Etiket arşivi: Andrei Platonov

Şiddet 55| Devlet Şiddeti 1

  • Otoritenin etik ve yasal olmayan faaliyetleri otorite suçları olarak adlandırılır.
  • Reel şiddet olasılığı iç ve dış siyasetin özünü oluşturur.
  • Düzen ya da gelişme adına baskı, sömürü ve zulüm; yıldırma, keyfi yönetim, bir halkı kimliğinden yoksun bırakma; bir halka baskı yoluyla kendisini sömürenlerin ölçülerini benimsetme, onu ikinci sınıf yurttaş konumuna itme, mübadele, çaresiz ve muhtaç bırakma devletlerin işlediği suçlar kapsamına girer.
  • Hakir görme, sürgün, aforoz, hukuk koruması dışına çıkartma, olağanüstü hal uygulaması kullanılan araçlardan bazılarıdır.
  • Sosyal sistemlerin aşırı zorbalığının, insan ruhunu felç etme ve kitlesel boyun eğme eğilimini ortaya çıkarttığı biliniyor.
  • Pek çok ülkede “resmi görüş”ün dışına çıkmak tehlike içerir. Yüksek sesle düşünmek, düşündüğünü çekinmeden söylemek, pek çok ülkede, her türlü mahkumiyetin başlangıç noktasıdır.
  • İstikrarın temini için korku ve endişenin gerekli olduğu düşünülebilir. Bu yüzden salgın, savaş ve teknolojinin gerekli olduğunu düşünen çevreler vardır.
  • Bütün devletlerin içinde bir düşman ilan etme kurumu vardır. Hatta düşman yoksa onu inşa etmek gerekir. Farklı olan, tehditkardır.
  • Herhangi bir işi yapabilmek için bireyler zamanlarının önemli bir bölümünü politikacılarla ilişki kurmaya harcamak zorundaysa ülkenin kaynakları yanlış kullanılıyor demektir.

 

Asurbanipal Aslan Avında. Asur’da aslan avı iktidardaki monarşinin halkı için mücadelesinin ve halkına karşı olan koruma güdüsünün simgeleşmiş halidir. Bu rölyefin, Asurbanipal’in (MÖ.668 – 631 ) Ninova’daki (Kuzey Irak) sarayı için yapıldığı düşünülüyor. Eser, British Museum’da sergilenmektedir. Fotoğraf: Edebiyat ve Sanat Akademisi

Asurbanipal Aslan Avında. Asur’da aslan avı iktidardaki monarşinin halkı için mücadelesinin ve halkına karşı olan koruma güdüsünün simgeleşmiş halidir. Bu rölyefin, Asurbanipal’in (MÖ.668 – 631 ) Ninova’daki (Kuzey Irak) sarayı için yapıldığı düşünülüyor. Eser, British Museum’da sergilenmektedir.
Fotoğraf: Edebiyat ve Sanat Akademisi

  • Asur (MÖ 3000-MÖ612/609) rölyeflerinde kurban edilen hayvanın ifadesinde acı vardır ama avcının/kralın ifadesi korkusuz ve soğukkanlıdır; onun kendi şiddetinden etkilenmediği vurgulanır. Rölyeflerde yer alan şiddet, şiddet eylemine maruz kalan kurbanı odak noktası yapar. Tüm rölyeflerde görülen bu kodlama izleyiciyi bir çeşit estetik şiddete katılmaya veya katlanmaya çağırır. Narsisizm ile saldırganlığın el ele yürüdüğü düşünülür. Av hayvanının hem de aslan gibi güçlü bir hayvanın hakkından gelinmesi, erkek kimliğinin bir narsistik göstergesidir. Asur sanatında gözlenen sert disiplin, dosta düşmana politik şiddetin varlığını yansıtmaktadır. Bedende iktidarın tüm denetimleri kendini göstermektedir. Betimlenen ölü ve yaralıların hiçbiri Asurlu değildir. Asur sanatı narsisizmin yüceltildiği bir propaganda sanatıdır. Hiçbir zaman yenilmeyen bir Asur imgesi yaratmak için başvurulan bu yöntem, Mezopotamya’da binlerce yıl hiç değişmeden sürmüştür.
  • Antik resmin kanonik prensiplerine göre, kralın ve önemli kişilerin daha büyük betimlenmesi de politik baskının ifade edilmesidir.
  • Kölelik sistemi insanın insana şiddetini hukuki hale getiren bir sistemdir.
Roma’da plebler, toprak kiralıyorlar. Borcunu ödeyemeyen pleb köle oluyor. Bir plebin iki yere borcu varsa ve ödeyememişse, yasada bedeni bölüşülebilir diye yazıyor. Ekonomik şiddetin kökleri çok çok eskiye dayanıyor. Fotoğraf: Çizgilerle Ekonomi, RIUS, Yordam Kitap, 2016, sayfa 19.

