Etiket arşivi: Afrodit.

Şiddet 81| Kültür Mirasına Yönelik Şiddet 3

  • Bosna-Hersek‘in Mostar şehrinden geçen Neretva Nehri üzerinde bulunan, Boşnakların Stari Most dediği Mostar Köprüsü, Mimar Sinan‘ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında inşa edilmişti. Yapılma amacı, Kanuni Sultan Süleyman’ın Slav kökenli Bosnalı vezirine teşekkürdü.
    Köprü şehrin farklı etnik mahallelerini birbirine bağlıyordu. Her yıl bir dalış yarışması düzenleniyor, Hırvat, Sırp ve Müslüman delikanlıları, köprüden nehre atlıyordu. Bu, herkesin etnik kimliğiyle katıldığı, karşılıklı birbirini kabul ettiği bir ritüeldi.
    Mostar Köprüsü 1993′te Boşnak-Hırvat Savaşı sırasında Hırvat güçleri tarafından fiziki olarak yıkıldı.
    Mostar Köprüsü’nün aslına uygun inşasına, UNESCO ve Dünya Bankası desteğiyle, 1997 yılında bir Türk firması tarafından başlandı. Yeni köprü Temmuz 2004’de açılmış, 2005 yılında Dünya Miras Listesine eklenmiştir.
    Köprü fiziki olarak yerine kondu ama simgeledikleri sonsuza kadar yok oldu.
    Mostar Köprüsü, savaşların dünya mirasına verdikleri zararın sadece bir örneğidir.
Allianoi’de hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Bergama Müzesi 2001.

Allianoi’de hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Bergama Müzesi 2001.

  • Bir de ekonomik nedenlerle (doğru ya da yanlış) verilen zararlar var. Bunlar genellikle hidroelektrik santrallere yer açmak için kesilen ağaçlar ve santrallerin sular altında bıraktığı yerlerle ilgili oluyor ve ülkemizin farklı bölgeleri için süregelen tartışmalara ve protesto gösterilerine neden oluyor.
  • Bunlardan biri olan Allianoi antik kenti ılıcası, devasa tünelleri, köprüleri, anıtsal çeşmesi, caddeleri, tabanı muhteşem mozaiklerle süslü mekanları ve 400’ü tıp aleti olmak üzere yaklaşık 1.600 kadar envanterlik, 10.000 civarında etütlük eseriyle sıra dışı bir kültür mirası idi. Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapı ve bir Asklepios kült merkeziydi. Ayrıca, ısısı hiç değişmeyen, 42-47 derece, sıcaklıktaki suyu ile günümüzde bile kullanılabilecek denli iyi korunmuş bir merkezdi.
    Antik dünyanın günümüze ulaşmış en önemli sağlık ve tedavi merkezlerinden biri olan Allianoi’yu Yortanlı Barajı’nın suları altında kaybettik.
  • Kırklareli’ndeki 11 farklı yarasa türüne ev sahipliği yapan Koyunbaba ve Koruköy Mağaraları içlerinde yapılan kaçak kazılar ve yakında faaliyet gösteren taş ocakları yüzünden tehdit altında. Her biri günde 1500 böcek yiyerek tarıma ve insanlığa faydalı olan yarasalar zarar görüyor. Koruköy Kalesi’ne çok yakın olan taş ocağı kaleyi de tehdit ediyor. Aynı bölgedeki Karlık Mağarası da defineciler tarafından kazılarak tahrip edilmekte. Ülkemizde mağaralar da tehdit altında.
  • 2100 yıllık Kibele heykelinin bulunduğu Ordu’daki tarihi Kurul Kalesi’nin bitişiğindeki taş ocağı, mahkeme kararına rağmen genişleyerek kaya mezarlarını dinamit patlatarak yok etti. Ordu Müzesi ve Kurul Kalesi Bilimsel Kazı Başkanlığı’nın duruma sessiz kaldığı gazetelere yansıdı.
  • Ülkemizden kaçırılan tarihi eserlerin geri alınma çalışmaları uzun zamandan beri Kültür Bakanlığı’nın asli görevleri arasında. Geri kazanılan eserlerin haberleri basında yer alıyor.
  • İtalya’da kültür mirasının korunması için İtalyan Jandarma Komutanlığı’na bağlı faaliyet gösteren bir polis teşkilatı vardır. Türkiye’de de İçişleri Bakanlığı bünyesinde bir nevi kültür polisi teşkilatı kurulması düşünülüyor.
  • Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı on beş yıldır kültür mirasımız konusunda farkındalık yaratmaya çalışıyor, kültür mirasının korunmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.

