Kategori arşivi: Geziler

Libya 45 Gıdamis 2 Eski Şehir’de Yeni Mahalle

Bir başka seki. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bir başka seki.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kapı etrafında beyaz üzerine kırmızı animist kökenli bezeme. Sarı, kırmızı, yeşil Gıdamis renkleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kapı etrafında beyaz üzerine kırmızı animist kökenli bezeme. Sarı, kırmızı, yeşil Gıdamis renkleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Osmanlı yönetici evi. İtalyan döneminde okul olmuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Osmanlı yönetici evi. İtalyan döneminde okul olmuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yönetici evinin iç avlusu. İki katlı yapıların birinci katında bütün odaların açıldığı bir avlu bulunuyor. Odaların aydınlatılması, yüksek tavanlarda açılan deliklerden sızan güneş ışığı ile sağlanıyor. İkinci kat, genellikle hurma ağacı gövdeleri üzerinde yükseliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yönetici evinin iç avlusu.
İki katlı yapıların birinci katında bütün odaların açıldığı bir avlu bulunuyor. Odaların aydınlatılması, yüksek tavanlarda açılan deliklerden sızan güneş ışığı ile sağlanıyor. İkinci kat, genellikle hurma ağacı gövdeleri üzerinde yükseliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunun dibindeki oyuğun içinde küp var. Buraya çocuklar için su konuyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunun dibindeki oyuğun içinde küp var. Buraya çocuklar için su konuyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Atik Camii. Roma’dan devşirme malzeme ile inşa edilen cami 15. yüzyıl yapımı. Fransız bombaları camii 1943 yılında vurmuş . Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Atik Camii. Roma’dan devşirme malzeme ile inşa edilen cami 15. yüzyıl yapımı. Fransız bombaları camii 1943 yılında vurmuş .
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavandan sarkan postane zinciri. Bu zincire takılan torbaya mektuplar atılıyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavandan sarkan postane zinciri. Bu zincire takılan torbaya mektuplar atılıyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Libya 44 Gıdamis 1

Gıdamis, Çölün İncisi, Sahra’nın Mücevheri diye anılıyor.

Kentte iki yüz yıl kalan Roma dönemi öncesine ilişkin elde kesin bilgi yok.

Gıdamis’e giderken şehrin güneyindeki Al Hamadan al Hamra Çölü’nü (Kızıl Kayalar Çölü) geçtik.

Gıdamis’in eski kısmı 1999 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Burası bir Tuareg kenti.

Bölgede aynı adla üç kez şehir kurulmuş ama mimari özellikler hiç değişmemiş. Son kez kurulan şehrin 90 yıl önce kurulduğu düşünülüyor.

Gıdamis, Libya’nın en büyük tarihi kenti.

Buradaki müze de zengin bir müzeydi ama fotoğraf çekme izni yoktu.

Mimari özellikleri, bölgenin gereklilikleri ile son derece uyumlu.

Tuareg mimarisinde yapılar dikdörtgen veya kare oluyor. Yapılar çok yalın, çatılar düz, yapının köşelerinde yukarı kalkık üçgen parçalar var.

Burada sıcaklık +40-50 derece olabiliyormuş. Yapılar, içeride en yüksek ısı 30 derece olacak şekilde tasarlanmış.

Gıdamis, kervan ticareti sayesinde çok zengin olmuş. En çok köle, deri, altın ve koku ticareti yapılıyormuş. 17. yüzyıldan sonra, deniz ticaret yollarının açılmasıyla çöl aşırı ticaret zarar görmüş ama Kuzey Sahra ticaretindeki önemini korumayı başarmış. Ayrıca hacılar için de önemli bir merkezmiş. 19. yüzyılda köle ticaretinin yasaklanması şehrin ekonomisine darbe vurmuş. Ama gerileyen ticaret 1910 yılına kadar devam etmiş.

Burada Kadiri mezhebi yaygınmış.

Gıdamis’ta çok fosil varmış. Afrika’nın pek çok yeri eskiden deniz imiş.

Eski şehrin kapısından girerek gezmeye başladık.

Üstü kapalı yollarda yorulanlar, sohbet etmek isteyenler için sekiler var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Üstü kapalı yollarda yorulanlar, sohbet etmek isteyenler için sekiler var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Eski Gıdamis 1984 yılında Kaddafi’nin emri ile boşaltılmış. Hükumet, eski kentin duvarlarının dışına yeni bir kent kurmuş ve Gıdamis halkına yeni birer ev vermiş. UNESCO, burayı restorasyon programına almak için Kaddafi’yi çok zor ikna etmiş. Dar sokaklar, avlulu evler yaşayanları kızgın güneşten koruyacak şekilde tasarlanmış. Daracık sokaklar ufak meydanlara açılıyor ama planlama o kadar iyi ki, bu meydanlar da güneş almıyor. Yaz aylarında eski evler yine doluyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Eski Gıdamis 1984 yılında Kaddafi’nin emri ile boşaltılmış. Hükumet, eski kentin duvarlarının dışına yeni bir kent kurmuş ve Gıdamis halkına yeni birer ev vermiş.
UNESCO, burayı restorasyon programına almak için Kaddafi’yi çok zor ikna etmiş.
Dar sokaklar, avlulu evler yaşayanları kızgın güneşten koruyacak şekilde tasarlanmış. Daracık sokaklar ufak meydanlara açılıyor ama planlama o kadar iyi ki, bu meydanlar da güneş almıyor.
Yaz aylarında eski evler yine doluyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Eski kent Gıdamis, bölgedeki iki büyük kabileye göre inşa edilmiş. Kentin kuzeyi Beni Velid, güneyi Beni Vezid kabilesine aitmiş. Kuzey kısım, kabilenin üç ailesi için üçe, güney kısım kabilenin dört ailesi için dörde bölünmüş. Bu yedi mahalle okulu, camisi, evleri, pazar yeri, meydanı ile her biri kendi içinde bir kent gibi organize edilmiş. Mahallelerin kapısı geceleri kapatılıyormuş. Mahalleler arasında çatışmalar yaşansa da dış tehlikeye karşı birleşiyorlarmış. Fogas denen üçüncü bir bölge ise, göçebe hayatını bırakıp yerleşik düzene geçen Tuaregler’e aitmiş.

Kentin dar sokakları güneş ışığından tamamen korunmalı. Bazı yerler ışık gerektirecek kadar karanlık olabiliyor. Yolları aydınlatmak için duvarlara yer yer kandil koymak için oyuklar yapılmış ve daha fazla ışık için beyaza boyanmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kentin dar sokakları güneş ışığından tamamen korunmalı. Bazı yerler ışık gerektirecek kadar karanlık olabiliyor. Yolları aydınlatmak için duvarlara yer yer kandil koymak için oyuklar yapılmış ve daha fazla ışık için beyaza boyanmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yapılar çamur, tuğla ve hurma ağacı gövdesi kullanılarak yapılıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yapılar çamur, tuğla ve hurma ağacı gövdesi kullanılarak yapılıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yapılar çamur, tuğla ve hurma ağacı gövdesi kullanılarak yapılıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Gıdamis’ın en eski ikinci camii olan Yunus Camii.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hacıların oturduğu evlerin kapıları mutlaka süslü olurmuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hacıların oturduğu evlerin kapıları mutlaka süslü olurmuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kemerlere, duvarlara alçı kalıp ile yaptıkları kabartma el izleri (positive hand stamps). Bunları bazen de içeriye göçük, negatif yapmışlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kemerlere, duvarlara alçı kalıp ile yaptıkları kabartma el izleri (positive hand stamps). Bunları bazen de içeriye göçük, negatif yapmışlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

 

Libya 43 Geryan

Geryan, Jebel Nefusa (Batı Dağları) eteğinde, Trablus’un 80 km güneyinde, Libya’nın kuzeybatısında bir kasaba. 1912 yılında İtalyanların eline geçen Geryan, İtalyan sömürgesinin önemli bir merkeziydi. Zeytinyağı üretimi, değirmencilik, halıcılık ve çanak-çömlek yapımı başlıca ekonomik etkinlikler.

