Etiket arşivi: 12 Eylül

Şiddet 96| Yasaklar ve Sansür Şiddeti 7 Kitaplar 4

Oğlak Dönencesi, Henry Miller, Can Yayınları, Üçüncü Basım, 1992. “İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararında suç ögesi olarak gösterilen bütün satırların üzeri siyah bantlarla kapatılmıştır.” Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Oğlak Dönencesi, Henry Miller, Can Yayınları, Üçüncü Basım, 1992.
“İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararında suç ögesi olarak gösterilen bütün satırların üzeri siyah bantlarla kapatılmıştır.”
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Özellikle savaşlar esnasında sansürcülerin metinden çıkardığı bilgi ya da yorumlar nedeniyle metinlerde beyaz boşluklar oluşur.
  • Muzır Yasasının altıncı maddesi, bilim ve sanat yapıtlarını yasanın kapsamı dışında tutardı. Bu yüzden yasaklanacak olan eserin bilim veya sanat yönü inkar edilirdi. 12 Eylül’ün ürünlerinden biri olan Muzır Kurulu’nda Başbakanlığa bağlı maaşlı on bir kişi duruşmalarda bilirkişi görevini yüklenmişti.
  • Oğlak Dönencesi ilk kez 1938’de Paris’te yayınlanmış. ABD Adalet Bakanlığı’nca müstehcen olduğu gerekçesiyle yasaklanmış, ülke sınırları içine sokulması engellenmiş. Yasak 1961’e kadar sürmüş. 1961’de Grove Yayınları yasağa rağmen romanı ABD’de basmış ve kitabın yasağı kerhen de olsa kalkmış. 1964’de ABD Yüksek Mahkemesi Oğlak Dönencesi’nin edebi bir eser olduğuna karar vermiş. Başka hiçbir ülkede kitap yasaklanmamış.
  • Türkiye’de yerli-yabancı pek çok eser yasaklanmıştı ama birinin hikayesi oldukça ilginçtir.
  • Henry Miller’ın 1985 yılında ülkemizde basılan ve aynı yıl toplatılan Oğlak Dönencesi için Can Yayınları’na açılan dava iki buçuk yıl sürmüş, kitap 1988 yılında mahkum edilmişti. Türkiye bu romanı yasaklayan ikinci ülke olmuştu. Daha sonra 39 yayınevi bir araya gelerek bu yasak kitabı yeniden yayımladı. Kitap, yasaklanma nedeni olarak gösterilen cümlelerin yerleri beyaz bırakılarak basılmıştı. Ancak kitabın başına, Muzır Kurulu raporunun, savcının son iddianamesinin, sakıncalı görülen cümlelerin tamamı, sayfa numaraları verilerek basılmıştı. Bu Oğlak Dönencesi de yayımlandığı gün toplatıldı ve 39 yayıncı mahkemeye çıkartıldı. Karara bağlanmış davalarda verilen karar örneklerini, bilirkişi raporlarını ve iddianameleri yayımlamak yasalara göre suç olmadığından dava düştü ve 39 yayıncı kitapla birlikte aklandı.
  • Müstehcen bir metinden alıntı yapmak, müstehcenlikle bir tutulur. O ifadeyi kullanmak ile o ifadeden bahsetmek arasında bir fark gözetilmez.
  • 1986 yılında ABD’de yayımlanan Meese Raporu’na göre kadın iç çamaşırı kataloğu bile pornografik olarak kabul edilmişti. Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin geliştirdiği Miller Testi, 1990 yılında sanat eserlerinin müstehcen olup olmadığını belirlemek ve eserlerin ifade özgürlüğü kapsamına girip girmediğine karar vermek için kullanılmıştır.
  • Her dönemde, her çağda ve hatta günümüzde sistemle çatışan düşünür, aydın ve sanatçılar yasaklamalar, mahkumiyetler, sürgünler ve bazen de ölümle yüzleşmek zorunda kalmışlardır.
  • Baskı ve yasaklara karşı oluşturulan savunma sistemlerinden biri takma ad/lakap/rumuz/mahlas kullanmaktır. Takma adı, kendi adının önüne geçen, takma adı ile ödül bile alan yazarlar da olmuştur.

