Nar 6

Narlı Madonna, Sandro Botticelli, 1487. Fotoğraf: goldenhorncafe.blogcu.com

Narlı Madonna, Sandro Botticelli, 1487.
Fotoğraf: goldenhorncafe.blogcu.com

  • Afrika’da Gabon’da ve Asya’da nar, dişilik bereketini sembolize eder. Hindistan’da da kısır kadınlar çocuk sahibi olabilmek için nar suyu içerler. Bir Vietnam mitolojisine göre, nar açıldığında yüzlerce çocuk verir. Her tür doğum, büyüme ve çoğalma fikrini içeren konularda nar sembolü yer almış, tören eşyalarına yansımış, hatta tahılların saklandığı küpler de nar motifleriyle süslenerek, bolluk ve bereket gibi beklentiler dile getirilmiştir.
  • 19. yüzyılda yazılmış bir kitaptan, dövülmüş nar kabuklarıyla deriyi ovarak deriye elastikiyet kazandırıldığını; Dicle Nehri üzerinde işleyen sandalların bu yolla yapıldığını okuyoruz.
  • Doğu Akdeniz ülkelerinde, nar çok eski zamanlardan beri şarap ve şerbet yapımında kullanılmıştır. Ayrıca nar sosu ve nar ekşisi yapılmıştır.
Anadolu’da dokunan halı ve kilimlerde Yaşam Ağacı en çok işlenen motiflerden biridir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Anadolu’da dokunan halı ve kilimlerde Yaşam Ağacı en çok işlenen motiflerden biridir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hüsamettin Koçan’ın 1980’lerden bugüne kullanageldiği, figür gibi dikey boyanmış Y biçimi, hayat ağacı ile ilişkilendirilebilir. İnsanın merkezinden çıkan, ya da merkezinde insanın bulunduğu bir kozmik ağaç. Fotoğraf: csmuze.anadolu.edu.tr

Hüsamettin Koçan’ın 1980’lerden bugüne kullanageldiği, figür gibi dikey boyanmış Y biçimi, hayat ağacı ile ilişkilendirilebilir. İnsanın merkezinden çıkan, ya da merkezinde insanın bulunduğu bir kozmik ağaç.
Fotoğraf: csmuze.anadolu.edu.tr

  • Osmanlı Devleti zamanında tatlı ve ekşi nar cinsinin bulunduğunu, beyaz narın tanelerinin pembemsi ve tatlı olduğunu, Bağdat’tan gelen siyah narın kabuğunun koyu mor renginde, iri taneli ve ekşi olduğu bilinmektedir. Osmanlıda narın, limondan önce yiyeceklerde, ekşi soslarda kullanıldığını biliyoruz.
  • Nar suyu ve şerbeti Mısır’da, İran ve Türkiye’de bugün hala çok sevilir.
  • Nardan yapılan bir şurup Yakındoğu’da yemek pişirmede kullanılır. Bu sos, tavuklu sebzeli yemeklerde, tavuk, ördek pişirilirken kullanılan, tatlı-ekşi lezzet veren bir sostur.
  • Kuru nar taneleri yemeklerde kullanılır.
  • Yeni yılda evin kapısının önünde evin hanımı yeni yılın bereketli olması ve yeni bir hayatı başlatması için narı yere atar ve narın tanelerini saçar. Bu gelenekte nar hem bitmiş olan yılı, yani ölümü, yeni yılla yeniden başlayan hayatı simgeler.
  • Benzer bir gelenek hasadın bereketli olması için Türkiye’de de uygulanır.
  • Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir.
Oturduğum sokaktaki bir apartmanın girişine konmuş seramik nar ağacı panosu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Oturduğum sokaktaki bir apartmanın girişine konmuş seramik nar ağacı panosu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Nar Türkiye’de siyah rengin elde edilmesinde kullanılmış, nar çiçeklerinden de koyu kırmızı boya elde edilmiştir.
  • Türkiye’de kilimlerde, kanaviçelerde, cam altı resimlerde bolluk ve bereketin simgesi olarak yaşam ağacı, gün çiçeği ve nar işlenir.
  • Modern tıp, narı ömrü uzatan ve yaşlanmayı geciktiren yiyecekler arasında saymaktadır. Böylece nar, bir cennet meyvesi olmaya devam etmektedir.
Nar Ağacı, Karla Gudeon. Fotoğraf: www.covegallery.com

Nar Ağacı, Karla Gudeon.
Fotoğraf: www.covegallery.com

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Nar, Gönül Tekin, Yemek ve Kültür, Yaz 2014.
  • Somut Olmayan Kültürel Miras, Baksı Kültür Sanat Vakfı Yayınları, 2015.
  • Art and History of Egypt, Alberto Carlo Carpiceci, Casa Editrice Bonechi, 1994.
  • Batıl İnançlar, Peter Lorie, Milliyet Kitapları, 1997.
  • Eski Yakındoğu’da Nar Sembolizmine Dair: Bir Derleme Çalışması, H. Hande Duymuş Florioti, Tarih Okulu Dergisi, Haziran 2015.
  • Antioch Mosaics, Ed. Fatih Cimok, A Turizm Yayınları, 1999.
  • Mosaics of the Bardo Museum, Art and History Collection, Céres Edition, 1998.
  • Altın Dal, Cilt I, James G. Frazer, Payel Yayınları, Bilim Kitapları 37.
  • Altın Dal, Cilt II, James G. Frazer, Payel Yayınları, Bilim Kitapları 38.
  • Koçan, Zeynep Yasa Yaman, Baksı Kültür Sanat Vakfı.

 

Libya 23 Trablus 8 Cemahiriye Müzesi 3

  • İlk mozaik uygulamanın MÖ 3000’lerde Sümerler’ de;
  • En eski mozaik yer döşemesinin MÖ 8. yüzyılda Frigya’da;
  • MÖ 5. yüzyılda Antik Yunan’da mozaik yer döşemesinin yaygın olarak uygulandığı ve geometrik desenlere hayvan figürlerinin eklendiğini;
  • MÖ 4. yüzyılda mozaikte boyalı çakıl taşlarının kullanılmaya başladığı;
  • Helenistik Dönem’de (MÖ 323-MÖ 146) mozaikte cam kullanılmaya başladığı ve mozaiklerin tabloya dönüştüğü;
  • Erken Hıristiyanlık Dönemi sanatında (260-525) cam parçalar metal varak kaplanarak altın, gümüş renkli  tesserae yapımının başladığı;
  • Rönesans’ta mozaiğin gözden düştüğü;
  • 17. yüzyılda Floransa mozaiğinden bahsedildiği;
  • 19. yüzyılda Avrupa’da yeniden mozaik modasının başladığı;
  • 20. yüzyılda Meksika’da yaygın olarak mozaik uygulamalar yapıldığı biliniyor.
Mozaik, Roma’nın MÖ 2. yüzyılda (MÖ 146) Yunanistan’ı eyalete dönüştürmesinin ardından öğrendiği bir sanattır. Romalılar, Yunanlardan sanat alanında pek çok şey öğrenmişlerdir ama genel olarak baktığımızda, Yunan’da amaç şaheser yaratmak, Roma’da amaç kullanılabilir eserler yaratmaktır. Antik Yunan’da MÖ 420 yılına tarihlendirilen en eski, çakıl taşlı, mozaik işinin Korinth’te olduğu söylenir. MÖ 3. yüzyıldan itibaren Yunan mozaikleri geniş bir renk skalası kullanılarak, küp şeklinde, bir milimetre kare ebadında kesilmiş taşlardan (tesserae) yapılıyor, uzaktan bakıldığında bir tablo gibi görünüyordu. Mozaikler, halka açık alanlardan ziyade, zenginlere ait evlerde bulunan lüks nesnelerdi. Mozaikler bir odalar hiyerarşisi oluştururdu. Daha ucuz olan siyah-beyaz mozaikler önemsiz yerlere, renkli tasarımlar misafirlerin ağırlandığı alanlara yapılırdı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mozaik, Roma’nın MÖ 2. yüzyılda (MÖ 146) Yunanistan’ı eyalete dönüştürmesinin ardından öğrendiği bir sanattır.
Romalılar, Yunanlardan sanat alanında pek çok şey öğrenmişlerdir ama genel olarak baktığımızda, Yunan’da amaç şaheser yaratmak, Roma’da amaç kullanılabilir eserler yaratmaktır.
Antik Yunan’da MÖ 420 yılına tarihlendirilen en eski, çakıl taşlı, mozaik işinin Korinth’te olduğu söylenir. MÖ 3. yüzyıldan itibaren Yunan mozaikleri geniş bir renk skalası kullanılarak, küp şeklinde, bir milimetre kare ebadında kesilmiş taşlardan (tesserae) yapılıyor, uzaktan bakıldığında bir tablo gibi görünüyordu. Mozaikler, halka açık alanlardan ziyade, zenginlere ait evlerde bulunan lüks nesnelerdi. Mozaikler bir odalar hiyerarşisi oluştururdu. Daha ucuz olan siyah-beyaz mozaikler önemsiz yerlere, renkli tasarımlar misafirlerin ağırlandığı alanlara yapılırdı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

3. yüzyıla tarihlenen bir taban mozaiği. Yer mozaiği resim olarak tasarlandığında, odanın yalnızca bir tarafından düzgün açıdan görülebilirdi. Bir mozaik tablonun konusu, odanın kullanım amacını da belirtebilirdi; yemek yenilen yerde yiyecek ve içecek temaları, yatak odasında aşk sahneleri, hamamlarda masöz ve deniz temaları tercih edilirdi. Yer mozaikleri, duvar resimleri ve tavan tasarımları bütünsel olarak düşünülür, ileri düzey bir planlama gerektirirdi. MS 1. yüzyıldan sonra Roma İmparatorluğu’nun pek çok yeri mozaiklerle kaplanmıştı. Mozaiklerin duvarlara ve tonozlara yerleştirilmesi MS 4. yüzyıldan itibaren, kiliselerde öncü olacak bir geleneği başlatmıştı. Ama mozaiklerin aynı kişi tarafından mı tasarlanıp döşendiği hala bilinmiyor. Birer zanaatkar olan mozaikçilere ressamlardan daha az; fırıncılara, marangozlara, demircilere ödenenle aynı miktar ödeme yapıldığını biliyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

3. yüzyıla tarihlenen bir taban mozaiği. Yer mozaiği resim olarak tasarlandığında, odanın yalnızca bir tarafından düzgün açıdan görülebilirdi. Bir mozaik tablonun konusu, odanın kullanım amacını da belirtebilirdi; yemek yenilen yerde yiyecek ve içecek temaları, yatak odasında aşk sahneleri, hamamlarda masöz ve deniz temaları tercih edilirdi. Yer mozaikleri, duvar resimleri ve tavan tasarımları bütünsel olarak düşünülür, ileri düzey bir planlama gerektirirdi. MS 1. yüzyıldan sonra Roma İmparatorluğu’nun pek çok yeri mozaiklerle kaplanmıştı. Mozaiklerin duvarlara ve tonozlara yerleştirilmesi MS 4. yüzyıldan itibaren, kiliselerde öncü olacak bir geleneği başlatmıştı. Ama mozaiklerin aynı kişi tarafından mı tasarlanıp döşendiği hala bilinmiyor. Birer zanaatkar olan mozaikçilere ressamlardan daha az; fırıncılara, marangozlara, demircilere ödenenle aynı miktar ödeme yapıldığını biliyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cemahiriye Müzesi’nin düzenlenişini de çok beğenmiştik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cemahiriye Müzesi’nin düzenlenişini de çok beğenmiştik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  İç savaş sonrası Trablus’tan bir kare. Fotoğraf: www.dailystar.com.lb


İç savaş sonrası Trablus’tan bir kare.
Fotoğraf: www.dailystar.com.lb

 

 

Çağdaş Sanata Varış 245|Çağdaş Dönem 20 Politika 3

  Flower Thrower, Banksy, tuval üzerine akrilik, 2003. Global Karaköy, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


Flower Thrower, Banksy, tuval üzerine akrilik, 2003.
Global Karaköy, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Birbirini tanımayan bir grup insanın internet üzerinden, e-posta veya sosyal ağlar vasıtasıyla daha önceden belirlenen yer ve zamanda, yine önceden kararlaştırılan bir eylemi gerçekleştirdikten sonra dağılmaları Çağdaş Dönem’in halka açık flash mob (bir anlık güruh) uygulamasıdır. Žižek’in görüşüne göre, bu bir estetik politik protestodur. Flash mob’lar kent şiiri olarak tanımlanıyor. Žižek flash mob’ların politikanın Malevich’i olduğunu, o ünlü beyaz yüzey üzerine siyah karenin politik karşılığı olduğunu düşünüyor.
  • 2005’te Fransız banliyö ayaklanmalarında binlerce araba yandı. Žižek bu tür olayları flash mob’ların radikal karşıtları olarak görüyor. Žižek, 1968’i vizyonu olan bir ayaklanma iken, 2005 ayaklanması herhangi bir vizyon iması, protestocuların getirdiği bir talebi olmayan, yalnızca tanınma ısrarı taşıyan bir eylem olarak görüyor ve bu tür hiçbir şey talep etmeyen ve şiddet içeren protesto eylemlerine protestonun sıfır seviyesi adını veriyor.
Retablo VII, Carlos Aires, 2015. Art International 2015, İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Retablo VII, Carlos Aires, 2015.
Art International 2015, İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Flash mob’ların ilginç türleri de ortaya çıktı: İspanya’da parlamentonun alt kanadında 12 Aralık 2014’te onaylanan yeni güvenlik yasasıyla gösteri haklarının kısıtlandığını savunan binlerce kişi, dünyanın birçok yerinden insanların da yolladığı videolarla oluşturulan hologram görüntülerini, Madrid’deki meclis binasına yansıttılar. Böylece İspanyollar, gösteri haklarının ellerinden alınamayacağını göstermiş ve dünyada ilk defa hologramlı, toplu bir siyasi eylem gerçekleştirmiş oldular.
İsimsiz, Muntean/Rosenblum, 2015. Art International 2015, İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İsimsiz, Muntean/Rosenblum, 2015.
Art International 2015, İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Politik olanın kültürelleştirildiği bu post-politika çağında, insanın şikayetini dile getirmesinin tek yolu kültürel ve/veya etnik talepler düzeyinde olmaktadır.
  • Žižek’e göre Çağdaş “seçim toplumu” çıkmazdadır: kendimizi sürekli hayatlarımızı temelden etkileyecek konularla ilgili karar vermek zorunda kalmış, ama tam bir bilgi temeline sahip olmayan halde buluruz.  Sorun, nitelikli bir seçim yapmamızı sağlayacak bilgiyi elde edemeden seçim yapmaya zorlanıyor olmamızdır. Demokrasilerde sıradan her yurttaş sadece biçimsel olarak karar veren kişidir.
  • Çağdaş Dönem her şeyin geçici olduğu bir zaman dilimidir. Yeni teknolojiler hayatımızı her gün değiştiriyor. Geçmişin gelenekleri geri gelmiyor. Geleceğin ne getireceği konusunda da en ufak bir fikrimiz yok. Buna rağmen, sanki özgürmüşüz gibi yaşamaya zorlanıyoruz. Şeyleri daha hızlı bilmeye başladığımızda da onlarla ne yapacağımızı bilmiyoruz.
  • Ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık ve terör tehdidi otoriterliği cazip hale getirebiliyor. Bu durumlarda bireysel özgürlükler, kuvvetler ayrılığı, çoğulculuk gibi değerlere ilgi azalıyor. Liberal değerleri güçlü refah toplumlarında bile otoriter eğilimlere destek güçleniyor. Kitleleri seferberliğe çağıran otoriter hareketler kriz dönemlerinde cazibe kazanıyor. Kökünü kazımak, hainleri ezmek, yabancıları göndermek, duvar örmek gibi basit çözümler kitlelere cazip geliyor. Ama Avusturya kökenli Britanyalı felsefeci Karl Raimund Popper’ın (1902-1994) sözünü de unutmamak lazım: “Çok karmaşık sorunlara önerilen basit çözümler daima yanlıştır.”
Sınırlar, Yerbossyn Meldibekov, 2011. Art International 2015’te eserleriyle yer alan Kazak sanatçı Yerbossyn Meldibekov, Sovyetler’in dağılması sonucunda oluşan değişimlerden bire bir etkilenen ülkelerden birine mensup. Sınırların değişkenliği, sınırların suniliği üzerine bir eser yaratmış. Meldibekov, Özbekistan’ın atası sayılan Emir Timur’un bazı betimlemelerinde bir beyaz adam olarak; 1941 yılında Sovyet antropolog Mikhail Gerasimov’un Timur’un mozolesinde yaptığı incelemelere sadık, bilimsel verileri odağına alan çalışmalarda ise Moğol tipte betimlendiğini; ilkine naif klasisizm, ikincisine kritik realizm denebileceğini; ikisinin de farklı ideolojik gerçeklikleri yansıttığını belirtiyor ve her çeşit sanatın, tematik ve biçimsel olarak, gündelik deneyimlerden izler taşıdığını ekliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sınırlar, Yerbossyn Meldibekov, 2011.
Art International 2015’te eserleriyle yer alan Kazak sanatçı Yerbossyn Meldibekov, Sovyetler’in dağılması sonucunda oluşan değişimlerden bire bir etkilenen ülkelerden birine mensup. Sınırların değişkenliği, sınırların suniliği üzerine bir eser yaratmış.
Meldibekov, Özbekistan’ın atası sayılan Emir Timur’un bazı betimlemelerinde bir beyaz adam olarak; 1941 yılında Sovyet antropolog Mikhail Gerasimov’un Timur’un mozolesinde yaptığı incelemelere sadık, bilimsel verileri odağına alan çalışmalarda ise Moğol tipte betimlendiğini; ilkine naif klasisizm, ikincisine kritik realizm denebileceğini; ikisinin de farklı ideolojik gerçeklikleri yansıttığını belirtiyor ve her çeşit sanatın, tematik ve biçimsel olarak, gündelik deneyimlerden izler taşıdığını ekliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Gizli revizyonizm, usulca dışlamanın tarihi çok eskidir. Roma’da, Senato’da oylanan damnatio memoriae, birini öldükten sonra sessizliğe, unutuluşa mahkum etmek anlamına geliyordu. Yapılan şey, ismini resmi tescillerden silmek ya da onu tasvir eden heykelleri ortadan kaldırmak yahut da doğduğu günü uğursuz ilan etmekti. Aynı şey, Stalin döneminde, sürgüne gönderilmiş veya öldürülmüş eski yöneticileri fotoğraflardan silerek yapılmıştı. Örneğin Troçki’ye böyle olmuştu. Kazak sanatçı Yerbossyn Meldibekov bu işinde, 1989 sonrası Lenin’e yapılan damnatio memoriae’yi tespit ediyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Gizli revizyonizm, usulca dışlamanın tarihi çok eskidir. Roma’da, Senato’da oylanan damnatio memoriae, birini öldükten sonra sessizliğe, unutuluşa mahkum etmek anlamına geliyordu. Yapılan şey, ismini resmi tescillerden silmek ya da onu tasvir eden heykelleri ortadan kaldırmak yahut da doğduğu günü uğursuz ilan etmekti. Aynı şey, Stalin döneminde, sürgüne gönderilmiş veya öldürülmüş eski yöneticileri fotoğraflardan silerek yapılmıştı. Örneğin Troçki’ye böyle olmuştu.
Kazak sanatçı Yerbossyn Meldibekov bu işinde, 1989 sonrası Lenin’e yapılan damnatio memoriae’yi tespit ediyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  •  “Buda’nın vaazını izleyen ilk yüzyıllarda, Buda tasvir edilmez. Yokluğuyla gösterilir. Ayak izleriyle. Boş bir koltukla. Gölgesinde meditasyon yaptığı bir ağaçla. Süvarisi olmayan eyerli bir atla. Ancak Büyük İskender’in Asya’ya varmasından itibaren, Yunan sanatçıların etkisiyle, Buda’ya bedensel bir görünüş verilmeye başlanır. Böylece Taliban, bilmeden, Budizm’in tam aslına dönüşüne katkıda bulundu.  Hakiki Budistler için, Bamiyan Vadisi’ndeki bugün boş olan o oyuklar, belki eskiden olduğundan daha anlamlı, daha doludur.”

“Günümüzde, Müslüman-Arap uygarlığını bazen yalnızca bu terörist eylemlerden ibaretmiş gibi gösteren saldırılar, bu uygarlığın geçmişteki azametini neredeyse örtme noktasına varacak sonunda. Aynı, Aztelerin kanlı kurban törenlerinin, Aztek uygarlığının tüm güzelliklerini yüzyıllarca örttüğü gibi. Bugün aynı tehlike İslam’ın başında: yarın öbür gün, yakın dönem hafızamızda, sırf bu terörist şiddetten ibaret olmak. Zira hafızamız indirgeyicidir.”

Böyle diyor Jean-Claude Carriére, Umberto Eco ile yaptığı söyleşisinde.

  • Tüm bu sürecin hem yaptıklarımızı hem de benliğimizi değiştirdiği öne sürülüyor.
  • Artık dünyada bir tek sanat tarihi yok, sanat tarihleri var. Yerleşik tarihin ve dayandığı kabullerin Avrupa merkezli ve Batı kanonuna dayalı olduğu artık genel kabul görmektedir. Dolayısıyla bir sanat tarihleri bütününün olması gerektiği öne sürülmektedir.
  • Güncel sanat dünyası insanı düşünmeye zorlayan bir alandır.

 

Nar 5

  • Nar, Etrüsk mezarlarında da ölümle ilgili bir motif olarak kullanılmıştır.
  • Romalılar, narın vatanının bir Fenike kolonisi olan, Kuzey Afrika’daki Kartaca olduğunu düşündükleri için, Romalı yazar Plinius (MS 23-79), narı Kartaca elması olarak adlandırmıştır.
  • Romalılar narı hem meyve olarak tüketmişler, hem de şarap yapımında kullanmışlardır. Neron’un en sevdiği içkinin nar ve ayvadan yapıldığı biliniyor.
  • Nar bahçeleri ile dolu olan İspanya’nın Granada şehri ismini nardan almıştır. Yahudiler, MS 3. yüzyılda bu şehre yerleştiklerinde oturdukları bölgeye verdikleri ad da nar anlamına gelmekteydi.
  • Eski Roma’da gelinlerin başları nar dalları ile süslenmiştir. Eleusis’te Demeter’in rahipleri büyük Misterion törenleri sırasında nar dallarından taç giymişlerdir.
Cornucopia, Zeus’u çocukken besleyen Amalthea'nın boynuzu, bolluk ve bereket simgesi sayılan meyvelerle dolu, boynuz biçimli kap. İçindeki meyvelerden birinin nar olduğu düşünülür. MS 4. yüzyılın ilk yarısından olduğu düşünülen, Antakya Mozaik Müzesi’nde sergilenen Chresis tablosunun detayında bereket boynuzu. Fotoğraf: Antioch Mosaics, Ed. Fatih Cimok, A Turizm Yayınları, 1999.

Cornucopia, Zeus’u çocukken besleyen Amalthea‘nın boynuzu, bolluk ve bereket simgesi sayılan meyvelerle dolu, boynuz biçimli kap. İçindeki meyvelerden birinin nar olduğu düşünülür.
MS 4. yüzyılın ilk yarısından olduğu düşünülen, Antakya Mozaik Müzesi’nde sergilenen Chresis tablosunun detayında bereket boynuzu.
Fotoğraf: Antioch Mosaics, Ed. Fatih Cimok, A Turizm Yayınları, 1999.

  • Zerdüştlük’te nar, doğurganlık, ölümsüzlük ve zenginlik sembolüdür. Zerdüşt tapınma törenlerinde kutsal sayılan nar kullanılır. Tüm yıl boyu yeşil kalan nar bitkisi, ruhun ölmezliğini sembolize eder. Aynı zamanda bir tek narın içindeki binlerce parça refah ve zenginliğin işareti olarak kabul edilir. Bu nedenle çocukların takdis törenlerinde nar taneleri, pirinç ve kuru üzüm taneleri ile karıştırılarak etrafa serpilir. Zerdüştler için nar ruhun ölmezliği, doğanın mükemmelliği, bolluk ve refah anlamlarını ifade ederek dinsel törenlerinde yerini almıştır.
  • İran mitolojisinde İsfendiyar’ın nar yedikten sonra yenilmez olduğuna inanılmıştır.
  • Maniheizm’in kurucusu Mani’nin doğumunda nar önemli bir etkendir. Fa-Ta adındaki kralın karısı yediği nardan gebe kalmış ve göğsünden Mani doğmuştur.
  • Kötü tanrıça Hariti, Buda’nın ona verdiği narı yiyerek iyileşmiştir. Nar, Budizm’de kutsallığının yanı sıra hayatın olumlu yönlerinin özü, hastalığı iyileştiren bir şifa kaynağı olarak kabul edilmiştir.
  • Eski İbrani mühürlerinde bereket ve verimlilik ile ilişkilendirilen nar motifleri sıklıkla kullanılmıştır.
  • Museviler’in kutsal kitap metinlerinde nar,  çiçekleri, meyvesi ve tadının güzelliği övülerek kutsallığın, doğurganlığın ve bolluğun simgesi olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Yahudi inancına göre nar, doğruluğu simgeler. Kur’an-ı Kerim’de nar bir cennet meyvesi olarak zikredilmektedir. Tevrat’ta da birçok yerde nardan bahsedilirken, İncil’de nardan söz edilmez ama nar, Hristiyanların dini süsleme sanatında sıklıkla kullanılan bir motif olmuştur.
  • Papaz giysilerinde, oda duvarlarına asılan dinsel süsleme amaçlı kumaşlarda ve metal işlerinde nar motifine rastlanır. Öte yandan, Noel ya da yılbaşlarında narın toprağa ya da taşa atılarak kırılması, bereket arama inancı ile ilgili olarak Hıristiyan kültüründe bir olgu olarak yaşamaya devam etmektedir.
Hristiyanlıkta, Hz. Meryem ve İsa tasvirlerinde görülen nar sembolünün, kıyamet gününü ve cennetteki sonsuz hayatı simgelemek üzere kullanılmış olduğu düşünülmektedir. Yaşam ve Ölüm Ağacı, Berthold Furtmeyer, 1481. Fotoğraf:atxcatholic.com

Hristiyanlıkta, Hz. Meryem ve İsa tasvirlerinde görülen nar sembolünün, kıyamet gününü ve cennetteki sonsuz hayatı simgelemek üzere kullanılmış olduğu düşünülmektedir.
Yaşam ve Ölüm Ağacı, Berthold Furtmeyer, 1481.
Fotoğraf:atxcatholic.com

  • Kilise, Gerçek Haç’ın, Cennet Bahçesi’nde yetişen Yaşam Ağacı’ndan yapıldığını öne sürer. İnanca göre Adem, cennetten sürülünce onu da götürmüş ve Hıristiyanlığın öncülerine teslim etmiştir; onlar da ağacı Tufan sırasında Nuh’un Gemisi’nde saklamışlardır. Binlerce yıl sonra İsa o ağaçtan yapılan çarmıha gerilmiştir.
  • Ortaçağ’da mistikler, narın insan ruhunu gıpta, nefret ve öfkeden temizlediğini öne sürmüşlerdir.

 

Libya 22 Trablus 7 Kale ve Cemahiriye Müzesi 2

Leptis Magna’dan Apollo. Praxiteles’in yapmış olduğu Delphi Apollosu’nun kopyası. Başı, İmparator Hadrianus’un sevgilisi Antonius’un başı. Antonius, imparatora seyahatinde eşlik ederken, Nil’de kuşku uyandırıcı şekilde ölmüştü. Antonius’un ölümüyle ilgili teoriler, kaza sonucu ölümden, ritüel intihara çok geniş bir yelpazede değerlendirilmiş. Antonius hakkında Bitinya’da (Kocaeli) doğmuş olmasından başka bir şey bilinmemekte. Hadrianus onun ölümüyle yasa boğulmuş, İmparatorluğun her yerinde villalara, mabetlere, hamamlara heykelleri dikilmiş, adına tapınaklar yapılmış. Kuzey Afrika kıyılarında ona ait bir kült oluşmuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Leptis Magna’dan Apollo.
Praxiteles’in yapmış olduğu Delphi Apollosu’nun kopyası. Başı, İmparator Hadrianus’un sevgilisi Antonius’un başı. Antonius, imparatora seyahatinde eşlik ederken, Nil’de kuşku uyandırıcı şekilde ölmüştü. Antonius’un ölümüyle ilgili teoriler, kaza sonucu ölümden, ritüel intihara çok geniş bir yelpazede değerlendirilmiş. Antonius hakkında Bitinya’da (Kocaeli) doğmuş olmasından başka bir şey bilinmemekte. Hadrianus onun ölümüyle yasa boğulmuş, İmparatorluğun her yerinde villalara, mabetlere, hamamlara heykelleri dikilmiş, adına tapınaklar yapılmış. Kuzey Afrika kıyılarında ona ait bir kült oluşmuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  Jebel Akakus’tan kaya resimleri. Akakus, Cezayir Libya sınırında, 250 km boyunca devam eden, 50 km genişliğinde bir dağ silsilesi. Akakus’ta hem çizilmiş, hem kayaya oyulmuş resimler var. Bu miras, 1955 yılında bulundu. Burada bulunan resimler devirlere ayrılıyor: Savannah Period (Step Dönemi) MÖ 11. yüzyıl. Sahra önceden step (savannah) idi. MÖ 8500’lerde Sahra’da ıslak, tropik iklim varmış. Çöl, MÖ 4000’li yıllarda oluşmuş. Round Heads Period (Yuvarlak Kafalar Dönemi) MÖ 9000. Bu dönemde sadece yuvarlak kafalar çizmişler, yüz yapmamışlar, göz, burun vs resmetmemişler. Pastoral Period (Doğa Dönemi) MÖ 7000; Horse Period (At Dönemi) MÖ 3500; Camel Period (Deve Dönemi) MÖ 2000 gibi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


Jebel Akakus’tan kaya resimleri. Akakus, Cezayir Libya sınırında, 250 km boyunca devam eden, 50 km genişliğinde bir dağ silsilesi. Akakus’ta hem çizilmiş, hem kayaya oyulmuş resimler var. Bu miras, 1955 yılında bulundu. Burada bulunan resimler devirlere ayrılıyor: Savannah Period (Step Dönemi) MÖ 11. yüzyıl. Sahra önceden step (savannah) idi. MÖ 8500’lerde Sahra’da ıslak, tropik iklim varmış. Çöl, MÖ 4000’li yıllarda oluşmuş. Round Heads Period (Yuvarlak Kafalar Dönemi) MÖ 9000. Bu dönemde sadece yuvarlak kafalar çizmişler, yüz yapmamışlar, göz, burun vs resmetmemişler. Pastoral Period (Doğa Dönemi) MÖ 7000; Horse Period (At Dönemi) MÖ 3500; Camel Period (Deve Dönemi) MÖ 2000 gibi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’deki Roma Hamamı’nın soğukluk bölümünden Üç Güzeller. Efsaneye göre yeryüzündeki ilk güzellik yarışması Yunan Tanrıçaları Hera, Aphrodite ve Athena arasında yapılmıştır. Kral Peleus ile deniz perisi Thetis’in düğününe çağrılmayan Fesatlık Tanrıçası Eris, düğüne davetsiz olarak gidip ortaya üzerinde “en güzele” yazan bir altın elma atar. Zeus en güzeli seçmesi ve elmayı ona vermesi için Troya Kralı Priamos’un oğlu Paris’i (o sırada çobandır) görevlendirir. Paris de, kendisine dünyanın en güzel kadınının yani Sparta Kralı Menelaos’un karısı Helena’nın aşkını sunan Aphrodite’i seçer. Tarih boyunca bu üçlüyü işleyen pek çok eser yapılmıştır. Libya’da Cemahiriye Müzesi’nden başka Sabratha’nın tiyatrosunda da Üç Güzeller’i gördük. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’deki Roma Hamamı’nın soğukluk bölümünden Üç Güzeller.
Efsaneye göre yeryüzündeki ilk güzellik yarışması Yunan Tanrıçaları Hera, Aphrodite ve Athena arasında yapılmıştır. Kral Peleus ile deniz perisi Thetis’in düğününe çağrılmayan Fesatlık Tanrıçası Eris, düğüne davetsiz olarak gidip ortaya üzerinde “en güzele” yazan bir altın elma atar. Zeus en güzeli seçmesi ve elmayı ona vermesi için Troya Kralı Priamos’un oğlu Paris’i (o sırada çobandır) görevlendirir. Paris de, kendisine dünyanın en güzel kadınının yani Sparta Kralı Menelaos’un karısı Helena’nın aşkını sunan Aphrodite’i seçer.
Tarih boyunca bu üçlüyü işleyen pek çok eser yapılmıştır. Libya’da Cemahiriye Müzesi’nden başka Sabratha’nın tiyatrosunda da Üç Güzeller’i gördük.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İki Tanrıça Artemis heykeli yan yana. Roma'daki adı Diana, Zeus ile Leto’nun kızı, Apollon’un ikizi. Soldaki, Efes Artemisi gibi bol memelidir. Bu, tanrıçanın bütün tabiatı dölleyen bir tanrıça gibi düşünülerek tapınılmasından doğan külte ait bir betimlemesidir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İki Tanrıça Artemis heykeli yan yana. Roma’daki adı Diana, Zeus ile Leto’nun kızı, Apollon’un ikizi.
Soldaki, Efes Artemisi gibi bol memelidir. Bu, tanrıçanın bütün tabiatı dölleyen bir tanrıça gibi düşünülerek tapınılmasından doğan külte ait bir betimlemesidir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dört Mevsim adlı mozaik tablo. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dört Mevsim adlı mozaik tablo.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu