Etiket arşivi: AIDS

Çağdaş Sanata Varış 282|Çağdaş Enstalasyon 2

Mother and Child Divided, Damien Hirst, 1993. Cam, silikon, inek, buzağı, formaldehit çözeltisi. Sanatçı her zaman ölüm, hayat, sanat, aşk, gerçek gibi büyük temaları seçmiştir. Hirst ölü hayvanları, parçalanmış veya tam olarak kullandığı birçok eser üretmiştir. Bu eserler, kendi ifadesine göre, insanları memento mori’ye (ölümü hatırla) karşı daha vurdumduymaz kılmayı amaçlamaktadır. Fotoğraf:www.damienhirst.com

Mother and Child Divided, Damien Hirst, 1993.
Cam, silikon, inek, buzağı, formaldehit çözeltisi.
Sanatçı her zaman ölüm, hayat, sanat, aşk, gerçek gibi büyük temaları seçmiştir.
Hirst ölü hayvanları, parçalanmış veya tam olarak kullandığı birçok eser üretmiştir. Bu eserler, kendi ifadesine göre, insanları memento mori’ye (ölümü hatırla) karşı daha vurdumduymaz kılmayı amaçlamaktadır.
Fotoğraf:www.damienhirst.com

  • Damien Hirst (1965-) başlangıçta ölümle, doğanın ham haliyle sanat güzelliği arasında bir ilişki kuruyordu. Bir Enstalasyonunda koyunu kesiyor, iki ayrı cam kaba yerleştiriyor; İzleyici, yaklaşınca tek bir koyun, uzaklaşınca iki parçaya ayrılmış bir koyun görüyordu. Hirst, köpekbalığı, inek, kuzu gibi hayvan ölüleri kullanarak gerçekleştirdiği Enstalasyonlarında ölüm temasını birer natürmort edasında irdeledi.
  • Bir başka Enstalasyonunda, çürüyen, sinekler tarafından yenen bir koyun kafasını sergiliyor, pis koku galeriye yayılıyordu. Damien Hirst, Tracey Emin ve daha pek çok Britanyalı sanatçı, adlarını Enstalasyonlar ile duyurmuştur.
  • 2008 yılında Afrika’daki AIDS programını desteklemek üzere New York Sotheby’s’de bir müzayede düzenlendi. Bu müzayedeye Hirst, toplam 19 milyon dolar değerinde yedi eserini verdi. Bunların arasında 7 milyon 150 bin dolara satılan ve içi HIV için kullanılan ilaçlarla dolu bir ecza dolabının yer aldığı When There’s a Will, There’s a Way (Niyet Varsa Yol Bulunur) adlı çalışması da vardı. Müzayede için eser toplama işini de o yapmıştı. Bu, o güne dek gerçekleşen en büyük yardım müzayedesi olmuş, eser veren 17 sanatçı fiyatlarda rekor kırmış, 42,5 milyon dolar toplanmıştı.
gör/bak/deniz (sea/see/saw), Caitlind r.c. Brown ve Wayne Garret, 2015. Onuncu yıl kutlaması için Suna İnan Kıraç Vakfı, Pera Müzesi, birlikte çalışan Kanadalı iki sanatçıya bir Yerleştirme sipariş etti. Sanatçılar on bin kullanılmış gözlük merceğini on metre çapında bir daireye yerleştirerek oluşturdukları hareketli eser müze binasının cephesine monte edildi ve altı ay boyunca orada kaldı. gör/bak/deniz, tanıdık bir mekanı yeni bir gözle/mercekle görmek; müzenin şehrin kültürel hayatına katkısını mercek altına almak; yeni bir gözle mekan algısını değiştirmek; rüzgarla hareket eden eserin Haliç’in yüzeyini binaya yansıtarak izleyenlere anlık bir perspektif kayması yaşatması; merceklerin izleyiciyi izlenen haline dönüştürmesi; gösterge ile gösterilenin yer değiştirmesi; merceklerin görüşümüzü değiştirmesi ve gözlüklerin bir alt metin yaratması sorgulanırken, eser, görmenin gücünü vurguluyordu. İzleyicilere deneysel anlar yaşatan Yerleştirmenin yaratıcıları, kullanılmış nesneleri yeniden değerlendirerek geri dönüşüme; İstanbullulardan toplanan kullanılmayan gözlükler ile de toplumsal işbirliğine vurgu yapmayı hedefliyordu. Fotoğraf:kucukseyirdefteri.blogspot.com

gör/bak/deniz (sea/see/saw), Caitlind r.c. Brown ve Wayne Garret, 2015.
Onuncu yıl kutlaması için Suna İnan Kıraç Vakfı, Pera Müzesi, birlikte çalışan Kanadalı iki sanatçıya bir Yerleştirme sipariş etti. Sanatçılar on bin kullanılmış gözlük merceğini on metre çapında bir daireye yerleştirerek oluşturdukları hareketli eser müze binasının cephesine monte edildi ve altı ay boyunca orada kaldı.
gör/bak/deniz, tanıdık bir mekanı yeni bir gözle/mercekle görmek; müzenin şehrin kültürel hayatına katkısını mercek altına almak; yeni bir gözle mekan algısını değiştirmek; rüzgarla hareket eden eserin Haliç’in yüzeyini binaya yansıtarak izleyenlere anlık bir perspektif kayması yaşatması; merceklerin izleyiciyi izlenen haline dönüştürmesi; gösterge ile gösterilenin yer değiştirmesi; merceklerin görüşümüzü değiştirmesi ve gözlüklerin bir alt metin yaratması sorgulanırken, eser, görmenin gücünü vurguluyordu.
İzleyicilere deneysel anlar yaşatan Yerleştirmenin yaratıcıları, kullanılmış nesneleri yeniden değerlendirerek geri dönüşüme; İstanbullulardan toplanan kullanılmayan gözlükler ile de toplumsal işbirliğine vurgu yapmayı hedefliyordu.
Fotoğraf:kucukseyirdefteri.blogspot.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 273|Çağdaş Kavramsal Sanat 4

Kimlik 3

Zevk ve Demokrasi, Grayson Perry, 2004. Sanatçının sırlı seramik eseri, Perry’nin 2003 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilmesi ve kazanması sonucundaki deneyimlerinden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Ödül, Birleşik Krallık’ta geniş çapta yankı bulmuş, halk arasında çok konuşulmuştur. Perry bu çömlekte, halktan gelen yorumlara yer vermiştir. Figürlerin konuşma balonlarında ödülü kazanmasıyla ilgili, kimisi basında da çıkan ifadeleri kullanmıştır. Bu yorumlar, onur kırıcılıktan komikliğe kadar uzanır. Küçük Farklılıklar Sergisi, Pera Müzesi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zevk ve Demokrasi, Grayson Perry, 2004.
Sanatçının sırlı seramik eseri, Perry’nin 2003 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilmesi ve kazanması sonucundaki deneyimlerinden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Ödül, Birleşik Krallık’ta geniş çapta yankı bulmuş, halk arasında çok konuşulmuştur. Perry bu çömlekte, halktan gelen yorumlara yer vermiştir. Figürlerin konuşma balonlarında ödülü kazanmasıyla ilgili, kimisi basında da çıkan ifadeleri kullanmıştır. Bu yorumlar, onur kırıcılıktan komikliğe kadar uzanır.
Küçük Farklılıklar Sergisi, Pera Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Postmodernizm ile yola başlayan Anti-Özcülük, cinsiyet fikrinin doğal veya zorunlu bir kategori değil, kültürel bir kategori olduğunu söylüyordu. Kişilik, kimlik, sübjektiflik ve aracılık kavramlarına yönelik Postmodernist ve Postyapısalcı okuyuşlar, son yıllarda Posthümanizm adı verilen alanın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu alan, insanlar ve teknoloji, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkileri araştırır ve farklılıkları Yapısöküm yöntemiyle inceler.
  • 1984 yılında dünya Madonna’yı tanımıştı. O yıllarda beline Boy Toy (jigolo) yazan bir kemer taktı. 1980’ler boyunca feminen-maskülen bir tarz izledi. 1990’larda stilinde seksüel içeriğin dozunu artırdı ve aralara dini motifler yerleştirirken sutyen ve kısa şortlar ile Hint motifli baş aksesuarı kullandı. 1990’ların sonunda etnik-gotik melezi görüntüsünde ellerinde Hint kınası, geyşa makyajı, kimono ile sahneye çıktı. Madonna ile beraber Amerikan kültüründe geleneksel Asya kültürü yükselişe geçti. Koruyucu olduğuna inanılan kırmızı ip bileklikler hızla moda oldu. Madonna, cinsiyet ve etnik unsurlara aşina olunmasına katkı sağladı.
Hans-Peter Feldmann,  Art International 2015 İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hans-Peter Feldmann, Art International 2015 İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Queer yaklaşım hem bir teori hem de bir sosyal harekettir. Özellikle kamusal alanda eşcinsel şahısların ifşa edilmesini, doğrudan eylemi savunur. Queer teorisi, kimliklerin doğasını değiştirme hareketinin bir parçasıdır. Queer kuramcılarına göre, kimlik kavramının kendisini reddetmek daha doğrudur. Bu fikrin kökleri Foucault ve Althusser’e uzanır: iktidara fırsat vermemek için özne konumundan çıkmak gerekir. 1960 ve 1970’lerdeki ikinci dalga feminizm, toplumsal cinsiyet ile biyolojik cinsiyet ayrımını çökertir. Biyolojik cinsiyet, kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik ayrımlara, toplumsal cinsiyet ise onları ayıran kültürel farklılıklara işaret eder. Queer teori, biyolojik cinsiyetin de toplumsal cinsiyet gibi kültürel bir inşa olduğunu söyler. Her birey az veya çok erkek ve/veya kadındır. Kadın ve erkek kategorileri baskıcıdır. Filozof Judith Butler, evliliğin ataerkilliğin ve baskının dayanaklarından biri olduğunu; devletin, cinsel davranışların düzenlenmesine ve bireyler arasındaki ilişkinin nitelenmesine el koyuşu olduğunu söyler. Gey ve lezbiyen evlilik talebinin, baskı altındaki diğer kategorilerle aralarına bir mesafe koyma ve cinsel-siyasi rejimi sağlamlaştırma riski taşıdığını öne sürer. Evliliğin, özel hiçbir sivil veya mali hak doğurmamasını ve birlikteliklerin üzerindeki devlet kontrolünün ortadan kalkmasını önerir.
  • Kimlik politikalarına yönelen sanatçılar, cinsel kimlik, eşcinsellik, cinsel tercih, cinsiyet politikaları gibi olgulara da yönelmişlerdir. 1990’lı yıllarda ABD sanat ortamında AIDS hastalığını konu alan yoğun bir sanatsal üretim gerçekleşmiştir.
  • Çağdaş feminist performanslarda yemek ve kadın bedeninin cinsiyetçi söylem tarafından temsilinin eleştirisi yapılır.