 

 

 

Şiddet 92| Yasaklar ve Sansür Şiddeti 3 Basın-Medya

  • Yakılan kitaplar, makaslanan film şeritleri, kırılan heykeller, parçalanan resimler, yakılan-yıkılan kütüphaneler, yasaklanan şarkılar ve konserler, ateşe atılan bilim insanları, derisi yüzülen şairler, darağacına çekilen ozanlar, parmakları kırılan, öldürülen müzisyenler… Egemen olanın elindeki en güçlü savunma sistemi yasaklamaktır. Gösterilen sebep ise toplumsal düzeni tesis ve genel ahlak yapısını muhafazadır. Yasaklar ahlak adına, din adına, devlet adına, düzen adına, namus adına konur. Yasa ve yasakların müttefikleri ise din ve ahlak sistemleridir. Her yeni dönem beraberinde yeni tabu ve yasaklar getirebilir.
  • Türk Dil Kurumu sansür kelimesinin karşılığını her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükumetçe önceden denetlenesi işi, sıkı denetim, diye veriyor.
  • Egemen olan, tarihin her sürecinde bütün imgeleriyle algıyı yönetmek telaşındadır. Örneğin Nazi Almanya’sında üretilecek olan sanatın, mutlaka Germen ırkının kültür izlerini taşıması gerekirdi. Egemen olanı zorlayan, sorgulayan yasaklar ve sansürle uğraşmak zorunda kalmıştır.
Mao’nun Çin Komünist Partisi tüm düşüncelere, eserlere, özel hayata her şeye karışırdı. Kültür Devrimi sırasında eleştiri hareketleri ve bazı “fesat odakları” için canavarlar deyimi kullanılırdı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Mao’nun Çin Komünist Partisi tüm düşüncelere, eserlere, özel hayata her şeye karışırdı. Kültür Devrimi sırasında eleştiri hareketleri ve bazı “fesat odakları” için canavarlar deyimi kullanılırdı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

  • MÖ 59 yılında Roma Senatosu tarafından çıkartılan Acta Diurna ilk gazete olarak kabul edilir. Tang Hanedanı döneminde (618-907) çıkartılan saray genelgesi haberlere de yer verdiği için ilk gazetelerden sayılabilir. İlk gazeteler 17. yüzyıl başlarında Almanya’nın bazı kentlerinde ve Belçika’nın Anvers şehrinde basılmıştır. İlk Türkçe gazete 1828 yılında Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından yarısı Arapça olarak çıkarılmıştır. 1831’de devlet tarafından Takvim-i Vekai, 1860’da özel sektöre ait ilk Türkçe gazete olan Tercüman-ı Ahval yayımlanmıştır.
  • Fransa İmparatoru I. Napolyon, “Eğer basının dizginlerini elimden kaçırırsam, iktidarda üç aydan fazla kalamam” diyerek basının ve sansürün önemini bir arada belirtmiştir.
  • “Gazeteci takımı” içinde, İttihatçıları eleştirdiği için İttihatçılar tarafından öldürülen çok olmuştur. Gazeteci ölümlerinde kendini gösteren faili meçhul cinayetler serisi 1909 yılında Hasan Fehmi ile başlar. 1909’dan bugüne dek ülkemizde 66 gazetecinin öldürüldüğü ve bunların çoğunun katillerinin ve azmettiricilerinin bulunamadığı biliniyor.
  • Basına uygulanan sansür Cumhuriyet döneminde de devam etmiş; toplatılan, kapatılan gazete ve dergilerin sayısı kabarıktır, sürgünde ölen yazın insanlarımız da olmuştur. Yalnızca 12 Eylül döneminde 13 gazeteye 300’den fazla dava açılmış; 39 ton gazete, dergi ve kitap yakılarak yok edilmiş; 151 adet basın özgürlüğünü kısıtlayan yasa çıkartılmış; 927 film, aynı sayıda yayın yasaklanmıştır. 2017 yılsonu itibariyle, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın açıkladığı listeye göre, 161 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde idi.
  • Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından TV ve radyolara yapılan sansür uygulaması ünlüdür. Ekran karartma cezasının yerini belgesel izletme cezası almıştır! Türk aile yapısına aykırı olmak, milli olmamak, müstehcen olmak, “Vatanın ve milletin bütünlüğüne aykırı ve bir sosyal sınıfın diğer bir sosyal sınıf üzerinde tahakküm oluşturabileceği ve komünizm propagandası içerebileceği tehlikesi” yıllarca en öne çıkan sebep olmuştur. Batman’da trafik lambalarının ışıklarının uluslararası sarı-kırmızı-yeşil sıralaması Kürdistan bayrağını çağrıştırdığı için yeşil yerine mavi renge geçilmesi de aynı zihin yapısının uygulamalarıdır.
  • Basına/medyaya her haberi yayınlama özgürlüğü tanındığında ona hükumetin sırlarını açığa çıkarma ve yurttaşları bunlardan haberdar etme imkanı da sağlanmış olur. Almanya’da bir yargıç, hükumetin karşı çıkmasına bakmadan gizli tutulan belgelere el koyabilir. Şeffaflık, her şeyi yurttaşların bilgisine sunmaktır. Bu aynı zamanda muhbirliğin önüne geçmenin de en iyi yoludur. Oysa gazetecilere uygulanan uzun tutukluluklar, işten çıkartma, darp, sansür gibi uygulamalarla halkın haber alma, bilgilenme hakkı demek olan basın özgürlüğü ortadan kaldırılmış oluyor.