Etiket arşivi: Amerikan Bizans Enstitüsü

Bizans İmparatorluğu 132|Khora (Hora) Manastırı / İsa Kilisesi / Kariye Müzesi 3

  • İç narteks iki kubbe ve tonozlarla örtülüdür. Buradan parekklesiona geçilir.
  • Dış narteks tonoz kemerlerle örtülüdür. Dış narteksin dış cephesi, taş ve tuğla örgü tekniği ile çağının üslubunu yansıtır.
  • Tek nefli bir şapel olan parekklesion bir bodrum üzerine inşa edilmiştir. Bu bodrum, önce kripta (mahzenmezar), sonra sarnıç olarak, bodrumun duvarlarında yer alan nişler mezar olarak kullanılmıştır. Parekklesion bir kubbe ve tonozlarla örtülüdür.
  • Khora, aynı zamanda bir sürgün yeri de olmuştu. 705-711 arasında patriklik yapmış Kyros’un buraya sürüldüğü ve muhtemelen buraya gömüldüğü düşünülmektedir. Aynı şekilde Patrik Germanos (715-730), İkonaklast dönemde ikona yanlısı tutumundan dolayı buraya sürülmüş, buraya gömülmüştü. İmparator II. Leo’nun kızı Anna da buraya gömülmüştü.
Parekklesion, 29 metre uzunluğunda olup, doğu yönde bir apsisle sona erer.

Parekklesion, 29 metre uzunluğunda olup, doğu yönde bir apsisle sona erer.

  • Duvarları, kubbeleri, tonoz kemerlerini süsleyen betimlemeleri ile Bizans’ın son çağının en zengin mozaik koleksiyonu burada yer alır.
  • Her iki narteksin kuzeyindeki mozaikler büyük ölçüde, su sızıntından tahrip olmuştur.
  • Parekklesion fresklerinde Tevrat’tan konular betimlenmiştir.
  • Tasvirlerin arasına yerleştirilen madalyonla iki öykü birbirinden ayrılır.
Dış nartekste giriş kemerinin üzerindeki mozaik tabloda Meryem elleri açık dua pozisyonundadır. Göğsünde, kainatı temsil eden bir daire içinde Çocuk İsa tasviri yer almaktadır. Tabloda, “Tanrı’nın Anası. Hiçbir yere sığmayanın mekanı” yazısı vardır. Meryem’in iki yanında ise birer melek tasviri yer alır.

Dış nartekste giriş kemerinin üzerindeki mozaik tabloda Meryem elleri açık dua pozisyonundadır. Göğsünde, kainatı temsil eden bir daire içinde Çocuk İsa tasviri yer almaktadır. Tabloda, “Tanrı’nın Anası. Hiçbir yere sığmayanın mekanı” yazısı vardır. Meryem’in iki yanında ise birer melek tasviri yer alır.

 

Dış nartekste yer alan Capernaum’lu bir felçlinin İsa tarafından iyileştirilmesini tasvir eden mozaik tablo.

Dış nartekste yer alan Capernaum’lu bir felçlinin İsa tarafından iyileştirilmesini tasvir eden mozaik tablo.

 

