Etiket arşivi: apostolik

Bizans İmparatorluğu 122| Patrikhane 1

  • 381’de Konstantinopolis’te toplanan Konsil’de Konstantinopolis Kilisesi’ne Patriklik statüsü verilmiş ve Konstantinopolis Piskoposluğu (Patriklik), Roma Piskoposluğuna (Papalık) denk sayılmış, iki makamın eşit haklar taşıdığı karara bağlanmıştı.
  • 451 yılında toplanan Khalkedon (Kadıköy) Konsili, Konstantinopolis Patrikliği’nin ökümenik unvanını resmen tanıdı. Bu konsilde, Hıristiyan alemini beş yetki alanına bölen sıralamasında Konstantinopolis, başkent piskoposluğu olarak hepsinin üstüne çıkarılırken; Roma Kilisesi’ne muğlak bir öncelikten de bahis vardı. Bu önceliğin biçimsel mi, yoksa eylemsel mi olduğu tartışma konusu oldu.
  • Konstantinopolis Kilisesi, Roma’nın önceliğini salt tarihçesine dayalı protokolde birincilik olarak algılarken; Roma Kilisesi, tüm Hıristiyan aleminin öncülüğü olarak yorumluyordu.
  • Beş yönder Kilise’ye başpiskopos atama ve azletme yetkisi Konstantinopolis’teki imparatora aitti.
  • Papalık, 8. yüzyılda Büyük Konstantin’in Bağışı diye sunduğu vasiyet ile yetki engelini aştı ve 11. yüzyıla gelindiğinde dört Başpiskoposluğun üstünde bir temyiz makamı olma iddiasını taşıyordu.
  • Roma Kilisesi’nin, İsa’nın on iki havarisinden birincisi Petrus tarafından kurulduğu, Petrus’un Roma’da öldüğü ve gömüldüğü iddiası ile Papalık, Hıristiyanlığın beş Kilisesi’nden ilk sıradaki ve lideri olduğunu iddia ediyordu.
  • Roma Kilisesi, 451 yılındaki Khalkedon Konsili’nde kabul edilen Konstantinopolis Kilisesi’nin Resul Andreas tarafından kurulduğu kararını tanımamıştı. Dini jargonda, bir Havari/Resul tarafından kurulan kilise Apostolik oluyordu. Roma’ya göre, Konstantinopolis Kilisesi bir havari tarafından kurulmadığı için öncül olamazdı. Resul Andreas, Resul Petrus’un kardeşiydi.
Havari Aziz Andreas. Fotoğraf: bnr.bg