 

 

Şiddet 8 | Mitlerdeki Şiddet

  • Zamansızlığa işaret eden bir sanat biçimi olan, kadim felsefe adı da verilen mitlere göre, bu dünyada yaşanan her şeyin, tanrılar dünyasında mutlaka bir sureti vardır.
  • Mit, gerçeklere dayalı bilgi verdiği için değil, etkili olduğu için gerçektir.
  • Bir mitin kalıplaşmış tek bir uyarlaması bulunmaz. Koşullar değiştikçe, öykülerimizi başka türlü dile getirmemiz gerekir.
  • Erken Neolitik mitolojide hasat, kutsal evlilikti. Toprak dişiydi, tohumlar tanrısal ersuyu. Yağmur ise gökle yerin cinsel birleşmesiydi. Ekim sırasında kadınlarla erkekler arasında cinsel ayinler yaygındı. Çin ve Japonya’da varlığın temeli eşeysizdi, ancak daha sonra toprağa dişi özellik atfedildi. Toprak, ana tanrıçaya dönüşünce farklı bölgelerde farklı adlar aldı. Neolitik Ana Tanrıça, erkeklerin daha güçlü görünmesine karşın, aslında kadınların daha güçlü olduklarını ve denetimi ellerinde tuttuklarını gösterir. Tanrıça Anat acımasız bir savaşçıdır, genellikle kan denizinde yüzerken tasvir edilir.
Huysuz İhtiyar Tanrı, Grayson Perry, sırlı seramik, detay, 2010. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Huysuz İhtiyar Tanrı, Grayson Perry, sırlı seramik, detay, 2010.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Erken mitolojide ekme biçme işleri şiddetle iç içedir; yiyecek elde etme uğruna ölüm ve yıkımın kutsal güçlerine karşı sürekli savaşmak gerekir. Tohumun toprağın içine girmesi, meyve vermeden ölmesi gerekir, ölümü acılı ve sancılıdır. Paramparça edilen, uzuvları koparılan, hunharca sakatlanan ve öldürülen ana tanrıça mitleri boldur. Mısır’da ölüler tanrısı aynı zamanda hasat tanrısıdır.
  • Kent yaşamının özünde şiddet içerdiği, öldürme ve sömürmeye olanak verdiği görülür. Kent kuran ilk insan Kabil’di ve ilk katildi.
  • Mezopotamya Tanrılarından Marduk, yenilgiye uğrayan tanrılardan birinin kanıyla toprağı karıştırarak ilk insanı yaratır. Babil’in kurucusudur.
  • Ortadoğu savaş mitlerinde kargaşadan düzen doğabilmesi için kozmik görevlerini yerine getirenlerin önce öldürülmeleri, paramparça edilmeleri gerekir. Tanrıça İştar da, kültürü yok eder, hiçbir ilişkisi uzun sürmez, her sevgilisini mahveder.
  • Eksenel Çağ (MÖ yaklaşık 800-200) savaşlar, sürgünler, toplu katliamlar, kentlerin yakılıp yıkılma hikayeleriyle doludur.
  • Greklerin Gök Tanrısı Uranos, kendi oğlu Kronos tarafından iğdiş edilmişti.
  • Yunanların Hayvanlar Tanrıçası Artemis, doymak bilmez ve kincidir. Kurban alıp kan dökmesiyle ünlüdür.
  • Ürün Tanrıçası Demeter öfkeli ve kincidir, aynı zamanda Ölülerin Sahibesi’dir. Aşk Tanrıçası Afrodit bile öç alarak korku salar.
  • Adonis, aile idealini saptıran bir cinsel ilişkinin ürünüdür.
  • Kahramanlık mitoslarında Prometheus insanlık adına tanrılardan ateşi çalmış, yüzyıllar boyu ağır cezalar çekerek bunun bedelini ödemek zorunda kalmıştı.
  • Aineias, eski yaşamını geride bırakmaya, yurdunu alevler içinde yanarken görmeye ve Roma’ya varmadan önce yeraltına inmeye zorlanmıştı.
  • İngiliz dinler tarihçisi Karen Armstrong’a (1944-) göre insanlığa merhametin önemini idrak etmesini sağlayacak; anlık gereksinimlerin ötesini görmesine yardım eden; yeryüzüne kutsal gözüyle bakarak saygı göstermesine yarayacak mitler gereklidir. Yabancılaşma, can sıkıntısı, hiççilik, boş inanlar, tekbencilik ve umutsuzluk çağdaş yaşamın verimsizliğidir.
  • Eril dil kullanımı ile edebi ve mitolojik yazında bir şiddet dili yaratılmıştır. Yunan mitolojisi ve Atina tragedyaları, masum çocukların ve aile bireylerinin öldürüldüğü Niobe Efsanesi gibi şiddet hikayeleriyle doludur.
  • Keçi türküsü anlamına gelen tragedya, Dionysos için yapılan şiddet içeren, kanlı ritüellerden doğmuştur. Trajedi, şiddetin kültürlenmiş formlarını izleyiciye aktararak katharsis (ruhun yıkıcı tutkularından arınması) yaşatmayı amaçlar.

 

Bizans İmparatorluğu 111| Konstantin Döneminde Konstantinopolis Yapıları 2

AYA İRİNİ VE HAVARİYYUN KİLİSESİ

Fotoğraf: www.oguztopoglu.com

Fotoğraf: www.oguztopoglu.com

  • Aya İrini’nin Zeus, Afrodit veya Artemis Tapınağı üzerine inşa edildiğine dair bir görüş vardır.
  • Aya İrini (Kutsal Barış Kilisesi), yeni başkentin ilk büyük kilisesidir.
  • I. Konstantin’in 4.  yüzyılda yaptırdığı Aya İrini, 532’deki Nika Ayaklanması sırasında yandı ve I. Justinyen (527-565) tarafından yeniden yaptırıldı. Günümüze ulaşan yapı 738 depreminden sonra yapılan onarımın eseridir. Yapının çatı kısmı o dönemde yeni uygulanmaya başlanan kapalı Yunan haçı biçimindedir.
  • İlk yapımından beri üç nefli bazilika planlıdır.
  • Günümüze ulaşmış Atrium bölümü ve iki ana plan olan bazilika ve haçı bir arada barındırması açısından en önemli Bizans yapılarından biri olarak kabul edilir.
  • Ruhban sınıfının oturduğu sintronon (apsisteki oturma basamakları) bölümü ayakta kalan İstanbul’daki tek örnektir.
  • Üstteki silmelere kadar renkli mermer kaplı idi, Osmanlı döneminde sökülüp başka yapılarda kullanıldı.
  • Apsiste yer alan köşeleri gözyaşı damlalı haç İkonaklast dönemin en ünlü haçıdır. İkonaklast dönemden izler taşıyan, dünyadaki tek yapı olduğu söylenir.
  • Günümüzde taban mozaiği yerinde ahşap kaplama var. Sıvaların altının mozaik olduğu düşünülüyor.
  • Etrafında üç sarnıç yer alıyor.
  • Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda yer alan Aya İrini, tahta çıkan her padişahın ziyaret ettiği bir yer olmuş.
  •  Osmanlı bir dönem eski silahları burada sergilemiş. 1887 yılında, sergilenen silahların bulunduğu bölüm kapatılıp, arkeolojik eserlerin sergilendiği ilk müzemiz burada kurulmuş. Akademisyen Wendy Shaw (1970-), bu gelişimi, Osmanlı müzesinin Helen-Bizans mirasına yönelişi olarak yorumlar. Bunun başlıca nedenleri arasında II. Abdülhamit’in tahta çıkışının ardından yürürlüğe konan anayasanın imparatorluğun çeşitli kültürlerinin Osmanlı şemsiyesi altına alınmasına olanak tanıması olarak görür.
  •  Hanımlar mahfiline çıkan ahşap merdiven II. Mahmut döneminden günümüze ulaşmış.
  • Narteksteki cam mozaikler, 1992 yılında burada verilen bir partide çıkan yangında yok olmuş.
  • Havariyyun/Resuller Kilisesi, Büyük Konstantin’in kendisine yaptırdığı mozolenin çevresinde 550 yılında haç biçiminde inşa edilen ve zaman içinde emperyal kabristana dönüşen, başkentin Aya Sofya’dan sonraki en kutsal mekanı sayılıyordu.
  • Büyük Konstantin’le birlikte onun soyundan 19, İmparator Justinyen soyundan da 17 kişinin gömülü olduğu lahitlerin yanı sıra; Kudüs’ten getirilen ve hem İsa’ya, hem de azizlere ait olduğuna inanılan kutsal kalıtlar, iskelet ve kemiklerin (rölikler) defnedildiği anıt mezarlar barındırıyordu. Kutsal Emanetler’in önemli bir bölümü burada korunuyordu.
  • Burası 1204 Dördüncü Haçlı Seferi sırasında talan edildi, ganimetler Avrupa’nın çeşitli yerlerine dağıldı, en büyük pay Venedik’e düştü.
  • Büyük Konstantin’in lahdinin ve na’şının kalıtları hiçbir yerde ortaya çıkmadı.
  • İstanbul’un fethinden sonra kısa bir süre için Rum Ortodoks Patrikhanesi olarak kullanılmış, 1461 yılında yerine Fatih Camii yapılmıştır.

 

Özleyenler İçin Allianoi

Haziran 2001’de ailece  ziyaret ettiğimiz Allianoi’a hayran kalmıştık.

Haziran 2001’de ailece ziyaret ettiğimiz Allianoi’a hayran kalmıştık.

  • Ilıcası, devasa tünelleri, köprüleri, anıtsal çeşmesi, caddeleri, tabanı muhteşem mozaiklerle süslü mekanları ve 400’ü tıp aleti olmak üzere yaklaşık 1.600 kadar envanterlik, 10.000 civarında etütlük eseriyle sıra dışı bir kültür mirasını, antik dünyanın günümüze ulaşmış en önemli sağlık ve tedavi merkezlerinden birini Yortanlı Barajı’nın suları altında kaybettik.
  • Oysa, 2001 yılında Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiş, baraj yapımı hakkında idare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı almış, 2006 yılına kadar ören yerinin gerçek anlamda korunması yönünde kararlar alınmıştı.
  • Sonra, Koruma Bölge Kurulu Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı olma özelliğini kaldırdı; Çevre ve Orman Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı’na baskın çıktı; çevre köylüleri barajı tercih etti; Bergama Ticaret Odası; bazı çevre belediyeler Yortanlı Barajı’nın yapılmasından yana oldular.
  • Çevreciler, Allianoi Girişim Grubu, Türk Tabipler Birliği, Doğa Derneği Allianoi’ın korunması için çaba harcadılar; kazıların büyük sponsorları Philip Morris/Sabancı 150.000 dolarlık bir bütçe ile ve DSİ 2000 yılı itibariyle 150 milyar YTL ile katkıda bulundular.
Hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.

Hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.

  • 1997’de yaşanan sel taşkınından sonra çamurla kaplanan ılıca tesisleri tarihi kalıntılarının farkına barajın bitimine üç yıl kala varıldı. Bergama Müze müdürü olarak 1998 yılında atanan Ahmet Yaraş kazıların zamana karşıyapılabilmesi için büyük çaba harcadı.
  • Allianoi’da dokuz sezon, 1998-2006 yıllarında, her sene 3-4 ay çalışılarak bu büyük merkezin ancak %20’si kazılabildi. Merkezin adının Allianoi olduğunu gösteren bir yazıt ele geçmedi. Ama uzmanlar buranın antik kaynaklarda adı geçen Allianoi olduğundan %99 emin.
  • Belli başlı antik sağlık ve tedavi merkezlerinin Kos (İstanköy), Epidauros (Pidauro), Knidos (Datça), Aleksandreia (İskenderiye) şehirlerinde olduğunu antik yazarlardan öğreniyoruz. Antik Aleksandreia, İskenderiye kentinin altında kalmış durumda. Knidos’ta yapılan kazılar sonucunda tıp merkezine henüz ulaşılamadı. Allianoi, MÖ 2. yüzyılda yapılmış olan, dünyadaki bilinen altı antik sağlık merkezinden biri idi. Kentin MS 11. yüzyılın sonuna değin, önemli bir sağlık merkezi olarak sürekli kullanıldığı, en parlak döneminin MS 2. yüzyılda, Roma İmparatoru Hadrianus dönemi olduğu, Bizans devrinde önemini kaybettiği düşünülüyor.
  • Çevresinde bir kült oluşmuş olan Antik Yunan’da sağlık, hekimlik ve otama tanrısı Asklepios’un kızı Hygieia da hijyen sağlayıcı bir yetke olarak kabul edilirdi. Usta bir hekim ve yetenekli bir cerrah olan Asklepios’un hekimlik sanatını hocası, doğanın sırlarını bilen Kherion’dan öğrendiğine inanılır. Hastaların Asklepios adına yapılmış tapınaklarda uyuyarak, nasıl tedavi olabileceklerini kendilerine bildirecek bir rüya görmeyi umut ettikleri de yazılmıştır. Bergama Müzesi’nde Asklepion’daki adaklara ait el, kol, göz, kulak gibi objelerin dilek adağı ya da şükran adağı olduğu düşünülmektedir. İyileşenlerin Asklepios adına horoz kestikleri de biliniyor. Asklepios’un simgesi olan yılan ve asa modern tıp biliminin de simgesidir.
  • Helenistik Dönem’de kurulan, Roma döneminde gelişen Allianoi, Bergama’da ortaya çıkan ve Asklepios’a adanmış ikinci şifa merkezi (Asklepion). Ancak Bergama Asklepion’u bir psikoterapi merkezi.
  • Gerek tıp tarihi gerekse eczacılık tarihi açısından önemli bir merkez olduğu anlaşılan Allinoi’da sadece dinsel telkin yoluyla tedavinin değil, aynı zamanda pozitif tıp uygulamalarının, psikoterapi, hidroterapi, ilaç tedavisi, cerrahi girişim ve müdahalelerin de yapıldığı anlaşılıyor. Yara tozu, merhem, damla gibi ilaç yapımında kullanılan pişmiş toprak ve mermerden kaplar, özel ezme taşları, cam şişeler, tartı aletleri, spatulalar gibi madeni araç gereç, ilaç tedavisinin yapıldığını bize gösterdi. Allianoi’da bulunan küplerden birinin omzunda görülen etiket niteliğindeki yazıt bize bu kabın burun içi kanamalarının tedavisinde kullanılan bir merhemin muhafazası olduğunu gösteriyor. Ele geçen yüzlerce pişmiş topraktan yapılma kandil, geceleri de acil hizmet verildiğini düşündürüyor. Ele geçen sikkelerin çokluğu buranın sık ziyaret edilen, gözde bir sağlık merkezi olduğunu gösteriyor. Bergama Müzesi, Allianoi buluntuları sayesinde dünyanın en zengin tıp aletleri koleksiyonuna sahip müze oldu.
  • Pompei’de bile, bir cerraha ait olduğu anlaşılan bir evde 60-70 adet tıp aleti ele geçmiş. Oysa sadece %20’si kazılabilen Allianoi’da 400 adet tıp aleti bulundu.
Çok kaliteli ve antik dönemden beri değişmeyen 42-47 derece sıcaklıktaki suyundan sürekli yararlanıldı. Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapıydı. Ayrıca, günümüzde bile kullanılabilecek denli çok iyi korunmuş bir merkezdi.

Çok kaliteli ve antik dönemden beri değişmeyen 42-47 derece sıcaklıktaki suyundan sürekli yararlanıldı.
Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapıydı. Ayrıca, günümüzde bile kullanılabilecek denli çok iyi korunmuş bir merkezdi.

Antik sağlık ve şifa merkezi Allianoi’un aynı zamanda önemli bir Asklepios kült merkezi olduğunu gösteren kanıtlardan sayılan, Allianoi kazısında ele geçmiş, Roma İmparatorluk Çağı’na ait mermer Asklepios başı günümüzde Bergama Müzesi’nde

Antik sağlık ve şifa merkezi Allianoi’un aynı zamanda önemli bir Asklepios kült merkezi olduğunu gösteren kanıtlardan sayılan, Allianoi kazısında ele geçmiş, Roma İmparatorluk Çağı’na ait mermer Asklepios başı günümüzde Bergama Müzesi’nde

2. yüzyıla tarihlenen Roma köprüsü.

2. yüzyıla tarihlenen Roma köprüsü.

Paşaköylü Hüseyin Şengül, bir antik mirasın daha yok olmaması için tek başına 5000 imza toplamıştı.

Paşaköylü Hüseyin Şengül, bir antik mirasın daha yok olmaması için tek başına 5000 imza toplamıştı.

  • 1992 yılında temeli atılan, İlyas ve Koca Çayları üzerine sulama amaçlı kurulan Yortanlı Barajı Kınık Havzası’nı sulayacak. Ancak baraj gövdesinin altından fay hatlarının geçtiği, bölgenin birinci derece deprem bölgesi olduğu belirtiliyor. Kaplıcadaki suyun sıcaklığının binlerce yıldır aynı derecede olması da fayların aktifliğine işaret sayılıyor.
  • Baraj gövdesinin Ayazkent beldesinin tam önünde olmasının bölge halkı için büyük tehlike yaratabileceği öne sürüldü.
  • Bölgede heyelan tehlikesi olduğu, baraj yapımı nedeniyle ağaçların kesilmesinin de riski artırdığı iddialar arasındaydı.
  • Alüvyonal dolguların barajı 15-20 yıl gibi bir sürede dolduracağı, bu nedenle barajın ömrünün çok kısa olacağı da uzmanlar tarafından belirtilmişti.
  • Gölet alanı içinde kalan toprakların çok verimli topraklar olduğu da yazılmıştı.
  • Baraj yapıldığında 40-50 yıl içinde Allianoi’un alüvyon dolgu ile dolacağı ve tamamen yok olacağı savını ortadan kaldırmak için, merkezin üzerini çimento harcıyla kaplama ve kumla örtme yoluna gidildi ve Allianoi Yortanlı Barajı’nın gölet alanı içinde kaldı.
  • 1980’li yıllarda Helenistik ve Roma döneminin çok önemli bir seramik atölyesini Kestel Barajı’nın sularına, Zeugma’yı ise 2000 yılında Birecik Barajı’nın sularına kaybetmiştik. Kayıplarımızı ve sebeplerini hatırlamak ve hatırlatmak kültür mirasına sahip çıkmanın ve bunu teşvik etmenin bir yoludur. “Fakirlik çevrenin en büyük düşmanı” olmasın istiyorsak, Hasankeyf’i ve şu anda adı konmamış zenginlikleri kurtarmayı amaçlıyorsak yaşananları anlamamız ve unutmamamız gerekir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Allianoi Gerçeği, Prof. Dr. Ahmet Vedat Çelgin, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2010.
  • Bergama Tarihinde İnanç Coğrafyası, Eyüp Eriş, Bergama Kültür Sanat Vakfı, Kasım 2003.
  • Zirvedeki Medeniyet: Bergama, Mehmet Yaşin, Hürriyet 25.03.2001.
  • Sularla Allianoi da Yükselecek, Özlem Altunok, Cumhuriyet Kültür.
  • Afrodit’in Allianoi’si, Nermin Bayçın, Cumhuriyet Dergi 10.09.2000.
  • Antik Dünya’daki Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.

Suriye Mozaikleri

Suriye gezisinde gittiğimiz Bosra kentinde kale, MS 2. yüzyılda tamamlanmış olan tiyatronun etrafına Emeviler döneminde yapılmış. On beş bin kişilik tiyatro, Bosra Roma’nın Arabistan Eyaleti başkenti iken inşa edilmiş. Kalenin kulelerinde ise çeşitli arkeolojik eserler sergileniyordu. Oradaki Bizans mozaikleri.

Suriye gezisinde gittiğimiz Bosra kentinde kale, MS 2. yüzyılda tamamlanmış olan tiyatronun etrafına Emeviler döneminde yapılmış. On beş bin kişilik tiyatro, Bosra Roma’nın Arabistan Eyaleti başkenti iken inşa edilmiş. Kalenin kulelerinde ise çeşitli arkeolojik eserler sergileniyordu. Oradaki Bizans mozaikleri.

 Dürzi bölgesindeki Shahba kenti MS 244 yılında Roma İmparatoru Arap Philip tarafından kurulmuş. İmparator bu bölgedenmiş, bu yüzden kendisine Arap adı takılmış. Buradaki mozaik müzesinde 4. yüzyıla tarihlenen tabloları gördük. Yukarıdaki fotoğrafta yer alan tablonun adı, Hayvanlarla Çevrili Orpheus.

Dürzi bölgesindeki Shahba kenti MS 244 yılında Roma İmparatoru Arap Philip tarafından kurulmuş. İmparator bu bölgedenmiş, bu yüzden kendisine Arap adı takılmış. Buradaki mozaik müzesinde 4. yüzyıla tarihlenen tabloları gördük. Yukarıdaki fotoğrafta yer alan tablonun adı, Hayvanlarla Çevrili Orpheus.

Afrodit.

Afrodit.

Ariadne ve Baküs’ün Evliliği.

Ariadne ve Baküs’ün Evliliği.

Thetis.

Thetis.