Etiket arşivi: Baba

Çınar Ağacı ile Fidan

Fotoğraf: Sağlık Platformu

Fotoğraf: Sağlık Platformu

“Kadim bir çınar ağacının fazla yakınına kök salmış bir fidan.

Fidanın ince ve zayıf kökleri su için aşağılara doğru iner, ama çınar ağacının kökleri daha derindedir ve daha çok susamıştır.

Fidan ışığa ulaşmak için ince bedeniyle uzar, ama geniş dalları ve yapraklarıyla çınar ağacı güneş ışığının çoğunu kendine alır.

Sonbahar geldiğinde ise, çınar ağacı yapraklarını döker, fidan da onların altında gömülü kalır.

Bütün çocuklar fidanlara, bütün ebeveynler de çınar ağacına benzemez mi? Onları bu yüzden terk etmemiz gerekmez mi?

Bir başka açıdan ise:

Çınar ağacının yaprakları fidanın etrafına dökülür, gübreye dönüşür, bu da fidanın beslenerek büyümesine yardımcı olur.

Şiddetli yağmurlar, acımasız fırtınalar geldiğinde de çınar ağacı, genç ağacı korur, belki hayatını kurtarır.

Ve oduncular geldiğinde, fidanla hiç ilgilenmezler; tek dertleri, çınar ağacıdır.

Çınar ağacı yıkıldığında fidanı da yıkmaz mı?

Sadece doğrudan onun üzerine düşerse. Fidan çok küçük olduğu için isabet almama ihtimal çok fazladır.”

 

 

Joyce’un Kızı, Annabel Abbs, hep kitap, 2017, sayfa 154, 155’den özet.

 

 

Bizans İmparatorluğu 26 | Bizans Döneminde Anadolu’da Etnisite 2

  • Makedon Hanedanı döneminde (867-1056) ve İmparator II. Basil zamanında (955-1025) Ermenistan’ın bağımsızlığına kesin olarak son verildi. İmparatorun kendisi de Ermeni kökenliydi. Bu fetihten sonra 300.000-400.000 olduğu tahmin edilen büyük bir göç dalgası ile Ermeniler Kapadokya bölgesine (Aksaray, Kırşehir, Kayseri, Niğde’nin çevrelediği alan) yerleşti. Bu durum, Bizans sınır bölgelerinin savunmasını zayıflattı. 1064’te Selçuklular eski Ermeni başkenti Ani’yi tahrip ettiler ve 1071’de Malazgirt’de Bizans ordusunu bozguna uğratıp imparatoru esir ettiler.
  • Selçuklular Konya bölgesine yerleşince Bizans’a doğru yeni bir Ermeni göçü oldu. Kuzey Kapadokya’dan Güney Kapadokya’ya, Kilikya’ya (Çukurova bölgesi) ve Batı Anadolu’ya yerleştiler. Kilikya, 964 yılındaki Bizans-Arap savaşından sonra neredeyse tümüyle boşalmıştı. Böylece Kilikya bir Ermeni bölgesine dönüştü. Ayrıca dil bakımından Helenleşmiş Kapadokyalılar, Suriyeli Monofizitler ve çoğunluğu Normanlar’dan (Normanlar, Viking soyundan gelen İskandinav kökenli halk ile Cermen kökenli Franklar’ın karışımından oluşmuş bir kültürdür. Normanların soyundan gelen modern halk Fransa’nın Normandiya bölgesinde yaşamaktadır.) oluşan Batılılar da Kilikya’da yerleşikti. Normandiya kökenli Bizans sülalesi Raul’lar, önceleri Kapadokya’da toprak sahibiydiler. Batı Anadolu’ya göç edenler Abydos (Çanakkale) yöresini tercih etmişlerdi. Bu Ermenileri 1204’te Latinler Çanakkale Boğazı’nı ele geçirmek için kullandılar, yöreyi koruma görevini de onlara verdiler. Latinler Çanakkale Boğazı’ndan ayrılırken ailelerini de yanına alan 20.000 Ermeni, Kral Henry’nin peşinden Trakya’ya gitti ve orada Bizanslılar tarafından yok edildi.
  • 1129 yılında Anadolu’ya son Slav göçü gerçekleşti. II. Komnenos Bitinya’ya çok sayıda Sırp tutsak yerleştirmiş, Bitinya’da Sırp köyleri oluşmuştu.
  • 1222-1254 arasındaki dönemde Tatarlardan kaçan 10.000 Kuman (Kıpçak) Bizans’a sığındı. Çoğu Frigya bölgesine yerleştirildi. İzmir bölgesine yerleşen Kumanlar VIII. Mihael Paleologos döneminde Hıristiyanlığı kabul ettiler ve devletin yüksek yönetici kadrolarında yer aldılar. Balkanlar’a yerleşenler, ulusal ve kültürel niteliklerini yitirip Bizans’a asker oldular. Bir dönem Bizans ile anlaşmazlığa düştükleri için Konstantinopolis’i  kuşattılar. Ancak Bizans’ın, Peçeneklerle anlaşması üzerine başarısız oldular ve Balkanlar’a dağıldılar, çeşitli uluslarla kaynaştılar. Doğuda kalan Kumanlar ise İslam’ı kabul ettiler.
Ukrayna, Moldova ve Doğu Avrupa’da Kumanlar’dan kalan heykeller bulunuyor. Ölülerin taştan yapılmış, ellerinde haoma (İskit içkisi) kadehi tutan heykelleri Ukrayna’da sıklıkla görülen bir mezar taşı örneğidir. Fotoğrafta üç Baba heykeli görülüyor. Bütün toplumlarda görülen ve manevi liderler olarak kabul edilen şahsiyetler, benzer fonksiyonlarıyla Orta Asya Türk kültür çevresinde de görülmektedir. Baba, bab, evliya, aziz, sultan, ata kelimeleriyle sıfatlanan şahsiyetler evliya anlamında kullanılmaktadır. Bu adlandırmalar ve şahsiyetlere biçilen görevler ile onların fonksiyonları, Türk toplumunun İslamiyet’i kabul etmesinden önceki döneme dayanmaktadır. Ancak İslamiyet sonrası da uygulama, Kırgız baksı’sının(şamanının) Allah’a ve Müslüman ermişlere duası ile başlar, cinlere sesleniş ve kötü ruhlara tehditlerle devam eder. Fotoğraf:wikipedia.org

