2004’te violoncello da spalla, omuz çellosu, adıyla bilinen enstrümanı literatüre kazandırmış. Bach’ın çello için olan eserlerini yazarken aklında bu enstrümanın olduğu düşünülüyormuş. Kuijken, bu çalgı ile bize Bach’ın 6 numaralı Çello Süiti’ni dinletti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu