Kategori arşivi: Eski Kültürler

Çin İmparatorluğu 17 | Resim Sanatı 2

Londra’da, British Museum’da sergilenmekte olan rulonun adı Hocanın Saraylı Kadınlara Dersleri. Dördüncü yüzyılda yaşamış Ku K’ai chih’e ait olduğu sanılıyor.

Londra’da, British Museum’da sergilenmekte olan rulonun adı Hocanın Saraylı Kadınlara Dersleri. Dördüncü yüzyılda yaşamış Ku K’ai chih’e ait olduğu sanılıyor.

  • Kadın figürü de resimlerde sık işleniyordu. Resimde tüm dikkat figürün kıvraklığına, saçın süsüne, giysi ve takıların görkemine veriliyor, yüz ikinci planda kalıyordu.
  • Önemli kişiler büyük, hizmetkarlar küçük çiliziyordu.
  • Resimlerdeki gösterişli giysiler sosyal konumu gösteriyordu.
  • Resimlerde tanrıçaların yarı çıplaklığı Çin adetlerine göre şallarla örtülür. Mücevher dizileri boyundan eteklere kadar uzanır.
  • Yuvarlak yüzü, kat kat boynu ile tam bir Hintli olan Amitabha, gösterişli takılar, gözlerinin çekikliği ve kullanılan ışık sistemi ile tam bir Çinli olarak resmedilirdi.
  • Resimlerde üzerinde fırçalar, kağıt ve mürekkebin bulunduğu sehpa yazına olan ilgiyi vurgular.
  • Konfüçyüs’ün aşıladığı görev duygusu kişilere devlette görev almaları gerektiğini söylüyordu. Bu nedenle kişi hayatını kırsal yörede geçiremiyor, bu hayatı özlüyor ve özlemini de manzara resmi ile gideriyordu. Manzara resmine verilen önem buradan geliyordu.
  • Manzara resminde motifler gerçekçi bir anlatım taşımaya gayret etseler de, geleneklerin getirdiği bazı sapmalar görülüyordu. Örneğin dağların tepeleri sipsivri ve renkleri koyu idi.
  • Çinli manzara ressamının tekniği dört ana öğeden oluşur:

×       Çizgi ( line )
×       Mürekkep yıkama ( ink wash )
×       Fırça darbeleri ( texture stroke )
×       Nokta ( Dot )

  • 10. yüzyılda ressamlar dağ ve kaya yüzeylerini noktalar ve fırça darbeleri ile zenginleştirmeye başladılar.
  • Çeşitli fırça vuruşları vardı:

×       Yağmur damlası şeklinde (rain-drop)
×       Balta kesimi şeklinde (ax-cut)
×       Gevşek, kenevir lifi şeklinde (hemp-fiber)

  • Çin manzara resmi üç ayrı okul halinde benlik kazandı ve T’ang Hanedanı döneminden günümüze kadar bu ayrım devam etti.

×       Akademisyenler: Saray ressamları
×       Amatörler: Bilim adamları, şairler, yazarlar, müzisyenler, memurlar.
×       Bağımsızlar: Hiçbir okula bağlı olmayanlar.

 

Bu Kuzey Sung okuluna ait tabloda kütlesel unsurlar, ulu dağlarla resmin büyük kısmı örtülmüştür. On yedinci yüzyıla ait Çam Ağaçlı Peysaj’da fırça darbelerinde sınır çizgileri yoktur. Yerleşim asimetriktir. Resimde yine köşeye yerleştirme tercih edilmiş, dağlarda bir boş bir dolu imgesi yaratılmak istenmiştir.

Bu Kuzey Sung okuluna ait tabloda kütlesel unsurlar, ulu dağlarla resmin büyük kısmı örtülmüştür. On yedinci yüzyıla ait Çam Ağaçlı Peysaj’da fırça darbelerinde sınır çizgileri yoktur. Yerleşim asimetriktir. Resimde yine köşeye yerleştirme tercih edilmiş, dağlarda bir boş bir dolu imgesi yaratılmak istenmiştir.

  • İlk iki okul da kendi aralarında ayrıca ikiye ayrılır. Bu ayrım coğrafi konumlarını da yansıtır.

×       KUZEY OKULU Çizgi ve renklerde kuvvetli kontrastlar.

Sert, kısa, kesik çizgiler.
Ani ritimler.
Kar manzaraları, dağlar koyu renk ve büyük, ağaçlar çıplak.
Gösterişli ırmaklar ve manastırlar.
Kütlesel unsurlar sahnenin büyük kısmını örter.
Doğa son derece acıklı bir manzara sergiler.
Manzaraya bakış açısı dardır.

×       GÜNEY OKULU Geniş, yuvarlak konturlar.

Yumuşak çizgiler, yumuşak ve spontane fırça vuruşları.
Kuvvetli kontrastlar yerine, tabiatın derinliklerinin bulut ve sisler altında gösterilmesi.
Manzaraya geniş bir açıdan bakılır.
Dağlar iyice uzaklaşır, ufuk alabildiğine genişler.
Daha samimi bir ekoldur.
Resim kağıdın alt köşesinde yer alır, bazen tek bir köşede gruplaşma gösterir.
Budist etkiler altında kalmıştır.