Ukrayna, Moldova ve Doğu Avrupa’da Kumanlar’dan kalan heykeller bulunuyor. Ölülerin taştan yapılmış, ellerinde haoma (İskit içkisi) kadehi tutan heykelleri Ukrayna’da sıklıkla görülen bir mezar taşı örneğidir. Fotoğrafta üç Baba heykeli görülüyor. Bütün toplumlarda görülen ve manevi liderler olarak kabul edilen şahsiyetler, benzer fonksiyonlarıyla Orta Asya Türk kültür çevresinde de görülmektedir. Baba, bab, evliya, aziz, sultan, ata kelimeleriyle sıfatlanan şahsiyetler evliya anlamında kullanılmaktadır. Bu adlandırmalar ve şahsiyetlere biçilen görevler ile onların fonksiyonları, Türk toplumunun İslamiyet’i kabul etmesinden önceki döneme dayanmaktadır. Ancak İslamiyet sonrası da uygulama, Kırgız baksı’sının(şamanının) Allah’a ve Müslüman ermişlere duası ile başlar, cinlere sesleniş ve kötü ruhlara tehditlerle devam eder.
Fotoğraf:wikipedia.org

Bizanslı yazarlar Kıpçaklar’a Kuman derlerdi. Kıpçak konfederasyonu Türk, Moğol ve büyük olasılıkla İranlı ögeler içermekteydi. Kıpçak bölgesi Tuna Nehri’nden Çin sınırına uzanmaktaydı. Bir kolun Rus Rurik Hanedanı ile ilişkileri vardı. 12. yüzyıl ortasında Kıpçaklar, Tuna bölgesine ve daha sonra Bizans egemenliği altındaki Bulgaristan’a yerleşmeye başladıklarında Rurik Hanedanı kendisini ekonomik tehdit altında hissetti. Ruslar ve Kıpçaklar arasında 1160, 1168, 1170, 1180, 1184, 1185 yıllarında çatışmalar yaşandı. Bizans’a karşı Bulgaristan’dan yapılan Eflak-Bulgar ayaklanmasını yönetmişler, Bulgar Krallığı’nın üç Kıpçak kralı olmuştur. 12. yüzyılda Kıpçaklar’ın bir kısmı, Yahudilik’in Karait mezhebine girdi. Bunlar, bugünün Karaimler’idir. (Karaimler hakkında bir yazı bloğumuzda yayımlanmıştı.) 16.-17. yüzyıllarda Ukrayna Ermenileri’nin Türkleştirilmesi sonucunda Kıpçak dili Ermeni alfabesi ile yazılmaya başlandı. Altın Ordu Devleti (1242-1502) nüfusunun önemli bir bölümünü Kumanlar oluşturuyordu. Fransisken rahipleri Kırım’ın Azak Denizi kıyılarında Moğol döneminden itibaren (13. yüzyılın ikinci yarısı-14. yüzyılın başı) etkin olmuşlar ve Codex Cumanicus’u meydana getirmişlerdi. Eser, iki bölümden oluşuyordu. İlk bölüm Türkçe-Kıpçakça-Latince etkileşimli lügat; ikinci bölüm Kıpçaklar’ın kullanımı için Germen misyonerler tarafından yazılmış Hıristiyan vaazlarını kapsıyordu. Gotik Latin harfleri ile yazılan Türkçe metinlerin derlemesi  Codex Cumanicus, Türk dili tarihi açısından çok önemli bir eserdir. Codex Cumanicus Fotoğrafı: wikipedia.org

Bizanslı yazarlar Kıpçaklar’a Kuman derlerdi.
Kıpçak konfederasyonu Türk, Moğol ve büyük olasılıkla İranlı ögeler içermekteydi. Kıpçak bölgesi Tuna Nehri’nden Çin sınırına uzanmaktaydı. Bir kolun Rus Rurik Hanedanı ile ilişkileri vardı. 12. yüzyıl ortasında Kıpçaklar, Tuna bölgesine ve daha sonra Bizans egemenliği altındaki Bulgaristan’a yerleşmeye başladıklarında Rurik Hanedanı kendisini ekonomik tehdit altında hissetti. Ruslar ve Kıpçaklar arasında 1160, 1168, 1170, 1180, 1184, 1185 yıllarında çatışmalar yaşandı. Bizans’a karşı Bulgaristan’dan yapılan Eflak-Bulgar ayaklanmasını yönetmişler, Bulgar Krallığı’nın üç Kıpçak kralı olmuştur.
12. yüzyılda Kıpçaklar’ın bir kısmı, Yahudilik’in Karait mezhebine girdi. Bunlar, bugünün Karaimler’idir. (Karaimler hakkında bir yazı bloğumuzda yayımlanmıştı.)
16.-17. yüzyıllarda Ukrayna Ermenileri’nin Türkleştirilmesi sonucunda Kıpçak dili Ermeni alfabesi ile yazılmaya başlandı.
Altın Ordu Devleti (1242-1502) nüfusunun önemli bir bölümünü Kumanlar oluşturuyordu.
Fransisken rahipleri Kırım’ın Azak Denizi kıyılarında Moğol döneminden itibaren (13. yüzyılın ikinci yarısı-14. yüzyılın başı) etkin olmuşlar ve Codex Cumanicus’u meydana getirmişlerdi. Eser, iki bölümden oluşuyordu. İlk bölüm Türkçe-Kıpçakça-Latince etkileşimli lügat; ikinci bölüm Kıpçaklar’ın kullanımı için Germen misyonerler tarafından yazılmış Hıristiyan vaazlarını kapsıyordu.
Gotik Latin harfleri ile yazılan Türkçe metinlerin derlemesi Codex Cumanicus, Türk dili tarihi açısından çok önemli bir eserdir.
Codex Cumanicus Fotoğrafı: wikipedia.org

  • Bir Oğuz boyu olan Selçuklular Malazgirt Savaşı’nı kazanıp, İmparator Romen Diyojen’i esir aldıktan sonra Anadolu’nun denetimini ele geçirmişti. O sırada Konya ve Kapadokya  bölgelerinin nüfusu özellikle Ermeni, Suriyeli, Kaldeli ve Rumlardan oluşuyordu. Türk-Rum karışımından doğan bir nesil oluştu, bunlara miksobarbarlar adı verildi. Anadolu Selçuklu devletinde Yunanca konuşanların sayısının azalması Bizanslıların bir kısmının Müslümanlığı kabul etmesiyle açıklanıyor. Bu Bizanslılar tarihte Gulam adıyla biliniyor. Bu İslamlaşmada Mevlevilerin önemli rol oynadığı, Rumi hayattayken 18.000 Bizanslının Müslüman olduğu, 1320’de torunu Amir Arif’in cenaze töreninde yeni bir kitlesel İslamlaşma yaşandığı söylenir. İslamlaşmanın yalnız halk tabakalarına özgü bir olay olmadığı, Bizans ve Ermeni yerel aristoktasisini de kapsadığı öne sürülür. İmparatorun yeğeni İoannes Komnenos, Müslüman olmuş, Sultan II. Kılıç Arslan’ın kızlarından biri ile evlenip Konya’ya yerleşmişti. Sultan ve oğlu I. Gıyaseddin Keyhüsrev de Hıristiyan Bizanslı kadınlarla evlenmişlerdi. Kaynaşma, Osmanlılar döneminde de devam etti. Orhan Bey, dul kalmış Hıristiyan kadınları askerleriyle evlendirmişti. 1224 yılında I. Alaeddin Keykubat 400 yörük ailesini Söğüt’e yerleştirmişti. Söğüt, Bizans-Selçuklu sınırında idi. 1243 yılında Konya Moğolların eline geçmiş, 1261 yılında Sultan İzzeddin Keykavus’un İznik’teki Bizans İmparatorluğu’na sığınması ile Selçuklu Devleti yıkılmıştı.
  • 1303’te Bizans, Türk akınlarına karşı koymak amacıyla 6.500 kadar Katalan’ı paralı asker olarak almıştı.