Etiket arşivi: Arkeoloji Müzesi

Bizans İmparatorluğu 121| Bizans Sarayları 4 Lausos ve Boukoleon Sarayı

Antoine Helbert tarafından yapılmış Lausos Sarayı canlandırması. Azize Euphemia Kilisesi’nin kuzeyinde bir sarayın kalıntıları bulunmuş, burası yakın zamana kadar Lausos Sarayı olarak teşhis edilmişti, ama artık bu teşhis kesin değil. Lausos, II. Theodosius’un başmabeyincisi imiş. Bahçesinde, Antikçağ’ın önemli heykeltıraşlarının özel parçalarının koleksiyonu olduğu biliniyor. Binbirdirek Sarnıcı’nın Konsül Philoksenos’un Sarayı, Antiokhos Sarayı veya Lausos Sarayı için yapılmış olacağı düşünülüyor. Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/.../byzance-scenes.

Antoine Helbert tarafından yapılmış Lausos Sarayı canlandırması.
Azize Euphemia Kilisesi’nin kuzeyinde bir sarayın kalıntıları bulunmuş, burası yakın zamana kadar Lausos Sarayı olarak teşhis edilmişti, ama artık bu teşhis kesin değil.
Lausos, II. Theodosius’un başmabeyincisi imiş. Bahçesinde, Antikçağ’ın önemli heykeltıraşlarının özel parçalarının koleksiyonu olduğu biliniyor. Binbirdirek Sarnıcı’nın Konsül Philoksenos’un Sarayı, Antiokhos Sarayı veya Lausos Sarayı için yapılmış olacağı düşünülüyor.
Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/…/byzance-scenes.

Lausos Sarayı heykellerinden Triton heykelciği. Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları

Lausos Sarayı heykellerinden Triton heykelciği.
Fotoğraf: İstanbul’un 100 Roma, Bizans Eseri, Kültür A.Ş. Yayınları

Antoine Helbert canlandırmasına göre Boukoleon Sahil Sarayı. Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/.../byzance-scenes.

Antoine Helbert canlandırmasına göre Boukoleon Sahil Sarayı.
Fotoğraf:www.antoine-helbert.com/…/byzance-scenes.

  • İmparatorluk limanı civarındaki alt teraslardan biri üzerinde Boukoleon Sarayı yer alıyordu.
  • Boukoleon Sarayı’nın ilk binasının MS 4. yüzyılın ilk yarısında İran’dan gelen Hormisdas tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.
  • Boukoleon Limanı’na İmparator Markianos (450-457) bir iskele yaptırdı. Bu iskeleyi imparator ve ailesi kullanıyordu. Limanın önünde dalgakıranı vardı. Rıhtım mermer kaplıydı ve heykellerle süslüydü. Bugün limana ait bir iz yoktur.
  • Diğer bir fikre göre ise, 408 – 450 arasında yaptırılan saray, 474 yılında yanmış ama imparator olmadan önce sarayı ikametgah olarak kullanan Justinyen, imparator olduğunda onartarak genişletmiş, sarayı, Büyük Saray’ın sınırları içine aldırmıştır.
  • İmparator Justinyen Dönemi’ne (527-565) kadar Hormisdas Sarayı adı ile bilinen yapı, deniz tarafına konan aslan (leo) ve boğa (bous) heykellerinin isimlerinin birleştirilmesi ile Boukoleon ismini almıştır.
  • İmparator Theophilos (829-842), bugün girişi görülebilen balkonu deniz tarafına ekletmiştir. 10. yüzyılda sur içine alınan saray, hanedanın 11. yüzyıl sonunda Blakhernai Sarayı’na taşınması ile kısmen terk edilmiştir.
  • İmparator Nikephoros Phokas, 969 yılında saraya erzak deposu ve fırını olan bir sığınma odası, bahçesine ise havuz ve fener kulesi yaptırmıştır. Phokas, karısı ile aşk yaşayan yeğeni tarafından burada öldürülmüş, yeğeni kendisini imparator ilan etmişti.
  • Sarayda yerler büyük olasılıkla opus sectile, yani mermer plakların geometrik şekilde döşenmesi, ile kaplıydı. Duvarlar ise çini ile süslenmişti.
  • Saraya ait  akantus yaprakları ile süslü mermer kapıda İmparator Justinyen’e ait monogram bulunuyordu. Tahrip edildiği için artık görmek mümkün değil.
  • Latin işgali (1204-1261) sırasında Latinler kendilerine saray olarak burayı seçmişler; burası da diğer saraylar gibi Haçlı soylularının ve komutanlarının kullanımı sırasında yağmalanmıştır. Konstantinopolis’in VIII. Mihail Paleologos tarafından geri alınmasıyla Latinler’in son kralı II. Baudouin (1237-1261), Boukoleon Limanı’ndan kaçmıştır.
  • 14. yüzyılda tamamen terk edilen saraydan, ilk kez İmparator VII. Konstantin Porfirogenetos’un 10. yüzyılda yazdığı saray törenlerinin anlatıldığı Törenler Kitabı’nda bahsedilmektedir.
  • Boukoleon Sarayı, Bizans’ın son dönemine kadar varlığını korur. Fetih sırasında saray harabe halindedir.
  • Saray 1532 yılındaki depremde tahrip olduktan sonra geriye kalan yapıların bazıları 1741, 1758, 1808 ve 1912 yangınlarıyla ortadan kalkmıştır.
  • 1869’da Yedikule’de yapımına başlanan Rumeli demiryolu hattının inşası nedeniyle Yedikule-Sirkeci hattının yapımı büyük hafriyat gerektirmiş, Yedikule surlarından başlayarak Sirkeci’ye kadar çok sayıda tarihi eser, saray, kalıntı yıkılmıştır.
  • Sirkeci Garı da o dönemde yapılmıştır. 1870-1873 yılları arasında, demiryolunun ve Sirkeci Garı’nın yapımı esnasında Topkapı Sarayı önündeki surların bir bölümü yıkılmıştır.
  • Demiryolu için Küçük Ayasofya’nın doğusunda deniz kıyısındaki Boukoleon Sarayı’nın batı kanadı da Sultan Abdülaziz’in izniyle 1873’te yıktırılmıştır.
  • 1950’lerde ise Bukaleon Sarayı’nın önünden sahil yolu geçti, parklar yapıldı, dolayısıyla sahil sarayı denizden uzaklaştı.
  • Four Seasons Oteli’nin bitişiğinde mozaik taban, keşiş mezarları ve freskli duvarlar bulundu. 1996 yılında bulunan 300 metrekare mozaiğin 100 metrekaresi Arkeoloji Müzesi’ne alınmış, 200 metrekaresinin üzerine bina yapılmış, deniyor.
Sahil sarayı konumundaki Bukaleon Sarayı’nın korunan cephesi, Ahırkapı ile Kumkapı arasındaki Çatladıkapı Mahallesi’ndeki Bizans surlarının üzerinde görülebilmektedir. Günümüze, İmparator İskelesi’nin kemeri; 6. yüzyıldan kalma konsollu bir cephe (cumba, Bizans etkisi ile oluşmuş bir mimari ögedir); mozaikli, duvarları mermer bir salon kalmıştır. Sarayın döşeme mozaiği, bugünkü  şehir kotunun 4.5-5 m altında bulundu. Mozaikler 6.-7. yüzyıllara tarihleniyor. Sultanahmet’te, Mozaik Müzesi’nde görmek mümkün. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Sahil sarayı konumundaki Bukaleon Sarayı’nın korunan cephesi, Ahırkapı ile Kumkapı arasındaki Çatladıkapı Mahallesi’ndeki Bizans surlarının üzerinde görülebilmektedir.
Günümüze, İmparator İskelesi’nin kemeri; 6. yüzyıldan kalma konsollu bir cephe (cumba, Bizans etkisi ile oluşmuş bir mimari ögedir); mozaikli, duvarları mermer bir salon kalmıştır. Sarayın döşeme mozaiği, bugünkü şehir kotunun 4.5-5 m altında bulundu. Mozaikler 6.-7. yüzyıllara tarihleniyor. Sultanahmet’te, Mozaik Müzesi’nde görmek mümkün.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Boukoleon Saray kompleksinden melek figürlü mermer parça. İstanbul Arkeoloji Müzeleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Boukoleon Saray kompleksinden melek figürlü mermer parça. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Bizans İmparatorluğu 43 | Ordu 1

Fotoğraf:Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

Fotoğraf:Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

  • Askerlere ödenen ücret, deneyimleri oranında artardı.
  • Erken Bizans döneminde, Mithras kültü, Hıristiyanlığın yayılmasına rağmen, özellikle orduda hala yaygındı.
  • İmparatorların beş yılda bir her askere belli bir miktarda altın ödemesini öngören bir yasa vardı. Buna uymayan imparatorlar da olurdu.
  • Devlet çok sayıda deve beslerdi. Bizans ordusu düşman üzerine yürürken develer ordunun ağırlıklarını taşırdı. Askerler de ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmezdi.
Asker azizlerden biri olan Aya Yorgi. Fotoğraf: Byzantium, Robin Cormack ve Maria Vasilaki, Royal Academy of Arts, 2008.

Asker azizlerden biri olan Aya Yorgi.
Fotoğraf: Byzantium, Robin Cormack ve Maria Vasilaki, Royal Academy of Arts, 2008.

  • Traklar, Teselyalılar Giritliler gibi, Roma’da da savaşta herkes kendi yöre kıyafetini giyerdi. Asker azizlerin betimlemeleri, Bizans asker kıyafetlerini anlatır. Bizans’ta zırh balık pulu gibidir, demir pullar gömlek üzerine dikilirdi. Örneğini Arkeoloji Müzesi’nde görmek mümkün.
  • Paralı asker olarak Bizans ordusuna girebilmek için vaftiz olmak gerekiyordu.
  • Düşmanları, onlara cepheden saldırmak yerine, gizlilik ve kurnazlıktan yararlanmak gerektiği kanaatine varmıştı.
  • Büyük Konstantin, daha çok Alman asıllı askerlerden oluşan bir muhafız birliği kurmuştu. Bu birlik içinden imparator da çıkmıştır (Jovian).
  • Vareng Alayı seçme Rus ve başka kuzeyli paralı askerlerle kurulmuş, alaya İngilizler de alınmıştı. 945 ve 971 antlaşmalarında Kiev’deki Rus Prensliği, Bizans imparatoruna istediği zaman asker vermeyi kabul etmişti.
  •  Bizans, 11. yüzyılda Avrupa ve Batı Asya’nın en güçlü ordusuna sahipti, denir.