Kategori arşivi: Geziler

Bafa Gölü ve Çevresi 4

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Kollarını dirsekten yukarı kaldırmış ve bacaklarını iki yana açmış stilize insan figürü Neolitik Dönem’den çok iyi bilinir.
  • Asya, Avrupa ve Amerika’ya kadar birçok yerde resmedilmiş çizgisel insan figürü, özellikle Anadolu’da Neolitik Dönem’de sıklıkla kullanılmıştır. Bu insan betimi, Latmos’ta olduğu gibi, Mersin’de Doğu Sandal ve Alakapı mağaralarında da karşımıza çıkar.
  • Latmos Dağları’nda gördüğümüz uçları kıvrık T harfi biçimindeki başlıklara sahip figürlere Mersin’de Arslanlı Mağarası’nda da rastlanır. Seçilen konu ve boyaların işleniş biçimleri iki yerde de çok benzerdir. Arslanlı Mağarası’ndaki resimler Kalkolitik Dönem’e, yani günümüzden 7 bin yıl kadar önceye tarihlendiriliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Düz çizgiler, zikzaklı ve dalgalı çizgiler, noktalar, nokta dizileri, baklava motifleri, tek ve sıra halinde çarpı motifleri, dörtgenler, ağ desenleri, Menderes’in kıvrımlarından adını alan meander (büklüm) çizimleri, çiçekler Latmos kaya resimlerinde kullanılmış bezemelerdir. Bezemelerin en azından bir bölümünün sembolik anlam taşıdığına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu işaretlerin büyük bölümü Erken Paleolitik dönemden itibaren kullanılan temel biçimlerdendir.
  • Figürlerin başları boyunca uzanan dalgalı ve zikzaklı çizgiler, figürlerin birbirine olan aidiyetine işaret ettiği şeklinde yorumlanmaktadır.
  • Latmos kaya resimlerinde çok sayıda insan figürünün çiftler ya da gruplar halinde betimlenmesi, araştırmacıların yorumuna göre ailenin sürekliliği, bereket ve ilkbahar törenleri, geçiş ritüelleri ya da düğün törenlerini yansıtmaktadır. Evlilik de bereket simgelerinden biridir.

 

Bafa Gölü ve Çevresi 3

Anneliese Peschlow-Bindokat kitabında yukarıdaki fotoğrafta görülen betimlemeyi natüralist, aşağıdaki fotoğrafta görüleni ise şematik üsluba örnek olarak vermiştir. Fotoğraflar: Tarihöncesi İnsan Resimleri, Anneliese Peschlow-Bindokat, Sadberk Hanım Müzesi, 2006.

Anneliese Peschlow-Bindokat kitabında yukarıdaki fotoğrafta görülen betimlemeyi natüralist, aşağıdaki fotoğrafta görüleni ise şematik üsluba örnek olarak vermiştir.
Fotoğraflar: Tarihöncesi İnsan Resimleri, Anneliese Peschlow-Bindokat, Sadberk Hanım Müzesi, 2006.

  • Kaya resimlerindeki sahneler tek seferde resmedilmiş olabileceği gibi, farklı zamanlarda eklemeler de yapılmış olabilir. Bazı figürlerin belirgin bir şekilde birbirinin üzerine resmedildiği görülmektedir. Bazen bir kaya resmi tablosunda/grubunda farklı kişilerin çalıştığı sezilmektedir. Balıktaş kaya resmi bunlardan biridir: resmin sol yarısı ile sağ yarısının farklı kişilerce yapıldığı düşünülmektedir.
  • Latmos kaya resimlerinin ana konusu insandır. 500’den fazla insan figürü saptanmış, ayrıca el ve ayak baskıları da yapılmıştır. Hayvan çizimi azdır. Av sahnesi, cinsel birleşme sahnesi ve savaş betimi yoktur. İnsanlar tek başına değil, daha çok toplu halde resmedilmiştir. Kadın figürü erkek figüründen çoktur.
  • Erkek, bir çöp adam biçiminde, daima cepheden, genelde çıplak, kolları uzun ve çoğunlukla dirsekten kıvrık ve yukarı kalkmış olarak çizilmiştir. Bazı örneklerde avucunu, üç-beş parmağı görünecek şekilde açmış halde görülür. Bacaklar genellikle kalın ve iki yana açıktır. Kolları uzun, bacakları güçlüdür. Erkeklik organı hiçbir resimde betimlenmemiştir.
  • Kadınlar daima profilden resmedilmiştir. Kadın betimlemelerinin en belirgin özelliği tıpkı Konya Çatalhöyük, Burdur Hacılar ana tanrıçaları gibi dolgun kalçalarıdır. Kalçalar yuvarlak, oval, üçgen gibi çeşitli biçimlerde resmedilmiştir. Bazı örneklerde ayrıca bezenmiştir. Bezemelerin bir etek ya da önlüğe ait olduğu da düşünülebilir.
  • Neolitik Devrim ile ortaya çıkan yeni dini inançların betimsel dışa vurumu olan dolgun kalçalı kadın idol tipi, Anadolu’dan önce Ege’ye, buradan da Güneydoğu Avrupa’daki Tuna bölgesine kadar yayılmıştır.
  • Grup betimleri içinde, az sayıda istisna dışında, kadın-erkek birbirine dönük, erkek kadını kucaklar haldedir. İki erkekten oluşan bir çift sadece tek bir resimde görülmesine rağmen, iki kadından oluşan çiftler çoktur. Bazılarının dans ettiği düşünülmektedir.

 

Bafa Gölü ve Çevresi 2

  • Kaya resimlerine arkeoloji dünyasında petroglif (petroglyph) deniyor.
  • İlk kaya resimlerinin 1994 yılında bulunduğu Latmos’ta halen 170 kaya resmi bilinmektedir. Resimlerin anlamı hakkında kesin bilgiye sahip olmadığımız için çeşitli yorumlar yapılmaktadır.
  • Bulunan kaya resimleri üslup ve konu bakımından homojendir.
  • Resimler zirvenin çevresindeki alanda ve döşemeli antik yolun iki yanında kümelenmiştir ve doğal oyukların içine yerleştirilmiştir. Söz konusu alanın dışında çok az resim bulunmuştur. Dağda yerleşik tanrısal güce yakınlığın gözetildiği düşünülmektedir. Kaya resimleri göl kıyısının hemen yanından başlayıp 930 m yüksekliğe kadar devam etmektedir. Tüm kaya resimleri gün ışığı görmektedir.
  • Mağara içindeki resimler yağmurdan korunmuş olsa da, kayadan çıkan nem tahribata yol açmıştır. Bazı yerlerde kaya yüzeyi kabuk halinde dökülerek resimlerin yok olmasına neden olmuştur. Tespit edilen resimlerin yaklaşık yarısı seçilebilmektedir; dörtte biri ise betimin anlaşılabileceği derecede iyi korunmuştur.

 

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Resimlerin hemen hemen hepsi kırmızı renkte boyayla, doğrudan doğruya kaya yüzeyine yapılmıştır.  Sarı, sadece tek bir örnekte, Balıktaş Kaya Odası denen yerde, kırmızı ile birlikte kullanılmıştır. İki resimde de belirli detaylar için beyaz kullanılmıştır. Kavalan’da figürlerin konturları küçük beyaz noktalarla belirtilmiş, beyaz renkle çiçekler işlenmiştir.
  • Boyalar, Latmos bölgesinde bulunan demir oksit ve hematitten elde edilmiştir. Bu malzeme toz haline getirildikten sonra bağlayıcı işlevi gören bir sıvı ile karıştırılır ve parmak ya da başka bir gereçle kaya yüzeyine uygulanırdı.
  • Latmos kaya resimlerinde iki ana üslup grubu vardır: natüralist ve şematik. Natüralist üslup, insan, özellikle de kadın figürlerinde gövdelerin yuvarlak hatlı işlenişinde kendini gösterir. Latmos kaya resimleri arasında natüralist üslubun en önemli temsilcisi Göktepe kaya resmidir. Şematik üslubun en belirgin özelliği ise soyut ve geometrik betim tarzıdır: Başların iki zikzak ya da T harfi şeklinde betimlenmesi gibi. İnsan başları için kullanılan bu betimleme tarzı İber Yarımadası’ndaki şematik kaya resimlerinde de görülür.

 

Bafa Gölü ve Çevresi 1

Bafa Gölü’nün çevresi bir açık hava müzesidir. Bölgede, Neolitik döneme ait kaya resimleri vardır; ayrıca Helenistik bir kent olan Herakleia ve Bizans dönemine ait izlerle doludur.

  Bafa Gölü ve çevresinde Beşparmak Dağları. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2018.


Bafa Gölü ve çevresinde Beşparmak Dağları.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2018.

  • Bafa Gölü’nün kıyısında yer alan Latmos, Beşparmak Dağları, Anadolu’nun kutsal dağlarından biriydi.
  • Latmos Dağları, tarihöncesi dönemde Ege Denizi’nin kıyısında yer almaktaydı. Dağların kuzeyindeki Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlarla, erozyon sonucu nehir ağzının dolmasıyla, Söke’den şimdiki Bafa Gölü’ne kadar olan eski Latmos Körfezi bir iç deniz halini alarak, denizden 30 km içerideki günümüzdeki Bafa Gölü’ne dönüşmüştür.
  • Gölün suyu için tatlı-tuzlu denebilir.
Sarp gnays kütlelerinde içeriğindeki demirden ötürü aşınma hatları sarı bir renk almıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sarp gnays kütlelerinde içeriğindeki demirden ötürü aşınma hatları sarı bir renk almıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Geçirdiği değişimle meşe ormanlarının yerini de zeytin ağaçları almıştır.
  • Yerleşik hayata geçildiğini ifade eden Neolitik dönemde toprağın bereketi ve yağmur en önemli hususlar olmuştur. Toprak, ana tanrıça olarak kabul edilmiş, yağmur yağdıran gök ise erkek tanrı ile özdeşleştirilmiştir.
  • Dağın 1400 m olan zirvesinde önce Hava ve Yağmur tanrısının tahtı, daha sonra Yunanların gök tanrısı Zeus’a adanmış küçük bir Helenistik dönem tapınağı yer almıştır.
  • Anadolu’da Hava ve Dağ tanrıları genellikle birlikte tapım görürlerdi. Yağmuru getirdiğine inanılan Hava tanrısı Anadolu’nun en yüce tanrısıydı. Hava tanrısı en erken dönemlerde boğa biçiminde, MÖ 3. binyıldan itibaren ise insan biçiminde betimlenmiştir.
  • Neolitik dönemde büyük boyutlu Buzul Çağı sanatının gerçekçi resimlerinin yerini, küçük figürlerin kullanıldığı, soyut ve sembolik bir betimleme tarzı almıştır.
  • Yerleşik düzene geçen insan topluluğu için aile, yaşamın odak noktası olmuştur. Kadın, aile içinde sürekliliğin garantisi olarak görülür.
  • Latmos kaya resimlerindeki aile betimleri, kaya resmi sanatındaki bilinen en erken aile betimleridir.
  • MÖ 6. binyılın ikinci yarısına tarihlendirilen Latmos kaya resimleri, 1994 yılında keşfedilmiştir.
  • 2000 yılında ise Suratkaya adı verilen kayanın üzerinde, Hitit Kralı II. Mursilis’in yeğenine ait bir kayıt, prensin mührü bulunmuştur.  Kayıt, MÖ 14. yüzyıl sonu, 13. yüzyıl başına tarihlendirilmektedir. Böylece, Hititlerin İzmir yakınlarında Karabel ve Akpınar’dan sonra Ege’de bulunan bu yazıt Hitit İmparatorluğu’nun genişleme sınırları hakkında yeni bir kaynak olmuştur. Mühürle yörenin Neolitikten Hitit’e, Karya Satraplığı’ndan Yunan, Roma’dan Bizans’a, Menteşe Beyliği’nden Osmanlılara ve Cumhuriyet’e uzanan tarihsel bağlantısı ortaya çıkmıştır.

 

Libya 50 Çölde Son Çay

Metkanduş Vadisi gezisi bitince 4x4’lerle yola çıktık, bir süre bu kamping’de çay içtik, dinlendik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Metkanduş Vadisi gezisi bitince 4x4’lerle yola çıktık, bir süre bu kamping’de çay içtik, dinlendik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Geceyi çölde, çadırda geçirdik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Geceyi çölde, çadırda geçirdik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sahra’nın kuzeyinde Ubari (Awbari) Kum Denizi’ndeyiz. Efsaneye göre, Okenaos'un kızı Klymene ile Apollon'un oğlu Phaethon güneşin arabasını sürerken kontrolü kaybedince uçsuz bucaksız toprakların yanmasına ve çöllerin oluşmasına sebep olur. “Sahra’da nem oranı %40 iken, Libya çöllerinde nem oranı %18. Bedeviler, seyyahlar, sömürge memurları orada insanın bir şey içmeden 19 saat yaşayabileceğini söylerler.” İnsanların Dünyası, Antoine de Saint-Exupéry. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sahra’nın kuzeyinde Ubari (Awbari) Kum Denizi’ndeyiz.
Efsaneye göre, Okenaos‘un kızı Klymene ile Apollon’un oğlu Phaethon güneşin arabasını sürerken kontrolü kaybedince uçsuz bucaksız toprakların yanmasına ve çöllerin oluşmasına sebep olur.
“Sahra’da nem oranı %40 iken, Libya çöllerinde nem oranı %18. Bedeviler, seyyahlar, sömürge memurları orada insanın bir şey içmeden 19 saat yaşayabileceğini söylerler.” İnsanların Dünyası, Antoine de Saint-Exupéry.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Um il Me, Suyun Anası, denen vahadayız. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Um il Me, Suyun Anası, denen vahadayız.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burası kuruyan Mandara Gölü’nün kıyısı.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burası kuruyan Mandara Gölü’nün kıyısı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tuaregler’in hediyelik eşya satışı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tuaregler’in hediyelik eşya satışı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bu vahanın adı da Mafu. Gaberon’daki gölün suyu çok tuzluymuş.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bu vahanın adı da Mafu. Gaberon’daki gölün suyu çok tuzluymuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çöldeki safarimiz bitince Sabha’dan Trablus’a uçtuk. Trablus Havalimanı’ndan İstanbul’a döndük. Böylece Libya gezimiz bitmiş oldu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çöldeki safarimiz bitince Sabha’dan Trablus’a uçtuk.
Trablus Havalimanı’ndan İstanbul’a döndük. Böylece Libya gezimiz bitmiş oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu