Etiket arşivi: Amerikan İç Savaşı

Milliyetçilik 4

  • 18. ve özellikle 19. yüzyıllarda, İngilizler kraliyet ailesinin Alman kökenli olmasına açıkça sinirlenmeye başladılar. Kraliyet ailesi Birinci Dünya Savaşı sırasında adını daha İngiliz bir isim olan Windsor olarak değiştirdi.
  • Ulusal dil görece yeni bir olgudur. Milli dilde konuşma ancak 19. yüzyılda, seçkinler arasında bir kendini tanımlama meselesi haline geldi. Özellikle Orta Avrupa’da dil, ulusal kimlik tartışmalarında merkezi bir rol oynamıştır. Sözlükler, dil bilgisi ve imla kılavuzları, 18. ve 19. yüzyıl İngiltere ve Amerika’sının ulusal sürecinin de önemli bir parçası olmuştur.
  • 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da yapılan eğitim reformu ile ortak bir Fransız tarihi ve standart bir Fransızca okullarda öğretilmeye başladı. Böylece ortak dil ve tarih, Katolik kimliğine eklendi. Protestanlar ulusal birlik adına katledilmiş veya sürgüne yollanmışlardı. “Fransız” olmak için diğer bütünleştirici faktörler, Fransızların, bütün kesimleriyle Devrim’e ve ardından Napolyon Savaşlarına katılımları olmuştur. Fransızların tek bir halk olarak oluşumları böyle gerçekleşmiştir.
  • Milliyetçilik, bir erkek ideolojisidir. Militarizmin ve geleneksel ataerkil kültürün benimsenmesi dolayısıyla cinsiyetçidir. Milliyetçi söylem, aynı zamanda ulusun geleceğini nüfus artışında görmesi itibarıyla, genellikle üremeye vurgu yapar. Sırp milliyetçilerinin, Bosna’dan istedikleri toprakları boşalttırmak için tecavüz suçunu bu denli çok işlemelerinin bir nedeni de budur.
İskoç ulusal kimliğinin çok temel bir sembolü olan kilt, İskoç ulusunun, çokuluslu Büyük Britanya hakimiyetine karşı verdiği direniş bağlamında icat ve ıslah edilmiştir. Yaygınlaşması 18. yüzyılın başlarına rastlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Edinburgh, 2001.

İskoç ulusal kimliğinin çok temel bir sembolü olan kilt, İskoç ulusunun, çokuluslu Büyük Britanya hakimiyetine karşı verdiği direniş bağlamında icat ve ıslah edilmiştir. Yaygınlaşması 18. yüzyılın başlarına rastlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Edinburgh, 2001.

  • İnsanları, ilksel bağlar üzerinden seferber eden liderler baştayken, ulusal ya da etnik kimlikler ırkçı düşünüşle birleşirse Hitler Almanya’sında, Burundi ve Ruanda’da olduğu gibi tehlike kapıda demektir. Ama ırkçı düşünüşün milliyetçilikle bir araya gelmesinden otomatik olarak soykırım çıkmaz. İmparatorluklar soykırıma yatkın değillerdi. Soykırım asıl büyük örneklerini, milliyetçi söyleme dayanan modern devletler yarattılar.
  • Romalılar için natio, yani ulus, aynı atalardan gelen, aynı karaktere sahip kişiler demekti.
  • Ulus kavramının, egemen bir varlık olarak kendisini Fransız Devrimi ile tesis ettiği düşünülür. Bastille baskını, az sayıda kişi tarafından gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, halkın aktörlüğü fikrini simgeler. Fransızların vatandaşlığa ilişkin fikirleri, etnik olmaktan ziyade siyasi bir anlam taşıyordu. Bu sebeple Fransa modern ulus-devletin anası sayılır.
  • Amerikan İç Savaşı (1861-1865) Amerikan milliyetçiliğini Birleşik Devletler düzeyinde pekiştirmiştir.
  • Bismarck ile Hitler arasındaki dönem (1890-1933), koyu ve etnisiteye dayalı bir Alman milliyetçiliğine sahne olmuştur.
  • Milliyetçilik insanın sonradan ve emekle kazanılmış özellik ve imkanlarına değil, aksine doğal veya doğuştan edinilmiş sayabileceğimiz ırk, dil, din, gelenek, ülke doğası, tarih gibi boyutlarına vurgu yapar ve bunlara anlamlar yükler.