 

Çağdaş Sanata Varış 180| Kavramsal Sanat 4

  • Kavramsal Sanatta bir düşünceyi belirtmenin en açık yollarından birinin yazı olduğu düşünülür. Yazı, bir düşünceyi belirttiği gibi, estetik bir kalite de içerir. Yani linguistik mesajları kadar, biçimleri de önemlidir. Bu yapıtlar eş zamanlı olarak bilincin çeşitli düzeylerinde etkili olmaktadır. Ancak bir tabloda kompozisyon aracı olarak yazının kullanılması her zaman kavramsal bir anlam taşımayabilir.
Japon sanatçı ve mimar Shusaku Arakawa (1936-2010), ülkesinde Neo Dada Hareketinin ve savaş sonrası Japon avangard sanatının öncülerinden olmuş, New York’a cebinde Marcel Duchamp’ın telefon numarası ile gelmiştir. Lyotard, Arakawa’nın eserlerinin bizi gözlerimizle düşünmeye sevk ettiğini söylemiştir. Arakawa’nın Out of distance / Out of texture /Distance of point blank B adlı eseri. Fotoğraf:nga.gov.au

Japon sanatçı ve mimar Shusaku Arakawa (1936-2010), ülkesinde Neo Dada Hareketinin ve savaş sonrası Japon avangard sanatının öncülerinden olmuş, New York’a cebinde Marcel Duchamp’ın telefon numarası ile gelmiştir. Lyotard, Arakawa’nın eserlerinin bizi gözlerimizle düşünmeye sevk ettiğini söylemiştir. Arakawa’nın Out of distance / Out of texture /Distance of point blank B adlı eseri.
Fotoğraf:nga.gov.au

Asılı Adam, Ai Weiwei, 1985. Eser, bükülmüş bir elbise askısından yapılmış. Asılı Adam, çığır açan bir eser olarak tanımlanıyor. Ai Weiwei New York’ta yaşarken malzeme alacak parası olmadığından bir askıyı bükerek Marcel Duchamp’ın profilinin şeklini vermiş ve bunu dairesinin banyo aynasına asmıştı. Fotoğraf:arttattler.com

Asılı Adam, Ai Weiwei, 1985.
Eser, bükülmüş bir elbise askısından yapılmış. Asılı Adam, çığır açan bir eser olarak tanımlanıyor.
Ai Weiwei New York’ta yaşarken malzeme alacak parası olmadığından bir askıyı bükerek Marcel Duchamp’ın profilinin şeklini vermiş ve bunu dairesinin banyo aynasına asmıştı.
Fotoğraf:arttattler.com

