Kategori arşivi: Eski Kültürler

Çin İmparatorluğu 14 | Çin Tıbbı

Akupunkturcular iğnelerini tam olarak nerelere saplayacaklarını gösteren haritalar kullanırlar.

Akupunkturcular iğnelerini tam olarak nerelere saplayacaklarını gösteren haritalar kullanırlar.

Çin uygarlığı ile ilgili tıbbi bilgiler MÖ 3 binli yıllara kadar uzanır.  Geleneksel Çin tıbbına, Han, Tibet, Moğol ve Uygur gibi etnik toplulukların tıp sistemleri de dahildir. . Geleneksel Çin tıbbında, Han tıp sistemi, en zengin uygulamalı ve kuramsal birikime ve en eski tarihe sahiptir. Geleneksel Çin tıbbının kaynağı, Çin’in Sarı Nehir bölgesidir. Yazılı ilk Çince tıp eseri Han Hanedanlığı’na (MÖ 206 – MS 220) tarihlendirilir. Çin tıbbının Han Hanedanlığı’ndan sonraki büyük çağı, MS 608-906 arasında ülkeyi yönetmiş olan Tang imparatorları dönemidir. Birinci Tang İmparatoru 629’da Çin’in ilk hekimlik okulunu kurmuştur. Song (960–1279) ve Ming (1368–1644) hanedanlığı yönetiminde, yeni tıp okulları kuruldu, müfredat ve yeterlik sınavları standart hale getirildi, geleneksel bitkisel reçeteler yazılarak ansiklopedilerde bir araya toplandı. Tıbbın Çin’de ve Batı’da gelişimi arasındaki önemli farklardan biri de Batı’da daha çok cerrahi işlemler ve tekniklere ilgi duyulmasıdır. Geleneksel Çin hekimleri insan vücudunun yapısını dokuların kesilerek ayrılması yoluyla öğrenmemiştir çünkü bir bedeni keserek açmanın atalarına saygısızlık olacağına inanırlar. Eski Çin kozmolojisinde evren, tanrısal bir güç tarafından yaratılmamış, doğanın temel “ikilik” rolüyle kendi kendine meydana gelmiştir.

Bu ikilikte “Yang” olarak bilinen aktiflik, ışık, kuruluk, sıcak, pozitiflik, erkeklik ile;

“Yin” olarak bilinen pasiflik, karanlık, nem, negatiflik, dişilik yer alır.

Tüm hadiseler bu temellerin birleşmesinden meydana gelir. Evrenin nihai ilkesi “Tao”dur. O, Yin ve Yang’ın miktarını belirler. Yin ve Yang’ın doğal ilişkilerini değiştiren şeyler kötüdür. Bunlar arasındaki uyumsuzluk-dengesizlik patolojik bozukluklara ve hastalıklara yol açar. Geleneksel Çin tıbbının amaçlarından biri kişinin içindeki yin ve yang’ı ahenkli bir denge içinde tutmaktır.

Çin anlayışında beş temel eleman vardır. Beş rakamının Çin kültürü için mistik bir değeri vardır  ve çoğu sınıflandırmada kullanılır: Beş element, beş tat, beş nitelik, beş ilaç biçimi, beş tedavi, beş katı organ, beş mevsim, beş duygu, beş renk gibi.. Çin felsefesine göre evren ateş, toprak, maden, su ve odundan meydana gelmektedir

Tedavi biçimleri, Batı tıbbı tarafından tercih edilen hastalık kavramından farklı olan inançlara dayanır. Batı tıbbı tarafından hastalık olarak tarif edilen şey, geleneksel Çin Tıbbında uyumsuzluk ya da dengesizlik meselesi olarak görülür. Çin tıbbının ardındaki felsefe Budizm ve Konfüçyusçu öğretiler ile Taocu dini ve felsefi birleşik görüşlerin bir karışımıdır. Taocu öğretmenler Tao’nun Yin ve Yang’ın yanı sıra, aynı zamanda üçüncü bir kuvvet, yani başlangıçta var olan enerji ya da qi’yi (ki ya da çi olarak telaffuz edilir) ürettiğine inanmıştır. Yin, Yang ve qi arasındaki etkileşim, Beş Element olan su, metal, toprak, ağaç (tahta) ve ateşi meydana getirir. Bu öğelerin hepsi insan vücudunun yapısı ve işleyişine yansır. .

Geleneksel Çin tıbbının eşsiz bir özelliği de meridyen sistemidir. Çinli hekimler vücudun meridyenler denilen ve çeşitli organları birbirine bağlayan ve dengeleyen bir enerji ağı ile düzenlendiğine inanır. Dirimsel qi enerjisinin meridyenler adı verilen 12 çizgi boyunca bedende dolaştığı düşünülür. Meridyenlerin dört fonksiyonu vardır: iç organları vücudun dışıyla,  çevresi ve evren ile bağlar; vücuttaki organlardaki Yin ve Yang prensipleri ile Beş Madde’yi uyumlu hale getirir; vücudu hava durumu ile ilgili (rüzgar, yaz sıcağı, rutubet, kuruluk, soğuk ve ateş) dış dengesizliklere karşı korur.