Tüften oyma yeraltı evi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tüften oyma yeraltı evi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libyalı Arapların çoğunun kökeni Bedevi ve Berberi topluluklara dayanır. Geçmişte ülkenin başlıca etnik topluluğu olan Berberiler, büyük ölçüde Araplaşmıştır.
  • Libya’nın resmi dili Arapça olduğu gibi halk arasından da %80′in üzerinde bir oranla Arapça; Arapça’nın ağız ve lehçeleri konuşulmaktadır.
  • Ülkenin geriye kalanı olan %20′si ise Hami dil ailesine bağlı özgün Berberi Dili olan Tamazight dilini konuşmaktadır. Bu Berberilerin çoğu aynı zamanda Arapça da konuşur.
  • 643 yılında günümüz Libya topraklarına gelen Araplar, iç kesimdeki Berberi direnişini ancak 60 yılda kırabilmişlerdir.
  • 8. yüzyılda İslamiyet’i kabul eden Berberilerin büyük bölümü Harici mezhebini benimsedi. Harici ayaklanmaları Emeviler’ in güç kaybetmesinde önemli rol oynadı; Abbasiler zamanında da Berberi kabileleri başına buyruk olmayı sürdürdü. 11. yüzyılda Fatımiler’in desteğiyle başlayan geniş çaplı Bedevi istilaları yaşandı, yerel düzeyde çeşitli kabileler egemenlik sağladı. 13. yüzyılda, Hafsi egemenliği döneminde, Kuzey Afrika’daki Berberi hanedanları arasında ve Araplarla çatışmalar yaşandı.
  • Berberi devletleri öteden beri korsanlıkla Avrupa devletlerine ve ABD’ye ait ticaret gemilerinden vergiler alıyordu. Jefferson yönetimi 1801’de Trablus karasularına bir filo gönderdi.  Berberi devletlerin Akdeniz’deki korsanlık eylemleri nedeniyle, 1801-1805 tarihleri arasında ABD ile Trablus arasında savaş çıkmıştır. Trablus pes etmiş, ancak diğer Berberi devletleri 1816’ya kadar ticaret gemilerinden vergi almayı sürdürmüştür.
Kasr el Hac. Bu silo, 12. yüzyıldan kalma. 114 odası var. Bu sayı, 114 sureye karşılık geliyor. Silonun üst katları hububat, alt katı zeytinyağı depolamak için yapılmış. Burası bir Berberi mimarisi örneği. Siloyu yaptırtan şeyh, depo kiralamadan para almamış, üründen pay almış. Elde ettiği gelirle insanları Mekke’ye hacca göndermiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kasr el Hac. Bu silo, 12. yüzyıldan kalma. 114 odası var. Bu sayı, 114 sureye karşılık geliyor. Silonun üst katları hububat, alt katı zeytinyağı depolamak için yapılmış. Burası bir Berberi mimarisi örneği. Siloyu yaptırtan şeyh, depo kiralamadan para almamış, üründen pay almış. Elde ettiği gelirle insanları Mekke’ye hacca göndermiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nalut. Hayalet Köy. Bu dağ köyü de bir Berberi mimarisi örneği. 1960’larda kale yıkılınca köyü boşaltmışlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nalut. Hayalet Köy. Bu dağ köyü de bir Berberi mimarisi örneği. 1960’larda kale yıkılınca köyü boşaltmışlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

900-1200’lü yıllardan kalma zeytinyağı üretim aletleri ve bir değirmen. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

900-1200’lü yıllardan kalma zeytinyağı üretim aletleri ve bir değirmen.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Köyün minaresi. Dağda, Kuba’daki gibi, “Zafere dek her daim devrim” yazıyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Köyün minaresi. Dağda, Kuba’daki gibi, “Zafere dek her daim devrim” yazıyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavanlarda kabartma yazılar var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavanlarda kabartma yazılar var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Libya 42 Apollonia