Havari Aziz Andreas.
Fotoğraf: bnr.bg

  • Doğu Slavlarının din değiştirmesi, Bizans Hıristiyanlığını, dolayısıyla patriğin nüfuz alanını genişletmişti.
  • Konstantinopolis Patrikliği, Yunanistan’dan Asya’ya uzanan Doğu Roma İmparatorluğu’nun Ortodoks ahalisi başta; Ukrayna, Rusya, Belarus Slavları, Gürcü, Bulgar, Sırp, Makedon, Rumen gibi Ortodoks Kiliseleri, en üst makam olarak Konstantinopolis Patrikliği’nin otoritesine bağlıydılar. Bu cemaatlerin patrikleri ve kilise papazları, Konstantinopolis Patriği tarafından atanır ya da onaylanırdı.
  • 7. yüzyılda Konstantinopolis Patriği’nin görev alanı Antakya, Kudüs ve İskenderiye gibi, Araplar tarafından fethedilen Doğu patrikliklerini kapsamıyordu.
  • Patrikliğin önderliği imparatora ve imparatorluğa bağlıydı. Misyoner gönderilmesi gibi dini inisiyatifler patrik kadar imparatorların da yetki alanı içindeydi.
  •  13. yüzyıldan itibaren imparatorluğun parçalanması sırasında patriğin Büyük Kilisesi, Ortodoks dünyasının birliğini temsil etmeye başladı.
  • Şehrin Latinler tarafından işgal edildiği dönemde Konstantinopolis Patriklik Makamı da İznik’te yapılandı.
  • Son İmparator Konstantin Paleologos’un Konstantinopolis’i Osmanlı’dan korumak için Papa’dan yardım istemesi; Konstantinopolis Patrikliği’nin 1448 yılında Papa’nın Floransa’da Katolik ve Ortodoks birliğini sağlamak amacıyla topladığı din kurultayına katılmasını fırsat bilen, Papa’nın otoritesini asla tanımayan Rusya, kendi patrikliğini otosefal, yani bağımsız ilan etti. Çarlık güçlendikçe, Rusların Ortodoksluğun koruyucusu olduğu tezi de güçlendi. Ortodoksluğun tarihsel merkezlerinden biri olmayan Moskova Patrikhanesi, kendisinin dünyadaki en büyük Ortodoks cemaate sahip olduğunu, Türk topraklarında kalmış bir kilisenin kendisine gerçek anlamda liderlik yapamayacağını öne sürüyordu.
  • Son İmparator Konstantin Paleologos’un yeğeni Prenses Zoe Sofia, 1472 yılında Moskova Büyük Prensi İvan Vasilyeviç ile evlenince Paleologos Hanedanı Rusya’da devam ediyor, Üçüncü Roma Moskova’dır savı oluştu.
  • Bizans döneminde, patriğin ikametgahı Aya Sofya’nın güney cephesine bitişikti. 532 yılındaki Nika Ayaklanmasında Aya Sofya yanınca, Justinyen Aya Sofya’nın yapımı sırasında Patrikhane’yi Aya Sofya’nın batısındaki Theotokos Khalkoprateia Kilisesi’ne taşıtmıştır. Kilise yaklaşık 5 sene boyunca bu işlevi görmüştür. Kiliseden günümüze pek bir şey kalmamıştır.

 

Bizans İmparatorluğu 20 | Din 5 | Bizans’ta Kutsal Kişiler

  • Azizler (hagios) ve kutsal kişiler (hosios) bütün Hıristiyan dünyası için önem taşır ama, aziz kültleri Doğu Hıristiyan kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır.
  • Genellikle bu kutsal kişiler öncelikle halk arasında yerel anlamda kabul görür ve bir saygınlığa ulaşırlardı. Giderek o kişinin ya da onun fiziksel kalıntılarının (rölik) etrafında yerel bir kült oluşurdu; röliklerinin bazı mucizeler gerçekleştirdiği inancı yayılır, insanlar burayı ziyaret etmeye başlar, ikonaları yapılır, onun adına belli bir gün seçilerek yerel olarak o gün kutlanmaya başlanırdı. Etkisi ve ünü yaygınlaşınca da kilise tarafından, kilisenin litürjik takvimine ve aziz kayıtlarına eklenerek tescil edilir, evrensellik kazanırdı.
  • Bizans toplumunda insanlar, hem dünyevi hem de tinsel gereksinimleri için, Tanrı’ya doğrudan ulaşmak yerine bu kutsal kişiler aracılığıyla ulaşmayı yeğlemişlerdir.
  • Bizans kültüründe azizlere, kişilerin istek ve gereksinimlerini Tanrı’ya iletmek işlevi yüklenmiştir.
  • Azizler, insan olmak niteliği ile insanlara, kutsallıkları nedeniyle de Tanrı’ya yakın olan kişilerdir. Azizler, insan oldukları için kolay ulaşılır ve insana özgü sorunları kolay anlayabilecek; Tanrı’nın sevgili kulları olmalarından ötürü Tanrı’ya kolay ulaşabilecek ve isteklerini kabul ettirebilecek aracılardı.
  • Onlar kentleri ve insanları kötülükten korur, hastaları iyileştirir, mucizeler yaratır, insanlarla Tanrı arasında köprü olurlardı.
  • Azizler ölüm yıldönümlerinde (yortu günleri) anılır, onların adına kiliseler ve manastırlar yapılır, betimleri kiliselerin duvarlarını süsler, rölik ve ikonaları da azizin kendisi kadar saygı görürdü. Gösterilen bu saygı kalıntılara ve görsellere değil, azizin bu parçalarda var olan fiziksel varlığına idi.
  • Doğu’nun azizleri, aynı zamanda, dünya işlerinin aktif katılımcısı ve yönlendiricisi olan kişilerdi.
  • Bizans’ın erken döneminde azizlik mertebesine yükseltilmek için izlenen biçimsel bir süreç yoktur; gücün kaynağı dünyasal değildir.
  • Palaiologos’lar döneminde (1261-1453) azizlik derecesine yükseltilmek daha çok bürokratik bir süreç halini almıştı. Kutsallığın kabulü için Patrik’in mührü ve kutsal Synod’un onayı gerekliydi. Yapılan iş, azizin adının ve onun anıldığı yortu gününün Büyük Kilise’nin (Aya Sofya’nın) litürjik takvimine eklenmesiydi.
  • Ünlü röliklerin ve ikonaların bulunduğu bazı kiliseler,  dünya çapında ünlenmişler, tedavi merkezleri, hac merkezleri olmuşlardı.
Yunanistan, Patras Agios Andreas Katedrali’nde Aziz Andreas'ın çapraz çarmıha gerilişini temsil eden katedraldeki fresk. İkonografide Aziz Andreas X ile sembolize edilir. Fotoğraf:blog.radikal.com.tr