 

Güney Sung okuluna ait peysaj Güney Okulu’nun tüm özelliklerini barındıran bir tablodur.

Güney Sung okuluna ait peysaj Güney Okulu’nun tüm özelliklerini barındıran bir tablodur.

  • Altı Hanedan döneminde resim, güzel sanatların bir dalı olarak kabul edilmiştir. Bu devirde perspektif üzerinde çalışmalar yapılmış, sanat üzerine yazılar yazılmıştır. Bu dönemde resim ve heykelin ilham kaynağı Budizmdir.
  • T’ang döneminde canavar gibi doğaüstü çizimlerin yerini daha dünyevi konular alıyor. Manzara resmi ve portre öne çıkıyor.
  • Portre 8. yüzyıldan itibaren önem kazanıyor. Hint-Çinli karışımı.
  • Sung döneminde manzara resmi en mükemmel noktaya ulaşmıştır. Bu dönemde klasizmi bozmadan renkler sıcaklaşmış, perpektif daha bariz hale gelmiş, objelerde hacimlenme olmuş, yüzlere ifade gelmiştir. Kuş ve çiçek resmi çok önem kazanıyor ( 10.yy ). Zen Budizm ile beraber dragon resimleri başlıyor.
  • Yuan Hanedanı döneminde atlar resimlerin ana konularından biri haline geldi. Bunda Moğolların at sevgisinin payı büyüktü. Daha net çizgiler ve formlar yapılmaya başladı. Avrupa sanatındaki Rönesans primitifleri, Gotik döneme yakın gelen bir devirdir.
  • Ming Hanedanı döneminde mistikten gerçeğe biraz daha dönüş oluyor, daha realist oluyorlar.
  • Resmin en canlı olduğu dönemler Budist ve Taoist esinlerin kuvvetli olduğu dönemlerdir. Konfüçyüs felsefesinin realist resimlere, Taoist felsefenin daha mistik resimlere ilham kaynağı olduğu söylenebilir.
  • Çin resminde  tek renkli ( monochrome ) resim çoktur.
  • MS 500 dolaylarında Hsieh Ho adlı portre ressamı kendinden önceki sanatçıları meziyetlerine göre sıraya dizmiş ve sıralamayı yaparken esas aldığı ilkeler Çin sanatının ana ilkeleri olmuştur. Önem sırasına göre 6 ilke şunlardır ( Hsieh Ho’ya Doğu’nun 14. yüzyılının  Giotto’su adı verilir).

×       Resmin ruhu olmalı. Objenin ruhu resme yansımalı.
×       Fırça kullanımındaki güçlülük.
×       Benzerliği verebilmek için amaca uygunluk.
×       Doğru renk
×       Özenli kompozisyon
×       Kopya etme yoluyla geleneğin sürdürülmesi ( teknik eğitim, çeşitlilik, gelenek)

  • Daha sonraları ruhun sanatçının içindeki bir kudret olduğuna hükmedildi. Ruh olmadan, resimdeki formlar cansız ve anlamsız olurdu.
  • 10. yüzyıl dolaylarında ressamlar tablolarını imzalamaya başladılar.
  • Resim tarihini sistematik şekilde ilk yazanlar Çinlilerdir ( MS 847 ). Giorgio Vasari’nin yazdığı ilk Avrupa resim tarihi 1550’de yayınlanmıştır.
  • Bazı önemli sanatçıların adları:

Wang Wei (699-761) Hem şiiri hem resmi etkilemiş, neticede bu iki sanat türü Çin kültütünde ayrılmaz hale gelmiştir.

680-760 yılları arasında yaşayan Wu Tao-Tzu’ya  Çin’in Mikelanj’i deniyor. Güçlü formlar, çizgiler. Renk kullanmıyor. Hsieh Ho’nun altı prensibini en çok tatbik eden kişi. Günümüze kalan çok resmi yok, daha çok ekolünün resimleri var.

Yen-Li-Pen (600-673), politikacı ve ressam.

Han-Kan (718-780), at ressamı olarak ün salmış.

  • Çin’de dinsel sanat düşünceye dalma eylemine yardımcı olarak kullanılır. Dine inanan sanatçılar resimlerini bir öğretiyi aktarmak için yaparlar, salt süsleme amacıyla değil. Tomarlar üzerine yaptıkları resimler değerli kutularda saklı durur, meditasyon anında açılırdı.

 

Çin İmparatorluğu 16 | Resim Sanatı 1

1400-1430 yılları arasında, sanatçı Pien Wen-chin tarafından, ipek üzerine mürekkep ve boya ile yapılmış bu tablonun adı Üç Arkadaş ve Yüz Kuş. Bu ipek rulo, çizim zenginliği ve kuş-çiçek geleneğini takip ettiğini gösterek Ming dönemi tablosu olduğunu belli ediyormuş.

1400-1430 yılları arasında, sanatçı Pien Wen-chin tarafından, ipek üzerine mürekkep ve boya ile yapılmış bu tablonun adı Üç Arkadaş ve Yüz Kuş. Bu ipek rulo, çizim zenginliği ve kuş-çiçek geleneğini takip ettiğini gösterek Ming dönemi tablosu olduğunu belli ediyormuş.

  • Çin sanatı gerçekte, aristokratlar için aristokrat bir sanattır.
  • Resim sanatının tüm sanatların en güzeli olduğuna inanılırdı.
  • Resmin bir uygarlık işareti ve imparatorlar ve alimler için en uygun zaman geçirme uğraşı olduğu düşünülürdü.
  • Çinliler resim sanatını önemsiz bir iş saymayan ilk halk olmuştur.
  • İyi yapılmış bir resmin sahibinin ruhunun, yaşamın hüzünlü ve tehlikeli engellerinden kaçmasına yardımcı olacağına inanırlardı.
  • Çin sanatı katı formlara düşkün değildir. Şahlanmış bir atı Çinli bir sanatçının yaptığını söyleyebilmek için atın belirli sayıda yuvarlak biçimlerden oluşması gerekir.
  • Çin resminin temel amaçları, çizgi ve onun hareketleri, boş ve dolu arasındaki denge, az çizgiyle çok şey anlatmayı sağlamaktır.
  • Çin resminde sanatçı nesnenin kendinden çok özelliğini vurgulamaya çalışır.
  • “Benim çizdiğim bambular, yüreğimden kopmuş olan bambulardır, gözlerinizin dışarda görmekten hoşlanacağı bambular değil…Bir bambu resmi çizmeden önce, onun içinde gizli olan şeyi keşfetmek gerekir” diyor, Su Tungpo.
  • Resmin ana öğesi olan fırça vuruş tekniğini öğrenmek uzun yıllar eğitim ve disiplin gerektirir. Yirmi yıllık eğitim bu iş için hiç de uzun bir süre sayılmaz.
Çing Hanedanı dönemine ait İlkbahar Bayramı adlı tablo. Çing dönemindeki daha özgür yorumlara bir örnek oluşturan bu tablo, ABD’de, Kansas’ta, Nelson Galeri’de sergilenmektedir.

Çing Hanedanı dönemine ait İlkbahar Bayramı adlı tablo. Çing dönemindeki daha özgür yorumlara bir örnek oluşturan bu tablo, ABD’de, Kansas’ta, Nelson Galeri’de sergilenmektedir.

  • Çin evlerinde resimlerin bulunması çok yaygındı. Resimler, ipek veya kağıt tomarlarda, duvarlarda, paravanalarda ve yelpazelerde yer alıyordu.
  • Çin’de eskiden olduğu gibi şimdi de şarap, kaligrafların, şairlerin ve ressamların yaratıcılığının ayrılmaz bir parçasıdır.
  • Kağıt veya ipek rulolar üzerine resim yapmak, taşıma kolaylığı kadar uzun bir öykünün iyi resimler halinde anlatılabilmesine de yarar.
  • Çinli sanatçılar ahşap baskı kalıpları da kullanırlardı. Bunlar, tablolar kadar değerli değildi.
  • Diğer bütün medeniyetlerden farklı olarak Çinliler aynı aracı, fırçayı, hem yazı hem de resim yapmada kullanırlar.
  • Çin dönemindeki bir generalin Stylus’un yerini alan fırçayı icad ettiği sanılıyor.
  • Kaligrafi ve resim ikiz sanat dallarıdır ve çıkış noktaları aynıdır.
  • Figüratif ve manzara resimdeki gelenek kaligrafi ile ilintilidir.
  • Büyü ve dekorasyon için de yazıyı kullanıyorlar.
  • Kaligraf ve ressam aynı malzemeleri kullanırlar. Fırça, mürekkep, ipek veya kağıt.
  • Fırça vuruş tekniklerinin ortak yanları çoktur ve her iki sanat dalı da aynı esasa göre değerlendirilirler: Fırça vuruşlarının ritmi ve kuvveti.
  • Önceleri, kaligrafinin serbest stillerinden etkilenerek yumuşak ve eşit kalınlıkta olan çizgi, 13. yüzyılda kırılgan (freely broken) ve eklemli bir hal aldı.
  • Gerek eğitim, gerekse fotoğraf makinasının icad edilmediği dönemlerde beğenilen bir tabloyu elde edebilmek için eski ustaların eserlerinin kopyalarını yapmak çok yaygındı. Bu kopyaları asıllarından röntgenleme ile ayırdedebilmek imkansızdır. Zira resimlerde kullanılan malzeme yüzyıllarca hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Fırça darbesini aynen taklit etmek çok zor olduğu halde, resmin kendisi gibi üzerindeki imzaları, mühürleri ve kitabeleri de ayırdetmek neredeyse imkansızdır.
  • Çinli ressamlar ilkin doğayı değil, ünlü ustaları inceliyorlardı.
  • Resim, şiir ve kaligrafi, aynı anda üç sanat yanlızca Çin’de görülebilir.
  • En eski Çin tabloları şiirlerin ve diğer yazılı metinlerin resimlenmesiydi. Metin de resmin bir bölümünde yer alırdı. Yuan Hanedanı’ na kadar tablolara şiir, kitabe yazmak çok yaygındı. Bunu özellikle bilim adamı-ressamlar yapardı. Tablo ile yazılan yazı estetik bir bütün oluştururdu.
  • Dev, tanrılar, vahşi hayvanlar, korkunç ve değişik insanlar çizmeyi seviyorlardı.
  • Santranç oyunu, müzik dinleme, ailevi konular çok işlenen konulardı.
  • Çay ve şarap içerken şiirler okuyan arkadaş grupları sık sık resmedilirdi.
  • Bambu resmi Çin resminde çok önemli bir yer tutar.
  • Kuşlar ve çiçekler konusunun işlenişi ne teknik ne de çeşit olarak asla aşılamamıştır.
  • Genellikle çiçekler ve yapraklar, sınır-çerçeve yapılmaksızın boyanırlardı. Bu stile “kemiksiz” (boneless) denirdi.
Wang Hui’nin Çiçek Vazosu (1632-1717) Taipei, Eski İmparatorluk Sarayı koleksiyonunda. Burada nesnenin tam dik açıyla yerleştirildiği görülüyor. Resmin ana temasının sağ alt köşede vurgulanmasını dengelemek için sol üst köşede de dört sıra yazı yer almaktadır. Bu, güneydeki okulların Sung hocalarının öğretisidir.

Wang Hui’nin Çiçek Vazosu (1632-1717) Taipei, Eski İmparatorluk Sarayı koleksiyonunda. Burada nesnenin tam dik açıyla yerleştirildiği görülüyor. Resmin ana temasının sağ alt köşede vurgulanmasını dengelemek için sol üst köşede de dört sıra yazı yer almaktadır. Bu, güneydeki okulların Sung hocalarının öğretisidir.

 

 

Çin İmparatorluğu 15 | İpek ve İpek Yolu

Suzhou-İpek üretim fabrikası.

Suzhou-İpek üretim fabrikası.

  • İpek böceğinin anavatanı Çin’dir. Rivayete göre MÖ 2600’lerde hüküm süren Çin İmparatoru Hoang-Ti zamanında saray bahçesinde bir tırtılın dut yaprağı yediği ve ardından da kendi kozasını ördüğü gözlenir. Bu durum dönemin İmparator’unun dikkatini çeker, bu kurdun hayatının daha yakından incelenmesini emreder ve bu görevi, eşi Kraliçe She-Ling-She’ye verir. Kraliçe uzun zaman yaptığı tetkikler neticesinde bu kozadan ipek çekilebileceğini ve bunun da dokumacılıkta kullanılabileceğini tespit eder.
  • Birçok tırtıl gibi, ipek böcekleri de yiyecek konusunda son derece titizdirler. Kozalarını örmeden önce beyaz dut ağacının yapraklarını yerler. Ayrıca, ipek kozalarını örmeye başlamadan önce, bir ay boyunca belirli bir ısıda tutulmaları gerekir.
  • İpek üretiminin verimliliği ile ilgili bilgiler şöyle:

*Dokumada kullanılan ipek ipliğini elde etmek için 30 iplikçik bir arada bükülür.

* 10kg dut yaprağı 500 ipek böceğini doyurabilmektedir.

* 500 ipek böceği sadece 1kg. koza üretmektedir.

* 1kg. koza’dan 150gr saf ipek elde edilebilmektedir.

*150gr. saf ipek’ten 1.8m2 saf ipek kumaş üretilebilmektedir !!

  • Çin’de saygın bir uğraş olarak, yüzyıllar boyunca büyük bir gizlilik içinde yürütülen ipek böcekçiliği, ülkeye ün kazandırmış ve büyük bir gelir kapısı yaratmıştır. Liflerin kraliçesi ipek, altından daha değerli bir ürün olarak alıcı bulmuştur. Çin, bu değerli hazineyi kaybetmemek için yüzyılllar boyunca birçok katı kurallar uygulamıştır. Bu sanatın ülke dışına çıkmasına göz yuman ya da yardım edenler bir dönem ölümle cezalandırılmıştır.
  • M.S. 300 dolaylarında önce Japonya’da, daha sonra da Hindistan’da ipek böceği yetiştirilmeye başlanır. Batı’ya ipek böcekçiliği bilgisinin ulaşmasıyla ilgili pek çok söylence vardır. Bu sanat zaman içinde Asya’yı boydan boya aşıp Anadolu üzerinden Avrupa’ya uzanan, en önemli kervan yoluna “İpek Yolu” adını vermiştir.
  • İpek, Anadolu üzerinden Avrupa’ya ulaşmış ve önemli bir ticaret ürünü olmuştur. İpek Yolu uygarlık tarihinde hiç kuşkusuz çok önemli bir yere sahiptir. Adını Çin’den gelen ve taşınan başlıca mal olan İpek’ten alan bu yol, uygarlıklar arasında ticaret, din, kültür ve sanat alanında bir köprü vazifesi görmüştür. Çin’den başlayıp Akdeniz kıyılarına kadar devam eden bu uçsuz bucaksız kervan yolu onbeş yüzyıl boyunca doğuyla batı arasında çok önemli bir ticaret yolu olarak kalmıştır. Denilebilir ki, Eski Yunan, İran, Hint, Türk ve Çin uygarlıkları birbirleriyle bu yol üzerinde buluşmuşlardı. Yine denilebilir ki İpek Yolu olmasaydı dünyanın önemli bir bölümünde  siyasi ve ekonomi tarihi, kültür ve din tarihi de çok farklı biçimde gelişirdi.
  • 5000 yıldır babadan oğula geçen bilgi birikimi, emek yoğun bir üretim süreci olması ve en kaliteli ipek üretim alanlarının Çin’de bulunması nedeniyle halen dünyadaki ipek üretiminin yarıdan fazlası Çin tarafından karşılanmaktadır.

Suzhou- İpek Müzesi

 

 

Çin İmparatorluğu 14 | Çin Tıbbı

Akupunkturcular iğnelerini tam olarak nerelere saplayacaklarını gösteren haritalar kullanırlar.

Akupunkturcular iğnelerini tam olarak nerelere saplayacaklarını gösteren haritalar kullanırlar.

Çin uygarlığı ile ilgili tıbbi bilgiler MÖ 3 binli yıllara kadar uzanır.  Geleneksel Çin tıbbına, Han, Tibet, Moğol ve Uygur gibi etnik toplulukların tıp sistemleri de dahildir. . Geleneksel Çin tıbbında, Han tıp sistemi, en zengin uygulamalı ve kuramsal birikime ve en eski tarihe sahiptir. Geleneksel Çin tıbbının kaynağı, Çin’in Sarı Nehir bölgesidir. Yazılı ilk Çince tıp eseri Han Hanedanlığı’na (MÖ 206 – MS 220) tarihlendirilir. Çin tıbbının Han Hanedanlığı’ndan sonraki büyük çağı, MS 608-906 arasında ülkeyi yönetmiş olan Tang imparatorları dönemidir. Birinci Tang İmparatoru 629’da Çin’in ilk hekimlik okulunu kurmuştur. Song (960–1279) ve Ming (1368–1644) hanedanlığı yönetiminde, yeni tıp okulları kuruldu, müfredat ve yeterlik sınavları standart hale getirildi, geleneksel bitkisel reçeteler yazılarak ansiklopedilerde bir araya toplandı. Tıbbın Çin’de ve Batı’da gelişimi arasındaki önemli farklardan biri de Batı’da daha çok cerrahi işlemler ve tekniklere ilgi duyulmasıdır. Geleneksel Çin hekimleri insan vücudunun yapısını dokuların kesilerek ayrılması yoluyla öğrenmemiştir çünkü bir bedeni keserek açmanın atalarına saygısızlık olacağına inanırlar. Eski Çin kozmolojisinde evren, tanrısal bir güç tarafından yaratılmamış, doğanın temel “ikilik” rolüyle kendi kendine meydana gelmiştir.

Bu ikilikte “Yang” olarak bilinen aktiflik, ışık, kuruluk, sıcak, pozitiflik, erkeklik ile;

“Yin” olarak bilinen pasiflik, karanlık, nem, negatiflik, dişilik yer alır.

Tüm hadiseler bu temellerin birleşmesinden meydana gelir. Evrenin nihai ilkesi “Tao”dur. O, Yin ve Yang’ın miktarını belirler. Yin ve Yang’ın doğal ilişkilerini değiştiren şeyler kötüdür. Bunlar arasındaki uyumsuzluk-dengesizlik patolojik bozukluklara ve hastalıklara yol açar. Geleneksel Çin tıbbının amaçlarından biri kişinin içindeki yin ve yang’ı ahenkli bir denge içinde tutmaktır.

Çin anlayışında beş temel eleman vardır. Beş rakamının Çin kültürü için mistik bir değeri vardır  ve çoğu sınıflandırmada kullanılır: Beş element, beş tat, beş nitelik, beş ilaç biçimi, beş tedavi, beş katı organ, beş mevsim, beş duygu, beş renk gibi.. Çin felsefesine göre evren ateş, toprak, maden, su ve odundan meydana gelmektedir

Tedavi biçimleri, Batı tıbbı tarafından tercih edilen hastalık kavramından farklı olan inançlara dayanır. Batı tıbbı tarafından hastalık olarak tarif edilen şey, geleneksel Çin Tıbbında uyumsuzluk ya da dengesizlik meselesi olarak görülür. Çin tıbbının ardındaki felsefe Budizm ve Konfüçyusçu öğretiler ile Taocu dini ve felsefi birleşik görüşlerin bir karışımıdır. Taocu öğretmenler Tao’nun Yin ve Yang’ın yanı sıra, aynı zamanda üçüncü bir kuvvet, yani başlangıçta var olan enerji ya da qi’yi (ki ya da çi olarak telaffuz edilir) ürettiğine inanmıştır. Yin, Yang ve qi arasındaki etkileşim, Beş Element olan su, metal, toprak, ağaç (tahta) ve ateşi meydana getirir. Bu öğelerin hepsi insan vücudunun yapısı ve işleyişine yansır. .

Geleneksel Çin tıbbının eşsiz bir özelliği de meridyen sistemidir. Çinli hekimler vücudun meridyenler denilen ve çeşitli organları birbirine bağlayan ve dengeleyen bir enerji ağı ile düzenlendiğine inanır. Dirimsel qi enerjisinin meridyenler adı verilen 12 çizgi boyunca bedende dolaştığı düşünülür. Meridyenlerin dört fonksiyonu vardır: iç organları vücudun dışıyla,  çevresi ve evren ile bağlar; vücuttaki organlardaki Yin ve Yang prensipleri ile Beş Madde’yi uyumlu hale getirir; vücudu hava durumu ile ilgili (rüzgar, yaz sıcağı, rutubet, kuruluk, soğuk ve ateş) dış dengesizliklere karşı korur.

Burada bir karşılaştırma yapma imkanı vermek için Batı tıbbına dair küçük bir parantez açmak istiyoruz.

Hipokrat (MÖ 460-370) ve Galen (129-216) kaynaklı geleneksel Batı tıbbı, toprak, hava, su ve ateş olarak dört öğe üstüne kurulmuştu. Bunlar ise; soğuk, kuru, yaş ve sıcağa; Satürn, Venüs/Jüpiter, Ay ve Mars’a; balgam, sarı safra, kara safra ve kana karşılık geliyordu. Bu mizaçlar arasındaki denge bozuldu mu afiyet de bozuluyordu ve tedavi için dengenin tekrar kurulması gerekirdi. İsviçreli doktor ve simyacı Paracelsus (1490-1541), seleflerinin mizaçlara dayalı tıbbi kuramlarını reddederek, doğa incelemeleri üzerine kurulu bir kuram geliştirmişti. Ona göre ana maddeler civa, kükürt ve tuzdu, ama antimon, çinko ve alkol gibi başka maddeleri de işin içine soktu. Ağrının başlıca ilacı haline gelen haşhaş tentürünü ilk üreten Paracelsus’tu. Bu yeni fikirlere ilk sahip çıkan Catherine de Medici’nin sarayı, Güney Avrupa’daki kraliyet ve prenslik sarayları, Almanya ile Kuzey Protestan sarayları olmuştu.

Çin’deki tedavi yöntemleri arasında akapunktur, akupressure, diyet düzenlemesi, özel nefes teknikleri, bitkisel ilaç kullanımı, masaj ve egzersiz vardır. Ama,  en iyi tedavi korunmadır. Mevsimlerle ve çevre ile uyum içinde yaşamak, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz gereklidir. Vücuda ince iğneler saplama yöntemlerini kapsayan akupunktur yaklaşık MÖ 2700’den itibaren kullanılmakta ve bedendeki tıkanmış enerji kanallarını açtığına, ağrıları giderdiğine inanılmaktadır.  Çinli hekimler, pelin otunun yanan yapraklarını kullanarak vücudun çeşitli bölümlerini ısıtır ve ağrıları giderirlerdi. Yılanlardan yapılan ve çeşitli hastalıkları giderdiği düşünülen iksirler hazırlarlardı. Egzersizlerin başında günümüzde de oldukça popüler olan qigong ve t’ai chi vardır. Sabah erken saatlerde pek çok Çinliyi açık havada egzersiz yaparken izlemek mümkündür.

Çağdaş Çin’de, hem geleneksel hem de Batı tıbbı bir arada yan yana uygulanmaktadır.

Dört değişik muayene şekli ile tanıya gidilir:  Gözlem - özellikle yüz, cilt, yürüyüş ve dile önem verilir.  Dinleme  - solunum ve ses önemlidir. Sorgulama - beslenme, uyku, boşaltım sistemleri ve belirtileri sorgulanır. Elle muayene - her iki bilekten iç organları temsil eden altı değişik nabız alınır, derinliği, hızı, kuvveti ve kalitesi değerlendirilir. Beijing’de gittiğimiz sağlık kurumunda muayene olan arkadaşlarımıza konan başarılı teşhislerden sonra bitkisel ilaçlar verildi. Nabız muayenesi esnasında doktorlar birbirleriyle konuşuyor, sanki yaptıkları işe yoğunlaşmıyor gibi gözüküyorlardı. Ancak koydukları teşhislerin çoğu arkadaşlarımız tarafından orada doğrulandı. Diğerleri ise yurda döndükleri zaman.

Dört değişik muayene şekli ile tanıya gidilir: Gözlem – özellikle yüz, cilt, yürüyüş ve dile önem verilir. Dinleme – solunum ve ses önemlidir. Sorgulama – beslenme, uyku, boşaltım sistemleri ve belirtileri sorgulanır. Elle muayene – her iki bilekten iç organları temsil eden altı değişik nabız alınır, derinliği, hızı, kuvveti ve kalitesi değerlendirilir. Beijing’de gittiğimiz sağlık kurumunda muayene olan arkadaşlarımıza konan başarılı teşhislerden sonra bitkisel ilaçlar verildi. Nabız muayenesi esnasında doktorlar birbirleriyle konuşuyor, sanki yaptıkları işe yoğunlaşmıyor gibi gözüküyorlardı. Ancak koydukları teşhislerin çoğu arkadaşlarımız tarafından orada doğrulandı. Diğerleri ise yurda döndükleri zaman.

 

Çin İmparatorluğu 12 | Budacılık

Çin Halk Cumhuriyeti- Hong Kong, Lantau Adası.

Çin Halk Cumhuriyeti- Hong Kong, Lantau Adası.

BUDIZM – BUDA (MÖ 563 – 483)

 

Hindistan’da doğdu.

  • Sakya kabilesinin Gotama soyundan bir prens.
  • Değişik adlarla anılır: Sakyamuni, Gotama, Buda Gotama, Siddharta.
  • Bir prensesle evleniyor, bir oğlu oluyor, adı Rahule.
  • 30 yaşında saraydan ayrılıp gezgin rahip oluyor.
  • Altı yıl oruç tutup kendine eziyet ediyor, zahit oluyor, ancak bu yol ile hakikati bulmanın mümkün olmadığına inanıp bu yoldan ayrılıyor.
  • Bir incir ağacının altına oturuyor, aydınlanıncaya kadar orada kalıyor.
  • Buda aydınlanmış kişi, Bodisattva aydınlanmaya aday kişi demektir.
  • Aydınlanma, içsel bir alıştırmaydı ve kelimelerle veya görsel temsillerle açıklanamazdı.
  • Bütün ızdırabın arzu yüzünden olduğuna, insanın, herhangi bir şeyi özlemediği taktirde huzura kavuşacağı hükmüne varıyor.
  • Buda’ya göre 4 asil gerçek vardır:

×       Bütün hayat ıstırap vericidir.

×       Istırap arzu ve özleyişten ileri gelir.

×       Arzuları terkederek ıstıraptan kurtulabiliriz.

×       Istıraptan kurtulmak dürüst inançlar, dürüst kararlar, dürüst sözler, dürüst hareketler, dürüst yaşayış, dürüst çalışma, dürüst muhakeme, ve dürüst düşünce ile mümkündür.

  • Öğretilerinde kahin yoktur, ibadet yoktur, ayin yoktur, ilah yoktur, dua yoktur, şeytan yoktur, tabiatüstü birşey yoktur.
  • Kurtuluş ve huzur, insanın kendi dimağını kontrol altına alması ile elde edilebilir.
  • Hindistan’daki kast sistemini yıkmak istiyordu.
  • İnsanlar yalnız yaptıkları işlere göre değerlendirilmeliydiler.
  • Sosyal ahlaka çok önem veriliyor.
  • Her türlü ferdiyetçiliği günah sayar.
  • ‘Başkalarını kurtarmaya çalışmakta kendimizi kurtarabiliriz’ der.
  • Ona göre bir insanın huzura kavuşması, bütün insanların huzura kavuşmasına bağlıdır.
  • Halka karşı eşitlikçi bir saygı göstermiştir.
  • Fakirleri baskı altında yaşatan zenginlerin aleyhinde bulunmuştu.
  • En çok savaştığı kötülük putperestlikti.
  • Buda bir ahlak dini geliştirmiş ve yaymıştı.
  • Tekrar doğuşa inanıyor.
  • İyi insanların bir kötülüğe uğramalarının sebebi, daha önceki bir yaşayış sonrasında günah işlemiş olmalarıdır. Eğer kötü adamlar bu hayat esnasında cezaya çarpılmıyorlarsa sebebi, daha sonraki bir yaşayışta cezaya çarpılacaklarıdır.
  • Ruh, insani arzuların tümüdür.
  • Buda, izleyicilerinin dünyevi hayattan el çekmelerini istemişti.
  • Buda,”Hiçbir insan başka bir insanı günahlarından arındıramaz” derdi.
  • Nihai amaç Nirvana’ya ulaşmaktır.
  • Nirvana mukaddes huzurdur.
  • Nirvana’ya erişmek için şehviyeti, kötü niyeti, aptallığı yok etmek gerekir.
  • Tabiatta kaçınmaya imkan olmayan bir KARMA KANUNU ( fiil ve hareket kanunu ) vardır. İnsan ancak fiillerini kontrol etmek sayesinde kurtuluşa erer. Fiillerin iyisinden iyilik, kötüsünden kötülük çıkar. İnsan dürüst olan şeyi yapmakla kötülüklerden kurtulur ve Nirvana’nın temin ettiği huzura kavuşur.
  • Buda’nın sözünü ettiği evrensel boşluk (sunyata) insanları korkutuyordu.
  • Buda’yı isyana sürükleyen her ne varsa ölümünden sonra onun adına izafe olunmuştu.
  • MS 2. yüzyılda Budizm yepyeni bir din olmuş ve o zaman süratle yayılmıştı.
  • Dinini yaymak isteyenler ahlak yerine ayinler ile meşgul olmuşlardı.
  • Nirvana, putların ayaklarını öpmek sayesinde kazanılan bir maddi cennet olmuştu.
  • Ölünce cesedi yakılmış, kemikleri muhafaza edilmiş, kemiklerinin her zerresi üzerinde mabetler yapılmıştır.
  • Ölümünden sonra öğretisini yozlaştıran okullar doğmuştur. Hinayana Okulu ( Küçük Tekerlek ) önceleri Buda’yı tam bir insan olarak tanımakta idi. Nispeten daha akılcı ve realist idi. Mahayana Okulu ( Büyük Tekerlek ) Buda adına yapılan putları muhteşem mabetlere yerleştirip halkı bu putlara çiçekler sunmaya tevşik etmişti.
  • Kral Aşoka MÖ 264’ te Hint imparatoru olunca bu dini yaymak için çalışıyor ve başarıyor. Ama yaydığı din Buda’nın esaslarına çok uzak idi.
  • İleriki yıllarda Hind Budizmi Brahmanik Hinduizm ile birleşmiştir.
  • Hindistan’a İslamiyet’in gelişi ile Buda mezhebi eski etkisini kaybetmiştir.
  • Budizm, Çin’de, Japonya’da milli din olan Şinto dininin etkisi altında kalmıştır. Bazı yönleri ile Protestanlığa da benzer.
  • Tibet’teki Budist mezhebi ( MS 8.yy ) Hıristiyanlık’tan hac gibi, buhurdanlık gibi ve mukaddes su teknesi gibi bir çok unsurlar almış, papalığa benzer bir mevki oluşturulmuştur. ( Dalay Lama ).
  • Budizm, Myanmar’ın Tayland’ın, Sri Lanka’nın da dinidir ama buralarda da animism şekline dönüşmüştür.
  • Budizm’in Çin’e geliş tarihi tam olarak bilinmiyor. Ama 500 yılına gelindiğinde Budist inanış Çin’in her bölgesine yayılmıştı.
  • Çin toplumunun her seviyesinde Budist öğretiler etkili oldu.
  • Ancak öğretiler Çin toplumunu şekillendirmedi, Budist öğretiler Çin toplumuna uyarlandı.
  • Çin’de din, aile ve klan ahengine önem veren bu ülkenin adetlerine uymak zorundaydı.
  • Medenileştirici etkisi yüzünden Sri Lanka, Myanmar ve Tayland’da Budizm’in yayılması kolay olmuştu. Oysa Çin’in kendine has eski bir medeniyeti vardı.
  • Hindistan’dan gelen din milli kültüre uygun olarak adapte edilmeye başlandı.
  • Çinlilere göre Buda evini anne ve babasına sevgi ve düşkünlüğünü gösterecek bir hediye vermek için terketmişti ve hediyesi de Aydınlanma idi. Cenneti ziyaret ettikten sonra yeryüzüne dönmüş ve görevi insanlar arasında dinini yaymak olmuştu.
  • Hindistan’da rahipler sınıfı hükümdarların yetki sınırlarının dışındaydı. Politik ve sosyal kurallara bağlı değillerdi. Oysa Çin’de kuvvetli bir merkezi otorite vardı ve Budist rahipler sınıfının devlet içinde devlet olmasına hiçbir zaman izin verilmedi.
  • Budizm Çin’de Tao mezhebinin etkisinde kalmıştır.
  • Budizm Çin’de çok etkili olmuştur. Çünkü:

×      Çin dinlerinin vermediği teseliyi veriyor, putlaşmış bir Buda’yı ilah olarak sunuyor, halk bu ilahı görüyor, öpüyor, okşuyordu. Mabetleri vardı. Halbuki

Konfüçyüs mezhebi putların yayılmasına izin vermiyor, mabet inşaatını da hoş görmüyordu.

×      Konfüçyüs ölülerin akıbeti hakkında bir şey söylemiyordu.

×      Konfüçyüs ile Tao kurtuluşa dair bir şey söylemezken Buda’ya inanmak ile karanlıktan aydınlığa çıkılacağı söyleniyordu.

×      Konfüçyüs insanlara nasıl yaşayacaklarını söylüyor fakat niçin yaşayacaklarını söylemiyordu. Tao insanlara “niçin” yaşamaları gerektiği sualini soruyordu ama verdiği cevap herkesin anlayabileceği nitelikte değildi.

  • Tatarlar, Moğollar, Manchu istilacılar da  Budizm’in gelişmesinde aktif rol oynadılar.
  • Budist rahiplerin giydikleri safkan sarısı elbiseler mahkumların infaz günü giydikleri giysilerle aynı renkti.
  • Şeffaf düşünce, sistemli kişisel analiz, nefes kontrolu yoga için gerekli psikolojik disiplinlerdi.
  • Budist tanrılar içinde en Çinli olanı Kuan-Yin’dir. İnsancıl, kadınsı, iyilik dolu bu hali vardır. Çinli kadınlar ona kısırlıktan kurtulmak için başvururlardı.
  • Inner-Light School: C’han Tsung. Herkesin içinde aydınlama potansiyeli vardır. Fakat pek çok kişi bunun farkında değildir. Bu okul Budizm ile Konfüçyüsçülüğün çekişmesi savaşında doğmuştur. Bu akım Çin Budizminde çok önemli bir yer tutmamıştır. Ama Japonya ve Doğu Asya’da Zen Budizm olarak sonuçlanmıştır. Beş Hanedan ve Sung hanedanı dönemlerinde manzara ressamlarını etkilemiştir.
  • Taoizmin ve Budizmin etkili olduğu dönemlerde sanat geleneksel kısıtlarından kurtuluyor, daha serbest ve yenilikçi oluyordu.
  • Buda, Konfüçyüs ve Lao tanrısız kimselerdi. Bugün hepsi birer ilah sayılıyor ve tapılıyor.
  •  Sembolleri hayvanlar olan Budist takvim MÖ 543 yılında başlıyor. Buda, hayvanları yanına çağırmış, hayvanların Buda’nın yanına geliş sırasına göre takvime adları konmuş, diye inanılıyor.