Dövme – Tendeki Nakış 3

  • Okyanusya adalarındaki bazı dövmeler de soyluluk işareti sayılmaktadır.
  • Mozambik’te erkek ve kadınlar ergenlik ve evlilik öncesi yüz dövmesi yaptırıyorlarmış.
  • New York’ta dövme yapmak yakın zamana kadar kanun dışı idi. Oklahoma’nın çekinceleri var ama 2006 yılından beri ABD’nin her yerinde dövme yaptırmak serbest. Ancak Georgia’da gözün çok yakınına dövme yaptırmak, mesela kalıcı makyaj yasak. Tüm ABD’de içkili iken dövme yaptırmak kanuna aykırı.

 

Yakuza Japonya'daki geleneksel organize suç örgütlerinin üyelerine verilen isimdir. Her ülkede adamları olabilen örgütün üyelerine, küçük parmaklarını kestiklerinden, parmağı kesikler veya dokuz parmaklılar da deniyor. Dövmeleri  mavi ve kırmızı doğal boyalarla yapılır. Japonya’da feodal dönemde suçlulara dövme yapılırdı. Fotoğraf: The Daily Beast

Yakuza Japonya’daki geleneksel organize suç örgütlerinin üyelerine verilen isimdir. Her ülkede adamları olabilen örgütün üyelerine, küçük parmaklarını kestiklerinden, parmağı kesikler veya dokuz parmaklılar da deniyor. Dövmeleri mavi ve kırmızı doğal boyalarla yapılır. Japonya’da feodal dönemde suçlulara dövme yapılırdı.
Fotoğraf: The Daily Beast

  • Japonya’da 1872 yılında Meiji döneminde dövme yaptırmak yasaklandı. 1948 yılından bu yana kanuni bir engel olmasa da dövme karşıtı sosyal baskı, Yakuza adlı kanundışı örgütlenmeyi anımsattığı için, devam ediyor. Kamuya açık hamamlarda, yüzme havuzlarında, spor salonlarında ve hatta bazı otellerde, lokanta ve dükkanlarda görünür yerde dövmesi olanlar geri çevrilir. Dövmeye karşı hassasiyet Güney Kore ve Vietnam’da da vardır.
  • Tayland’da dövme aktive edilinceye kadar koruyucu özellik taşımaz. Dövme, yapan tarafından aktif hale getirilmelidir. Bu bir törenle yapılır. Dövmeyi yapan müşterisine dövmeyi işe yarar tutmak için zaman zaman tekrar etmesi gereken bir kod öğretir. Dövme yaptıran kişi tavsiyeye uymazsa, bir günah işlerse veya kötü davranışlar içinde olursa dövmenin gücü azalır hatta bazen gücü tamamen yok olur. Burada suçlu olan dövme değil, kişinin kendisidir. Dile yapılan dövmenin gücünün tükürük ile tüm vücuda yayıldığı düşünülür.

 

Tayland’da dövmenin daha kolay yapılabilmesi için deriyi gererek ustaya yardımcı olan çıraklar. Fotoğraf: The Supernatural in Thai Life, John Hoskin, Jean-Léo Dugast, The Tamarind Press, 1993.

Tayland’da dövmenin daha kolay yapılabilmesi için deriyi gererek ustaya yardımcı olan çıraklar.
Fotoğraf: The Supernatural in Thai Life, John Hoskin, Jean-Léo Dugast, The Tamarind Press, 1993.

  • Tayland’da dövme yaptırmaya giden kişi önce sunağa saygı sunar. Maskeli dövmeciler hangi sembolün işleneceğine kendileri karar verirler. Dövme motifleri taşıyan kumaş bir içliğe de dövme ile aynı gücü yükleyen iş erbapları da vardır. Şehirlerde görünür dövmeleri olanlara saygı gösterilmediğinden yağ ve kan karışımı ile görünmeyen dövme yaptıranlar da vardır.
  • Bazı dini semboller ve yazılar diğerlerinin dini hassasiyetlerini dikkate almadığı düşüncesiyle yabancı ülkelerde sorun olmaktadır. Almanya, Fransa ve Slovakya kanunları kamusal alanda Nazi sembollerinin dövmelerde, bayraklarda, selamlaşma biçimlerinde, üniformalarda kullanımını yasaklamaktadır.
  • Rönesans’ın kuzeydeki temsilcilerinden biri sayılan Hollandalı ressam Hieronymus Bosch (1450-1516) kötülüğün dışavurumunu betimlemek istediği tablosunda iki figürün yüzünü piercing ve metal aksesuarlarla kaplamıştır. Birkaç yüzyıl sonra İtalyan doktor, antropolog, sosyolog ve filozof Cesare Lombroso (1835-1909) da, kendi bedenine dövme veya benzeri şeyler yaptıran kişilerin doğuştan suça yatkın olduğunu savunmuştur. Günümüzde ise dövmeli, piercingli gençleri genetik anlamda sorunlu olarak kabul etmiyoruz tabii ki.

 

 

Şiddet 50| Doğu’da Kadının Konumu 8

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015. Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015.
Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Peçe takmadıkları için kızların yüzüne asit atan, ikiye ayırdıkları peçesiz bir kız öğrencinin çıplak bedenini Kabil Üniversitesi’nin bir dersliğinin kapısına çivileyen Gülbeddin Hikmetyar, ABD’nin sınırsız desteğini kazanmıştı. SSCB ile olan savaşta, Reagan hükumeti milyarlarca doları, Pakistan üzerinden Hikmetyar’a bağlı gruplara aktardı. 1989’da Sovyet ordusu Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Pakistan’daki kuran kurslarında eğitilmiş öğrencilerin oluşturduğu bir grup İslam köktendincisi Taliban adıyla ortaya çıktı.
  • Afganistan’da kadına baskıyı birincil hedef olarak benimseyen köktendinci Taliban ile kadınlar yasa zoruyla kamu yaşamından kovuldular, temel haklarından yoksun bırakıldılar. Afgan kadınlarının mesleklerinde çalışmalarını, okula gitmelerini, erkek doktorlarca muayene edilmelerini, makyaj yapmalarını, süslenmelerini, erkek bir akrabanın eşliği olmadan ve burka denen giysi ile örtünmeden sokağa çıkmalarını yasakladı. Burkaların altına renkli giysi giymeyi, genç erkek ve genç kızların görüşmesini, erkek kuaföre saç yaptırmayı, güzellik salonlarına gitmeyi de yasaklar arasında saymamız lazım. Taliban ayrıca televizyonu, müziği, dansı, ıslık çalmayı, fotoğraf çektirmeyi ve her türlü eğlenceyi yasakladı. Toplu taşım araçlarında kadınlarla erkekler ayrı bölümlerde oturuyorlar. Erkeklerin kadın iç çamaşırı satması da yasak. Erkeklerin de sakal bırakıp beyaz takke giyme zorunluluğu vardır. Tüm bu kuralları ahlak polisi denetler. Burkanın altına beyaz ayakkabı giymek, beyaz Taliban bayrağına hakaret sayıldığından kırbaç cezasını gerektirir. Oje sürenin parmaklarını kesmek, yalnız sokağa çıkan kadınlara dayak, kocaya ihanet ölüm cezası alır.
  • Afganistan’da eşcinsellerin canlı canlı gömülme ve buldozerle ezilme cezalarına çarptırılmışlıkları vardır.
  • Afganistan’da çocuk yuvaları da kapatılmıştı. Afyon üretimini denetlemesi nedeniyle ABD’den mali destek alan Taliban, 2001 yılında ABD askerinin Afganistan’a çıkması ile iktidardan düştüyse de aşırı dinciler kız okullarına silahlı saldırı düzenlemeye devam ediyor.
  • Suudi Arabistan, kadın haklarının sistematik olarak ihlal edildiği bir ülkedir.
  • 5 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, Endonezya Merkez Bankası tarafından tedavüle sokulan yeni banknot ve madeni paralarda, ülke tarihinde önemli rol oynamış kadınların başörtüsüz resimlerine yer verilmesi ve bahsi geçen 11 ulusal kahramanın beşinin Müslüman olmaması tartışma yarattı. Habere göre, Endonezya Merkez Bankası kararı savunarak, ülkenin ulusal kahramanlarının dinlere göre seçilmediğini belirtti.
  • UNICEF’e göre dünyada 120 milyon çocuk okula gitmiyor. Büyük bir çoğunluğu kızlardan oluşan bu çocukların %80’i Afrika’da, Büyük Sahra’nın güneyinde ve Güneydoğu Asya’da yaşıyor.
  • 2017 yılında Suudi Arabistan’da bir devrim gerçekleşti! Kral Salman’ın fermanı ile Haziran 2018’den itibaren kadınlar otomobil kullanabilecek. 1990, 2011 ve 2013 yıllarında otomobil kullanma hakkı için mücadele eden kadınlar Vahabi aşırıcılara rağmen başardılar.
Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Antika anatomik poster üzerine akrilik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Antika anatomik poster üzerine akrilik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 322|Çağdaş Dönemde Edebiyat 4