Yunanistan, Patras Agios Andreas Katedrali’nde Aziz Andreas’ın çapraz çarmıha gerilişini temsil eden katedraldeki fresk. İkonografide Aziz Andreas X ile sembolize edilir.
Fotoğraf:blog.radikal.com.tr

  • Dini jargonda, Havari/Resul’ler tarafından kurulan kiliselere apostolik deniyordu.
  • Havari Petrus’un kardeşi olduğu rivayet edilen Havari Andreas’ın Grek-Roma Kilisesi’nin kurucusu olduğu 6. yüzyıl sonundan itibaren kayda geçmiştir. 60 yılında Peloponez Yarımadası’nda öldüğü düşünülen Havari Andreas’ın kalıtları Büyük Konstantin tarafından 4. yüzyılda, Konstantinopolis’e getirtilmiş, ama 1204 yılındaki Haçlı işgalinde buradan alınıp, İtalya’ya Amalfi’ye götürülmüştür. Zaman içinde kalıtlar Roma, Yunanistan Patras ve Amalfi arasında bölüşülmüştür. Aziz Andreas’ın haçı, Sovyet dönemi hariç, Rus donanmasının bayrağı olmuş; İskoçya, dolayısıyla Büyük Britanya bayrağında da X simgesi ile yerini almıştır. Ukrayna ve Romanya, Hıristiyanlığın bu aziz tarafından kendilerine ulaştırıldığına inanır.
  • Konstantinopolis Kilisesi’nin kurucu Havarisi olduğu iddia edilen Aziz Andreas’ın iskeleti Konstantinopolis’te Havariyyun Kilisesi’ne konmuştu.
  • Venedikli iki tüccar da Aziz Marcos’un naaşını 828 yılında İskenderiye’den çalıp Venedik’e getirmişti.
 Kilden yapılma Bizans tören ekmeği damgası Çorum Müzesi’nde sergileniyor.

Kilden yapılma Bizans tören ekmeği damgası Çorum Müzesi’nde sergileniyor.

  • 324 yılında Büyük Konstantin’in İznik’te topladığı ilk konsilde (din kurultayı) kararlaştırılan protokol önceliğinde Roma, Antakya, İskenderiye kiliselerinin  onursal hiyerarşide adları geçmişti. Bu kiliselerin patrikleri eşit önem ve yetki sahibiydiler. Teolojik anlamda meşruiyet temsilcileri tarih sırasına göre ise Antakya, İskenderiye ve Roma idi.
  • İlk Hıristiyan imparatorun I. Konstantin olduğu kesindir. Ama ilk Hıristiyan devletin Roma değil, 301-314 yılları arasında Hıristiyanlığını ilan eden Ermenistan olduğu da söylenir.
  • 381 yılında Konstantinopolis’te Theodosius tarafından toplanan konsile Batı’dan hiçbir ruhban gelmemişti. Bu konsilde Konstantinopolis ve Kudüs’e teolojik meşruiyet tanındı. Bu patriklerin yetkileri de ilk üçünün yetkilerine eşitlendi. Buna, Beşli Hükümet, pentarşi dendi. Bu konsilde saptanan kutsal kurala göre, “Konstantinopolis Patriği, Roma Patriği’nden sonra ikincidir. Bununla birlikte Roma Patriği’nden sonra gelen Konstantinopolis Patriği’nin onursal önceliği vardır; çünkü temsil ettiği kent, Yeni Roma’dır” diye kayda geçirilmişti.
  • Tabii hepsinin üstünde Pontifex Maksimus olan Roma İmparatoru vardı. Bu beş patriği yargılayabilecek tek merci imparatordu.
  • Ekümenik Konsiller’in kurallarına uyan tüm Hıristiyanlara Ortodoks, yani “doğru yol izleyenler” deniyordu. Konstantinopolis’in Latin işgalinden sonra ise Ortodoks, İsa’nın öğretisini Yunanca yazıp okuyanların mezhebini tanımlar oldu.
  • 450 yılında Khalkedon’da toplanan konsil kararlarını reddeden Ermeniler, özgün dil ve alfabeleriyle yazıp okudukları İncil’le birlikte Monofizit doktrinini benimsemişti.  Ermeni Apostolik Ortodoks Kilisesi, 553 yılında gerek Doğu Roma, gerek Batı Roma Kiliselerinden bağımsızlığını resmen ilan etmiş, özerk bir yapılanma olmuştur. Ayin dili klasik Ermenice, Grabar, olup, patriklerine Katolikos denmiştir. Evrensel (Katolik) ve doğru yol (Ortodoks) kavramlarını buluşturan bir öğretidir. Doğu’da başka özerk kiliseler ve cemaatler de vardır; Süryaniler ve Kıptiler gibi.
  • Doğu Roma İmparatorluğu’nun Ege kıyıları ve Balkan topraklarında, Doğu Roma Hıristiyanlığının bir hizibi Bogomil mezhebi ortaya çıkmıştı. Boşnakların kökenini oluşturan Bogomil öğretisi, Hıristiyan dinini düalist bir sentezle yorumluyordu. Bu mezhebin, İtalik Yarımadası’nda Patarini, Fransa’nın güneyi ve İspanya’nın kuzeyinde Kathar adını alan müritleri Avrupa’da yayıldılar ve kıyıma uğradılar.
  • İmparator IX. Konstantin Monomakhos, İtalya’ya saldıran Normanlar’a karşı askeri yardım ve Grek-Latin Kiliseleri arasında barış yapılmasını Papa IX. Leo’ya önerdi. Papa, Konstantinopolis’e bir barış delegasyonu yolladı. Papalık elçileri ile Konstantinopolis Patrikhane temsilcileri, kamuya açık yapılan tartışmalarda, birbirlerini dinden sapmakla suçladılar. 16 Temmuz 1054 tarihinde Papalık tarafı Konstantinopolis Patrik’ini dini inkar suçundan aforoz; Yunan ritüeli izleyen tüm Doğu Roma Kiliselerini kafir ilan etti. Patrik, kentte bir isyan başlatarak Papalık delegasyonunu kaçmak zorunda bıraktı. 24 Temmuz 1054 tarihinde ise Batı Romalı müzakereciler bir karşı fermanla aforoz edildi ve Papalık fermanı törenle yakıldı. Böylece Hıristiyan dünyada ilk bölünme kesinleşti.
Hazreti İsa’nın Edessa Kralı Abgar’a yazdığı mektup olduğu iddia edilen, Çorum Müzesi bahçesinde sergilenen, Çorum ile Şanlıurfa arasında çekişmeye sebep olan eser. Fotoğraf:www.edessatv.com

Hazreti İsa’nın Edessa Kralı Abgar’a yazdığı mektup olduğu iddia edilen, Çorum Müzesi bahçesinde sergilenen, Çorum ile Şanlıurfa arasında çekişmeye sebep olan eser.
Fotoğraf:www.edessatv.com