Etiket arşivi: aşk

Çağdaş Sanata Varış 329|Çağdaş Sanata Yöneltilen Eleştiriler

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş. Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş.
Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

  • Dünyadaki büyük metropollerin hepsinin birbirine benzemesi, mimarinin kendini kopyalaması olarak düşünülüyor.
  • Sanatın insanı şaşırtması, sarsması gerektiği genel kabul gören bir kanı. Ama çağdaş görsel sanat yapıtlarının aracı amaç haline getirdiği; bütün meselenin hüner göstermeye indirgendiği; sanatın gösteri yanının ağır basmaya başladığı; hatta lunapark derinliğine indiğini; söylenmek istenen sözlerin çok sıradan olduğu; çağdaş sanatçının daha az estetik, daha çok etik talep ettiği; içerik ön plana çıktıkça da sığlaşmaya, zayıflamaya başladığı getirilen eleştiriler arasında.
  • Nasıl ki popüler kültürün baskısı bir dönem edebiyatı tepki olarak felsefe yapmaya ittiyse, görsel sanatta da özellikle Pop Art akımına tepki olarak Kavramsal Sanat bir dönem için önem kazanmıştı. İki alanda da derinleşme uzun sürmedi, küreselleşmenin etkileriyle bir kez daha tezli ya da slogancı edebiyat ağır basar oldu, Kavramsal Sanat da yerini yerleştirme, video, fotoğraf gibi araçlarla bir tür slogancı sanata bıraktı. Etik açıdan derinleşmek yerine, etik boyut giderek sığlaştı, politikleşti. Çağdaş sanat gazeteciliğe, röportaja, belgesele benzemeye başladı, deniyor.
  • Politik ya da sosyolojik kurgularla, estetiğin tamamen ikinci plana atıldığı, çarpıcı söz söylemenin en önem verilen konu olduğu söyleniyor. Çağdaş Sanat derinlikli sanat yapıtları değil, çarpıcı tek söz söyleyen politik ya da sosyolojik kurgular olmakla suçlanıyor.
  • Etik boyutu tamamen politikaya indirgeyen, gerçekliğe slogancı, yararcı açıdan yaklaşan, güzelliği yadsıyan bir estetik.
  • Militan sokak estetiği.
  • Radikal olmayı taklit eden ama hiç radikal olamayan bir başkaldırı.
  • Çağdaş sanatta “güzel” büsbütün anlamsızlaşıyor, çağdaş sanat bizi çirkinin, korkunç olanın ortasında bırakıyor.
  • Çağdaş sanat bize karşı şiddet uygulayarak uyarıyor bizi.
  • Çağdaş sanatın dinin yerine geçme eğilimi var.
  • Zanaat eksikliği ile malul.
  • İfade düzeyinde zaman zaman fazla kolaylaşabiliyor.
  • Venedik Bienali’nde 100 yıldır hangi ülkeler askeri, ekonomik açıdan güçlüyse onların pavyonları var. Diğer ülkeler kenarda köşede yer alıyor. Çağdaş Sanat, bütün başkaldırı iddiasına rağmen, bu ekonomi-kültür-coğrafya politikalarına hala tutsak.
  • Çağdaş Sanatı, aşırı incelikle en üst düzeyde basitliğin birbirine girdiği bir yapı olarak tanımlayanlar da var.
  • Bu dönemde kültür kelimesinin sanat kelimesini; teknoloji kelimesinin bilim kelimesini; yönetim kelimesinin politika kelimesini; cinsellik kelimesinin aşkı sildiği öne sürülür.
David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013. Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013.
Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010. Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010.
Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

  • Çağdaş görsel sanat izleyiciye kendini tanımayı ve var olmayı öğreten değil, sadece öfkelenme yolları öneren bir sanat olarak eleştiriliyor.
  • Marksist düşünür Theodor Adorno’nun (1903-1969) estetik teorisi de bir ders veya mesaj vermeye adanmış bir sanat eseri yaratmanın terk edilmesi gerektiği üzerineydi. Sanat eseri dünyanın gidişatına, örneğin mevcut toplumsal düzene, sadece formu yoluyla direnmelidir. Jacques Lacan da (1901-1981) sanatla alakasız bir şeyler ifade etme düşüncesine karşıdır. Sanat kurumunun alternatiflere dikkat çekme amacı taşımadığını belirtmiştir.