  • Apollonia (MÖ 600 – MS 600) önemli bir liman kenti olmasına rağmen zenginlik açısından Cyrene’nin gölgesinde kalmış. Akdeniz, zayıf Yunan gemileri için zorlu bir denizdi. Kuzey Afrika kıyılarının doğal girintilerini duvarlarla çevirip korunaklı hale getirmek onlar için önemliydi.
  • Apollonia, Helenistik dönemde tam bir liman kenti oldu. Şehir adını, Cyrene’nin koruyucu tanrısı Apollon’dan almıştır.
  • Roma döneminde uzun ve güçlü surlar inşa edildi, borular döşenerek 3 km uzaktan şehre su getirildi.
  • Bizans döneminde önemsenen bir kent olduğu, dördü kent surları içinde, biri sur dışındaki kiliselerden anlaşılıyor. Kiliselerin çatısı ahşap, zemini mermer imiş. Vaftizhaneler için sarnıçlar yapılmış.
  • Bizans, Roma dönemi malzemesini yapılarında kullanmıştır. Şehrin pek çok yerinde kumlar arasında mozaik döşemeler görülmektedir.
  • Antik kentin büyük kısmı bugün sular altındadır. Kentten günümüze ulaşanlar kıyı boyunca uzanır.
  • Apollonia antik kentinin bulunduğu şehrin adı Susa. Bu şehre 1897 yılında Girit’ten Rumca konuşan Müslümanlar gelip yerleşmiş.
Orta Kilise ve Roma Hamamı. Orta Kilise’nin yanındaki Roma hamamlarının 75-125 yıllarında yapıldığı sanılıyor. Sütunlardan birinin üzerinde ise 138 tarihi görülüyor. Romalılar hamamı Helenistik gimnasyumun üzerine kurmuşlar ve havuzu korumuşlar. Sütunların Dor, İyon ve Korint başlıklı olanları var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Orta Kilise ve Roma Hamamı.
Orta Kilise’nin yanındaki Roma hamamlarının 75-125 yıllarında yapıldığı sanılıyor. Sütunlardan birinin üzerinde ise 138 tarihi görülüyor. Romalılar hamamı Helenistik gimnasyumun üzerine kurmuşlar ve havuzu korumuşlar. Sütunların Dor, İyon ve Korint başlıklı olanları var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Haçın altındaki yuvarlak Hıristiyanlığın dünya egemenliğini simgelemek için kullanılır. Orta Kilise’nin kutsal bölümündeki sütunlar haçlarla süslenmiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Haçın altındaki yuvarlak Hıristiyanlığın dünya egemenliğini simgelemek için kullanılır. Orta Kilise’nin kutsal bölümündeki sütunlar haçlarla süslenmiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Doğu Kilisesi. Burası bölgedeki en büyük kilise idi. Nefleri ayıran mermer sütunların Paros Adası’ndan, granit blokların çoğunun Mısır’dan  getirildiği düşünülüyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Doğu Kilisesi. Burası bölgedeki en büyük kilise idi. Nefleri ayıran mermer sütunların Paros Adası’ndan, granit blokların çoğunun Mısır’dan getirildiği düşünülüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bizans valisinin sarayı, bölgedeki en büyük saraydır. Girişte bekleme odası, kütüphane, kitaplar için raflar olduğu düşünülüyor. Valinin ailesi bir bölümde, asker ve hizmetkarlar diğer bölümde kalıyor, üst katın valinin kendisine ait olduğu sanılıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bizans valisinin sarayı, bölgedeki en büyük saraydır. Girişte bekleme odası, kütüphane, kitaplar için raflar olduğu düşünülüyor. Valinin ailesi bir bölümde, asker ve hizmetkarlar diğer bölümde kalıyor, üst katın valinin kendisine ait olduğu sanılıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Beyaz ve yeşil hareleri olan Cipoline mermerinden yapılma sütunlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Beyaz ve yeşil hareleri olan Cipoline mermerinden yapılma sütunlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Apollonia Tiyatrosu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Apollonia Tiyatrosu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Libya 41 Cyrene 3 Müze

Ören yerinin yakınında zengin bir müze vardı. Müzede lahitler, heykeller, mozaik tablolar gördük.

Ören yerinden çıktıktan sonra Cyrene yakınındaki müzeye gittik. Tahtında Oturan Zeus heykelinin parmakları da oradaydı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ören yerinden çıktıktan sonra Cyrene yakınındaki müzeye gittik. Tahtında Oturan Zeus heykelinin parmakları da oradaydı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sfenksli iyonik başlıklı sütun. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sfenksli iyonik başlıklı sütun.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Satyr ve Nymph. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Satyr ve Nymph.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Aslı British Museum’da olan Cyrene ve Aslan. Burada sadece fotoğrafı var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Aslı British Museum’da olan Cyrene ve Aslan. Burada sadece fotoğrafı var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Baküs heykeli. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Baküs heykeli.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Müzede gördüğümüz yüzü olmayan eserler, ölen kişinin yüzünü sonradan işlemek üzere hazırlanıp bekletiliyormuş. MÖ 5. yüzyıldan günümüze ulaştıkları düşünülüyor. Cyrenaica’da böyle bir gelenek varmış. (Funerary Statues). Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Müzede gördüğümüz yüzü olmayan eserler, ölen kişinin yüzünü sonradan işlemek üzere hazırlanıp bekletiliyormuş. MÖ 5. yüzyıldan günümüze ulaştıkları düşünülüyor. Cyrenaica’da böyle bir gelenek varmış.
(Funerary Statues).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yağmurlu bir günde gezdiğimiz, Ras el-Hilal adlı körfezdeki L’Atrun’da, Doğu ve Batı Kilisesi adı verilen iki Bizans bazilikasının 6. yüzyıldan kalma kalıntılarını gezdik. Restorasyonu ABD’li ve Fransız ekipler yapmış.  Yukarıdaki fotoğrafta, Doğu Kilisesi’nin, beyaz mermer sütunlu, Korint başlıklı apsisine bakıyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yağmurlu bir günde gezdiğimiz, Ras el-Hilal adlı körfezdeki L’Atrun’da, Doğu ve Batı Kilisesi adı verilen iki Bizans bazilikasının 6. yüzyıldan kalma kalıntılarını gezdik. Restorasyonu ABD’li ve Fransız ekipler yapmış. Yukarıdaki fotoğrafta, Doğu Kilisesi’nin, beyaz mermer sütunlu, Korint başlıklı apsisine bakıyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu