Kategori arşivi: Eski Kültürler

Bizans İmparatorluğu 133|Bizans’ta Kültür 1

  • Kültürel açıdan ilk Bizans dönemi  geç Antikçağ ve Justinyen klasisizmidir. Bu dönemde muhteşem dini şiir ortaya çıkmıştır (özellikle 527-641).
  • Bizans İmparatorluğu’ndaki ilk büyük kültürel kırılma İkonaklazm dönemidir (726-842).
  • İkonaklazm’ı 9.-11. yüzyıllar arasındaki Makedonya Hanedanı Rönesansı izler (920-1057).
  • Komnenos Hanedanı zamanında, entelektüel canlılık zayıflar ama Batı ile ve özellikle Venedik’le ilişkiler yoğunlaşır.
  • Latin İmparatorluğu’nun (1204-1261) çöküşüyle de son yükseliş olan Paleologos Hanedanı Rönesansı (1261-1453) gerçekleşir.
Bizans ansiklopedisi Suda 995 yılına aittir. Suda, Suidas adlı bir yazar tarafından yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev bir ansiklopedidir. 30.000 tanım içeren ansiklopedik bir sözlüktür. Tanımlar kelimelerin kullanımını, kökenini ve tarihsel gelişimini filolojik olarak açıklar. Kimi kısımları günümüze ulaşmıştır. Fotoğraf: Ortaçağ, Umberto Eco, Alfa/Tarih, 2014.

Bizans ansiklopedisi Suda 995 yılına aittir. Suda, Suidas adlı bir yazar tarafından yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev bir ansiklopedidir. 30.000 tanım içeren ansiklopedik bir sözlüktür. Tanımlar kelimelerin kullanımını, kökenini ve tarihsel gelişimini filolojik olarak açıklar. Kimi kısımları günümüze ulaşmıştır.
Fotoğraf: Ortaçağ, Umberto Eco, Alfa/Tarih, 2014.

  • 5.-6. yüzyıllarda Hıristiyanlık Helenizm ile arasındaki ideolojik karşıtlığı zorlukla da olsa aşar ve antik kültürün ifade şekillerini, edebi türlerini ve yapılarını benimser. Antik ve pagan kültür sık sık kınanırsa da, Antikçağ geleneği ile Hıristiyan geleneğinin bir araya geldiği bir kültür ortaya çıkar. Bu dönemde Antikçağ bilgi dağarcığı Hıristiyanlık ışığında yeniden tanımlanır.
  • Justinyen’in imparatorluğu iki dillidir. Erken Ortaçağ’da İtalya’da, Roma dünyasının ana özelliklerinden biri olan Yunan-Latin dil ve kültür birliğinin yok oluşuna tanık olunur; Ravenna’ya rağmen Yunanca kaybolmaya başlar ve bir tek Roma’da, 7. ve 8. yüzyıllarda İkonoklazm’dan dolayı Bizans’tan ayrılan Yunan ve Doğulu keşişlerin varlığı sayesinde Helenistik bir kültür ortamı oluşur. Birçok papa Yunan veya İtalyan-Yunan asıllıdır.
  • Yunancada söz anlamına gelen üç kelime vardır:
    Logos: bilimin sözü,
    Egos: ozanın sözü (epope, epik)
    Mitos: efsane, hikaye.
  • 9. yüzyılın ikinci yarısında ve 10. yüzyılda Roma’daki Yunan-Latin kültürel yapı zayıflarken Güney İtalya’da ve özellikle Sicilya’da Yunan kültürünün varlığı daha güçlü hale gelir ve bu bölgeler çok verimli bir edebi üretime sahne olur. Arap fethinden sonra bu kültür Calabria bölgesine geçer.
  • 7.-11. yüzyıllar arasında Batı’nın geri kalan kısmında Yunanca bilinmeye ve eski Yunan ilmine genel anlamda saygı beslenmeye devam edilir. Ancak kiliseler arasında 1054’te oluşan kopuşla Yunanlara karşı genel bir güvensizlik duygusu hakim olur.
  • Bizanslılar arasında Latince sadece pratik nedenlerle öğrenilirdi ve sadece Patristik edebiyat tercüme edilirdi.
  • Bizans kültürü, özellikle 10. yüzyılda ilmi derlemeler ve ansiklopedi yazarlığında görüldüğü üzere, muhafaza etme, inceleme ve düzenleme tutumu sergiler.
Madrid Skilicis'te İmparator I. Yannis Çimiskes (969 – 976) ile Kiev Büyük Knezi I. Svyatoslav  (942 -972) arasındaki  toplantı. Madrid Skilicis,  İoannis Skilicis'in yazdığı, 811-1057 yılları arası tarihi konu eden Tarihin Özeti adlı elyazmasıdır. Madrid Skilicis, 12. yüzyılda Sicilya'da üretilmiştir ve şu anda Madrid Ulusal Kütüphane’de muhafaza edilmektedir. Bu eser Skyllitzes Matritensis olarak da bilinir. Eser, bu yazarın günümüze ulaşan resimli tek el yazmasıdır ve 574 minyatür içerir. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Madrid Skilicis‘te İmparator I. Yannis Çimiskes (969 – 976) ile Kiev Büyük Knezi I. Svyatoslav (942 -972) arasındaki toplantı.
Madrid Skilicis, İoannis Skilicis’in yazdığı, 811-1057 yılları arası tarihi konu eden Tarihin Özeti adlı elyazmasıdır. Madrid Skilicis, 12. yüzyılda Sicilya’da üretilmiştir ve şu anda Madrid Ulusal Kütüphane’de muhafaza edilmektedir. Bu eser Skyllitzes Matritensis olarak da bilinir. Eser, bu yazarın günümüze ulaşan resimli tek el yazmasıdır ve 574 minyatür içerir.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

  • Makedonya Hanedanı döneminde edebi metinlerde büyük harfli yazıdan küçük harfli yazıya geçilir, kelimeler ayrı yazılır; Aristophane dile ayırt edici aksan ve noktalama işaretlerini ilave eder. Homeros’un notlarını içeren, ilk eksiksiz elyazması 10. yüzyılda yapılır.
  • Yüksek edebiyat için üstün dil sayılan Attika lehçesi, diğer edebiyat ve ifade şekilleri için ise dilin çeşitli düzeyleri kullanılır. Bizans edebi kültüründe farklı edebi türlere bağlı olarak dilin ve üslubun farklı düzeylerinden söz etmek gerekir.
  • Bizans’ın nesir üretimi de çok zengindir: Teolojik doktrinci ve çileci edebiyat,hem halkın hem de daha kültürlü sınıfların ilgisini çekenazizlerin yaşam öyküleri, retorik ve tarih yazımı, biyografi , teknik-bilimsel nesir (matematik, tıp, astronomi) üretimi gibi.
  • Justinyen dönemindeki ünlü tarihçi Prokopius (500-565), sonra gelen Agathias (530-582) ve sayısız tarih yazarı söz konusudur.
  • Edebi açıdan Komnenos Dönemi, babasını konu alan Alexiad adlı epik şiirin yazarı Anna Komnena (1083-1150) sayesinde bilinir. Komnenos dönemi ile Batı ile ilişkiler yoğunlaşmaya başlar ve entelektüel alış veriş sürekli hale gelir. Erken Ortaçağ’da görülen Batı ile verimli diyalog tekrar başlar. Yunanca metinlerin Latinceye, Latince metinlerin Yunancaya tercümesi yoğun bir şekilde başlar.
  • 12. yüzyılda üst sınıf erotik yazım, hem nesir hem manzum olarak rağbet görür.
  • Bizans aristokrasisi üzerinde Batı’nın etkili olması ile şövalye edebiyatı işlenmeye başlamıştır.
  • 13. yüzyılda Güney İtalya’da Yunan kültürü yeniden doruğa çıkar, büyük klasik yazarların metinleri kopyalanır.
  • Paleologos Hanedanı döneminde Bizans İmparatorluğu’nun elinde sadece Konstantinopolis şehri kalmıştır. Haçlı işgali ile imparator prestijini kaybetmiştir. Latin dünyası baş düşmandır.
  • Katolik Avrupa’nın temsil ettiği Latin barbarlığına karşı Antikçağa dönüşün aracı olarak, Helenizm’in gözde olması ile tasvire canlılık kazandıran, donukluktan uzak yeni bir ifade getiren yazma geleneğine dönüşten söz edilebilir. Böylece, Antikçağı kaynak alan hümanist bir akım, entelektüel bir Rönesans’ın mayasını oluşturmuştur, denir. Bu akım, Antikçağ metinlerinin araştırılmasına yeniden canlılık kazandırmış, o dönemin anıtlarına ve sanat yapıtlarına duyduğu hayranlığı dile getirmiştir.
  • Paleologos Rönesansı resim sanatının en güzel örnekleri Aya Sofya, Khora ve Pammakaristos manastırlarının duvarlarını süsler.
  • Konstantin Lips Manastırı’ndaki Paleologos dönemi süslemeleri duvarlarda nakış gibi işlenmiştir. Her sıradaki motif farklıdır. Zikzak, ağ, balıksırtı, meander (geometrik kıvrımlar yapan şerit biçiminde süsleme), gamalı haç, S motifi, düz ve ters üçgen, yürek nişi, fırıldak kullanılan motiflerdir.
  • Panagia Muhliotissa Kilisesi/Kızıl Kilise/Kanlı Kilise büyük olasılıkla daha erken dönemde yapılmış olan bir kilisenin üzerine VIII. Mikail Paleologos’un kızı Maria Paleologina tarafından 1282’lerde yaptırılmıştır. Kilise dört yapraklı yonca planlıdır. Bu plan tipinin şehirde başka örneği yoktur. Heybeliada’daki Panagia Kamariotissa Kilisesi de bu planı yansıtır.
  • Paleologos dönemi resmi, aynı dönemdeki Batı resminin yöneldiği natüralizmden uzaktır. Khora mozaiklerinde göze çarpan canlılık, birkaç yıl sonra alışılmış tasvirlere geri dönülmesiyle donmuştur.

 

Bizans İmparatorluğu 132|Khora (Hora) Manastırı / İsa Kilisesi / Kariye Müzesi 3

  • İç narteks iki kubbe ve tonozlarla örtülüdür. Buradan parekklesiona geçilir.
  • Dış narteks tonoz kemerlerle örtülüdür. Dış narteksin dış cephesi, taş ve tuğla örgü tekniği ile çağının üslubunu yansıtır.
  • Tek nefli bir şapel olan parekklesion bir bodrum üzerine inşa edilmiştir. Bu bodrum, önce kripta (mahzenmezar), sonra sarnıç olarak, bodrumun duvarlarında yer alan nişler mezar olarak kullanılmıştır. Parekklesion bir kubbe ve tonozlarla örtülüdür.
  • Khora, aynı zamanda bir sürgün yeri de olmuştu. 705-711 arasında patriklik yapmış Kyros’un buraya sürüldüğü ve muhtemelen buraya gömüldüğü düşünülmektedir. Aynı şekilde Patrik Germanos (715-730), İkonaklast dönemde ikona yanlısı tutumundan dolayı buraya sürülmüş, buraya gömülmüştü. İmparator II. Leo’nun kızı Anna da buraya gömülmüştü.
Parekklesion, 29 metre uzunluğunda olup, doğu yönde bir apsisle sona erer.

Parekklesion, 29 metre uzunluğunda olup, doğu yönde bir apsisle sona erer.

  • Duvarları, kubbeleri, tonoz kemerlerini süsleyen betimlemeleri ile Bizans’ın son çağının en zengin mozaik koleksiyonu burada yer alır.
  • Her iki narteksin kuzeyindeki mozaikler büyük ölçüde, su sızıntından tahrip olmuştur.
  • Parekklesion fresklerinde Tevrat’tan konular betimlenmiştir.
  • Tasvirlerin arasına yerleştirilen madalyonla iki öykü birbirinden ayrılır.
Dış nartekste giriş kemerinin üzerindeki mozaik tabloda Meryem elleri açık dua pozisyonundadır. Göğsünde, kainatı temsil eden bir daire içinde Çocuk İsa tasviri yer almaktadır. Tabloda, “Tanrı’nın Anası. Hiçbir yere sığmayanın mekanı” yazısı vardır. Meryem’in iki yanında ise birer melek tasviri yer alır.

Dış nartekste giriş kemerinin üzerindeki mozaik tabloda Meryem elleri açık dua pozisyonundadır. Göğsünde, kainatı temsil eden bir daire içinde Çocuk İsa tasviri yer almaktadır. Tabloda, “Tanrı’nın Anası. Hiçbir yere sığmayanın mekanı” yazısı vardır. Meryem’in iki yanında ise birer melek tasviri yer alır.

 

Dış nartekste yer alan Capernaum’lu bir felçlinin İsa tarafından iyileştirilmesini tasvir eden mozaik tablo.

Dış nartekste yer alan Capernaum’lu bir felçlinin İsa tarafından iyileştirilmesini tasvir eden mozaik tablo.

 

Bizans İmparatorluğu 131|Khora (Hora) Manastırı / İsa Kilisesi / Kariye Müzesi 2

  • Kilise İsa’ya adanmıştır, ama aynı zamanda Meryem Ana onurlandırılmak istenmiştir.
  • Khora Manastırı oldukça büyüktü ve yüksek duvarlarla çevriliydi.
  • Khora’da Meryem’e adanmış ana kiliseden başka Aziz Mihail’e adanmış bir kilise daha vardı. Ayrıca biri Nicomedialı (İzmit) din şehidi Aziz Anthimos’a, diğeri Sebaste’nin (Sivas) Kırk Şehidi’ne ithaf edilmiş iki de şapel vardı.
  • Manastırın doğal su kaynağı, keşişler için hamamı, güney bölümünde ise kadın hasta kabul edilmeyen bir hastanesi vardı.
  • Günümüze ulaşmış kilise, eskisinin temelleri üzerinde yükselir. Doğu bölümünde eski kilisenin kemerleri hala görülebilmektedir.
  • Rivayete göre, Havari Luka’nın yaptığına inanılan Meryem Hodegetria (Yol Gösteren Meryem) ikonası Khora Manastırı’na getirilmişti. Bu ikonanın şehri koruduğuna inanılırdı. Şehir II. Mehmet’in orduları tarafından kuşatıldığında bu ikona Kara Surlarında ilahiler eşliğinde dolaştırılmıştı. Fetihten sonra bu ikona kaybolmuştur.
  • Günümüzde Kariye Müzesi, Paleologos Rönesansı resim sanatını görmek açısından güzel bir örnektir.
  • Kariye, Hz. Meryem’in ve Hz. İsa’nın hayatını anlatan sahnelerle bezelidir.
  • İç narteksin iki kubbesinde İsa’nın ataları, iç nartekste Meryem’in hayatı resmedilmiştir.
  • Dış narteksin tonoz aymalarında İsa’nın çocukluğu; dış narteks ve iç narteksin dördüncü bölümünde Hz. İsa’nın yetişkinlik çağı ve çektikleri yer alır.
  • Şapelin apsisinde Anastasis ve Son Mahkeme sahnesi vardır. Anastasis, Ortodoks ikonografisinde Hz. İsa’nın öldükten sonra dirilmesini ve ölüler dünyasına giderek Hz. Adem ve Hz. Havva’yı mezarlarından çıkartarak diriltmesini betimleyen sahnedir.
İkonaklazm 815 yılında, kısa bir aradan sonra tekrar alevlendiğinde, İkonaklast İmparator Theophilos’un emriyle 836 yılında, yüzüne dövme ile aşağılayıcı sözler yazılan Theophanes’in (İkonaklazm dönemi sonrası Nicaea piskoposu olarak atanan) parekklesiondaki betimlemesi dövmeleri göstermemektedir.

