Etiket arşivi: Aziz Andreas

Bizans İmparatorluğu 126| Patrikhane 5

Patrikhane’nin Ayios Yeoryios Kilisesi’ne bitişik olan idari binaları 1941’deki yangından büyük zarar görmüş, 1989 yılında başlanan restorasyon 1991 yılında tamamlanmıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Patrikhane’nin Ayios Yeoryios Kilisesi’ne bitişik olan idari binaları 1941’deki yangından büyük zarar görmüş, 1989 yılında başlanan restorasyon 1991 yılında tamamlanmıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Patrikhane’nin ökümenik olup olmadığı, buna kimin karar vereceği ve nasıl karar verileceği konuları çok tartışmalıdır. Fener’in ökümenik olma konusuna olumlu yanıt verenler olduğu gibi olumsuz yaklaşanlar da vardır. Patrikhane’nin ökümenik olmasının Türkiye Cumhuriyeti için faydalı mı zararlı mı olduğu konusu da tartışmalıdır. Biz her iki yöndeki görüşlere de yer vermeye çalışacağız.
  • Ökümenik üç anlama gelir: Evrensel; Bütün kiliseleri içine alan; Evrensel yargılama yetkisi olan.
  • Bir kilisenin ökümenik olabilmesi için Apostolik olması, yani havarilerden biri tarafından kurulmuş olması gerekir. Antakya Aziz Petrus, Roma Aziz Petrus ve Pavlus, İskenderiye İncil Yazarı Markos tarafından kurulmuştur. Bunlarda bir tartışma yoktur. Konstantinopolis Kilisesi’nin Aziz Andreas tarafından kurulmasına dair bazı tartışmalar vardır.
  • Patrikhane’nin ve Patrik’in tüm dünya Ortodokslarının lideri, ökümenik, olduğu yönündeki iddia, bazı görüşlere göre, üç onay gerektirmekte:
    *Dünya üzerindeki Ortodoksların icazeti,
    *Yazılı olmayan Hıristiyan hukukunun bu konuya ilişkin usul kurallarına uyulduğu yönündeki kabul,
    *Türkiye’nin onayı.
  • Ökümenik olma konusuna olumsuz yaklaşanlar, 381 yılında yapılan Konstantinopolis Konsili’nde Konstantinopolis Piskoposluğunun (Patriklik), Roma Piskoposluğuna (Papalık) denk sayılması ve bu statünün 451 yılında yapılan Khalkedon Konsili’nde teyit edilme kararının Konsil’e katılan az sayıda din adamına zorla imzalattırıldığını; kararın, başta Roma Kilisesi olmak üzere hiçbir kilise tarafından kabul edilmediğini; kararın hayata geçirilmesi için Antakya ve İskenderiye Apostolik kiliselerinin patrikliklerinin ortadan kaldırıldığını, bu yüzden Hıristiyan hukukunun Fener Rum Patrikhanesi’nin ökümenik olma iddiasını kabul etmediğini öne sürmektedirler.
  • 325 yılında yapılan, Kiliseyi yapılandıran Birinci İznik Konsili’nin üç ökümenik kilise saptadığını, bunların ise Roma, İskenderiye ve Antakya olduğunu; bu üç kilise dışında ökümenik sıfatına sahip kilise olmadığı öne sürülür.
  • 451 yılında toplanan Khalkedon Konsili’nin Konstantinopolis Kilisesi’ne, hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde, ökümenik olarak belirlediğini savunanlar da vardır.
  • Yine muhaliflerin görüşüne göre, Lozan Antlaşması’nın azınlıklar ile ilgili maddeleri uyarınca, Patrikhane, gayri Müslim azınlıklara ait herhangi bir kilise veya sinagogdan daha fazla yetki veya hakka sahip değildir; Türkiye açısından Patrikhane, Ortodoks azınlığın dini ihtiyaçlarını karşılayan, tamamıyla Türkiye Cumhuriyeti yasalarına tabi, dini bir müessesedir. Lozan’da varılan sözlü anlaşma gereği, Fener Patrikhanesi azınlığın kilisesi olarak tanımlanmış, 1453-1923 yılları arasında sahip olduğu idari, siyasi ve yargısal hak ve imtiyazlarına son verilmiştir. Bu çerçevede, idari açıdan Eyüp Kaymakamlığı’na, Fatih Savcılığı’na ve İstanbul Valiliği’ne muhataptır. Hıristiyan hukukunca tanınsaydı dahi Patrikhane’nin Türkiye’den ökümenik iddiasını tanımasını isteme hakkı yoktur.
  • Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasında Fener’in ön şartı, kurumun tamamen Patrikhane’ye bağlı olması ve burada diğer Ortodoks ülkelerin din adamlarının da yetiştirilmesidir.
  • Lozan Antlaşması’nda Fener Patrikhanesi için ökümenik ibaresi yoktur.
  • Lozan’dan beri TC’ye göre Patrikhane, Türkiye’deki Rum Ortodoksların dini otoritesidir.
  • Herhangi bir dünyevi iktidarın Patrikhane’ye ökümenik sıfatını vermeye yetkisi olmadığı savunulduğu gibi, Türk Dışişlerini yetkili gibi görenler de vardır.
  • Türk Ortodoks Kilisesi, Patrikhane’nin liderliğini kabul etmez.

Bizans İmparatorluğu 20 | Din 5 | Bizans’ta Kutsal Kişiler

  • Azizler (hagios) ve kutsal kişiler (hosios) bütün Hıristiyan dünyası için önem taşır ama, aziz kültleri Doğu Hıristiyan kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır.
  • Genellikle bu kutsal kişiler öncelikle halk arasında yerel anlamda kabul görür ve bir saygınlığa ulaşırlardı. Giderek o kişinin ya da onun fiziksel kalıntılarının (rölik) etrafında yerel bir kült oluşurdu; röliklerinin bazı mucizeler gerçekleştirdiği inancı yayılır, insanlar burayı ziyaret etmeye başlar, ikonaları yapılır, onun adına belli bir gün seçilerek yerel olarak o gün kutlanmaya başlanırdı. Etkisi ve ünü yaygınlaşınca da kilise tarafından, kilisenin litürjik takvimine ve aziz kayıtlarına eklenerek tescil edilir, evrensellik kazanırdı.
  • Bizans toplumunda insanlar, hem dünyevi hem de tinsel gereksinimleri için, Tanrı’ya doğrudan ulaşmak yerine bu kutsal kişiler aracılığıyla ulaşmayı yeğlemişlerdir.
  • Bizans kültüründe azizlere, kişilerin istek ve gereksinimlerini Tanrı’ya iletmek işlevi yüklenmiştir.
  • Azizler, insan olmak niteliği ile insanlara, kutsallıkları nedeniyle de Tanrı’ya yakın olan kişilerdir. Azizler, insan oldukları için kolay ulaşılır ve insana özgü sorunları kolay anlayabilecek; Tanrı’nın sevgili kulları olmalarından ötürü Tanrı’ya kolay ulaşabilecek ve isteklerini kabul ettirebilecek aracılardı.
  • Onlar kentleri ve insanları kötülükten korur, hastaları iyileştirir, mucizeler yaratır, insanlarla Tanrı arasında köprü olurlardı.
  • Azizler ölüm yıldönümlerinde (yortu günleri) anılır, onların adına kiliseler ve manastırlar yapılır, betimleri kiliselerin duvarlarını süsler, rölik ve ikonaları da azizin kendisi kadar saygı görürdü. Gösterilen bu saygı kalıntılara ve görsellere değil, azizin bu parçalarda var olan fiziksel varlığına idi.
  • Doğu’nun azizleri, aynı zamanda, dünya işlerinin aktif katılımcısı ve yönlendiricisi olan kişilerdi.
  • Bizans’ın erken döneminde azizlik mertebesine yükseltilmek için izlenen biçimsel bir süreç yoktur; gücün kaynağı dünyasal değildir.
  • Palaiologos’lar döneminde (1261-1453) azizlik derecesine yükseltilmek daha çok bürokratik bir süreç halini almıştı. Kutsallığın kabulü için Patrik’in mührü ve kutsal Synod’un onayı gerekliydi. Yapılan iş, azizin adının ve onun anıldığı yortu gününün Büyük Kilise’nin (Aya Sofya’nın) litürjik takvimine eklenmesiydi.
  • Ünlü röliklerin ve ikonaların bulunduğu bazı kiliseler,  dünya çapında ünlenmişler, tedavi merkezleri, hac merkezleri olmuşlardı.
Yunanistan, Patras Agios Andreas Katedrali’nde Aziz Andreas'ın çapraz çarmıha gerilişini temsil eden katedraldeki fresk. İkonografide Aziz Andreas X ile sembolize edilir. Fotoğraf:blog.radikal.com.tr

Yunanistan, Patras Agios Andreas Katedrali’nde Aziz Andreas’ın çapraz çarmıha gerilişini temsil eden katedraldeki fresk. İkonografide Aziz Andreas X ile sembolize edilir.
Fotoğraf:blog.radikal.com.tr

  • Dini jargonda, Havari/Resul’ler tarafından kurulan kiliselere apostolik deniyordu.
  • Havari Petrus’un kardeşi olduğu rivayet edilen Havari Andreas’ın Grek-Roma Kilisesi’nin kurucusu olduğu 6. yüzyıl sonundan itibaren kayda geçmiştir. 60 yılında Peloponez Yarımadası’nda öldüğü düşünülen Havari Andreas’ın kalıtları Büyük Konstantin tarafından 4. yüzyılda, Konstantinopolis’e getirtilmiş, ama 1204 yılındaki Haçlı işgalinde buradan alınıp, İtalya’ya Amalfi’ye götürülmüştür. Zaman içinde kalıtlar Roma, Yunanistan Patras ve Amalfi arasında bölüşülmüştür. Aziz Andreas’ın haçı, Sovyet dönemi hariç, Rus donanmasının bayrağı olmuş; İskoçya, dolayısıyla Büyük Britanya bayrağında da X simgesi ile yerini almıştır. Ukrayna ve Romanya, Hıristiyanlığın bu aziz tarafından kendilerine ulaştırıldığına inanır.
  • Konstantinopolis Kilisesi’nin kurucu Havarisi olduğu iddia edilen Aziz Andreas’ın iskeleti Konstantinopolis’te Havariyyun Kilisesi’ne konmuştu.
  • Venedikli iki tüccar da Aziz Marcos’un naaşını 828 yılında İskenderiye’den çalıp Venedik’e getirmişti.
 Kilden yapılma Bizans tören ekmeği damgası Çorum Müzesi’nde sergileniyor.

Kilden yapılma Bizans tören ekmeği damgası Çorum Müzesi’nde sergileniyor.

  • 324 yılında Büyük Konstantin’in İznik’te topladığı ilk konsilde (din kurultayı) kararlaştırılan protokol önceliğinde Roma, Antakya, İskenderiye kiliselerinin  onursal hiyerarşide adları geçmişti. Bu kiliselerin patrikleri eşit önem ve yetki sahibiydiler. Teolojik anlamda meşruiyet temsilcileri tarih sırasına göre ise Antakya, İskenderiye ve Roma idi.
  • İlk Hıristiyan imparatorun I. Konstantin olduğu kesindir. Ama ilk Hıristiyan devletin Roma değil, 301-314 yılları arasında Hıristiyanlığını ilan eden Ermenistan olduğu da söylenir.
  • 381 yılında Konstantinopolis’te Theodosius tarafından toplanan konsile Batı’dan hiçbir ruhban gelmemişti. Bu konsilde Konstantinopolis ve Kudüs’e teolojik meşruiyet tanındı. Bu patriklerin yetkileri de ilk üçünün yetkilerine eşitlendi. Buna, Beşli Hükümet, pentarşi dendi. Bu konsilde saptanan kutsal kurala göre, “Konstantinopolis Patriği, Roma Patriği’nden sonra ikincidir. Bununla birlikte Roma Patriği’nden sonra gelen Konstantinopolis Patriği’nin onursal önceliği vardır; çünkü temsil ettiği kent, Yeni Roma’dır” diye kayda geçirilmişti.
  • Tabii hepsinin üstünde Pontifex Maksimus olan Roma İmparatoru vardı. Bu beş patriği yargılayabilecek tek merci imparatordu.
  • Ekümenik Konsiller’in kurallarına uyan tüm Hıristiyanlara Ortodoks, yani “doğru yol izleyenler” deniyordu. Konstantinopolis’in Latin işgalinden sonra ise Ortodoks, İsa’nın öğretisini Yunanca yazıp okuyanların mezhebini tanımlar oldu.
  • 450 yılında Khalkedon’da toplanan konsil kararlarını reddeden Ermeniler, özgün dil ve alfabeleriyle yazıp okudukları İncil’le birlikte Monofizit doktrinini benimsemişti.  Ermeni Apostolik Ortodoks Kilisesi, 553 yılında gerek Doğu Roma, gerek Batı Roma Kiliselerinden bağımsızlığını resmen ilan etmiş, özerk bir yapılanma olmuştur. Ayin dili klasik Ermenice, Grabar, olup, patriklerine Katolikos denmiştir. Evrensel (Katolik) ve doğru yol (Ortodoks) kavramlarını buluşturan bir öğretidir. Doğu’da başka özerk kiliseler ve cemaatler de vardır; Süryaniler ve Kıptiler gibi.
  • Doğu Roma İmparatorluğu’nun Ege kıyıları ve Balkan topraklarında, Doğu Roma Hıristiyanlığının bir hizibi Bogomil mezhebi ortaya çıkmıştı. Boşnakların kökenini oluşturan Bogomil öğretisi, Hıristiyan dinini düalist bir sentezle yorumluyordu. Bu mezhebin, İtalik Yarımadası’nda Patarini, Fransa’nın güneyi ve İspanya’nın kuzeyinde Kathar adını alan müritleri Avrupa’da yayıldılar ve kıyıma uğradılar.
  • İmparator IX. Konstantin Monomakhos, İtalya’ya saldıran Normanlar’a karşı askeri yardım ve Grek-Latin Kiliseleri arasında barış yapılmasını Papa IX. Leo’ya önerdi. Papa, Konstantinopolis’e bir barış delegasyonu yolladı. Papalık elçileri ile Konstantinopolis Patrikhane temsilcileri, kamuya açık yapılan tartışmalarda, birbirlerini dinden sapmakla suçladılar. 16 Temmuz 1054 tarihinde Papalık tarafı Konstantinopolis Patrik’ini dini inkar suçundan aforoz; Yunan ritüeli izleyen tüm Doğu Roma Kiliselerini kafir ilan etti. Patrik, kentte bir isyan başlatarak Papalık delegasyonunu kaçmak zorunda bıraktı. 24 Temmuz 1054 tarihinde ise Batı Romalı müzakereciler bir karşı fermanla aforoz edildi ve Papalık fermanı törenle yakıldı. Böylece Hıristiyan dünyada ilk bölünme kesinleşti.
Hazreti İsa’nın Edessa Kralı Abgar’a yazdığı mektup olduğu iddia edilen, Çorum Müzesi bahçesinde sergilenen, Çorum ile Şanlıurfa arasında çekişmeye sebep olan eser. Fotoğraf:www.edessatv.com

Hazreti İsa’nın Edessa Kralı Abgar’a yazdığı mektup olduğu iddia edilen, Çorum Müzesi bahçesinde sergilenen, Çorum ile Şanlıurfa arasında çekişmeye sebep olan eser.
Fotoğraf:www.edessatv.com