Etiket arşivi: Adem ve Havva

Şiddet 33 | Eski İsrail’de Kadının Konumu 3

Ukrayna’nın Lviv kentindeki Hasidik Sinagogu’ndan. Bu dindar kesimin üyeleri genelde erken yaşta ve çöpçatan aracılığıyla evleniyor ve düğün öncesi birbirlerini tanıma fırsatını pek bulamıyorlar. Evli kadınlar saçlarını göstermiyorlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ukrayna’nın Lviv kentindeki Hasidik Sinagogu’ndan.
Bu dindar kesimin üyeleri genelde erken yaşta ve çöpçatan aracılığıyla evleniyor ve düğün öncesi birbirlerini tanıma fırsatını pek bulamıyorlar. Evli kadınlar saçlarını göstermiyorlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Çokeşliliğin yaygın olduğu Mezopotamya’da Babil Yahudileri de çokeşli; tekeşliliğin geçerli olduğu Roma İmparatorluğu’nda yaşayan Yahudiler ise tekeşli yaşam sürmüşlerdir. Hahamlar, Tevrat’ta her iki duruma da cevaz veren ayetler bulmuşlardır.
  • Pers İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan hahamlar, meşru veya gayrı meşru doğan bütün çocuklara eşit haklar tanımıştır.
  • Doğulu hahamlar, erken evliliği daima teşvik etmiştir.
  • Çöpçatanlık, bazen hahamların da yaptığı, şerefli bir iş olarak görülür.
  • Sözleşme yolu ile teminat vermeden bir kadınla evlenmek, o kadına doğru davranmamak anlamına gelir.
  • Genç kızın çeyizi kocanın vefatı veya boşanma halinde, ihtiyat parası olarak kenara konurdu. Karısına ait diğer mallarla birlikte çeyizi de koca idare eder, bunları, kullanma hakkını saklı tutardı. En fakirlerin çeyizini ise cemaat karşılardı.
  • Cemaat içi evlilik yapmak ya da en azından Yahudi olmayan eşin din değiştirmesini sağlamak ve doğacak çocukların Yahudi dinine uygun yetişmesini sağlamak gerekir. Yahudi kadın din kurallarının evde uygulanmasını sağlayan kişidir. Yabancı kadınla evlenme, onların kendi inançlarını getirerek Yahudi inancının sarsılmasına neden olabileceği; çocukların İbranice veya Aramice yerine annelerinin dilini konuşacağı gibi sakıncalar nedeniyle yasaklanmıştır. Aynı statüden kadın almak da ekonomik kaynakların miras yoluyla azalmasına sebebiyet vereceğinden istenmez. Cemaat, arasına yeni bir aileyi kabul edecektir; bu bakımdan onun da diyecekleri vardır.
  • Eski Yunan ve Roma’nın tanımadığı bir olgu olan insanın doğuştan günahkar olduğu inancı Yahudilik ile ortaya atıldı.
  • Yine Antik Yunan ve Roma’ya tamamen yabancı olan kendi bedeninden utanç duyma, Havva’nın yasayı çiğneyerek, Tanrı’nın Bilgi Ağacı’nın meyvesini koparmaması yolundaki buyruğu çiğnemesinin ilk sonucuydu; Adem ve Havva gözlerini açmışlar, çıplak olduklarını fark etmişler ve incir yapraklarını kendilerine örtü yapmışlardır. Utanma duygusu Musevilikten Hıristiyanlığa geçmiştir.
  • Önceleri cinsel birleşmenin örtü altında, tarafların çıplak vücutlarını birbirlerine göstermeden gerçekleşmesi gerekiyordu.
  • Zebur, anneler bizleri günah işleyerek doğurdu, der.
  • Ezgiler Ezgisi hariç, Tevrat’ta cinselliğe değinen bölümler kaba, kadını ilgilendiren bölümler düşmancadır. Eski Ahit kitaplarından biri olan Vaiz Kitabı’nda “Bir elbisede güve ürer, bir kadında da kötülük,” der.
  • Tapınaktaki ayin, on erkeğin mevcudiyetini gerektirir.
  • Sinagogda kadınlarla erkeklerin bölümü ayrıdır. Reformcular, kadınları yukarı bölüme, maksure’ye, alarak cemaatten ayırmıyorlar.
  • Eski çağlarda Yahudilik çocuğa, erkekten ya da kadından gelebilirken, ilerleyen yüzyıllarda Yahudiliğin sadece kadından gelmesi esası geçerli olmuştur.

 

Bizans İmparatorluğu 72 | Bizans’ta Cinsellik 1

  • Her toplum özel yaşamın cinsel edim ve evlilik kurumunu denetlemeye çalışır. Hangi cinsel davranışın kabul edilebilir ya da kabul edilemez;  normal ya da anormal olduğu hakkında her toplumun kendine göre bir değerlendirmesi vardır ve bu düşünceler zaman içinde değişir. Ayrıca, farklı toplumsal grupların bu konuda değişik görüşleri olabilir.
  • Kamusal ve özel ahlak anlayışının asıl hakemi Kilise’dir. Ama Kilise’nin de dönem dönem farklı kaygıları olur ve tek ses olarak görüş belirtmez. Patrik ve din kurulları bir dizi davranış kuralı üzerinde ısrar ederken, keşişler, papazlar ve azizlerin yaşam öykülerini yazanlar başka kuralları öne çıkartır. Bazı kuralların genel ve sürekli bir kapsamı varken diğerleri değişime uğrardı.
  • Devlet, kamu ahlakının ikinci yargıcıydı; müdahaleleri yasa gücünde olduğundan zorlayıcıydı.
  • Kilise ve devlet kimi zaman hemfikir oluyor, kimi zaman ise çatışıyordu.
  • Roma İmparatorluğu’nun başlangıcından beri laik ve dini kamusal otorite, cinsel davranışın birçok yanını kurala bağlama çabasındaydı. Bazı davranışlar doğal, gerekli ve iyi kabul edilmişken, başka davranışlar doğaya aykırı, yararsız, sapkın, ayıp, gayri meşru görülüyordu.
Adem ve Havva, detay, Lucas Cranach the Elder, (1528). Fotoğraf:www.artbible.info

Adem ve Havva, detay, Lucas Cranach the Elder, (1528).
Fotoğraf:www.artbible.info

  • Doğaya aykırı davranan imparator olduğunda, yapılan düzenleme, aykırılık, onun otoritesini hiç etkilemiyordu. Tövbe ve itiraf, cezayı ortadan kaldırabiliyordu.
  • Kilise’ye göre, tensel arzu baştan beri güven uyandırmamıştı, denetlenmesi ve meşrulaştırılması gerekiyordu. 4. yüzyılda ve takip eden dönemlerde Kilise insan doğasına ve cinselliğine hakim olmaya çalıştı.
  • Devlete göre, evlilik ve üreme sürekli bir kaygı konusuydu. 11. yüzyıl sonu ve 12. yüzyıl başında evlilikle ilgili çıkarılan yasalarda artış olmuştu.
  • 8. ve 9. yüzyıllar arasında Kilise, cinsel arzunun kaçınılmazlığını kabul etmiş ve evliliği önermişti. Evliliğin hedefi hem üreme hem de cinsel arzunun denetimli tatminiydi. Ancak bakireliğin erdemleri ile evliliğin erdemleri arasında kalıcı bir karşıtlık vardı. Kilise, evliliği, kendi etkisi altına almaya çalıştığı bir kurum olarak benimsemiş ve cinsel faaliyeti de bu kurumun sınırları içine kapatmaya çalışmıştı.
  • Kilise’ye göre cinsel faaliyet, bir erkekle bir kadının, uygun bir yaşta, kendilerinin ve ebeveynlerinin onayıyla akdedilerek ve engel görülmeyerek, tekeşli bir evlilikle bir araya gelmeleri durumunda kabul edilebilirdi. Bu çerçeve dışında cinsel arzu ifade edilmemeliydi.
  • 10. yüzyılın başına kadar, evlilik konusunda, Kilise de en az devlet kadar etkiliydi.
  • Orta dönem Bizans Kilisesi cinsel arzuyu genellikle insanın doğal bir özelliği olarak, cennetten düşüş sonrası insan doğasının içkin bir özelliği olarak kabul ediyordu.
  • Oysa manastır erbabına göre tensel istek şeytan işiydi.
  • Doğallık ve doğaya uygunluk kavramı Bizans’ta karmaşık bir kavramdı: Toplumsal statüye ve yaşa bağlı özel bir “doğa” vardı. Bir imparator için “doğal” olan şey, tebaası için elbette doğal değildi. Bir kadın için doğal olan şey, bir erkek için doğal olandan farklıydı. Gençler için doğal olan yaşlılar için doğal değildi.
  • Ayrıca, evlilik dışı ilişki günahının kibir günahından daha az önemli olduğu kabul ediliyordu. Eş aldatma günahı, doğaya uygundu.