  • Marcel Duchamp insanların “Sanat nedir?” diye sormasına yol açmıştı. Mao sonrası sanatçıların ilk kuşağından olan, siyasi aktivist, kitap yazarı, blog yazarı, mimar, yanında 1500 kişi çalıştırdığı dönemler olan  Ai Weiwei (1957-) ise insanların “Gerçek nedir?” diye sormasına yol açar. Dünyaca ünlü Çinli sanatçı Ai Weiwei, 1985 yılında yaptığı üç Mao portresiyle resme veda etti. Asılı Adam adlı eserinden başka 1985’te bir keman ve kürek sapından ürettiği Keman adlı eseri Çin’de büyük yankı uyandırmıştı. Eser, Mao’nun Kültür Devriminin bir eleştirisiydi. Çünkü o dönemde Çin’de keman sahibi olmak çok tehlikeliydi, kişinin burjuva eğilimli damgası yemesi ile dayak  ya da daha kötü şeylere neden olabiliyordu. Ai Weiwei 1987 yılında İki Ayağa Bir Pabuç adlı eserini üretti. Eserdeki zanaatkarlık, yalnızca Dada’ya geri dönüş değildi. Sanatçının babası Mao tarafından Gobi Çölü’ne sürülmüştü ve Ai Weiwei Gobi’de büyürken ayakkabı imal ediyordu. Çin, sanatçının sürekli işlediği temalardandır. Eser, iki ayağa birden giyilebilir. Çin’in imalat becerisindeki insanlık dışı yönü işaret eder. Ai Weiwei ayrıca bu eserini, verimli üretim biçimleri arayışının mantıki bir sonucu olarak izah etmiştir. 1987 yılında ABD’deki ilk ve şu ana kadar tek sergisini New York, SoHo’da açtı. Asılı Adam ve İki Ayağa Bir Pabuç adlı eserlerini koyduğu serginin adı Eski Pabuçlar ve Güvenli Seks idi. Serginin adında geçen Güvenli Seks, kasık hizasına uygun bir şekilde yerleştirilmiş bir prezervatif, dize kadar inen kauçuk bir yağmurluğa atıfta bulunuyordu. AIDS o sıralarda başlıca korku kaynağı idi.
  • Ai Weiwei, Çin hükümetini açıkça eleştirmeye cesaret eden birkaç kişiden biriydi. Bir ara çok kötü dövülmüş, beyin kanaması geçirmiş, ameliyat olmuştu. Uzun süre göz altında kalmış, 2011 yılında ev hapsinde tutulmaya başlanmış, kendi ülkesinden çıkması yasaklanmış, pasaportu beş yıllık aradan sonra Temmuz 2015’te iade edilmiş bir sanatçıdır. Asıl amacının Çin’i değiştirmek olduğunu söyler.
  • Kavramsal Sanat, akımlar, eğilimler, oluşumlar halinde günümüze kadar uzanmış, günümüzde resim, heykel gibi daha geleneksel türlerin de kavramsallaşmasında rol oynamıştır.

 

Çağdaş Sanata Varış 132| Postmodernizm 5

  • Epistemoloji, felsefenin şeyleri nasıl bildiğimizle ilgilenen dalıdır. Postmodernistler, epistemolojiye ya da geçmişi nasıl bileceğimize ilişkin sorular, tarihi kimin yarattığına ilişkin sorular, dilin doğası ile yazının kendisine ilişkin sorular sorar.
  • İnterdisipliner çalışmalar ve kültürlerarası yaklaşım ağırlık kazandı.
  • Postmodern’lere göre insan sürekli oluşum içindedir. Hem her an çevresinden etkilenir hem de çevresini etkiler.
  • Postmodern’de insana ve çevresine karşıt kavramlarmış gibi yaklaşmak, herhangi bir ayrımdan, kavramsal düzeyde söz etmek imkansızdır.
  • Postmodern düşünce her türlü ayrıma ve sınıflandırmaya karşı çıkar. Ürünü açımlamak, tanımlamak amacıyla söylenen her söz Postmodern görüş ile çelişir.
  • Sivil Toplum Kurumları’nın (NGO) yaygınlaşması da Postmodern dönemin bir gelişmesidir.
  • Postmodernistler, Pozitivizmde eksik olan hoşgörüyü devreye soktular. Çok anlamlılık açık seçikliğin yerine geçti.
  • Akıl sık sık bir kenara bırakılmazsa hiçbir ilerleme olamayacağını; özensizlik, fırsatçılık, kaos gibi görünen şeylerin bugün bilgimizin asli parçaları saydığımız kuramların gelişmesinde önemli rol oynadığını; bu sapmaların, hataların ilerlemenin ön koşulu olduğunu savundular.
  • Yönteme Hayır”, dediler; herşeyin bir arada yürütülmesi gerektiğini öne sürdüler. Postmodernistlere göre, gerçekçi ile fantastik, kentsel ile kırsal, teknoloji ile mitos bir arada olabilir.
  • Modernizm’in yarattığı katı doktrinlerden, katı psikanaliz yaklaşımından daha kişisel olana, yerel olana geçildi.
  • 1960’lı yıllar, psikologların altın devri oldu. Bir psikoloğa gitmemek, yani “domuz gibi sağlıklı olmak”, ayıplanacak bir şey olarak görüldü.
  • 1970’lerde üst üste yaşanan ekonomik krizler ve AİDS ile 1980’lerde sağlıklı olmak, düşüş ve baş kaldırı yaşanan her kriz döneminden sonra olduğu gibi, tekrar önem kazandı. Jimnastik salonları “health center – sağlık merkezi” adını aldı. Alternatif yaşam deneyleri lanetlendi: AIDS, cinsel devrime verilmiş bir cezaydı. Dolayısıyla, tekeşlilik, sigara içmemek, doğal ürünlerle beslenmek, spor yapmak, stresten kaçınmak yeni amentü oldu.
Fotoğraf:www.reitix.com

Fotoğraf:www.reitix.com

  • Postmodern dönemde dev şirketler hükümetlerden daha güçlü olmuş; medya, savaş meydanının yerini almıştır.
  • Postmodern dönem, bilgi üreten ve dağıtan iş alanlarının geliştiği ve büyüdüğü bir dönemin adıdır.
  • Birleşik benlik, bilginin doğası ve yapısı, politik istikrar, sosyal kuruluşların geçirdiği değişime uygun olarak pazar da değişim/parçalanma (fragmentation) geçirmiş, pazar gittikçe daha küçük parçalara ayrılmıştır. Bu duruma uygun olarak kendi farklılıklarının dikkate alınmasını isteyen yeni bir tüketici profilinin karşısında mikro pazarlama, bireysel pazarlama gibi pazarlama teknikleri gelişmiştir.
  • Stratejik birlikler, ortak girişimler, dikey dağıtım sistemlerinin yazı sıra, güzel sanatlar, din veya müze gibi farklı alanlara da pazarlama metotlarının uygulanması ile işletme ve çevresi arasındaki sınırlar bulanıklaşmaktadır.
  • Alt ve üst kültür farklılaştırmasının giderilmesi, hiyerarşinin aşınması, ticaret ile kültür arasındaki ayrımları da bulanıklaştırmıştır. AVM’lerin ortak alanlarını galeri olarak kullanmak, tarihi binaları ticari konaklama yerlerine dönüştürmek bu yaklaşımın sonucudur.
  • Postmodernizm’in kurumsalcılık karşıtlığı hiyerarşiye, katı yapılanmaya, sistematik genelleştirmelere duyduğu antipatiye dayanır. Benzer şekilde, bürokratik ve hiyerarşik yapıda örgütlenen Modern  organizasyonların yerini de daha çok öz-yeteneklere dayalı olarak yapılanmış esnek postmodern örgütler/işletmeler almıştır.
  • Postmodern toplumda zaman darlığı içinde bulunan bireyler, ailesine ve kendine daha çok zaman ayırabilmenin arayışı içindedir. Benzer baskıları hisseden işletmelerin varlığıyla da bu dönemde, tam zamanında üretim (just-in-time production) ve tam zamanında pazarlama (just-in-time marketing)  gibi uygulamalar önem kazanmıştır. Bu bağlamda sanal ortam, iletişim ve alışverişte sağladığı kolaylık ve zaman tasarrufuyla postmodern toplum bireyleri için umut ışığı olmaktadır.
  • Modernizm için sadece üretim ekonomik ve moral açıdan değer yaratıcıdır. Postmodernizm hem üretimin hem de tüketimin birlikteliğine ve önemine vurgu yapar. Postmodern öneriye göre, tüketim olmadan üretim olmamakta, üretim olmadan da tüketim gerçekleşmemektedir ve bu karşılıklı var olma durumundan dolayı her ikisinin de önemi kabullenilmelidir.
  • Postmodern toplumda durgun bir çevre mevcut yapının devam etmesi, bir başka ifadeyle yeniliğin ve yaratıcılığın kaybolması demektir. Oysa değişken bir çevre bireylerden esneklik, adaptasyon, hızlı düşünme ve karar almanın yanı sıra sürekli kendini yenileme becerisi istemektedir.

Postmodernizm, yeni bir düzen, yeni bir ruhun yaratılmasıdır.