 

Püritenler 3

  • Püriten inancında Dünyanın Sonu Sahnesi, Eskatalojik Sahne çok önemlidir. Yuhanna İncili’nde ve apokaliptik metinlerde dünya bir büyük savaşla son bulur. 1453 Konstantinopolis’in Fethi sonrası eskatoloji Hıristiyan dünyada çok işlenmiştir. Mesih’in gelmesi için büyük felaketlerin yaşanması gereklidir. Mesih’in gelişini sağlamak için savaşla süreci hızlandırmak gerekir. Mesih Kutsal Topraklara geleceği için Ortadoğu’da savaş olması idealdir.
  • Püritenlerin görüşüne göre Yeni Ahit daha fakir bir metindir; Eski Ahit daha çok önemsenir. Bu yüzden Püritenler Siyonist Hıristiyanlar olarak da anılırlar.
  • Hıristiyan Avrupa’nın, Zebur okuyarak, peygamberleri canlandırarak, Eyüp ya da İbrahim Peygamberler üzerine düşünerek doğmuş ve gelişmiş olduğu düşünülür.
  • Yahudilik bütün yeni Protestan hareketlerine girmiş, Hıristiyanlık üzerine güçlü bir Yahudi inancı eklenmiştir.
  • Mormonlar, Eski Ahit’te anlatılanların ABD’de geçtiğine inanır.
Neo-con’u bulabilir misiniz?  Bu kadar azlar mı? Fotoğraf: TheBlogMire

Neo-con’u bulabilir misiniz?
Bu kadar azlar mı?
Fotoğraf: TheBlogMire

 

  • Püritenizm bir mezhep ve bir doktrindir.
  • 1770’lerden sonra Kuzey Amerika’da İngilizlere meydan okumaya başlayanların çoğu püritenlerdi. “Biz Amerikalıyız” dediler. Böylece Püritenlik, artık sadece dinsel değil, milliyetçi bir ideoloji haline de geldi.
  • Seçilmiş bir millet olduklarına ve seçilmiş bir dine sahip olduklarına inanırlar.
  • Bu inancı taşıyanlar, büyük ölçüde, ABD siyasetini yönlendirir.
  • Bir genelleme yaparsak ABD’nin yöneticileri, Başkan Roosevelt öncesi, daha laik ve mason; Roosevelt’ten (1933-1945) sonra, Püritendir.
  • Modern ABD Püritanizm’i Evanjelizm’dir. Püriten anlayışla dünyayı yönetme anlayışına Evanjelizm denir. “İsa gelecek, din devleti kuracak, insanları yönetecek” diyenlere Evanjelik deniyor.
  • ABD’nin Bible Belt (İncil Kuşağı) adı verilen bölgesi ilkel köktenciliklerine sıkı sıkıya bağlıdır. İncil Kuşağı, ABD’nin güney, güneydoğu eyaletlerini kapsayan, Evanjelik Protestanlığın baskın olduğu bölgeyi tanımlamakta kullanılır.
  • Püritenizm dışlayıcıdır; diğer Protestanları da dışlar.
  • Amerikan İç Savaşı (1861-1865), Washington yönetimindeki ülkeden ayrılmak isteyen 11 Güney eyaleti arasında çıkıp geniş kapsamlı hale gelmiş, Kuzey ile Güney’in savaşı olarak algılanmıştır. ABD’nin güneyinde yaşayanlar büyük oranda Avrupa’nın farklı bölgelerinden gelmiş Protestanlar iken Püritenler daha çok kuzeyde idiler. Savaş, Püritenler arasında da bir kırılma yarattı: Radikaller, Evanjelistler ile seküler Püritenist ahlaka sahip olanlar. Metodistler, Quackerlar, Pentecostal Kilise, Baptistler, Ana Baptistler, Mormonlar, Yehova Şahitleri radikal ilk grupta yer alırlar. İlk grup daha kalabalıktır ama ABD’yi yönetenler daha çok ikinci gruptan çıkmıştır. 1870’lerde ikinci grubun başında, tanıdığımız Bush’ların altı kuşak önceki kuzeni Prof. George Bush vardı. Seküler olanlar Masonluktan çok etkilenmiştir.
  • 1868 yılında Püritenler Niagara’da toplandı. Kurallar tespit edildi; bu ahlaki kuralların dışında kalanların Hıristiyan olmadığına karar verildi, doktrin oluştu.
  • Amerikan Ku Klux Klan’ının Katolik karşıtlığı, yalnızca Güney Avrupalı göçmenlere yönelik bir tepki olmayıp, bir yandan da Anglo-Sakson kimliğinden devralınan bir mirastır.