Burada bir karşılaştırma yapma imkanı vermek için Batı tıbbına dair küçük bir parantez açmak istiyoruz.

Hipokrat (MÖ 460-370) ve Galen (129-216) kaynaklı geleneksel Batı tıbbı, toprak, hava, su ve ateş olarak dört öğe üstüne kurulmuştu. Bunlar ise; soğuk, kuru, yaş ve sıcağa; Satürn, Venüs/Jüpiter, Ay ve Mars’a; balgam, sarı safra, kara safra ve kana karşılık geliyordu. Bu mizaçlar arasındaki denge bozuldu mu afiyet de bozuluyordu ve tedavi için dengenin tekrar kurulması gerekirdi. İsviçreli doktor ve simyacı Paracelsus (1490-1541), seleflerinin mizaçlara dayalı tıbbi kuramlarını reddederek, doğa incelemeleri üzerine kurulu bir kuram geliştirmişti. Ona göre ana maddeler civa, kükürt ve tuzdu, ama antimon, çinko ve alkol gibi başka maddeleri de işin içine soktu. Ağrının başlıca ilacı haline gelen haşhaş tentürünü ilk üreten Paracelsus’tu. Bu yeni fikirlere ilk sahip çıkan Catherine de Medici’nin sarayı, Güney Avrupa’daki kraliyet ve prenslik sarayları, Almanya ile Kuzey Protestan sarayları olmuştu.

Çin’deki tedavi yöntemleri arasında akapunktur, akupressure, diyet düzenlemesi, özel nefes teknikleri, bitkisel ilaç kullanımı, masaj ve egzersiz vardır. Ama,  en iyi tedavi korunmadır. Mevsimlerle ve çevre ile uyum içinde yaşamak, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz gereklidir. Vücuda ince iğneler saplama yöntemlerini kapsayan akupunktur yaklaşık MÖ 2700’den itibaren kullanılmakta ve bedendeki tıkanmış enerji kanallarını açtığına, ağrıları giderdiğine inanılmaktadır.  Çinli hekimler, pelin otunun yanan yapraklarını kullanarak vücudun çeşitli bölümlerini ısıtır ve ağrıları giderirlerdi. Yılanlardan yapılan ve çeşitli hastalıkları giderdiği düşünülen iksirler hazırlarlardı. Egzersizlerin başında günümüzde de oldukça popüler olan qigong ve t’ai chi vardır. Sabah erken saatlerde pek çok Çinliyi açık havada egzersiz yaparken izlemek mümkündür.

Çağdaş Çin’de, hem geleneksel hem de Batı tıbbı bir arada yan yana uygulanmaktadır.

Dört değişik muayene şekli ile tanıya gidilir:  Gözlem - özellikle yüz, cilt, yürüyüş ve dile önem verilir.  Dinleme  - solunum ve ses önemlidir. Sorgulama - beslenme, uyku, boşaltım sistemleri ve belirtileri sorgulanır. Elle muayene - her iki bilekten iç organları temsil eden altı değişik nabız alınır, derinliği, hızı, kuvveti ve kalitesi değerlendirilir. Beijing’de gittiğimiz sağlık kurumunda muayene olan arkadaşlarımıza konan başarılı teşhislerden sonra bitkisel ilaçlar verildi. Nabız muayenesi esnasında doktorlar birbirleriyle konuşuyor, sanki yaptıkları işe yoğunlaşmıyor gibi gözüküyorlardı. Ancak koydukları teşhislerin çoğu arkadaşlarımız tarafından orada doğrulandı. Diğerleri ise yurda döndükleri zaman.

Dört değişik muayene şekli ile tanıya gidilir: Gözlem – özellikle yüz, cilt, yürüyüş ve dile önem verilir. Dinleme – solunum ve ses önemlidir. Sorgulama – beslenme, uyku, boşaltım sistemleri ve belirtileri sorgulanır. Elle muayene – her iki bilekten iç organları temsil eden altı değişik nabız alınır, derinliği, hızı, kuvveti ve kalitesi değerlendirilir. Beijing’de gittiğimiz sağlık kurumunda muayene olan arkadaşlarımıza konan başarılı teşhislerden sonra bitkisel ilaçlar verildi. Nabız muayenesi esnasında doktorlar birbirleriyle konuşuyor, sanki yaptıkları işe yoğunlaşmıyor gibi gözüküyorlardı. Ancak koydukları teşhislerin çoğu arkadaşlarımız tarafından orada doğrulandı. Diğerleri ise yurda döndükleri zaman.

 

Çin İmparatorluğu 12 | Budacılık

Çin Halk Cumhuriyeti- Hong Kong, Lantau Adası.

Çin Halk Cumhuriyeti- Hong Kong, Lantau Adası.

BUDIZM – BUDA (MÖ 563 – 483)

 

Hindistan’da doğdu.

  • Sakya kabilesinin Gotama soyundan bir prens.
  • Değişik adlarla anılır: Sakyamuni, Gotama, Buda Gotama, Siddharta.
  • Bir prensesle evleniyor, bir oğlu oluyor, adı Rahule.
  • 30 yaşında saraydan ayrılıp gezgin rahip oluyor.
  • Altı yıl oruç tutup kendine eziyet ediyor, zahit oluyor, ancak bu yol ile hakikati bulmanın mümkün olmadığına inanıp bu yoldan ayrılıyor.
  • Bir incir ağacının altına oturuyor, aydınlanıncaya kadar orada kalıyor.
  • Buda aydınlanmış kişi, Bodisattva aydınlanmaya aday kişi demektir.
  • Aydınlanma, içsel bir alıştırmaydı ve kelimelerle veya görsel temsillerle açıklanamazdı.
  • Bütün ızdırabın arzu yüzünden olduğuna, insanın, herhangi bir şeyi özlemediği taktirde huzura kavuşacağı hükmüne varıyor.
  • Buda’ya göre 4 asil gerçek vardır:

×       Bütün hayat ıstırap vericidir.

×       Istırap arzu ve özleyişten ileri gelir.

×       Arzuları terkederek ıstıraptan kurtulabiliriz.

×       Istıraptan kurtulmak dürüst inançlar, dürüst kararlar, dürüst sözler, dürüst hareketler, dürüst yaşayış, dürüst çalışma, dürüst muhakeme, ve dürüst düşünce ile mümkündür.

  • Öğretilerinde kahin yoktur, ibadet yoktur, ayin yoktur, ilah yoktur, dua yoktur, şeytan yoktur, tabiatüstü birşey yoktur.
  • Kurtuluş ve huzur, insanın kendi dimağını kontrol altına alması ile elde edilebilir.
  • Hindistan’daki kast sistemini yıkmak istiyordu.
  • İnsanlar yalnız yaptıkları işlere göre değerlendirilmeliydiler.
  • Sosyal ahlaka çok önem veriliyor.
  • Her türlü ferdiyetçiliği günah sayar.
  • ‘Başkalarını kurtarmaya çalışmakta kendimizi kurtarabiliriz’ der.
  • Ona göre bir insanın huzura kavuşması, bütün insanların huzura kavuşmasına bağlıdır.
  • Halka karşı eşitlikçi bir saygı göstermiştir.
  • Fakirleri baskı altında yaşatan zenginlerin aleyhinde bulunmuştu.
  • En çok savaştığı kötülük putperestlikti.
  • Buda bir ahlak dini geliştirmiş ve yaymıştı.
  • Tekrar doğuşa inanıyor.
  • İyi insanların bir kötülüğe uğramalarının sebebi, daha önceki bir yaşayış sonrasında günah işlemiş olmalarıdır. Eğer kötü adamlar bu hayat esnasında cezaya çarpılmıyorlarsa sebebi, daha sonraki bir yaşayışta cezaya çarpılacaklarıdır.
  • Ruh, insani arzuların tümüdür.
  • Buda, izleyicilerinin dünyevi hayattan el çekmelerini istemişti.
  • Buda,”Hiçbir insan başka bir insanı günahlarından arındıramaz” derdi.
  • Nihai amaç Nirvana’ya ulaşmaktır.
  • Nirvana mukaddes huzurdur.
  • Nirvana’ya erişmek için şehviyeti, kötü niyeti, aptallığı yok etmek gerekir.
  • Tabiatta kaçınmaya imkan olmayan bir KARMA KANUNU ( fiil ve hareket kanunu ) vardır. İnsan ancak fiillerini kontrol etmek sayesinde kurtuluşa erer. Fiillerin iyisinden iyilik, kötüsünden kötülük çıkar. İnsan dürüst olan şeyi yapmakla kötülüklerden kurtulur ve Nirvana’nın temin ettiği huzura kavuşur.
  • Buda’nın sözünü ettiği evrensel boşluk (sunyata) insanları korkutuyordu.
  • Buda’yı isyana sürükleyen her ne varsa ölümünden sonra onun adına izafe olunmuştu.
  • MS 2. yüzyılda Budizm yepyeni bir din olmuş ve o zaman süratle yayılmıştı.
  • Dinini yaymak isteyenler ahlak yerine ayinler ile meşgul olmuşlardı.
  • Nirvana, putların ayaklarını öpmek sayesinde kazanılan bir maddi cennet olmuştu.
  • Ölünce cesedi yakılmış, kemikleri muhafaza edilmiş, kemiklerinin her zerresi üzerinde mabetler yapılmıştır.
  • Ölümünden sonra öğretisini yozlaştıran okullar doğmuştur. Hinayana Okulu ( Küçük Tekerlek ) önceleri Buda’yı tam bir insan olarak tanımakta idi. Nispeten daha akılcı ve realist idi. Mahayana Okulu ( Büyük Tekerlek ) Buda adına yapılan putları muhteşem mabetlere yerleştirip halkı bu putlara çiçekler sunmaya tevşik etmişti.
  • Kral Aşoka MÖ 264’ te Hint imparatoru olunca bu dini yaymak için çalışıyor ve başarıyor. Ama yaydığı din Buda’nın esaslarına çok uzak idi.
  • İleriki yıllarda Hind Budizmi Brahmanik Hinduizm ile birleşmiştir.
  • Hindistan’a İslamiyet’in gelişi ile Buda mezhebi eski etkisini kaybetmiştir.
  • Budizm, Çin’de, Japonya’da milli din olan Şinto dininin etkisi altında kalmıştır. Bazı yönleri ile Protestanlığa da benzer.
  • Tibet’teki Budist mezhebi ( MS 8.yy ) Hıristiyanlık’tan hac gibi, buhurdanlık gibi ve mukaddes su teknesi gibi bir çok unsurlar almış, papalığa benzer bir mevki oluşturulmuştur. ( Dalay Lama ).
  • Budizm, Myanmar’ın Tayland’ın, Sri Lanka’nın da dinidir ama buralarda da animism şekline dönüşmüştür.
  • Budizm’in Çin’e geliş tarihi tam olarak bilinmiyor. Ama 500 yılına gelindiğinde Budist inanış Çin’in her bölgesine yayılmıştı.
  • Çin toplumunun her seviyesinde Budist öğretiler etkili oldu.
  • Ancak öğretiler Çin toplumunu şekillendirmedi, Budist öğretiler Çin toplumuna uyarlandı.
  • Çin’de din, aile ve klan ahengine önem veren bu ülkenin adetlerine uymak zorundaydı.
  • Medenileştirici etkisi yüzünden Sri Lanka, Myanmar ve Tayland’da Budizm’in yayılması kolay olmuştu. Oysa Çin’in kendine has eski bir medeniyeti vardı.
  • Hindistan’dan gelen din milli kültüre uygun olarak adapte edilmeye başlandı.
  • Çinlilere göre Buda evini anne ve babasına sevgi ve düşkünlüğünü gösterecek bir hediye vermek için terketmişti ve hediyesi de Aydınlanma idi. Cenneti ziyaret ettikten sonra yeryüzüne dönmüş ve görevi insanlar arasında dinini yaymak olmuştu.
  • Hindistan’da rahipler sınıfı hükümdarların yetki sınırlarının dışındaydı. Politik ve sosyal kurallara bağlı değillerdi. Oysa Çin’de kuvvetli bir merkezi otorite vardı ve Budist rahipler sınıfının devlet içinde devlet olmasına hiçbir zaman izin verilmedi.
  • Budizm Çin’de Tao mezhebinin etkisinde kalmıştır.
  • Budizm Çin’de çok etkili olmuştur. Çünkü:

×      Çin dinlerinin vermediği teseliyi veriyor, putlaşmış bir Buda’yı ilah olarak sunuyor, halk bu ilahı görüyor, öpüyor, okşuyordu. Mabetleri vardı. Halbuki

Konfüçyüs mezhebi putların yayılmasına izin vermiyor, mabet inşaatını da hoş görmüyordu.

×      Konfüçyüs ölülerin akıbeti hakkında bir şey söylemiyordu.

×      Konfüçyüs ile Tao kurtuluşa dair bir şey söylemezken Buda’ya inanmak ile karanlıktan aydınlığa çıkılacağı söyleniyordu.

×      Konfüçyüs insanlara nasıl yaşayacaklarını söylüyor fakat niçin yaşayacaklarını söylemiyordu. Tao insanlara “niçin” yaşamaları gerektiği sualini soruyordu ama verdiği cevap herkesin anlayabileceği nitelikte değildi.

  • Tatarlar, Moğollar, Manchu istilacılar da  Budizm’in gelişmesinde aktif rol oynadılar.
  • Budist rahiplerin giydikleri safkan sarısı elbiseler mahkumların infaz günü giydikleri giysilerle aynı renkti.
  • Şeffaf düşünce, sistemli kişisel analiz, nefes kontrolu yoga için gerekli psikolojik disiplinlerdi.
  • Budist tanrılar içinde en Çinli olanı Kuan-Yin’dir. İnsancıl, kadınsı, iyilik dolu bu hali vardır. Çinli kadınlar ona kısırlıktan kurtulmak için başvururlardı.
  • Inner-Light School: C’han Tsung. Herkesin içinde aydınlama potansiyeli vardır. Fakat pek çok kişi bunun farkında değildir. Bu okul Budizm ile Konfüçyüsçülüğün çekişmesi savaşında doğmuştur. Bu akım Çin Budizminde çok önemli bir yer tutmamıştır. Ama Japonya ve Doğu Asya’da Zen Budizm olarak sonuçlanmıştır. Beş Hanedan ve Sung hanedanı dönemlerinde manzara ressamlarını etkilemiştir.
  • Taoizmin ve Budizmin etkili olduğu dönemlerde sanat geleneksel kısıtlarından kurtuluyor, daha serbest ve yenilikçi oluyordu.
  • Buda, Konfüçyüs ve Lao tanrısız kimselerdi. Bugün hepsi birer ilah sayılıyor ve tapılıyor.
  •  Sembolleri hayvanlar olan Budist takvim MÖ 543 yılında başlıyor. Buda, hayvanları yanına çağırmış, hayvanların Buda’nın yanına geliş sırasına göre takvime adları konmuş, diye inanılıyor.

 

Çin İmparatorluğu 11 | Taoculuk

Taoizm – Lao  Tzu (MÖ 6. Yüzyıl)

Çin Halk Cumhuriyeti– Hong  Kong, Wong Tai Sin Taoist Tapınağı

Çin Halk Cumhuriyeti– Hong Kong, Wong Tai Sin Taoist Tapınağı

  • Lao, ihtiyar üstat veya yaşlı çocuk demektir.
  • Çinli filozof Lao mistik bir adamdı.
  • Tao için bazı tercümeler yapılmaya çalışılmıştır: Akıl, kelime, geçit, yol gibi.
  • Lao, Tao kelimesinin iyice anlaşılmasını istemiyor: ’Anlaşılabilen Tao, gerçek Tao olamaz’ der.
  • “Yeryüzü ile gökyüzünün oluşumundan evvel olgunlaşmış bir şey vardı. Adının ne olduğunu bilmiyorum ve ona Tao diyorum. Tao, büyük, cisimsiz bir şeydir. İnsana yeryüzünde nasıl yaşaması gerektiğini bildiren Tao’dur” der.
  • Hissettiği en önemli ihtiyaç emniyetti. İnsan bir şeye sarılmak ihtiyacındadır ve bu da Tao’dur.
  • Tao Te Ching, Lao Tzu’nun yazdığı düşünülen yapıttır ve insanın doğayı izlemesini öneren bir öğütler bütünüdür, tabiatüstü hiç bir şeyden bahsetmez, hiçbir şeye zorlamaz, düşmanlık icat etmez, uyulması zorunlu emirler vermez,doğaya referans veren metaforik öğütler verir.
  • Eseri 81 kısa bölümden, iki kısımdan oluşur. İlk bölüm Tao’dur ve niçin sorusuna cevap verilmektedir. İkinci kısımda ise hayatın nasıl yaşanması gerektiği anlatılmaktadır. İslam geleneğindeki nasihatname türü bir yapıttır.
  • Tao öğretisi dayatıcı, zorba bir öğreti değildir. Alçakgönüllü olmayı, azla yetinmeyi, sevgiyi önerir.
  • Tao doğayı kontrol eden, yasa koyan ve cezalandıran bir tanrı değildir. Doğa güçlüdür, ona uymak, onun gibi davranmak gerekir.
  • Kurtuluşun Tao ile tam birleşmekte olduğuna inanmıştı.
  • Tao, herşeyin ardında bulunan esas gerçektir.
  • Lao Tzu, saray kütüphanesinde memurdu.
  • İlahlara inanmazdı, şiddet ve savaş düşmanıydı.
  • İbadetin her şekline karşı idi. Dua ve ibadetin, adak ve kurbanın boş ve lüzumsuz olduğuna inanıyordu.
  • “Niçin” sorusu ile ilgilenmişti. Nereden geldiğimizi, niçin geldiğimizi araştırıyordu.
  • Lao Tzu’ya göre insanın karakterini süsleyecek üç mücevher vardı:

×     Adalet. Ona göre zaaf ve acz en büyük kuvvettir. Nihilisttir.

×     Tevazu. Hırs en büyük suçtur. Kısmetine razı olmamak büyük bir felakettir.

×     Tutumluluk. Tutumluluktan cömertlik doğar. Akıllı adam biriktirmez. Başkalarına ne kadar verirse kendi nefsine o kadarını ayırmış olur.

  • Doğru olan, insanın pasif bir şekilde tabiatın ahengi içinde yok olmasıdır.
  • Lao Tzu için gökyüzüne yükselmenin yolu inzivaya çekilmektir. Lao Tzu içinde bulunduğu devrin zorluklarını, kötü yanlarını görüyor, çare aramak yerine inzivaya çekiliyor.
  • Nasıl davranırlarsa davransınlar herkese eşit muamele yapılmasını öğütler.
  • Konfüçyüs’ün sertliğinden kaçıldığı dönemlerde Taoizm’e sığınılmıştır.
  • Konfüçyüs’ün öğretisi erkeksi ve yönetici, Taoist öğreti kadınsı ve kabullenici olarak tanımlanabilir.
  • Lao ve Konfüçyüs’ün ilgileri, hedefleri, metodları ve sistemleri birbirinden tamamen ayrı idi.
  • Lao, insanın kötülüğü iyilikle karşılaması gerektiğine inanırken Konfüçyüs karşılığa inanır ve ‘eziyeti adaletle, iyiliği iyilikle karşıla’ der. Lao’yu İsa ile, Konfüçyüs’ü Musa ile ölçmek gelenekseldir.
  • Konfüçyüs’ü herkes tarafından anlaşılan yazılar yazan halkçı, öğretmen, Lao’yu teorisyen ilim adamı, kelâmcı olarak düşünebiliriz.
  • Çin kültür ve uygarlığı esas olarak bu iki öğretinin bütününden oluşmuştur.
  • Tao mezhebi Lao’nun ölümünden sonra aslı ile ilgisi kalmayacak derecede bozulmuştur.
  • Eseri, Lao’nun ortadan kaybolmasından sonra sihir ve efsun kitabı sayılmış, Taoizm adıyla yeni bir din yaratılmıştır.
  • Felsefesi ile Shih’leri, sihirli-dini törenleri ile nung’ları kendine çekmiştir.
  • Tao öğretisi kişisel bir felsefedir. “Her Çinli bir Taocudur” denir. Çin kültürü ve sanatını etkileyen yaygın bir öğretidir.
  • Tang Hanedanı döneminde Taoculuk resmi din olmuştur.
  • Lao Tzu’nun batı sınırından geçtikten sonra ölmediğine inanılmış ve ölümsüzlük inancı bu sanıya dayandırılmıştır.
  • Mezhebin liderleri ebediyet iksiri imal etmeye başlamışlar, büyücülük mezhebi sarmıştı.
  • Daha sonraları Taoistler Budizmin, Taoizmin bir devamı olduğunu ve Lao batıya gittiğinde barbarları etkilediğini iddia etmişlerdir.
  • Tao rahiplerinin içinde hiç bir işle meşgul olmadıkları manastırlar yapılmış, bu mabetlerde birtakım putlara kurbanlar sunulmuştur.
  • Eski nihilist Lao, MÖ 156’dan beri ilah olarak tanınmakta, kendisine adaklar ve kurbanlar sunulmaktadır.
  • “Ölümsüzler Dağı” Poshan Dağı Taocuların mitolojik cennetidir, Taoist bir semboldür.
  • Tao öğretisi Budizm ile etkileşerek Zen Budizm’in  (Çin’de Chan öğretisi denir) temelini oluşturmuştur.

