Etiket arşivi: ArtInternational İstanbul

Çağdaş Sanata Varış 301|Ekolojik Sanat 1

İsimsiz, Herbert Golser, 2014. ArtInternational İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İsimsiz, Herbert Golser, 2014.
ArtInternational İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Antik dönemde Stoacılar, ilahi akışa kendimizi bırakarak mutlu olmamızı tavsiye etmişlerdi. Çünkü evren böyle işliyordu. Ya da akıntının tersine yüzmeye çalışıp mutsuz olabilirdik.
  • İspanya, gümüş ve demir yataklarının zenginliği nedeniyle Hanibal’ in ailesi Barcalar’ı kendine çekmişti. Romalılar döneminde, bu madenlerde yaklaşık 40.000 köle çalıştırılıyordu ve günde yaklaşık 5 ton gümüş üretiliyordu. Bu bölgede ve Roma İmparatorluğu’ nun hemen her yerinde bu kadar çok metal işlenmesi, Roma döneminde Grönland’ın buz çekirdeklerinde büyük bir kirlilik oluşması sonucunu doğurmuştu. Böylesi bir kirlilik, 19. ve 20. yüzyıla kadar bir daha görülmedi.
    Yani, çevre sorunu yeni değil.

 

 

  • Orta Asya’yı dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline getirmeyi tasarlayan Sovyetler Birliği döneminde Aral Gölü’nü besleyen Amu Derya ve Siri Derya’nın suları pamuk tarlalarının sulanması için kullanılmaya başladı. Bu politikanın sonucunda Özbekistan 1980′lerde dünyanın en büyük pamuk üreticisi haline geldi. Beslenemeyen Aral’ın kurumasıyla bölgedeki iklim de değişti. Yağmurlar azaldı, yeşil alanlar kuraklaştı. Aral’a yakın tatlı su göletleri de Aral’la birlikte kurudu. Aral’ın beslediği bitki örtüsü içerisinde yaşayan antilop sürüleri yeryüzünden silindi. Balıkçılık bitti. Aral, sadece bir örnek.
  • Endüstri için olmazsa olmaz üç hammadde var: çelik yapımında kullanılmak üzere demir, makineleri çalıştırmak için yakıt ve tüm hareketli parçaları birbirine bağlamak ve korumak için kauçuk.
  • Sık tropikal ormanlar kesilerek, yakılarak, yağmur ormanları yok edilerek  yerine  kauçuk ağacı dikiliyor.
  • Ürün, dünyanın bu yoksul kesiminde yaşayan insanlara refah getiriyor, bölgenin yalıtılmışlığına son veriyor.
  • Dünyanın büyük çeşitliliğe sahip ekosistemleri monokültür yapılan tarım alanlarına dönüşüyor. Monokültür, belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan bir tarımsal yöntem. Endüstriyel tarımda sıklıkla kullanılan bu yöntem, kısıtlı işgücü olanaklarına sahip bölgelerde yüksek hasat oranlarına ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.
  • Kauçuk ağacı ekimi, dünya tarihinin en büyük ve en hızlı ekolojik değişimlerinden birine neden oluyor.
  • Kauçuk ağaçlarının çok fazla suya gereksinim duyması nedeniyle kuyular ve nehirler kuruyor, bu durumda ekosistemlerin zarar görmesinden kaygılanılıyor.
Global Karaköy’deki Banksy sergisinden. Yakıt üretiminde kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ekiminin yaygınlaşması, kozmetik ihtiyacı için Endonezya’da palmiye yağı üretimi amacıyla ormanların kesilmesi önemli ekolojik zararlara yol açmaktadır. Toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik yıkımlar tırmanışa geçmektedir. Fosil yakıt türleri, aşırı kullanıldığında çevreye birtakım zararlar verir. Asit yağmuru oluşumuna neden olmak, havanın karbondioksit oranını artırmak, iklim değişikliği yaratmak, küresel ısınma fosil yakıtların yol açtığı başlıca çevresel zararlar arasındadır.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

Global Karaköy’deki Banksy sergisinden.
Yakıt üretiminde kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ekiminin yaygınlaşması, kozmetik ihtiyacı için Endonezya’da palmiye yağı üretimi amacıyla ormanların kesilmesi önemli ekolojik zararlara yol açmaktadır. Toplumsal eşitsizlikler ve ekolojik yıkımlar tırmanışa geçmektedir.
Fosil yakıt türleri, aşırı kullanıldığında çevreye birtakım zararlar verir. Asit yağmuru oluşumuna neden olmak, havanın karbondioksit oranını artırmak, iklim değişikliği yaratmak, küresel ısınma fosil yakıtların yol açtığı başlıca çevresel zararlar arasındadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

 

 

 

Şiddet 24 | Kadına Yönelik Şiddet Mizojini 1

En el Filo, Javier Pérez, 2012. ArtInternational İstanbul 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En el Filo, Javier Pérez, 2012.
ArtInternational İstanbul 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Erkeğin kadına üstünlüğünü açıklayan düşünce ve inanç sisteminin adı mizojini’dir. Kadından nefret ya da kadını aşağılama olarak tanımlanır. Mizojinide erkekte cinsel arzu uyandıran kadın suçludur.
  • Psikoloji, mizojininin kökenlerini ana-oğul ilişkisinde arar. Korku da bir başka etkendir.
  • Çok eski dönemlerden beri, pek çok kültürde, adet görme tabulaştırılmıştır. Bu dönemde kadınların her şeyi yok edebilecek büyük bir güçle yüklü olduğu varsayılmıştır. Bu gücü, herkesin güvenliği için, sınırlamak tabunun amacıdır.
  • Adetten gelebilecek tehlikelerden bazıları şunlardı: birayı, şarabı, sirkeyi, sütü bozardı; ürünleri yakardı; fideleri öldürürdü; bahçeleri kuruturdu; yemişleri dökerdi; aynaların ışığını soldururdu; usturaları köreltirdi; demiri ve pirinci paslandırırdı; arıları öldürürdü; kısraklara yavrusunu düşürtürdü; ağaca çıksa ağacı kuruturdu vb. Bu yüzden adet görmekte olan kadının, toprağa basmaması, güneşi görmemesi lazımdı.
  • Adet döneminde Avustralyalı kadınların erkeklerin kullandığı şeyleri kullanması yasaktı; bunu yaparlarsa cezaları ölümdü. Çocuk doğurduklarında diğer insanlardan ayrılır, bu dönemde kullandıkları kaplar yakılırdı.
  • Bazı Kuzey Amerika Kızılderilileri arasında kadınların aybaşı dönemlerinde erkeklerin kap kacağına dokunmaları yasaktı. Bu dönemdeki kadınlar kirli kabul edildikleri için, daha sonra kullananlara bir zarar verebilir veya şanssızlık getirebilirlerdi.
  • Güney Amerika Kızılderilileri, ilk kez adet gören genç kızları hamakta kırbaç ile döverlerdi. Çünkü tehlike ilk adette özellikle büyüktü.
  • Alaska Eskimoları arasında hiç kimse, lohusalık döneminde bir kadının kullandığı eşyayı arınıncaya kadar isteyerek kullanmazdı.
  • Hindu Brahmanlar, adet gören bir genç kızla karşılaşmanın uzun ve mutlu yaşamı engelleyecek yedi günahtan biri sayarlar. Bu duruma düşmüş olan Brahmana bir şey yemek yasaktır.
  • Hindu dini, adet gören kadına karşı çok katıdır; bu kadınlarla ilişkiyi kesinlikle yasaklar. Adet günlerinde bir erkeğin eline değmiş olan kadınların kırbaçla dövüldükleri olur-du.
  • Kadınların gerek adet dönemi gerekse lohusalık kanamalarından duyulan derinlere kök salmış korku, eski dönemlerde onların bu dönemde tecridini getirdiği gibi, günümüzde de tapınaklara alınmamaları ile sürmektedir.
En Puntas, Javier Pérez, 2012. ArtInternational İstanbul 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En Puntas, Javier Pérez, 2012.
ArtInternational İstanbul 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Güzel kız çocuk tehlikelidir. Ergenliğe adım atma yaşında daha da tehlikeli olur. Ergenliğe erişen kıza tokat atmak, kadın olmasının tehlikesini atlatmak gayesini taşır.

 

 

Özbekistan Gezisi 48 Politik Gelişmeler 1

  • Özbekistan, nüfusu, coğrafi konumu, doğal kaynakları ve ekonomisi ile bölgenin güçlü devletlerinden biridir. Orta Asya’da tarihsel, kültürel, hatta stratejik çekim merkezi Özbekistan’dır.
  • SSCB’den  bağımsızlık sonrası oluşan Orta Asya’daki rejimlerin tümü devlet başkanlığı sistemini uygulamaktadır.
  • Bağımsızlık sonrası bölge ülkeleri arasında yaptığı reformlar, yabancı yatırımın ülkeye çekilmesi ve serbest piyasa ekonomisine geçişte en başarılı ülke olan Özbekistan, yoğun nüfusuna rağmen 1990’lı yıllarda ekonomik verilerde açıkça gözlenebilen ilerlemeler sağlamıştır.
  • 2008 yılında Dünya Bankası tarafından, ülkelerin nominal Gayri Safi Yurtiçi Hasılasına göre yapılan sıralamada, 182 ülke içinde bölge ülkelerinin sıralamasına baktığımızda, Kazakistan 51., Azerbaycan 72., Özbekistan 83., Türkmenistan 97., Afganistan 117., Tacikistan 137., Kırgızistan 140. sırada yer almaktadır. Bu listede Türkiye Cumhuriyeti 17. sıradadır. Bu sıralamaya göre Türkiye Cumhuriyeti’nin GSYH’si 794,228 milyon ABD Doları iken, Özbekistan’ınki 27,918 milyon ABD Dolarıdır.
  • Uluslararası Para Fonu’nun kişi başına nominal Gayri Safi Yurtiçi Hasılalarına göre 2011 yılı verileri ile 184 ülke arasında Kazakistan 58., Azerbaycan 75., Türkmenistan 98., Özbekistan 135., Kırgızistan 151., Tacikistan 155. sırada yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bu listede 62. sıradadır.
  • Özbekistan’daki politik gelişmelere, diğer Türki Cumhuriyetlere ve otoriter yönetimlerin işleyişine de ışık tutacağı için biraz detaylı yer vermek istiyorum.
Kazak sanatçı Yerbossyn Meldibekov, Taşkent’teki Navoy Opera ve Bale Tiyatrosu’nun yer aldığı fotoğraflarla rejim değişikliğini betimlemiş. ArtInternational İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kazak sanatçı Yerbossyn Meldibekov, Taşkent’teki Navoy Opera ve Bale Tiyatrosu’nun yer aldığı fotoğraflarla rejim değişikliğini betimlemiş.
ArtInternational İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Stalin’in 1937-38 yıllarındaki Büyük Temizlik Hareketi sırasında, aralarında Özbekistan başbakanı Feyzullah Hocayev ve Özbekistan Komünist Partisi birinci sekreteri Ekmel İkramov’un da bulunduğu çok sayıda Özbek milliyetçi bir komplo hazırlığı içinde oldukları gerekçesiyle idam edilmiş, Stalin’in ölümünden sonra saygınlıkları iade edilmişti.
  • Sovyet yönetiminin reformlara yöneldiği 1980’lerde Özbekistan’da çeşitli karışıklıklar yaşanmıştı. Fergana Vadisi’nde 1989’da Sünni Özbekler ile Şii Mesketler arasında çıkan çatışmalarda yüzlerce kişi ölmüştü. Tacikistan’da çıkan savaş sırasında Özbekistan’daki Mesketler’e saldırılar yapılmıştı.
  • Bazı İran ulusçuları, Türk dili konuşan Orta Asyalıların ve Azerbaycanlıların Türkleştirilmiş Acemler olduğunu savunur.
  • Tacikistan, yüzyıllar boyunca Buhara Emirliği’nin bir parçasıydı. Pek çok Özbek, Sünni Tacikleri Farsça konuşan Özbekler olarak görür. Zaten Tacikistan nüfusunun dörtte biri Özbek’tir.
  • 1990 yılında Özbekistan parlamentosu Moskova karşısında daha geniş özerkliği öngören bir karar almıştı.
  • 31 Ağustos 1991’de SSCB’den bağımsızlık ilan edildi. SSCB’nin dağılması ulusun, ulusal kimliğin, bölgesel sınırların ve ulusal çıkarın yeniden tanımlanması demekti. Özbekler, bağımsızlığı ilk ilan eden ülkeler arasındaydılar.
  • Orta Asya devletlerinin tümü kendi anadillerini anayasal devlet dili konumuna getirdi ve yerli elitler arasında hala temel iletişim dili olan Rus diline eş statü vermeyi reddetti.
  • Orta Asya devletlerinin tümü (Kırgızistan’da meclis tarafından engellenebilen bir çifte vatandaşlık söz konusu), Rusya’nın sürekli taleplerine rağmen, etnik Ruslara çifte vatandaşlık hakkı vermeyi reddetti. Azınlık konumunu kabullenemeyen ya da ülkenin anadilini öğrenmeye isteksiz olan birçok Rus göç etti. Kazakistan’dan Rusya’ya 1994 yılında yaklaşık 400.000 kişi göç etti.
  • 1991’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini, daha önce Komünist Partisi birinci sekreterliği görevinde bulunan İslam Kerimov kazandı.
  • 1992 yılında yürürlüğe giren Özbekistan anayasası ile otoriter bir başkanlık sistemi hayata geçirilmiştir. Doğrudan halk tarafından seçilen ve üst üste en fazla iki dönem görev yapması karara bağlanan cumhurbaşkanı geniş yetkilerle donatılmıştır. İki dönem şartı daha sonra ihlal edilmiştir.
  • Cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanlar kurulunu, valileri, yüksek mahkeme yargıçlarını, önemli devlet görevlilerini atar. Görev süresi referandum ile uzatılabilir. İhlalde bu maddeden yararlanılmıştır.
  • Beş yılda bir 250 üyeli parlamento seçimi yapılır.
  • Seçmen yaşı 18’dir.