Bizans İmparatorluğu 130|Khora (Hora) Manastırı / İsa Kilisesi / Kariye Müzesi 1

Khora (Kariye), dıştan. Güney doğu cephesi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Khora (Kariye), dıştan. Güney doğu cephesi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Edirnekapı’dadır.
  • Khora, eski Yunancada kent dışı, kırsal alan anlamına gelir. Kariye de Arapça kent dışı demektir. Bu adın, yapıldığı dönemde Konstantin Surlarına nazaran şehrin dışında kaldığı için verildiği sanılmaktadır. Bu görüş doğru ise ilk yapının 413 yılından önce yapılmış olması gerekir.
  • Büyük Konstantin’in inşa ettirdiği surlara 70 yıl sonra, İmparator II. Theodosius döneminde ilave yapılmış, sur içinde kalan bölge büyütülmüştü. İlave edilen 1.5 kilometre genişliğindeki bölüm için khora tanımı uygundu. Zenginler burada kır evleri yapmışlar, bu evlerde rahip ve rahibeleri ağırlamışlardı. 6. yüzyıl başlarına gelindiğinde Konstantinopolis’in içinde ve civarında en az 100, Konstantin-Theodosius surları arasında ise en az 25 manastır oluşmuştu.
  • Khora Manastırı’nın yerinde önce tarihi kesin olarak bilinemeyen bir şapel vardı. Manastırın inşa tarihi kesin olarak bilinmez; 6.-8. yüzyıllar arasına tarihlenir.
  • 531 yılında Konstantinopolis’e gelen Filistinli Aziz Sabas’ın Khora’yı ziyaret ettiği rivayet edilir. Khora Manastırı’nın Filistin ile bağlantısının 800’lü yıllara kadar devam ettiği söylenir.
  • Khora’nın baş keşişleri, İkonaklazm devrinde imparatorun dini politikasına uyumlu hareket etmiştir.
  • İkonaklazm döneminden sonra Khora’daki keşişlerin sayısı yüzü geçmiştir. Bu sayı Bizans standartları için yüksektir.
  • Kesin arkeolojik ve tarihsel bulgularına sahip olduğumuz ilk kilise, Komnenoslar döneminin hemen başına aittir ve 1077-1081 yıllarında Aleksios I. Komnenos’un (1081–1118) kayınvalidesi Maria Dukaina tarafından inşa ettirildiği sanılmaktadır, yani Orta Bizans dönemine aittir. Bu yapının planı, kapalı Yunan haçı biçimindeydi.
  • Kilise yaklaşık elli yıl sonra, Aleksios’un imparator olmayan oğlu, beste yapan, şiir yazan, üç tane felsefe kitabının yazarı İsaakios Komnenos (1093 – 1152′den sonra) tarafından yeniden inşa ettirildi; İsaakios tek nefli bir kilise yaptırdı.
Narteksin güney kubbesinin altında büyük nişte yer alan Deisis sahnesinde Vaftizci Yahya yoktur. İsa ve Meryem’in iki yanında dua eden küçük figürler İsaakios Komnenos ve Altın Ordu Hanı Toktay ile yapmış olduğu evlilikten dolayı Moğolların Hanımı adı verilen II. Andronikos’un kızı Maria’dır. Fotoğraf: gezginhayta.blogspot.com

Narteksin güney kubbesinin altında büyük nişte yer alan Deisis sahnesinde Vaftizci Yahya yoktur. İsa ve Meryem’in iki yanında dua eden küçük figürler İsaakios Komnenos ve Altın Ordu Hanı Toktay ile yapmış olduğu evlilikten dolayı Moğolların Hanımı adı verilen II. Andronikos’un kızı Maria’dır.
Fotoğraf: gezginhayta.blogspot.com

  • Komnenoslar Dönemi’nde (1081-1185) Blakhernai Sarayı’nda başlayan yaşam, saraya yakın olan Khora’nın önemini artırdı.
  • Latin işgali esnasında kutsal emanetlerinden bazılarını yitiren ve bakımsız kalan kilisenin, 13. yüzyıl sonlarına doğru  kubbesi de yıkılmıştır.
  • Andronikos II. Paleologos (1282-1328) döneminin devlet yönetiminin ileri gelenlerinden, baş hazinedar, siyasetçi, edebiyatçı, matematik ve astronomi alanlarında bilgin, Aristo üzerine çeşitli yorumların yazarı ve büyük kitapsever Theodoros Metokhides (1270-1332) kilisenin kubbesini yeniden yaptırdı, bir narteks ve Parekklesion ile son bulan bir dış narteks ekletti. Yapım çalışmaları 1316 yılında başlamış, 1321 yılına kadar sürmüştü. Metokhides Khora için en iyi ustaları görevlendirmişti. Yapım sırasında, Komnenoslar devrinde yapılan ana mekana dokunulmamıştı. İç ve dış narteks mozaiklerle, Parekklesion freskolarla bezenmiştir.
  • Khora’nın 1279 yılında Roma Kilisesi ile birleşme yanlısı Patrik XI. Yuhanna Bekkos’un ve Patrik I. Athanasios’un ikametgahı olduğu bilinmektedir. Aynı dönemde burada ders vermeye başlayan, antik yazmaları inceleyen; Latinceden Grekçeye, Aziz Augustinus ve Boethius’tan tercümeler yapan Maksimos Planudes Khora’yı akademik açıdan da önemli bir yer haline getirdi. Bu, aslında pek yapılmazdı. “Heretik Batı”dan öğrenebilecekleri herhangi bir şey olduğunu düşünmezlerdi.
  • Khora’nın restorasyonu sırasında, çok bilgili biri olan Metokhides, Planudes’in açtığı yoldan gitmiş, Khora’da zengin, hem antik hem de Hıristiyan yazarların eserlerini barındıran bir kütüphane de oluşturmuştu. 1305-1328 yılları arasında sarayda önemli bir konumu olan Theodoros Metokhides bu sırada da entelektüel faaliyetlerine ara vermemişti. Çoğu günümüze de ulaşmış çalışmalarının basılmış hali 12 cilt tutacak miktardadır. Kütüphaneyi kendisi gibi bir polymath (çok bilgili kimse, allame, her şeyi bilen) olan yetiştirmesi Nikephoros Gregoras’a emanet etmişti.
  • III. Andronikos tahta çıkınca Metokhides’in mal varlığına el koyulmuş, sarayı yağmalanıp ateşe verilmiş, sürgüne gönderilmiştir.
  • Metokhides, görevini kötüye kullanarak çok zengin olmuş, Trakya’ya sürülmüş, 1330’da Konstantinopolis’e dönmesine izin verilmiş, son iki yılını restore ettirdiği Khora’da keşiş olarak geçirmişti. Metokhides teolojik tartışmalardan daima uzak durmuştu. Ama Gregoras bunu başaramadığı için 1351’de hüküm giydi ve Khora’da hapsedildi. 1400’lü yıllara kadar aktif olan Khora’daki kütüphaneden günümüze sadece birkaç eser ulaşmıştır.
Metokhides kendisini de nartekste, diz çökmüş, kilisesini İsa’ya sunarken betimletmiştir. Fotoğraf: www.flickr.com

Metokhides kendisini de nartekste, diz çökmüş, kilisesini İsa’ya sunarken betimletmiştir.
Fotoğraf: www.flickr.com

  • Burası, 1511 yılında Sultan II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiş, mozaiklere hiç dokunulmamıştır. Sadrazam Hadım Ali Paşa, burada namaz kılarken tahta kepenk ile mozaiklerin üzerlerini örttürürmüş, denir.
  • 1945 yılında müzeye dönüştürülmüş, mozaikler bakım görmüştür.
  • Son geniş kapsamlı restorasyon 1948-1959 yılları arasında Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından yapılmıştır.
  • Yaldızlı tesseraların gelen giden turiste hediye verildiği, bazı mozaik tabloların bu yüzden bozulduğu söylenir ama, ABD Araştırma Enstitüsü’nden Paul Underwood Khora’da kasıtlı tahribata rastlamadıklarını belirtmiştir.

 

Bizans İmparatorluğu 56 | Bizans’ta Mimari 6 Geç Dönem

Geç Bizans Dönemi ise Latin işgalinin bittiği1261 yılı ile 1453’e kadar olan döneme verilen addır. Paleologos’lar devridir.

  • Dikey elemanlar, kolon gibi, bol kullanılmaya başlıyor. Binalar yükseliyor. Orta dönem kiliselerinin tek kubbesi varken bu dönemde genellikle 5 kubbe yapılıyor. Merkezde bir büyük, kenarlarda 4 küçük kubbe. Konstantinopolis’te kiliselerin genel görünümleri aynı kalırken diğer yörelerde dış yüzeyler zenginleşiyor; tuğla her zamankinden daha çok kullanılıyor ve katronpiyer, kör arklar ve diğer dekoratif elemanlara çok rastlanıyor.
  • Paleologoslar daha önce yapılmış binaları da süslemişlerdir.
  • 15. yüzyılda maddi sıkıntı ve Osmanlılar’ın sıkıştırması sonucu pek sanatsal etkinlik olmamıştır.
  • Ana kilisesi Orta Bizans döneminden kalmış olan Khora Manastırı’nın (Kariye) mihraba desteği uçan payanda ile yapılmıştır (Aya Sofya’da da payanda vardır, ama Khora’nınki uçan payandadır).
Pammakaristos Manastırı 13. yüzyıl sonunda inşa edilmiştir. Bizans’ın ileri gelenlerinden Mihail Glabas Tarkaniotes tarafından inşa ettirilmiştir.

Pammakaristos Manastırı 13. yüzyıl sonunda inşa edilmiştir. Bizans’ın ileri gelenlerinden Mihail Glabas Tarkaniotes tarafından inşa ettirilmiştir.

Pammakaristos Manastırı’nın  Mihail Glabas Tarkaniotes ailesinin mezar şapeli olması ihtimalinden de bahsedilir. Fetihten sonra Patrikhane kilisesi önce Büyük Konstantin döneminde yapılan Havvariyun Kilisesi’ne taşınmış, Fatih Sultan Mehmet buraya cami ve külliye inşa etmek isteyince Pammakaristos Manastırı’na taşınmış,  1601 yılına Fener’deki Hagios Manastırı’na geçinceye kadar da burada kalmıştı. 1601 yılında yapılan fetihlerin hatırasına camiye dönüştürülmüş, adı da Fethiye Camii olmuştur. Bina camiye dönüştürülürken kilisenin apsis kısmı yıkılarak yerine bir mihrap yapılmıştır. 1955 yılında Amerikan Bizans Enstitüsü binayı restore etmiş, içindeki mozaik ve freskler temizlenmiş, sonradan yapılan kemer sökülüp yerine eski haline uygun sütunlar yapılmıştır. Taş ve tuğladan örülü dış duvarlarında yazılar vardır. Buradaki bazı ikonaların şimdiki Patrikhane’ye taşındığı söyleniyor. Uzun süre buradaki vaftiz sahnesinin şehirde tek olduğu düşünüldü. Galata’daki Arap Camii’nde mihrabın üstündeki sıvalar dökülünce bir vaftiz sahnesi daha ortaya çıktı. Vaftize ait bir fresk de Azize Öfemya Martiryomu’nda vardır. Yeri, Fatih ilçesinin Çarşamba semtindedir. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Pammakaristos Manastırı’nın Mihail Glabas Tarkaniotes ailesinin mezar şapeli olması ihtimalinden de bahsedilir.
Fetihten sonra Patrikhane kilisesi önce Büyük Konstantin döneminde yapılan Havvariyun Kilisesi’ne taşınmış, Fatih Sultan Mehmet buraya cami ve külliye inşa etmek isteyince Pammakaristos Manastırı’na taşınmış, 1601 yılına Fener’deki Hagios Manastırı’na geçinceye kadar da burada kalmıştı. 1601 yılında yapılan fetihlerin hatırasına camiye dönüştürülmüş, adı da Fethiye Camii olmuştur. Bina camiye dönüştürülürken kilisenin apsis kısmı yıkılarak yerine bir mihrap yapılmıştır.
1955 yılında Amerikan Bizans Enstitüsü binayı restore etmiş, içindeki mozaik ve freskler temizlenmiş, sonradan yapılan kemer sökülüp yerine eski haline uygun sütunlar yapılmıştır. Taş ve tuğladan örülü dış duvarlarında yazılar vardır.
Buradaki bazı ikonaların şimdiki Patrikhane’ye taşındığı söyleniyor. Uzun süre buradaki vaftiz sahnesinin şehirde tek olduğu düşünüldü. Galata’daki Arap Camii’nde mihrabın üstündeki sıvalar dökülünce bir vaftiz sahnesi daha ortaya çıktı. Vaftize ait bir fresk de Azize Öfemya Martiryomu’nda vardır.
Yeri, Fatih ilçesinin Çarşamba semtindedir.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Antalya Müzesi’nde sergilenmekte olan iki kuş desenli sütun başlığı. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Antalya Müzesi’nde sergilenmekte olan iki kuş desenli sütun başlığı.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu