Kategori arşivi: Eski Kültürler

Japonya 3 | Japonların Özellikleri 3

  • Dünyayı, bizimkiler ve yabancılar olarak ikiye bölerler. Eskiden, yabancılara karşı olanlara Erdem Adamları deniyordu.
  • Japonlara göre, varlık ölümlü, ad kalıcıdır.
  • Japonlar için insanın öğrenebileceği herşey kültürdür.
Daire, çember olgunluğun, kusursuzluğun, toplumca birlik olmanın simgesidir.

Daire, çember olgunluğun, kusursuzluğun, toplumca birlik olmanın simgesidir.

  • Ortalama bir Japon, konunun 2/3 sini, kültürlü bir Japon yarısını söyler. Gerisini karşıdakinin anlayış ve kavrayışına bırakır.
  • Olumsuz bildirim yerine olumlu bildirim kullanılır.
  • Konuşan dikkatle dinlenir, sözü kesilmez, dinleyen nidalarla dinlediğini belli eder. Japonlar az söyler, daha az açıklar ama can kulağı ile dinlerler. Batı’da etkili konuşmak, Japonya’da candan dinlemek, anlamak sanattır.

  • Batı düşüncesi doğrusal mantık izler, Japon düşüncesi çelişik mantık izler. Çin, Hint, Budizm, Taoizmde olduğu gibi, “O, hem O’dur, hem değildir.”
  • “Dünyada salt doğru, salt iyi ve salt güzel yoktur. Duruma göre iyi, doğru ve güzel vardır”, derler.
  • En korkulan durum gülünç düşmektir.
  • Görgü, beklenenden çoğunu yapmamaktır.
  • Japonlara göre herkes eşit yetenekte. Çalışkan ve tembel ayrımı var. Önemli olan yetenek değil, çalışmaktır.
  • Japonlar, yumuşak olana yumuşak, sert olana çelik kadar sert, dikkatsiz olana keskindir.
  • Japon dilinde can, ruh, hayat anlamına gelen Çin kökenli bir “ki” kavramı vardır. Tanrı insanı yaratmış, ona bir ki vermiştir. Eski Mısır’daki ka gibi.
  • İnsan doğasının iyi olduğuna inanırlar.
  • Bambu, düzgün yarıldığı, güvenilir ve sağlam olduğu için erkeğe; kırılmadan eğilebildiği, esnek ve kötü güçlere dayanıklı olduğu için kadına benzetilir.

  • Her iş önemlidir. Ne yapıldığı değil, nasıl yapıldığı önemlidir. Kişi ilk denemesinde en iyisini yapmalı, çünkü ikinci bir deneme şansı olmayabilir.
  • Dakik ve kesin olma tutkuları vardır.

 

Çin İmparatorluğu 27 | Sanatlar Açısından Kronoloji 2

SUNG HANEDANI ( 960-1279 )

  • Bu dönemde resim en parlak sanat dalıdır.
  • Bu devirde resim sanatı Taoculuğun etkisi altındadır.
  • Manzara resmi önem kazanmıştır.
  • Bu dönemde görsel sanatların değeri artmıştır. Resim memuriyete giriş sınavlarında yer almaya başlamıştır. Klasiklerden bir özdeyiş veya mısraın orjinal bir şekilde resmedilmesi istenmekteydi. Objelerin benzer şekilde kopya edilmesi yerine kompozisyonda özgürlük ödüllendirilmekteydi.
Guilin’de, Li Nehri kıyısındaki Rüzgar Mağarası’nın duvarları Budacılığa ait heykeller ve Sung dönemi şiirleri ile kaplıdır. Ming Hanedanı döneminde de duvarlara şiirler eklenmiştir. Bunların bir kısmı daha sonra Kızıl Muhafızlar tarafından tahrip edilmiştir.

Guilin’de, Li Nehri kıyısındaki Rüzgar Mağarası’nın duvarları Budacılığa ait heykeller ve Sung dönemi şiirleri ile kaplıdır. Ming Hanedanı döneminde de duvarlara şiirler eklenmiştir. Bunların bir kısmı daha sonra Kızıl Muhafızlar tarafından tahrip edilmiştir.

Bu dönem heykelciliğinde bir gerçekçilik sezilir.

Bu dönem heykelciliğinde bir gerçekçilik sezilir.

  • T’ang dönemine kıyasla daha çok şair yetişti ve yine T’ang dönemine oranla şairler daha verimli oldular.

YUAN HANEDANI ( 1279-1368 ) MOĞOLLAR

  • Bu dönemde yabancı uyruklular Çin’i yönetmişlerdir.
  • En önemli hükümdarlar: Cengiz Han (1162-1227), Ogodei Han (1229-1241), Kubilay Han (1260-1294).
  • Bu dönem Batılılarca en iyi bilinen dönemdir. Kara yolculuğunun nispeten daha emniyetli hale gelmesi ve kabiliyetli yabancıların Cathay’de (Çin’de) hüsnü kabul görmesi Batılılar üzerinde çok etkili oldu.
  • Marco Polo bu dönemde Çin’e gitti. 17 yıl bu hanedanın memuru olarak çalıştı. Bu dönemi Marco Polo “Seyahatler” adlı kitabında anlatıyor:

× Kağıt para kullanıyorlar.
× Kadın ve erkeklerin büyük kısmı ipekler giyiyorlar.
× Aynı sokakta oturanlar bir aile gibi yaşıyorlar.
× Kadınlara büyük saygı gösteriliyor. Kadın-erkek ilişkilerinde şüphecilik, kıskançlık yok.
× Şehirlerini ziyaret eden yabancılara çok misafirperver davranıyorlar, ticari ilişkileri için faydalı bilgiler veriyorlar.
× Etrafta asker görmekten hoşlanmıyorlar.

  • 1315 yılına kadar memuriyete giriş sınavları kaldırıldı.
  • Moğol savaşçıları liderlerine sadık ve itaatkardılar. Her birinin ortalama 8 kısrağı veya atı olurdu. Atlar yorulunca değiştirilirlerdi.
  • Fiziksel dayanıklılık Moğolların en değer verdiği şeylerin başında gelirdi.
  • Kışları Pekin’de oturan Kubilay Han Batı’da bir efsane olmuştu.
  • Devlet terörü, rüşvet, içkiye, kadına, atlara düşkünlük, savaşçılık Moğolların karakteristikleri arasındaydı.
  • Dini hoşgörü Karakurum’un en önemli özelliklerinden biriydi. Kubilay Han Budizm’in etkisinde kaldığı zaman bile hoşgörüsünü kaybetmedi. 1289’da Hırıstiyanlığı da tanıdı.
  • Masallar, efsaneler, atasözleri, fıkralar, hikayeler Çin edebiyatının en yaygın tarzları iken Moğol istilası sonrasında Shih’lere devlet memuriyetinden el çektirilmesi roman ve tiyatro oyunlarının doğuşuna yol açtı. İmtihanlar durdurulunca klasiklere ilgi azaldı. Böylece tarih, felsefe ve şiirin ötesinde daha popüler tarzlara geçildi.
  • “Beyaz Lotus” adlı gizli örgüt Moğollara karşı aktif bir muhalefet yürüttü. Bu örgüt Taoist ve Budist öğretilerin bir birleşimini savunuyordu.
  • Batı Moğollarının 1295’te İslamiyeti kabul etmeleriyle imparatorlukta çözülme başladı. Müslüman Moğollar Budist bir Han’ı izlemek istemiyorlardı.
  • Batı’ya biber ihracatı bu dönemde başlamıştır.

 

MİNG HANEDANI (1368-1644)

  • Ulusal mirasa tekrar sahip çıkıldığı bir dönemdir.
  • Bu dönemde vazolar önemli sanat yapıtlarıdır.
  • Bu dönemde bahçe/doğa tutkusu öylesine yükselmiştir ki, çiçeklerin açışını görmek için yataklarını tomurcuklanmış ağaçların yanına taşımışlardır.

 

ÇİNG HANEDANI (1644-1911)

  • Bu dönemin özelliği seramiktir. Siyah Aile, Pembe Aile, Yeşil Aile gibi.

  • Mineli seramikler bu dönemde büyük ölçüde Avrupa’ya satılmıştır.
  • Pekin Operası Çin’in kültürünün önemli bir parçasıdır. Çin’in geleneksel operalarından biri olan Pekin Operası Beijing’de doğduğundan Pekin Operası diye adlandırıldı. 18. yüzyılda ortaya çıkmış, 19. yüzyıl ortalarında bugünkü halini almıştır. Çing Hanedanı  yöneticileri ve halk tarafından büyük bir beğeniyle karşılanmıştır. Pekin operası drama, şarkı, müzik, dans ve dövüş sanatlarını içeren benzersiz bir sanattır. Yaklaşık 200 yılda oluşmuş repertuvarda binden fazla eser bulunmaktadır. Çin dövüş sanatları ile Çin tiyatro sanatının sahnede birleştirilebilmesi, aktör ve aktrislerin bu performansı sağlayabilmeleri ve sahneye taşıyabilmeleri için henüz çocuk yaştan itibaren çok sıkı bir fiziksel ve beceri eğitimi almaları gerekmektedir.
  • Pekin Operası’nda halk masalları vurulan zillerin ve yüksek perdeden şarkıların dramatik sesleri eşliğinde oynanıyor. Makyajlar, masklar ve kostümler sayesinde seyirciler, aktörün bir kahramanı mı, kötü bir kişi mi olduğunu kolayca anlıyorlar. Kadın rolleri de erkekler tarafından oynanırdı.

 

Çin İmparatorluğu dizimiz burada bitiyor.
Zàijiàn.

 

Çin İmparatorluğu 26 | Sanatlar Açısından Kronoloji 1

ŞANG HANEDANI (MÖ 1650,1500-1027)

  • Taş devrinden bronz devrine geçildi.
  • Bronzu eritebiliyorlardı.
  • Merkezi krallık kuruldu.
  • Yazı dili icad edildi.
  • Kötü ruhları uzaklaştırması beklenen canavarların resimleriyle süslenmiş vazolar yapıyorlardı.
  • Gök ve Yer tanrıları için yapılan dinsel törenlerde kullanılan ağzı yarım ay şeklinde kamalar, yeşim taşından yapılmış dinsel anlamda silindirler, ortası delik daire levhalar yapıyorlardı.

ÇU HANEDANI (MÖ 1027-256)

  • Bu dönem feodalizmin en kuvvetli olduğu devirdir.
  • Sanat eserlerinde insan figürü daha çok görülmeye başlar.
  • Bu insanlar halktan değil, üst düzeyden kişilerdir.
  • Bu dönemin heykel tiplerinde baş yuvarlak bir kütledir ve çizgileri kaba sabadır. Baş, boyun olmaksızın doğrudan doğruya omuz üzerine oturmuştur.

HAN HANEDANI (MÖ 202-MS 9) ve (25-220)

  • Bir önceki hanedan olan Ch’in’lerin enteklektüel faaliyetlere koyduğu yasak bu dönemde kaldırılmış, Ch’in ailesinin sanata karşı ilgisiz tutumu bu hanedan döneminde tamamen tersine dönmüştür.
  • Bu dönemde sanat sadece dinsel olma niteliğinden kurtulmuş, sanata düşkünlük üst sınıflara ait olmaktan çıkmış, yaygınlık kazanmıştır.
  • Bu dönemde ilk olarak sanat koleksiyoncuları ortaya çıkmıştır.
  • İpek böceği kozaları Shang döneminden beri Çin’de vardı ama Han döneminde bu iş önemli bir ekonomik aktivite halini aldı.
  • Sanatta realizm başladı.
  • Tekstil ve lake bu dönemde çok ileri.
  • Bulutlar ve ejderhalarla süslü bronzlar revaçtaydı.
  • Ateşle yaldızlama tekniği MS 1. yüzyılda bulundu. Bronz üzerine altın ve civa boyanıyor, altının uygulanışı bitince cıva ateşle dağıtılıyordu.
  • Düz yazı, bu dönemin en parlak sanat dalıdır.

SUİ HANEDANI ( 581-618 )

  • 610 yılında, dünyadaki en eski ark biçimli köprüyü yaptılar.
  • Her kutsal dağın eteğine bir Buda mabedi yaptılar.
  • Yüzden fazla pagoda ve mabet inşa edildi.

TANG HANEDANI ( 618-906 )

  • Tang kültürü, Tang toplumu gibi toleranslıdır. Devlet anlayışında hoşgörü hakimdir. Tang toplumu açık bir toplumdur.
  • Çin’in Rönesans devridir.
  • Bu devir Çin’in romantik dönemidir.
  • Bu dönemde Budizm, Taoist inançlar ve Konfüçyüs felsefesi ile kaynaşmıştır.
  • Zen Budizm bu dönemde filizlenmiştir.
  • Bu dönemde Taoist çalışmalar klasik olarak kabul edilmiştir.
  • Tang döneminde şiir en parlak sanat dalıdır.
  • Dans da Çin’de uzun bir geçmişe sahiptir. Arkeolojik kazılarda 5000 yıllık renkli çanak çömlekler üzerinde dans eden insanları gösteren üç resim bulunmuştur. Duvar resimleri ve başka yerlerde tasvir edilen Han Hanedanı dansçılarının, dansın bu dönemde daha da geliştiğine tanıklık etmektedir. Tang Hanedanı döneminde dans, yeni doruklara ulaşmıştır.
Tang sarayında şölen sofrasına müzisyenler ve şarkıcılar eşlik edermiş. Biz, o dönem müziğini Şangay’da sahnede izliyoruz. Kadınlar ve erkekler genellikle ayrı ayrı yemek yerlermiş. 900’lü yıllarda yüksek masalar moda olmuş. En itibarlı konuklar yüzü güneye bakarak oturan ev sahibinin doğusuna oturtulurmuş. En büyük onur ise, imparatorla birlikte yemek üzere davet edilmekmiş.

Tang sarayında şölen sofrasına müzisyenler ve şarkıcılar eşlik edermiş. Biz, o dönem müziğini Şangay’da sahnede izliyoruz.
Kadınlar ve erkekler genellikle ayrı ayrı yemek yerlermiş. 900’lü yıllarda yüksek masalar moda olmuş. En itibarlı konuklar yüzü güneye bakarak oturan ev sahibinin doğusuna oturtulurmuş. En büyük onur ise, imparatorla birlikte yemek üzere davet edilmekmiş.

En popüler danslardan biri olan dansçıların uzun elbise kollarını salladıkları Tibet dansı Xianzi Dansı.

 

  • Han ve Çin’in öteki 55 etnik grubunun her biri, kendi zengin ve belirgin dans geleneğine sahiptir. Bütün ülkede yaklaşık 1,000 halk dansı yapılmaktadır. İpek Yolu’nda adlı eser, Tang Hanedanı döneminde Çin ipeğinin İpek Yolu boyunca Batı’ya nasıl taşındığının hikayesini anlatırken Çinliler ve yabancılar arasındaki dostluğu dile getirmektedir.
  • Bu dönemde memuriyet sınavlarında adaylardan şiir yazmaları da bekleniyordu. Şiir, sınavların bir bölümünü oluşturmaya başladı.
  • Bu dönemden sonra şairler nesir yazarlarından daha önemli olmuşlardır. Buna yol açan, Altı Hanedan döneminde modern şiire geçilmiş olmasıdır.
  • Wang Wei, Li Po ( Türk asıllı olduğu sanılıyor ), Tu Fu ve Po Chu-i Çin şiirinin en önemli isimlerindendir.
  • Edebi tarz olarak fıkra ve hikaye de bu dönemde moda olmuştur.
  • Sırlama, en mükemmel haline bu dönemde ulaşmıştır.
  • Seramikte bu dönemin renkleri sarı, yeşil, kahverengi ve bazen de mavi idi.

 

Çin İmparatorluğu 25 | Diğer Sanat Dalları 4 Lake ve Mine

  • Yeşim dini işler için kullanılırken lake doğrudan doğruya insana hizmet veriyordu.
  • Rhus vernicifera adlı bir ağacın gövdesinden elde edilen, su geçirmez ve saydam bu öz sudan pürüzsüz, sert bir vernik üretilir. Bu maddeyi de Çinliler bulmuşlardı. MÖ 1300’lerden itibaren evlerdeki doğramalar, kaplar, mobilyalar gibi ahşap yüzeyleri kaplamak için lake kullanıldı. Lake, deri veya metal üzerine de uygulanabiliyordu. MÖ 2. yüzyıldan kalma, su basmış bir mezardan hiç bozulmadan çıkmış lake parçaları vardır.
  • Fırça ile sürülüyor, nemli ve karanlık yerde bir kaç ay kurutuluyor, bu işlem defalarca tekrarlanıyor, meydana gelen sert ve düz yüzey ince ince işlenmeye hazır oluyordu. Üzerine oymalar işlenebilecek veya sedey kakma yapılabilecek kalınlığa gelinceye kadar birçok kat sürülürdü.
  • Lakın özelliği, hava ile karşılaştığında son derece sert, ama kırılgan olmayan bir nitelik kazanmasıdır. Bir başka özelliği de çok iyi cilalanması ve parlatılabilmesidir.
  • Bu sanat Çin’den Japonya’ya 6. yüzyılın ortalarında Kore üzerinden, lak ağacı ve Budacılık ile birlikte geçti.
  • Avrupa’da Rhus vernicifera ağacı yoktur.
  • Lake üzerine yapılan süslemeler genellikle çok ayrıntılı peyzajlardır ve çok bol çiçeklerdir.
  • Lakenin doğal rengi gridir. En yaygın lake renkleri kırmızı ve siyahtır.
Bu lake parça zincifre adı verilen mineralle renklendirilmiş.

Bu lake parça zincifre adı verilen mineralle renklendirilmiş.

  • Lake eşyaların yeşil, sarı, mavi, altın ve gümüş renkleri Batı’da çok beğenilmişti.
  • İçine metal teller yerleştirilmiş, mine adı verilen camsı bir malzemeyle kaplanmış, cloisonné (bölmeli) denilen teknikle üretilmiş süs eşyaları Ming Hanedanı döneminde çok revaçtaydı. Bu teknik İran’dan gelmişti. Emaye ürünler, bir metal döküm üzerine yerleştirilen ve lehimlenen bakır şeritlerin içindeki alanlar daha sonra farklı renklerdeki emaye hamurları ile doldurulmakta, ateşte pişirildikten sonra cilalanıp süslenerek metal ve emayenin gözalıcı bir bileşimi oluşturulmaktadır. Başlıca emaye eşya üretim merkezi Beijing’dir.
Beijing’de ziyaret ettiğimiz Cloisonne Ware Factory’de mine işi pek çok çeşit vardı.

Beijing’de ziyaret ettiğimiz Cloisonne Ware Factory’de mine işi pek çok çeşit vardı.

  • Mançular döneminde zenginler serçe parmağı tırnaklarını öylesine uzatırlardı ki, tırnakların kırılmasını önlemek için takılan dekoratif tırnak koruyucuları yapılırdı.
  • Çin’deki sanatkârlar, bir pirinç tanesi büyüklüğündeki küçük fildişi parçaları üzerine manzara veya uzun metinleri oymakta, cam altı boyama yapmada da ustaydılar.
  • Çin’de MÖ 400’lerde icat edilen uçurtma, günümüzde de hem çocuklar hem yetişkinler için cazibesini koruyor.
  • Sanatkârlar, istenen desen, renk, ton ve mekânsal etkileri oluşturmak için bir kaç düzine dikiş türü kullanmaktadır. Çin’deki dört meşhur nakış tarzı, Suzhou, Hunan, Sichuan ve Guangdong tarzlarıdır. Suzhou nakış ürünleri, kedileri ve kırmızı balıkları, Hunan nakış ürünleri aslanları ve kaplanları; Sichuan nakış ürünleri sazanları, horozları ve horozibikleri; Guangdong nakışı ise sıcak bir şekilde dekore edilmiş güneş, yeşil çam ağaçları, yeşil bambu ağaçları, şakayıklar ve kırmızı erik çiçeklerinden oluşan panaromik bir fon üzerindeki Ankaya Tapınan Yüz Kuş eseri ile ün kazanmıştır.
Yeğenimin evinde Suzhou’nun nakışla işlenmiş kırmızı balıkları çerçevelenmiş.

Yeğenimin evinde Suzhou’nun nakışla işlenmiş kırmızı balıkları çerçevelenmiş.

 

Çin İmparatorluğu 24 | Diğer Sanat Dalları 3 Yeşim

MÖ 13.-11. yüzyıllarda, Şang Hanedanı döneminde yeşim taşından yapılmış baltalı kargı parçasının bronz kabzası turkuvaz taşlarla süslenmiş. Şangay Müzesi’nde sergilenmekte.

MÖ 13.-11. yüzyıllarda, Şang Hanedanı döneminde yeşim taşından yapılmış baltalı kargı parçasının bronz kabzası turkuvaz taşlarla süslenmiş. Şangay Müzesi’nde sergilenmekte.

  • Yeşim, Türkistan’dan ve tüm Doğu’dan getirilen, rengi beyazdan koyu yeşile, yeşilin pek çok tonunu taşıyabilen çok sert bir taştır. Siyah yeşim taşına nefrit denir.
  • Yeşimin büyülü güçleri olduğuna, ölüleri koruduğuna inanılıyordu.
  • Yeşimden en çok Gök, Yer ve Atalar törenlerinde kullanılan keskiler, ortası delik diskler, silindirler, prizmalar gibi dinsel amaçlı nesneler yapılırdı.
  • Ortası delik yeşim disk, cenneti/göğü sembolize eder. MÖ 2500’lerden Han Hanedanı dönemine kadar (MÖ 206-MS 220) rahipler tarafından takılırdı.
Han Hanedanı döneminden (MÖ 206-MS 221) günümüze ulaşmış, Milano’daki Poldi Pezzoli Müzesi’nde sergilenmekte olan yeşim taşından işlenmiş stilize kaplan.

Han Hanedanı döneminden (MÖ 206-MS 221) günümüze ulaşmış, Milano’daki Poldi Pezzoli Müzesi’nde sergilenmekte olan yeşim taşından işlenmiş stilize kaplan.

Çin Hanedanı dönemine ait yeşim kapaklı vazo. Milano’da Poldi Pezzoli Müzesi’nde sergileniyor.

Çin Hanedanı dönemine ait yeşim kapaklı vazo. Milano’da Poldi Pezzoli Müzesi’nde sergileniyor.

Kemer kancaları ve tokaları MÖ 300’lerden itibaren soylu erkeklerin giyimlerinin önemli parçalarından biri haline gelmişti. MS 431 yılına tarihlenen Güney Hanedanı dönemine ait yeşim taşından işlenmiş kemer tokası parçası, Şangay Müzesi’nde Antik Çin Yeşim Galerisi’nde sergileniyor.

Kemer kancaları ve tokaları MÖ 300’lerden itibaren soylu erkeklerin giyimlerinin önemli parçalarından biri haline gelmişti. MS 431 yılına tarihlenen Güney Hanedanı dönemine ait yeşim taşından işlenmiş kemer tokası parçası, Şangay Müzesi’nde Antik Çin Yeşim Galerisi’nde sergileniyor.

  • Ölünün ruhunun kaçmasını önlemek için ölünün burun deliklerine, ağzına , kulaklarına yeşim silindirler yerleştirirlerdi.
1968 yılında Çinli arkeologlar, Han Hanedanı’ndan Prens Liu Şeng ve karısının  mezarında yaptıkları kazıda, MÖ 1. yüzyılda ölmüş bu aristokratların yeşim taşından yapılmış cenaze elbiseleri ile gömüldüğünü görmüşler. Her elbisede 2400 parça yeşim taşı, üzeri altın ve ipekle kaplanmış demir tellerle birbirlerine bağlamışlardır. Biz 1991 yılında, Singapur’da The Empress Place’da Çin İmparatorluğu eserlerinin sergisinde Prenses Du Van’ın yeşim taşı elbisesini görmüştük.

1968 yılında Çinli arkeologlar, Han Hanedanı’ndan Prens Liu Şeng ve karısının mezarında yaptıkları kazıda, MÖ 1. yüzyılda ölmüş bu aristokratların yeşim taşından yapılmış cenaze elbiseleri ile gömüldüğünü görmüşler. Her elbisede 2400 parça yeşim taşı, üzeri altın ve ipekle kaplanmış demir tellerle birbirlerine bağlamışlardır.
Biz 1991 yılında, Singapur’da The Empress Place’da Çin İmparatorluğu eserlerinin sergisinde Prenses Du Van’ın yeşim taşı elbisesini görmüştük.