İkonaklazm 815 yılında, kısa bir aradan sonra tekrar alevlendiğinde, İkonaklast İmparator Theophilos’un emriyle 836 yılında, yüzüne dövme ile aşağılayıcı sözler yazılan Theophanes’in (İkonaklazm dönemi sonrası Nicaea piskoposu olarak atanan) parekklesiondaki betimlemesi dövmeleri göstermemektedir.

  • Khora’nın ana mekanı, naos, doğuda bir apsisle sona erer. Apsis dıştan bir payanda ile desteklenmiştir. En çok istenen, doğudan gelen ışığı kesmemek olduğundan, pencere açabilmek için binanın dışına payanda yapılmıştır.
  • Ana mekanı bir kubbe örter.
  • Zemin ve duvarlar mermerle kaplıdır. Bu renkli eski mermerlerin binanın mozaikleri kadar değerli olduğu düşünülmektedir.

 

Bizans İmparatorluğu 130|Khora (Hora) Manastırı / İsa Kilisesi / Kariye Müzesi 1

Khora (Kariye), dıştan. Güney doğu cephesi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Khora (Kariye), dıştan. Güney doğu cephesi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Edirnekapı’dadır.
  • Khora, eski Yunancada kent dışı, kırsal alan anlamına gelir. Kariye de Arapça kent dışı demektir. Bu adın, yapıldığı dönemde Konstantin Surlarına nazaran şehrin dışında kaldığı için verildiği sanılmaktadır. Bu görüş doğru ise ilk yapının 413 yılından önce yapılmış olması gerekir.
  • Büyük Konstantin’in inşa ettirdiği surlara 70 yıl sonra, İmparator II. Theodosius döneminde ilave yapılmış, sur içinde kalan bölge büyütülmüştü. İlave edilen 1.5 kilometre genişliğindeki bölüm için khora tanımı uygundu. Zenginler burada kır evleri yapmışlar, bu evlerde rahip ve rahibeleri ağırlamışlardı. 6. yüzyıl başlarına gelindiğinde Konstantinopolis’in içinde ve civarında en az 100, Konstantin-Theodosius surları arasında ise en az 25 manastır oluşmuştu.
  • Khora Manastırı’nın yerinde önce tarihi kesin olarak bilinemeyen bir şapel vardı. Manastırın inşa tarihi kesin olarak bilinmez; 6.-8. yüzyıllar arasına tarihlenir.
  • 531 yılında Konstantinopolis’e gelen Filistinli Aziz Sabas’ın Khora’yı ziyaret ettiği rivayet edilir. Khora Manastırı’nın Filistin ile bağlantısının 800’lü yıllara kadar devam ettiği söylenir.
  • Khora’nın baş keşişleri, İkonaklazm devrinde imparatorun dini politikasına uyumlu hareket etmiştir.
  • İkonaklazm döneminden sonra Khora’daki keşişlerin sayısı yüzü geçmiştir. Bu sayı Bizans standartları için yüksektir.
  • Kesin arkeolojik ve tarihsel bulgularına sahip olduğumuz ilk kilise, Komnenoslar döneminin hemen başına aittir ve 1077-1081 yıllarında Aleksios I. Komnenos’un (1081–1118) kayınvalidesi Maria Dukaina tarafından inşa ettirildiği sanılmaktadır, yani Orta Bizans dönemine aittir. Bu yapının planı, kapalı Yunan haçı biçimindeydi.
  • Kilise yaklaşık elli yıl sonra, Aleksios’un imparator olmayan oğlu, beste yapan, şiir yazan, üç tane felsefe kitabının yazarı İsaakios Komnenos (1093 – 1152′den sonra) tarafından yeniden inşa ettirildi; İsaakios tek nefli bir kilise yaptırdı.
Narteksin güney kubbesinin altında büyük nişte yer alan Deisis sahnesinde Vaftizci Yahya yoktur. İsa ve Meryem’in iki yanında dua eden küçük figürler İsaakios Komnenos ve Altın Ordu Hanı Toktay ile yapmış olduğu evlilikten dolayı Moğolların Hanımı adı verilen II. Andronikos’un kızı Maria’dır. Fotoğraf: gezginhayta.blogspot.com

Narteksin güney kubbesinin altında büyük nişte yer alan Deisis sahnesinde Vaftizci Yahya yoktur. İsa ve Meryem’in iki yanında dua eden küçük figürler İsaakios Komnenos ve Altın Ordu Hanı Toktay ile yapmış olduğu evlilikten dolayı Moğolların Hanımı adı verilen II. Andronikos’un kızı Maria’dır.
Fotoğraf: gezginhayta.blogspot.com

  • Komnenoslar Dönemi’nde (1081-1185) Blakhernai Sarayı’nda başlayan yaşam, saraya yakın olan Khora’nın önemini artırdı.
  • Latin işgali esnasında kutsal emanetlerinden bazılarını yitiren ve bakımsız kalan kilisenin, 13. yüzyıl sonlarına doğru  kubbesi de yıkılmıştır.
  • Andronikos II. Paleologos (1282-1328) döneminin devlet yönetiminin ileri gelenlerinden, baş hazinedar, siyasetçi, edebiyatçı, matematik ve astronomi alanlarında bilgin, Aristo üzerine çeşitli yorumların yazarı ve büyük kitapsever Theodoros Metokhides (1270-1332) kilisenin kubbesini yeniden yaptırdı, bir narteks ve Parekklesion ile son bulan bir dış narteks ekletti. Yapım çalışmaları 1316 yılında başlamış, 1321 yılına kadar sürmüştü. Metokhides Khora için en iyi ustaları görevlendirmişti. Yapım sırasında, Komnenoslar devrinde yapılan ana mekana dokunulmamıştı. İç ve dış narteks mozaiklerle, Parekklesion freskolarla bezenmiştir.
  • Khora’nın 1279 yılında Roma Kilisesi ile birleşme yanlısı Patrik XI. Yuhanna Bekkos’un ve Patrik I. Athanasios’un ikametgahı olduğu bilinmektedir. Aynı dönemde burada ders vermeye başlayan, antik yazmaları inceleyen; Latinceden Grekçeye, Aziz Augustinus ve Boethius’tan tercümeler yapan Maksimos Planudes Khora’yı akademik açıdan da önemli bir yer haline getirdi. Bu, aslında pek yapılmazdı. “Heretik Batı”dan öğrenebilecekleri herhangi bir şey olduğunu düşünmezlerdi.
  • Khora’nın restorasyonu sırasında, çok bilgili biri olan Metokhides, Planudes’in açtığı yoldan gitmiş, Khora’da zengin, hem antik hem de Hıristiyan yazarların eserlerini barındıran bir kütüphane de oluşturmuştu. 1305-1328 yılları arasında sarayda önemli bir konumu olan Theodoros Metokhides bu sırada da entelektüel faaliyetlerine ara vermemişti. Çoğu günümüze de ulaşmış çalışmalarının basılmış hali 12 cilt tutacak miktardadır. Kütüphaneyi kendisi gibi bir polymath (çok bilgili kimse, allame, her şeyi bilen) olan yetiştirmesi Nikephoros Gregoras’a emanet etmişti.
  • III. Andronikos tahta çıkınca Metokhides’in mal varlığına el koyulmuş, sarayı yağmalanıp ateşe verilmiş, sürgüne gönderilmiştir.
  • Metokhides, görevini kötüye kullanarak çok zengin olmuş, Trakya’ya sürülmüş, 1330’da Konstantinopolis’e dönmesine izin verilmiş, son iki yılını restore ettirdiği Khora’da keşiş olarak geçirmişti. Metokhides teolojik tartışmalardan daima uzak durmuştu. Ama Gregoras bunu başaramadığı için 1351’de hüküm giydi ve Khora’da hapsedildi. 1400’lü yıllara kadar aktif olan Khora’daki kütüphaneden günümüze sadece birkaç eser ulaşmıştır.
Metokhides kendisini de nartekste, diz çökmüş, kilisesini İsa’ya sunarken betimletmiştir. Fotoğraf: www.flickr.com

Metokhides kendisini de nartekste, diz çökmüş, kilisesini İsa’ya sunarken betimletmiştir.
Fotoğraf: www.flickr.com

  • Burası, 1511 yılında Sultan II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiş, mozaiklere hiç dokunulmamıştır. Sadrazam Hadım Ali Paşa, burada namaz kılarken tahta kepenk ile mozaiklerin üzerlerini örttürürmüş, denir.
  • 1945 yılında müzeye dönüştürülmüş, mozaikler bakım görmüştür.
  • Son geniş kapsamlı restorasyon 1948-1959 yılları arasında Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından yapılmıştır.
  • Yaldızlı tesseraların gelen giden turiste hediye verildiği, bazı mozaik tabloların bu yüzden bozulduğu söylenir ama, ABD Araştırma Enstitüsü’nden Paul Underwood Khora’da kasıtlı tahribata rastlamadıklarını belirtmiştir.

 

Bizans İmparatorluğu 129| Patrikhane 8 Ukrayna Ortodoksluğu ve Fener

  • Ukrayna’da nüfusun çoğunu oluşturan Ortodokslar üç Ortodoks kilisesi arasında bölünmüştür:
    Ukrayna Otosefal Kilisesi, 1989,
    Kiev Patrikhanesi, 1992,
    Moskova Patrikhanesi’ne bağlı Ukrayna Ortodoks Kilisesi.
  • Hiçbir Ortodoks otorite tarafından tanınmayan Kiev Patrikhanesi, Ukrayna devletinin aktif desteğini sağlamıştır. Burası, Grek Katolik Kilisesi ile birlikte Ukrayna milliyetçiliğinin önemli kurumlarından biri olmuştur. Kiev Patrikhanesi, Grek Katolik Kilisesi ve çeşitli Protestan mezhepleri Turuncu Devrim’in ön saflarında görev almıştır. Seçimlerden sonra, Ukrayna Devlet Başkanı  Victor Yuşçenko, Kiev Patrikhanesi’ne bağlı olduğunu bildirmiştir. Bu stratejinin amacı, Ukrayna’da Moskova’dan bağımsız bir kilisenin oluşturulmasıdır. Bu anlamda Kiev Patrikhanesi, Ukrayna açısından hem Moskova’ya bir alternatif hem de bir baskı aracıdır. Kiev Patrikhanesi’nin ve Ukrayna Otosefal Kilisesi’nin Fener Rum Patrikhanesi ile ilişkileri de aynı işlevi görmektedir.
  • Milliyetçi Ukrayna Ortodoksları açısından Fener, Moskova’ya karşı destek bulabilecekleri bir otoritedir. Rusya’nın Ukrayna’ya verdiği önemden dolayı Fener, Kiev Patrikhanesi’ni tanımaktan kaçınmış olsa da, hem Kiev Patrikhanesi hem Otosefal Ukrayna Ortodoks Kilisesi ile defalarca görüşmelerde bulunmuştur.  Eston Ortodokslarını kendisine bağlayan ve bu yüzden bir dönem Rus Ortodoks Kilisesi ile ilişkilerinin kesilmesine neden olan Patrik Bartholomeos’un diasporadaki Ukrayna Ortodoks Kiliselerini de kendisine bağlaması Moskova’da skandal olarak algılanmıştır. Fener Rum Patrikhanesi’nin Moskova Patrikhanesi’ni “1686 öncesi sınırlarında kabul ettiği” ifadesi, Moskova’nın Ukrayna ve Beyaz Rusya üzerindeki hakkının tanınmadığı anlamına gelmektedir.
  • Başbakan olduğu dönemde, 2001 yılında, Yuşçenko, Kiev Patrikhanesi heyeti aracılığıyla Fener Patriği’ne bir mektup göndermiştir. Fener heyetinin mektubu aldıktan sonra Ukrayna’ya gitmek istemesi Moskova’nın tepkisine sebep olmuştur. Moskova, Ukrayna’yı kendi kanonik toprağı olarak görmektedir.
  • Evrensellik iddiası taşıyan dinlerin ortak özelliklerinden biri kanonik toprak anlayışıdır. Bu, coğrafi bir alan değildir; bir dinin egemen olduğu yahut geçmişte kendine ait olduğunu iddia ettiği dinsel, kültürel ve etnik açıdan sahiplenilmiş bir mekândır. Hıristiyan geleneğinde, bilhassa Ortodokslar arasında yaygın olan kavram, dinsel otoritenin belirli bir coğrafi bölge ile tanımlanmasını ifade etmektedir. Bir bölgede yerleşik Ortodoks nüfusa bağlı olarak o bölgenin Ortodokslara ait bir coğrafya olduğu ön kabulüne dayanan kavram, bütün Hıristiyanların birliğini vurgulayan “tek ülke, tek piskopos” ilkesini öne sürer. Kanonik toprak kavramı, Ortodoks otoritelerin “öteki” kiliseler ve dinlerin yanı sıra devlet ve ulusla ilişkisini anlamak için önemlidir. Modern zamanlara kadar insanların zihniyet dünyasını şekillendiren kanonik toprak, yitirilmiş yahut vaat edilmiş toprak anlayışları, evrensel dinlerin kutsal savaş/cihat söylemlerinde başvurdukları temel argümanlardan biri olmuştur.
  • Yuşçenko göreve gelir gelmez temsilcisini Fener’e göndermiş, Patrik Bartholomeos’u Ukrayna’ya davet etmiş; Fener Rum Patriği de Yuşçenko’nun seçim galibiyetini ilk kutlayanlardan biri olmuştu.
Yuşçenko, Bağımsız Birleşik Ukrayna Kilisesi’nin kurulmasının milletin kendi kaderini tayin etmesinin, kimliğinin ve bütünlüğünün sağlamlaşmasının en önemli faktörlerinden biri olduğunu 2008 yılında gerçekleştirdiği Fener ziyaretinin hemen sonrasında belirtince, Yuşçenko’nun Patrik Bartholomeos’tan destek almış olduğu düşünüldü. Akabinde Moskova Patriği Aleksey II, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasına izin vermeyeceğini belirtti. Fotoğraf:www.turizminsesi.com

Yuşçenko, Bağımsız Birleşik Ukrayna Kilisesi’nin kurulmasının milletin kendi kaderini tayin etmesinin, kimliğinin ve bütünlüğünün sağlamlaşmasının en önemli faktörlerinden biri olduğunu 2008 yılında gerçekleştirdiği Fener ziyaretinin hemen sonrasında belirtince, Yuşçenko’nun Patrik Bartholomeos’tan destek almış olduğu düşünüldü. Akabinde Moskova Patriği Aleksey II, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrılmasına izin vermeyeceğini belirtti.
Fotoğraf:www.turizminsesi.com

  • Ukrayna Ortodokslarının Rus Ortodoks Kilisesi’nden ayrılmasıyla, Ukrayna milli kimliği açısından büyük önem taşıyan iki ana mezhep olan Grek Katolikliğinin ve Ortodoksluğun Ukrayna’da çatışmadan faaliyetlerini yürütebilecekleri ve aynı amaçlar için çalışabilecekleri düşünüldü.
  • Ukrayna-Rusya-Fener arasındaki bu yoğun süreç, konunun dini olduğu kadar politik bir mesele de olduğunu en güzel gösteren bir örnektir.