Roma’da plebler, toprak kiralıyorlar. Borcunu ödeyemeyen pleb köle oluyor. Bir plebin iki yere borcu varsa ve ödeyememişse, yasada bedeni bölüşülebilir diye yazıyor. Ekonomik şiddetin kökleri çok çok eskiye dayanıyor.
Fotoğraf: Çizgilerle Ekonomi, RIUS, Yordam Kitap, 2016, sayfa 19.

 

 

  • Kent devletlerinin en önemli özelliği ataerkil egemenlik ilkesine dayalı oluşudur. Ataerkil sistem sömürücüydü; ruhsal mekanizması ise korku, dehşet ve boyun eğmeden oluşuyordu ve bu özelliği itibariyle şiddetin ve kaba güç felsefelerinin başlangıç noktasını ifade etmekteydi.
  • Platon’un (MÖ 427-347) bireyi yok sayan, yaptırımcı, baskıcı devletine örnek olan Sparta, hastaları ve sakatları ölüme mahkum ediyordu.
  • Aristo (MÖ 384-322), iyi yasa kurucular adaletten çok dostluğun korunmasına dikkat etmelidir, der. Dostluk, toplumsal yaşamı hukuk düzeninden daha yetkin düzenler, özellikle de şiddeti en az düzeye indirir.
  • Otorite silah demektir, silah güç, güç baskı, baskı ise şiddet demektir. Savaş şiddetin çocuğudur, şiddet de kaba gücün.
  • Romalı devlet adamı Cicero (MÖ 106-43), barış istediğimizi göstermek için savaşalım, der.

 

Özbekistan Gezisi 52 Özbekistan’a Dair

  • 20. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Anti-Sovyet  Andrei Platonov (1899-1951), Sel Yayıncılık’tan çıkan Can adlı eserinde, Üst Yurt ve Amu Derya deltası dolaylarında çeşitli uluslardan kimselerin oluşturduğu küçük ve yoksul bir göçebe topluluğunun aranması konusunu işlemiştir. Bu topluluğun içinde Türkmenler, Karakalpaklar, Özbekler, Kazaklar, İranlılar, Kürtler, Beluciler ve kimliği unutulmuşlar, yani Canlar, herkesin dışladığı insanlar vardır. Canlar, köleliğin öldürdüğü ruhlardır. İlk yayımlanışı 1938 yılında yapılan Can, çok severek okuduğum, Platonov’un Türkçe yayımlanmış diğer eserleri gibi, insanın içini titreten bir eserdir.
Çocukların okul yerine hasatta ırgat olarak çalıştırılması  Özbekistan’a özgü bir uygulama değil. Aradaki fark oradakinin devlet zoruyla yapılıyor olması. Fotoğraf:istanbulgazetesi.com.tr

Çocukların okul yerine hasatta ırgat olarak çalıştırılması Özbekistan’a özgü bir uygulama değil. Aradaki fark oradakinin devlet zoruyla yapılıyor olması.
Fotoğraf:istanbulgazetesi.com.tr

  • SSCB idaresindeyken Özbekistan’ın tüm ekilebilir alanları devlete ait 2.048 çiftliğin kontrolündeydi. Bağımsızlık sonrası, 1991’den sonra, bu çiftlikler dağıtıldı ve tüm arazi bölüştürüldü. Kerimov hükümeti, çiftçilerin ne ekebileceğini ve tam olarak kaça satabileceğini belirleyen düzenlemeler getirdi. Çiftçilere mahsulleri karşılığında dünya Pazar fiyatlarının çok altında bir ödeme yapılıyor, gerisini hükümet alıyordu. Özbek ekonomisi için pamuğun ne kadar değerli bir ihraç maddesi olduğunu, bu yüzden toprağın, suların nasıl hor kullanıldığını daha önce yazmıştık. Ama Kerimov düzenlemesinin getirdiği fiyata kimse pamuk ekmezdi, bu durumda hükümet onları buna mecbur etti. Her çiftçi arazisinin %35’ini pamuğa ayırmak zorundaydı.
  • Bağımsızlık öncesinde hasadın %40’ı biçerdöverle toplanıyordu. 1991’den sonra, Kerimov rejiminin çiftçilere getirdiği yük karşısında çiftçiler biçerdöver satın almak ya da ellerinde tutmak istemediler. Kerimov biçerdöverden daha ucuz bir seçenek buldu: Eylül başında toplanmaya başlanan pamuk kozalarını okul çocukları toplayacaktı. Kerimov tüm okullara teslim etmeleri gereken pamuk miktarını belirten kotalar göndermeleri için kaymakamlara emir verdi. Öğretmenler birer personel alım memuruna dönüştü. Ayrıca hasat sezonu boyunca, iki ay, çocuklar hafta sonu tatili yapmayacaktı. Her ne sebeple olursa olsun bir çocuk hasada gitmeyip evde kaldığında öğretmen ebeveyni ihbar etmeye mecburdu. 2006 yılı verilerine göre 2,7 milyon çocuk okul yerine tarlaya hasada gitmişti.
  • Kırsal kesimdeki çocukların yürüyerek ya da otobüsle gidebilecekleri tarlalara tahsis edilme şansı var. Şehirlerdeki çocukların baraka ya da ambarlarda makineler ve hayvanlar arasında uyumaları gerekiyor. Tuvaletleri ve mutfakları yok. Çocukların öğle yemeği için kendi yiyeceklerini getirmeleri gerekiyor!?
  • 2006’da pamuğun dünya fiyatı kilo başına 1.40 dolar civarında iken 20 ya da 60 kiloluk günlük kotalarına karşılık çocuklara yapılan ödeme yaklaşık 0,03 dolar idi. Pamuk hasadının %75’ini çocukların gerçekleştirdiği tahmin ediliyor. Dolayısıyla sonbaharda okullar mecburi çapalama, ayıklama ve dikim için kapatılıyor.
  • Doktorlar ve hemşireler, zorunlu olarak pamuk hasadında düşük ücretlerle çalıştırıldığı için ilçelerdeki hastaneler de kapanabiliyor.
  • Bu angaryadan çıkar sağlayan ise Kerimov liderliğindeki siyasi elit. Kerimov Ailesi ve eski komünist yoldaşlarının inanılmaz derecede zenginleştiğine inanılıyor.
Gülnara Kerimova Halit Ergenç’i, 6. yüzyılda geçen dönem dizisinde oynatmak için seçmiş, ülkesine davet etmişti. Fotoğraf:www.yurtmedya.com

Gülnara Kerimova Halit Ergenç’i, 6. yüzyılda geçen dönem dizisinde oynatmak için seçmiş, ülkesine davet etmişti.
Fotoğraf:www.yurtmedya.com

  • Kerimov Ailesi’nin ekonomik çıkarları, İslam Kerimov’un üç çocuğunun en büyüğü, kızı Gülnara (1972-)tarafından idare ediliyor.
  • Gülnara’nın babasının halefi olduğuna kesin gözüyle bakılıyor.
  • ABD şirketi Interspan Özbekistan’da çay yatırımına girdi. 2005 yılına gelindiğinde yerel pazarın %30’unu ele geçirmişti. Gülnara, çay sanayiinin ekonomik bakımdan umut verici olduğunu gördü. Çok geçmeden Interspan’in yerli personeli tutuklanmaya, dövülmeye, işkence görmeye başladı. Şirket 2006’da Özbekistan’dan çekilmek zorunda kaldı, pazarın %67’si Kerimov Ailesi’nin kontrolüne geçti.
  • Gülnara Taşkent Devlet Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden lisans derecesini aldı, Harvard Üniversitesi‘nde Master yaptı, Taşkent’te siyaset bilimi dalında doktora aldı. Afgan kökenli bir ABD’li işadamı ile on yıl evli kaldı, iki çocuğu oldu.
  • Gülnara Kerimova, 1998 yılında ve 2000 ile 2003 yılları arası New York’ta Birleşmiş Milletler’de; 2003-2005 yılları arasında Moskova’da Özbek elçiliğinde bakan danışmanı; 2005-2008 yılları arasında dışişleri bakanı danışmanı; 2008′de dışişleri bakan yardımcısı ve Birleşmiş Milletler ve Cenevre’deki uluslararası kuruluşlara Özbekistan Daimi Temsilcisi; 2009-2013 yılları arasında UNESCO’da çocukların eğitimiyle ilgili organizasyonun direktörü!; 2010-2012 yılları arasında Özbekistan’ın İspanya Büyükelçisi olarak görev yaptı.
  • Gülnara ayrıca ülkesinin pop divası. Buhara’nın tarihi mekanlarında çektiği klip ile; Gerard Depardieu ile söylediği, sözleri Gülnara’ya ait şarkı ile çok ses getirmişti.
  • Mücevher tasarımı yapıyor, mücevherleri Guli etiketiyle satılıyor.
  • Gülnara, WikiLeaks’te yayımlanan ABD belgelerinde de konu oldu. ABD’li diplomatlar onu “hırsız barones” olarak nitelendiriyorlardı.
  • Gülnara’ya “Özbekistan’ın en nefret edilen ünlüsü” deniyor.
  • Fransa ve ABD sosyetesinin önde gelen isimleri için Özbekistan’da bedava tatiller düzenliyor.
  • Twitter’da 22.000 takipçisi var. Twitter’da paylaştığı seksi pozları yüzünden babasından dayak yediği gazetelerde yer aldı.
  • Moda dünyası ile de ilişkileri var. 2011’de New York Moda Haftası’nda kendi tasarımlarını sergileyeceği defilesi, insan hakları örgütlerinin protestoları sonucu iptal edilmişti. Bunun üzerine kreasyonunu kendi imkanlarıyla New York Cipriani’de sergilemek istedi ancak eylemciler bu defa da protestolarını lokantanın önünde sürdürdüler.
  • Kerimova günümüzde İsviçre’nin Cenevre Kantonu’nda 2009 yılında 18,2 milyon İsviçre Frangı ödeyerek satın aldığı evde yaşamaktadır.
Özbekistan Devlet Televizyonu yönetimi, bünyesinde çalışan gazetecileri, katıldıkları basın toplantılarında kendi istedikleri soruları serbestçe sormamaları konusunda uyardı. Aralık 2014. Gazetecilerin sorularını basın toplantısından önce yönetime bildirmeleri gerekiyor. Fotoğraf:www.medyaloji.net

Özbekistan Devlet Televizyonu yönetimi, bünyesinde çalışan gazetecileri, katıldıkları basın toplantılarında kendi istedikleri soruları serbestçe sormamaları konusunda uyardı. Aralık 2014.
Gazetecilerin sorularını basın toplantısından önce yönetime bildirmeleri gerekiyor.
Fotoğraf:www.medyaloji.net

  • Rejim muhalifleri ya hapiste ya sürgünde. Özbekistan’da özgür basın yok, sivil toplum kuruluşlarına izin verilmiyor. İnternet sansürlü.
  • İslam Kerimov’un nüfus planlaması adına özellikle kırsal kesimdeki kadınlara, haberleri olmadan kısırlaşma operasyonları uygulattığı BBC’nin iddiası.
  • Özbekistan gazeteci ve aktivistleri sınır dışı etmesi, rejim aleyhine konuşan, ülkede işlenen suçları ortaya dökenlere işkence yapmasıyla biliniyor.
  • Özbekistan sömürücü siyasal ve ekonomik kurumlara sahip, dolayısıyla yoksul bir ülkedir. Nüfusun üçte biri yoksulluk içinde yaşar.
  • Ancak Özbekistan’ın kalkınma göstergelerinin hepsi kötü değil. Okula yazılma oranı %100 (hasat zamanı hariç!). Okuryazarlık da çok yüksek.
  • Özbekistan eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri ile pek çok ortak noktaya sahiptir ve günümüzün sömürücü kurumlar nedeniyle başarısızlığa uğrayan ülkelerden biridir.