Çin İmparatorluğu 10 | Konfüçyüsçülük

Vietnam – Hanoi, Van Mieu, Vietnam’ın en önemli Konfüçyüs mabedinde Konfüçyüs altarı.

Vietnam – Hanoi, Van Mieu, Vietnam’ın en önemli Konfüçyüs mabedinde Konfüçyüs altarı.

  • Hindistan’da Mahavina ile Buda’nın İran’da Zerdüşt’ün İsrailoğullarından Erniya ve İkinci Eşiya’nın , Çin’de Lao-tzu’nun çağdaşıdır. Musa’dan 7 yüzyıl sonra, Yunan filazoflarından 2 yüzyıl, İsa’dan 6 yüzyıl öncedir : MÖ 551-479. 
  • Çin terbiyesinin babasıdır.
  • Taçsız İmparator diye anılır.
  • Konfüçyüs eylem adamıydı, teşkilatçı bir kişiydi ve maddiyatçı idi.
  • Taocular ve Konfüçyüsçüler insanın özünün iyi olduğuna inanıyorlar.
  • Ailenin önemi çok büyük. Atalara saygı gösterilmesi şart.
  • Konfüçyüs geçmişe bağlı idi.
  • Eskiye bağlılığının sebebi cemiyetin disiplinini bozmamaktı. O’na göre nizam, dünyadaki tek kanundur. Nizamı değiştirmek zararlıydı ve yasaktı. Dini, sosyal ve siyasi nizama el sürmemek, bozulmamasına dikkat etmek gerekirdi.
  • Faziletlerin en büyüğü evlatların atalara itaatleri ve hizmet etmeleriydi.
  • Devrin dini inanışlarına saygı gösteriyor, kişinin kendi dini ayinini yapmasını hoşgörüyordu.
  • Dua ve ibadeti teşvik etmemiş, lüzumsuz görmüştür.
  • İlahlardan, ahiretten bahsetmez.
  • Çalışkanlık ve faziletseverlik onun üzerinde en fazla ısrar ettiği hususlardı.
  • Tabiatüstü varlıklara inanmamayı, ilerlemek için kendi kültürüne sarılmayı öğütlemiştir.
  • Bedeni kuvvet gösterilerini, ihtilaller, harikalar ve tabiatüstü şeylerin konuşulmasını yasaklardı.
  • Okuluna gidebilmenin şartları faziletli davranış, akıl ve çalışkanlıktı.
  • Eğitime çok inanır.
  • Ders programı içinde müzik, şiir, tarih, edebiyat, medeni hayat, ahlak ve o devrin ilmi vardı.
  • Daha iyi ailelerin, daha iyi devletlerin ve daha iyi bir dünyanın ancak ferdin kendi meziyetlerini geliştirmesi ile olabileceğine inanırdı.
  • Ona göre devletin kuvveti, yurttaşların kültür seviyesindedir.
  • Çökmekte olan feodal toplumun sorunları ile ilgilenirdi.
  • En çok değer verdiği konu hükümet ilmi idi.
  • İyi bir hükümetin en belli başlı vazifesinin kültür seviyesini yükseltmek olduğuna inanır, bunun için de şiirden, milli törenlerden, müzikten ve spordan faydalanmayı gerekli bulurdu.

Şiir, insana yapamayacağı işin de hakkından gelmesini sağlayacak heyecanı verir.
Milli törenler, insanı detay üzerinde durmaya alıştırır.
Müzik, zihni daha yüksek düşünüşe sevk eder.
Spor ise hedefi gözetmeyi ve bir hedefe isabeti öğrettiği için önemlidir.

  • İyi bir hükümet kurmanın her ıslaha esas olduğuna inanıyor ve iyi bir idarenin yüzyıl yaşamasından sonra idam cezasının da kaldırılacağını söylüyordu.
  • Fert ahlakının hükümet ahlakından yüksek olmasına inanmıyordu.
  • Devlet idaresini ıslah ederek halkın yaşayış seviyesini yükseltmek amacındaydı.
  • Kendi nazariyesi hayatında tatbik etmiştir.
  • Devlet memuriyetinde iken her memurun görevini layıkıyla yapması lazım geldiğini, çok çalışmak ve yapılan işe gerçekten bağlanmak gerektiğini öğretmişti.
  • Eski felsefeleri, ince nükteleri, ahlaki kuralları cahil kişilerin de anlayacakları şekilde basitleştirdi.
  • Konfüçyusçulara göre İmparatorluktaki her vatandaş Cennetin Oğlu’nun  tebasıdır ve saygıda kusur etmemek herkesin vazifesidir.
  • Riyakârlık en kızdığı şeylerin başında gelir.
  • Hükümdara muhalefet etmek gerekiyorsa dolambaçlı yollar kullanmayın, yüzüne karşı tenkidinizi yapın, diyor.

Çin Halk Cumhuriyeti-Beijing, Kong Miao Konfüçyüs Tapınağı girişi.

  • Devlet memuriyetinden annesinin cenaze töreni nedeniyle ayrılıp gezgin öğretmenlik yaptı. 51 yaşında tekrar devlet memuriyetine dönüyor, kendisinden ve yöntemlerinden çok memnun kalınması üzerine bayındırlık ve adalet bakanlığı yapıyor.
  • Çin klasiklerinden dokuzu Konfüçyüs’ün adına bağlıdır. Beşine King, gerisine Şu denilir. King diye tanınanlar Çin’in eski mukaddes edebiyatını toplar. Şu’lar Konfüçyüs ile çağdaşları arasındaki konuşmalardan bahseder. En popüler kitabı Vecizeler’idir. Bu kitaplar Çin’in hayatı üzerinde çok derin etkiler bırakmıştır. Devlet memuriyeti sınavına girenler bu eserlerden sorumlu tutulmuşlardır.
  • Konfüçyüs’ün ölümünden sonra namına kurbanlar kesilmeye, mabetler yapılmaya, yer ve gök tanrılarıyla birlikte tapılmaya değer bir ilah olarak ilan edilmiştir. Heykeli Çin İmparatorlarınınkilerle beraber muhafaza edilmiştir.
  • En önemli takipçisi Mencius’tur.(MÖ 390 – 305). Mencius insanın “iyi” olduğunu ısrarla söylüyor. İnsani davranış ve adaletin en önemli ve en gerekli unsurlar olduğunu söylüyor.
  • Konfüçyüs şüpheciliği, dini ve rahipliği Çin medeniyeti içinde çok da önemli olmayan unsurlar olarak görmüştür.
  • Konfüçyüs’ün bazı vecizelerinden örnekler:

×    Asker ve jandarmanın bol olması hükümetin kötü olduğunu gösterir.

×     Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi, siz de başkalarına yapmayınız.

×     Mazide kusur bulmak benim işim değildir.

×     Tanrım! Bana kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bahçe ver.

×     Yaşlıları huzur içinde yaşat, dostlara karşı gerçek ol ve çocuklara karşı duygulu bir kalp taşı.

×     Efendi adam kendi içine bakar, küçük adam başkalarına bakar.

×     En büyük hata, hata üzerinde ısrardır.

×     Bilgi, rütbe tanımaz.

×     Sözün bütün gayesi anlaşılmaktır.

×     Çok dinlemek, iyiyi seçerek ona uymak, çok görmek ve gördüğün üzerinde düşünmek, işte akıllı olmaktan sonra en kıymetli meziyetler bunlardır.

  • Sung Döneminde (960 – 1279) tekrar devletin resmi felsefesi olmuştur. Bu dönemde NEO-KONFÜÇYÜSÇÜLÜK’ ten bahsedilir. Zamanın değişen koşullarına uyum sağlanmıştır. Bir çeşit bilimsel hümanizma denebilir. CHU HSİ (1130 – 1200) Neo-Konfüçyüsçülükte Taoizmin ve Konfüçyüslüğün, Budizme ortak reaksiyon olarak, bir sentezini yapmıştır. Üzerinde en çok durduğu şey ahlaki öğretidir. ‘Bir insan hayatını en iyi şekilde nasıl yaşamalıdır?’ sorusuna cevap arar. İnsanın özü iyidir. Yeterli eğitimin alınmamış olması kötülüğü yaratır. Faziletin yanlış değer yargıları ile gölgelendiğini düşünür. Ying – Yang ile hareket ve  durgunluk değişerek birbirlerinin yerini alırlar. Biri diğerinin kökenidir. Yang hareketi, Ying durgunluğu üretir. Evren bir bütündür, kendine yeterlidir ve kontrol edeni yoktur. Ruhun ölümsüzlüğünü yadsırlar. Cennette günahları değerlendiren biri yoktur.