 

Süslenmeye Dair 2

El ve Saç

  • Çinli alimlerin çoğu el emeğiyle çalışamayacak kadar zeki ve alim olduklarını göstermek için tırnaklarının uzatırlardı. Kimisi sadece bir tırnağını uzatırdı. Dul İmparatoriçe Ci Hi (1835-1908) her tırnağını ellerinin yaklaşık iki katı kadar uzatmıştı.
  • Değişik giysiler, bazı inançlara göre, uğur ya da uğursuzluk getirebilir. Ayrıca bedenin belirli bir yerinin herhangi bir giysi ile kapatılması, o yere büyülü bir nitelik katar. El, bir güç ve üstünlük kaynağı olarak düşünülmüştür. Ortaçağ saray geleneklerine göre, düğün töreninde kadının eli tutulurdu. Kadının elini öpmek, evlenirken parmağına yüzük takmak hep ele verilen önemin göstergeleri olmuştur.
  • Homeros’un eserlerinden birinde Kral Laertes’in elinde eldiven bulunduğu yazılıdır. Tarihçi Herodot da Leotkhides’in bir eldiveni rüşvet alınan altın paralarla doldurduğunu yazar.
  • Elin giysisi olan eldivene aşk, sevgi, saygı nitelikleri uygun görülmüştür. Eldiven, çok uzun süre, bütün toplum kesimlerinde bir numaralı süs eşyası olarak görülmüştür. İnsanın düşürdüğü eldiveni eğilip yerden kendisinin alması uğursuzluk, bir başkasının eldivenini yerden almak ise uğur getirirdi (nezakete davet). Bir kadının kayıp eldivenini bulmak, o kadınla aşk yaşanacağına işaretti. Eldiven hediye etmek ise uğursuzluk getirirdi.
  • Eldiven ile düello arasındaki bağlantı da çok ünlüdür.
  • Nepal’de kadınlar sadece tek ellerine, yemek yemedikleri ellerine oje sürerler.
1861’de, kocası İmparator Xianfeng’in ölümünün ardından Çin’in yönetimi İmparatoriçe Cixi’ye geçti. Cixi, 47 yıllık saltanatı boyunca acımasız bir hükümdar olduğunu gösterdi. Fotoğraf: Filoji.com

1861’de, kocası İmparator Xianfeng’in ölümünün ardından Çin’in yönetimi İmparatoriçe Cixi’ye geçti. Cixi, 47 yıllık saltanatı boyunca acımasız bir hükümdar olduğunu gösterdi.
Fotoğraf: Filoji.com

  • Sümer saray kadınları uzun saçlarını tek örgü haline getirip başlarının çevresine sarar; iğneler, kurdeleler ve boncuklarla işlenmiş başlıklar takarlardı.
  • Eski Mısır’da ergenliğe kadar çocukların saçları kazınır, genellikle bir çocuk olarak tasvir edilen Tanrı Horus’a atfen, sadece kulaklarının arkasında bir tek örgü bırakılırdı.
  • Eski Mısırlılar, saç losyonları kullanırlardı.  Eski Mısır metinlerinde saç bitlerinden kurtulmak için kullanılan zeytinyağlı losyon tariflerine rastlanmış. Zengin erkekler ve kadınlar peruka takardı.
  • Antik Mısır’da kadınlar kocaları ölünce saçlarını keserlerdi.
  • Yunan kadınların saçları uzun ve bağlıydı. Sadece kadın kölelerin ve yas tutan kadınların saçları kısa olurdu.
  • Yunan erkekleri sakallıydı. Roma’da sakal modasını İmparator Hadrianus (117-138) başlatmıştı.
  • Çinli kadınların yüksek saç modelleri vardı. Bunun için takma saç da kullanırlardı. Yeşim taşından, altından, gümüşten, camdan veya fildişinden iğneler ve taraklar kullanarak saç modellerini tamamlarlardı.
  • Saç, önceleri gücün, sağlığın, diriliğin bereketin simgesiydi. Samson, gücünü uzun saçlarından alıyordu. ABD’de günümüzde yıldız falına bakıp, burçlara göre saç biçimleri öneren uzmanlar var.

 

Çağdaş Sanata Varış 282|Çağdaş Enstalasyon 2

Mother and Child Divided, Damien Hirst, 1993. Cam, silikon, inek, buzağı, formaldehit çözeltisi. Sanatçı her zaman ölüm, hayat, sanat, aşk, gerçek gibi büyük temaları seçmiştir. Hirst ölü hayvanları, parçalanmış veya tam olarak kullandığı birçok eser üretmiştir. Bu eserler, kendi ifadesine göre, insanları memento mori’ye (ölümü hatırla) karşı daha vurdumduymaz kılmayı amaçlamaktadır. Fotoğraf:www.damienhirst.com

Mother and Child Divided, Damien Hirst, 1993.
Cam, silikon, inek, buzağı, formaldehit çözeltisi.
Sanatçı her zaman ölüm, hayat, sanat, aşk, gerçek gibi büyük temaları seçmiştir.
Hirst ölü hayvanları, parçalanmış veya tam olarak kullandığı birçok eser üretmiştir. Bu eserler, kendi ifadesine göre, insanları memento mori’ye (ölümü hatırla) karşı daha vurdumduymaz kılmayı amaçlamaktadır.
Fotoğraf:www.damienhirst.com

  • Damien Hirst (1965-) başlangıçta ölümle, doğanın ham haliyle sanat güzelliği arasında bir ilişki kuruyordu. Bir Enstalasyonunda koyunu kesiyor, iki ayrı cam kaba yerleştiriyor; İzleyici, yaklaşınca tek bir koyun, uzaklaşınca iki parçaya ayrılmış bir koyun görüyordu. Hirst, köpekbalığı, inek, kuzu gibi hayvan ölüleri kullanarak gerçekleştirdiği Enstalasyonlarında ölüm temasını birer natürmort edasında irdeledi.
  • Bir başka Enstalasyonunda, çürüyen, sinekler tarafından yenen bir koyun kafasını sergiliyor, pis koku galeriye yayılıyordu. Damien Hirst, Tracey Emin ve daha pek çok Britanyalı sanatçı, adlarını Enstalasyonlar ile duyurmuştur.
  • 2008 yılında Afrika’daki AIDS programını desteklemek üzere New York Sotheby’s’de bir müzayede düzenlendi. Bu müzayedeye Hirst, toplam 19 milyon dolar değerinde yedi eserini verdi. Bunların arasında 7 milyon 150 bin dolara satılan ve içi HIV için kullanılan ilaçlarla dolu bir ecza dolabının yer aldığı When There’s a Will, There’s a Way (Niyet Varsa Yol Bulunur) adlı çalışması da vardı. Müzayede için eser toplama işini de o yapmıştı. Bu, o güne dek gerçekleşen en büyük yardım müzayedesi olmuş, eser veren 17 sanatçı fiyatlarda rekor kırmış, 42,5 milyon dolar toplanmıştı.
gör/bak/deniz (sea/see/saw), Caitlind r.c. Brown ve Wayne Garret, 2015. Onuncu yıl kutlaması için Suna İnan Kıraç Vakfı, Pera Müzesi, birlikte çalışan Kanadalı iki sanatçıya bir Yerleştirme sipariş etti. Sanatçılar on bin kullanılmış gözlük merceğini on metre çapında bir daireye yerleştirerek oluşturdukları hareketli eser müze binasının cephesine monte edildi ve altı ay boyunca orada kaldı. gör/bak/deniz, tanıdık bir mekanı yeni bir gözle/mercekle görmek; müzenin şehrin kültürel hayatına katkısını mercek altına almak; yeni bir gözle mekan algısını değiştirmek; rüzgarla hareket eden eserin Haliç’in yüzeyini binaya yansıtarak izleyenlere anlık bir perspektif kayması yaşatması; merceklerin izleyiciyi izlenen haline dönüştürmesi; gösterge ile gösterilenin yer değiştirmesi; merceklerin görüşümüzü değiştirmesi ve gözlüklerin bir alt metin yaratması sorgulanırken, eser, görmenin gücünü vurguluyordu. İzleyicilere deneysel anlar yaşatan Yerleştirmenin yaratıcıları, kullanılmış nesneleri yeniden değerlendirerek geri dönüşüme; İstanbullulardan toplanan kullanılmayan gözlükler ile de toplumsal işbirliğine vurgu yapmayı hedefliyordu. Fotoğraf:kucukseyirdefteri.blogspot.com

gör/bak/deniz (sea/see/saw), Caitlind r.c. Brown ve Wayne Garret, 2015.
Onuncu yıl kutlaması için Suna İnan Kıraç Vakfı, Pera Müzesi, birlikte çalışan Kanadalı iki sanatçıya bir Yerleştirme sipariş etti. Sanatçılar on bin kullanılmış gözlük merceğini on metre çapında bir daireye yerleştirerek oluşturdukları hareketli eser müze binasının cephesine monte edildi ve altı ay boyunca orada kaldı.
gör/bak/deniz, tanıdık bir mekanı yeni bir gözle/mercekle görmek; müzenin şehrin kültürel hayatına katkısını mercek altına almak; yeni bir gözle mekan algısını değiştirmek; rüzgarla hareket eden eserin Haliç’in yüzeyini binaya yansıtarak izleyenlere anlık bir perspektif kayması yaşatması; merceklerin izleyiciyi izlenen haline dönüştürmesi; gösterge ile gösterilenin yer değiştirmesi; merceklerin görüşümüzü değiştirmesi ve gözlüklerin bir alt metin yaratması sorgulanırken, eser, görmenin gücünü vurguluyordu.
İzleyicilere deneysel anlar yaşatan Yerleştirmenin yaratıcıları, kullanılmış nesneleri yeniden değerlendirerek geri dönüşüme; İstanbullulardan toplanan kullanılmayan gözlükler ile de toplumsal işbirliğine vurgu yapmayı hedefliyordu.
Fotoğraf:kucukseyirdefteri.blogspot.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 223| Postmodernizm’e Eleştiriler 2

Fotoğraf: www.okumakayricaliktir.net

Fotoğraf: www.okumakayricaliktir.net

  • Postmodernizm’in bir akım veya hareket olmadığı, çünkü bir isyan jargonu taşımadığı söylenir.
  • Bir başka eleştiri ise, Postmodernizm’in ne geçmişe ne de bugüne bağlı olduğu yönündedir..
  • ABD’li sanat eleştirmeni ve felsefeci Arthur Danto (1924-2013), ilkini 1984 yılında yayımladığı Sanatın Sonu ve Sanatın Sonunun Ardından adlı eserleriyle, sanatın sonunu ilan etmiştir. Bu ifade ile, Modern sanatın temelindeki geleneksel kültürel fikirlerin toplumsal ilerleme inancı, belirli ideallere bağlılık, sanatın izleyicisini aydınlatma ve geliştirme kapasitesine sahip olduğu inancının yerini kültürel göreceliğe, pazarlamanın pragmatik taleplerine, sponsorların ve kurumların ihtiyaçlarına bıraktığını anlatmak istemiştir.
  • Madem ki Çoğulculuk, yani “farklılığı çoğaltmak” Postmodern’in umududur, Postmodern mimari NY’dan Delhi’ye her yerde olduğuna göre, Postmodernizm’in çoğulcu ve yerel olma iddiası ne oldu, diye sorulur.
  • Postmodernizm’de orijinalite yokluğu çekiliyor; yeni gibi gözüken her şey geçmişin orijinalitesinden besleniyor, denir.
  • Postmodernist kuram yoktur, sınıflama, tanımlama yoktur, sanat sayılan- sayılmayan yapıt ayrımı yoktur. Dolayısıyla öyle bir estetikten söz edilemez.
  • Postmodern düşünürlerin çoğu insanları, tedirgin ve mutsuz eden, onları sürekli her şeyi sorgulamaya iten bir yaşamla karşı karşıya bırakır.
  • Tutarsızlık ve amaç yoksunluğu Postmodernizm’in tek tutarlı özelliğidir.
  •  ‘Las Vegas’tan Öğrenmek’ demek, kitsch’i temize çıkarmak çabasıdır.
  • Bilim ve sanatta mükemmellik yerine gelişme içinde olduğunu varsaymak tüm yapıtlara bir bitmemişlik duygusunu da beraberinde getirmiştir.
  • Bilgi TV oyununa malzeme olmuş, Tokyo’da Fransız Parfümü sürülüp Hong Kong’da Retro giyiliyor. İktidarın adı sermaye. Eklektik yapıtlar için alıcı- izleyici bulmak kolay. Sanat kendisini kitsch kılarak amatörün beğenisini pohpohluyor. Galeri sahibi, sanatçı, eleştirmen ‘ne olursa olsunculuk’ta anlaşıyorlar. Zaman gevşeme ve rahatlama zamanı. Bu ‘ne olursa olsun’ realizmi aslında paranın realizmi. Yapıtların değerini karlılıkla ölçmek yararlı bulunuyor.
  • Postmodernist’ler, Kitsch’i, TV dizilerini, Readers Digest kültürünü, reklamcılığı, motelleri, B tipi Hollywood filmlerini, sözde edebiyatı (ucuz baskı korku, aşk, popüler biyografi, cinayet, bilim kurgu, fantezi romanı), hepsini büyüleyici bulurlar.
  • Postmodern çağın hisleri, tuhaf bir aşırı coşkunun egemenliği altındadır.
  • Öznenin kaybolması, kişisel üslubun giderek daha zor bulunur olması.
  • Postmodern mimarlar geçmişin tüm mimari üsluplarını akıllarına estiği gibi, ilkesizce yağlamayıp, aşırı- uyarıcı kümelenmeler halinde bir araya getirmektedirler. Tasasız bir eklektisizm hakimdir.
  • Postmodernizm, soylu amaçları gözden düşürmüştür.
  • Bu dönemde, ideallerin yerini iyi bir meslek ya da beceri edinme almıştır.
  • Cahillikten suçluluk duymak kalmamıştır; bir daha geri gelmemek üzere aydının iktidarının sonu gelmiş, aydın ölmüştür.
  • Bu dönemde, siyaset alanında da akıldışı akımlar güçlenmiştir.
  • Arılık arayışı, sıradan bayağı ve gündelik olandan uzak durma çabası terkedilmiştir.
  • Postmodernizm , ciddiyeti aşağılıyor.
  • Mısır asıllı ABD’li edebiyat teorisyeni, eleştirmeni ve yazar İhab Hassan (1925-2015): “Postmodernizm, biçimsel kaygının öne çıktığı, canlılığını yitirmiş bir Modernizm’dir.”
  • Özgürlüğün/üslubun yerini gibilik vasfı almış; gibilik vasfı, sahicilik vasfı gibi sunulmaya başlamıştır.
  • Bu dönemde, sanatsal aktivite özerkliğini yitirmiş, büyük oranda sisteme entegre olmuştur.
  • Bu dönemde bir nesnenin sanat yapıtı olması için öyle sunulmasının yeterli olacağı sanılıyor.
  • Sanatın gerekliliğine duyulan inanç zayıfladıkça, sistemin sanatı ve sanatçıyı payelendirmesi daha abartılı hale gelmiştir.
  • Postmodern’i yaşatan ve destekleyen Sağcı politikalardır.
  • Postmodern sanatta metalar fetişleştirilmiştir. Dolayısıyla bu tavırla sisteme karşıtlık olası değildir. Postmodernizm, statüko ile uzlaşır. Postmodernizm, politik olarak iktidarsızdır.
  • Reklamın hedefi artık yeni bir metalaşmış gerçeklik yaratmaktır.
  • Bireysel ilgilerin çeşitliliğine yanıt vereceği sanılan seçim olanağı bolluğu, bireylerin hiçbir şey seyretmemeyi seçmesine yol açmıştır. Zapping ile kendi Postmodern gösterinizi kendiniz yaratıyorsunuz. Zapping yüzeysel bir sabırsızlığın Postmodern belirtisidir. Zapping, sıfır bilinçtir.
  • Postmodernizm kutuplaşma yaratmıştır. Değişik toplumlar, değişik değer yargıları kabul görünce, birey yok olmuştur.
  • “Sahtelerin gerçeği” yaratılır. Güneydoğu Asya’da “hakiki taklit”, bölge ekonomisinin %20′sini oluşturmaya başlamıştır.
  • Eleştirel Postmodernizm, kitle iletişimi imajlarına ve sunum tarzlarına müdahale eder. Kitle iletişimi, baskıcı kalıplar ve kapitalist ideolojiyle dolu bir imaj bankası olarak görülür.
  • Güçlü Postmodernizm, medya ve tüketici toplumunun dillerini bozar ve aynı zamanda burjuva dünyasının kayıtsızlığını eleştirir.
  • Postmodernizm avangardın yalnızca bir simülasyonunu sunar.
  • Postmodern’ler ezoterizme (edinebilmek için inisiye olmayı gerektiren, sadece üyelere açık gizli bilgi) kayıyorlar, mantığın ve sözün hiyerarşik üstünlüğünü yıkıp retoriği ve yazıyı öne çıkarıyorlar.
  • Postmodernizm’in Hıristiyanlığa sert bir darbe olduğunu söylerler. Yapısöküm, bazı eleştirmenler tarafından teoloji karşıtı olmakla suçlanır. Postmodernliğin özündeki materyalizmin bir ateizmi ya da inançsızlığı işaret ettiğini öne sürerler.
  • Modernizm, sanatı kitleden kopardığı, onu bir bilgi nesnesi haline getirdiği için eleştirilmişti. Postmodern Sanat bunu kırmayı, seçkinci tavrı dışlamayı öngörüyordu. Sonunda ortaya çıkan felsefe-düşünce-sanat ilişkisi ile büsbütün seçkinci, mutlakiyetçi bir bilgi anlayışını öne çıkardı. Sanat yapıtı değil, sanat bilgisi ağırlık kazandı.
  • Postmodern dönem, etik değerlerin ve sorumlulukların yok sayıldığı, hiç değilse ikinci plana itildiği bir dönem oldu.
  • Cinsellik bir tüketim nesnesine dönüştü. Bu, sanatın sorumluluğunu unutmasıdır.
  • Ernest Gellner’e (1925-1995) göre Postmodernizm, sömürgeciliğin bedelini ödemek için öznelciliğin batağına saplanmıştır. Sömürgecilik döneminde benimsenen nesnellik, gerçekte bir egemenlik kurma aracıydı. Öznelci görecelik ise, bu araçtan kurtulmanın bir yolu gibi görülmüştür. Postmodernizm, bir öznellik histerisidir.
  • Mario Vargas Llosa’nın (1936-) Hınzır Kız adlı eserinde yer verdiği Postmodernizm eleştirisi şöyledir:

Paris’te Mayıs 1968 Devrimi sonrasında alışkanlıklar daha özgürleşti ama kültürel bakış açısıyla, ünlü bir kuşağın (Mauriac, Camus, Sartre, Aron, Merleau Ponty, Malraux) tamamen ortadan kayboluşuyla birlikte sessiz bir kültürel geri çekilmenin yaşandığı o yıllarda, düşünce üstatları şahsiyetler artık yaratıcıların arasından değil eleştirmenlerin arasından çıkmaya başladı: Kibirli ve ezoterik belagatleriyle kendi tilmiz grupları içinde yalıtık ve kültürel hayatları bu evrimin sonucunda daha da banalleşen halk yığınlarından giderek uzaklaşan, önce Michel Foucault ve Roland Barthes gibi Yapısalcılar, sonra da Gilles Deleuze ve Jacques Derrida gibi Yapısökümcüler.”