Çin İmparatorluğu 9 | Çin’in İlkel Dini

İnanç Dosyası yazılarımızda daha önce İngilizce olarak ve daha detaylı bir şekilde Çin Dinleri’ni sizlerle paylaşmıştık. Ancak, Çin’de sanatlar, tıp ve hayatın hemen her yüzü büyük ölçüde dinin etkisi altında kalmış olduğundan ve İngilizce okumayı tercih etmemiş olanlar için tekrar aynı konuları vermek gereğini duyduk.

Vietnam – Hanoi, Tran Quoc Pagoda.  Bu pagoda Hanoi’nin en eski dini kurumu. Tapınağın sunağında ölülere özel bir bölüm ayrılmış. Aileler, ölümlerinden 50 gün sonra akrabalarının fotoğraflarını buraya koyuyor, onlara çiçekler, meyvalar, içecekler sunuluyor, mumlar, tütsüler yakılıyor. Burası Budist bir mabet ama bu uygulama Budizm’den çok, atalara tapınma ile ilgili bir uygulama.

Vietnam – Hanoi, Tran Quoc Pagoda.
Bu pagoda Hanoi’nin en eski dini kurumu. Tapınağın sunağında ölülere özel bir bölüm ayrılmış. Aileler, ölümlerinden 50 gün sonra akrabalarının fotoğraflarını buraya koyuyor, onlara çiçekler, meyvalar, içecekler sunuluyor, mumlar, tütsüler yakılıyor. Burası Budist bir mabet ama bu uygulama Budizm’den çok, atalara tapınma ile ilgili bir uygulama.

  • En eski dinleri animism.
  • En eski özelliklerinden biri ölülere bağlılık, atalara tapkı (Bu konu da İnanç Dosyası’da işlenmişti). Zaten atalara tapma ve animizm birbirleriyle yakından ilişkili; ama hangisinin sebep, hangisinin sonuç olduğunu anlamak çok kolay değil. Atalara tapma inancı ve uygulamaları, aynı ırktan gelen gelen ölülerle ilgili. Bu inanca göre, ölüm, insanı, aile, sınıf, kabile, köy ve ulus öğeleriyle bağlı olduğu topluluktan ayırmıyor. Daha çok tarımla uğraşan toplumlarda görülen bu inanca göre, ölülerin toplumlarıyla ve yaşayanlarla ilişkileri kesilmiyor. Özellikle yaşarken güçlü bir konuma gelmiş olanların, öldükten sonra daha da güçlendiklerine ve yaşayanlara yardım edebileceklerine veya zarar verebileceklerine inanılıyor. Ataların toprakta yaşadığına inandıkları için öldüklerinde yakılmak değil, gömülmek, atalarıyla birlikte olmak istiyorlar.
  • Halk muhteşem cenaze törenleri yapardı. Aile Bayramları vardı.
  • Aile bayramlarında yemekler yapılır, malttan içkiler içilir, tefler çalınır, şarkı söyleyip dans ederler ve böylece ruhları eğlendirdiklerini düşünürlerdi.
  • Mezarlara elbiseler, yemekler konur, akrabalar kurban edilirdi. Ancak bu adet iktisadi istikrarı tehdit ettiği için temsili kuklalar yapılmaya başlanmıştır. Heykel bölümünde bunun gelişmiş bir örneğini sunacağız.
  • Sema ruhu, Çin İmparatorunun ilk atası sayılmış, onun için imparatoru aynı zamanda atalar ruhlarının en belli başlısı olmuştur.
  • Yer ve gök ruhlarına sadece imparator adak sunabilir, imparator istediğinde tapacağı ruhların sayısını artırır veya eksiltirdi.
  • Bu dünyadan başka dünya tanımıyorlardı, öteki dünyaya karşı ilgi duymuyorlardı.
  • İnançlarında korku unsuru yoktu.
  • Ruhani sınıfa boyun eğme yoktu.
  • Klasik Dönemde (MÖ 770 – 221) MOHİSM ve LEGALİSM önemli idi.
  • Görüşleri mühendisler ve sanatçılar arasında çok yaygın olan Mo-Tzu (MÖ 479 – 438) evrensel sevgi üzerinde duruyor. Savaşa karşı çıkıyor, bütün insanların kardeş olduğunu söylüyordu. Yandaşları şiddeti önlemek için hayatlarını tehlikeye atmaya hazırlardı.
  • Legalist felsefe insalcıl değildi. Sosyal düzeni temin için ciddi cezalar, yaptırımlar gerektiğine, insanın özünün şeytani olduğuna, cezaların uygulanışında kesinliğe inanıyorlardı. Çin Hanedanı’nın kaba, yarı-barbar tutumu Legalist okulun sert felsefesine dayanırdı.
  • Yeryüzünde din bakımından en az değişken memleket Çin’dir. 1911’de Çin Cumhuriyeti ilan oluncaya kadar Çin İmparatoru üç bin yıl önceki ataları yer ve gök tanrıları şerefine adaklar sunardı.