Uzun süredir Almanya’da yaşayan İranlı sanatçı Parastou Forouhar (1962-), 1999 yılından bu yana farklı mekanlara uyguladığı Yazılı Oda adlı yerleştirmesini 2016 yılında İstanbul’da da sergilemişti. Sanatçının mürekkep kullanarak galerinin beyaz duvarlarını ve zeminini bir ekseni takip etmeksizin Farsça yazılarla kapladığı bu metin yerleştirmesinin okunması üzerlerinde Farsça yazılar olan, zemine bırakılmış pinpon topları ile iyice zorlaştırılıyor. Ziyaretçinin yazıya çeşitli anlamlar atfetme arzusuna meydan okuyan Yerleştirmede metin, Farsça bilmeyenler için olduğu kadar, bu dili bilenler için de anlaşılmaz kılınıyor. Fotoğraf: Urban

Uzun süredir Almanya’da yaşayan İranlı sanatçı Parastou Forouhar (1962-), 1999 yılından bu yana farklı mekanlara uyguladığı Yazılı Oda adlı yerleştirmesini 2016 yılında İstanbul’da da sergilemişti. Sanatçının mürekkep kullanarak galerinin beyaz duvarlarını ve zeminini bir ekseni takip etmeksizin Farsça yazılarla kapladığı bu metin yerleştirmesinin okunması üzerlerinde Farsça yazılar olan, zemine bırakılmış pinpon topları ile iyice zorlaştırılıyor. Ziyaretçinin yazıya çeşitli anlamlar atfetme arzusuna meydan okuyan Yerleştirmede metin, Farsça bilmeyenler için olduğu kadar, bu dili bilenler için de anlaşılmaz kılınıyor.
Fotoğraf: Urban

  • Küreselleşme, bir dünya edebiyat pazarı yarattı.
  • Bir yazarın artık “büyük” sayılabilmesi için ulusal değil, uluslararası bir fenomen olması gerekiyor.
  • Yazar okur kitlesini uluslararası bir topluluk olarak algıladığı andan itibaren yazdıklarının niteliği değişiyor. Uluslararası çapta anlaşılmayı engelleyecek unsurlardan kaçınma gayreti başlıyor: Siyasal duyarlılığı hissettirmek, kültüre mahsus ögelerden mümkün olduğu kadar uzak durmak veya onları açıklayıcı bölümler ilave etmek, kültüre mahsus dil virtüözlüğünden uzak durmak gibi. Küreselleşmenin edebiyat pazarlarını birleştirme eğilimiyle yerel edebi camiaları zayıflatmaya başladığı öne sürülüyor.
  • Küreselleşmenin kendi kültürlerimizi yabancı ve önemsiz görmemize yol açtığı, kurmacanın herhangi bir toplumla gerçek bağlarının koptuğu ileri sürülüyor.
  • Uluslararası edebiyat sahnesine İngilizce hakim olduğundan beri, örneğin İskandinav yazarların İngilizce okuyanlara zor gelecek kişi adlarından kaçınmaya başladıkları biliniyor.
  • Bazı üniversitelerde bazı lisansüstü derslerin sadece İngilizce verilmeye başlandığı da bilinen bir gerçek. Avrupalıların yaklaşık yüzde 56’sı bir yabancı dil biliyor. Bunların yüzde 38’inin ikinci dili İngilizce. İskandinavya ve Hollanda’da aynı oran yüzde 90 civarında. Bahsi geçenlerin, toplumun edebi roman okuma ihtimali en yüksek kesimi olduğu düşünülüyor. Bir dil öğrenildiğinde, sadece bir iletişim aracı edinilmiş olmaz, o kültürün müşterisi de olunur, deniyor. Bu yüzden, İngilizce çevirilerde müthiş bir sıçrama kaydedilmiş.
  • Metinlerde İngilizce kokusu giderek artıyor. Milano Üniversitesi’nde hoca olan Tim Parks, İtalyanca sözdiziminin son elli yılda İngilizce modellere doğru kaydığını inceleyen bir projede yer alıyor ve İngilizce etkilerinin işaretlerini bulmakta kanıt kıtlığı çekmediklerini yazıyor. İngilizceye çevrilmelerini kolaylaştırarak yerel dilleri yaşatma gayreti olduğuna dikkat çekmek isterken; uluslararasılığa doğru genel kayışa bir direniş olarak lehçe şiirinde, çok küçük bir topluluk tarafından anlaşılabilecek metinlerde de artış olduğunu belirtiyor.
  • Her yıl dünyada yaklaşık yüz bin İngilizce kurmaca kitabı yayımlanıyor.
  • İngiliz dilbilimci David Crystal (1941-), Dillerin Katli adlı kitabında 2100’e gelindiğinde dünya dillerinin yüzde 50 ila 90’ı ölmüş olacak diye yazar.
  • Küreselleşme, edebiyat menajerliği mesleğini gündeme getirdi.
  • 1980’lerde yaratıcı yazı dersleri popüler oldu ve profesyonel yazarlık yaygınlaştı.
  • Yaratıcı yazarlık kurslarının çoğunda menajerlerle, yayıncılarla ilişki kurmak, kendi çalışmalarını tanıtmak konulu dersler de veriliyor.
  • Yazarlar artık bir web sitesi, bir Facebook sayfası oluşturuyor, bazen kendine bir reklamcı tutuyor.
  • Kurucu metinlerin devamını, ikincil metinler üretmek, onların içlerini boşaltmak olarak yorumlanıyor. İkincil metinler, kurucu metinlerin farklı okunmasını getiriyor; reformcu ya da revizyonist bir bakış sergileniyor.
  • Savaş ve Barış’ın devamı Pierre ve Nataşa adıyla iki cilt halinde yayınlandı. Rüzgar Gibi Geçti’nin Scarlett adlı (Alexandra Ripley, 2008) devamının satışları iyi gitti. Jane Eyre’in (Wide Sargasso Sea, Jean Rhys, 1966); Madame Bovary’nin (Monsieur Bovary, Laura Grimaldi, 1995); Hamlet’in annesi Kraliçe Gertrude’un açısından olaylara bakan, Shakespeare’in Hamlet’i başlattığı yerde biten John Updike’ın Gertrude ve Claudius adlı romanı (2000); ABD’li yazar Michael Cunningham’a 1999’da Pulitzer Ödülü’nü getiren, Bayan Dolloway’i şimdiki zamanda farklı bir kimlikle yaşatan Saatler; Kayıp Zamanın İzinde ( Albertine, Jacqueline Rose, 2001) kurucu metinlerden yararlanarak yazılan ikincil metinler. Ayrıca listeye Usta ile Margarita, Durgun Akardı Don ve Anna Karenina’yı da ilave etmek lazım.
  • Devam romanlarının yazımı, Nilüfer Kuyaş’a göre, kültürün çocuklaştırılması, kapitalist sistemin ürünü olan Amerikan popüler kültürünün yarattığı bir illet; ama Saatler gibi çok katmanlı, çok başarılı ikincil metinler, okumanın nasıl derinleşebileceğini, okuyuculuğun da yaratıcılık olabildiğini gösteriyor, diyor Kuyaş.

 

 

Dövme – Tendeki Nakış 2

  • İlkel dövme ana hatlarıyla deriye yan yana küçük delikler açmak ve bu deliklere is, sürme, mürekkep, kına, çivit gibi boyalı maddeler doldurmak suretiyle yapılır. Ciltte derin yarıklar meydana getirip barut gibi yanıcı maddeler sürüp yakarak yapılanları da vardır.
  • Batı dillerine (tattoo), Tahiti, Tonga ve Samoa adaları dilinde kullanılan tatau – çizmek, Markiz adalarında tatu kelimesinden girmiştir. Sözcük James Cook’un 1769’da Tahiti’ye yaptığı sefer sırasında kaydedilmişti.
  • Yazı veya resim şeklinde yapılan dövme bereket, tılsım, koruma, süslenme ile yakından ilişkilidir.
  • Bir Vücut Sanatı/Body Art çeşidi olarak da düşünülen dövme, medeni ve şehirli olmaya bir başkaldırı olabildiği gibi, Batılı kimliği vurgulamak için de kullanılmaktadır: Özgürlük ve bireyselliğin göstergesi olarak algılanmaktadır ki bu da Batılı bir değer sayılmaktadır.
  • Dövme, Vücut Sanatına ait olmanın yanı sıra,
    *duygusal ve zihinsel stresten kurtulmanın bir aracı olarak, dövmenin acısına sığınma;
    *riske ve acıya karşı salgılanan adrenaline bağımlılık;
    *dikkat çekme ve sosyalleşme nedeni;
    *dünyaya karşı derdini anlatmak, kendini ifade etmeye çalışmak;
    *sanatsal özgürlük;
    *otoriteye karşı çıkmak, isyan;
    *ruhlar dünyasıyla bağlantı kurmak; şans, uğur, nazardan korunmak;
    *sağaltma için;
    *süslenmek için;
    *negatif duyguları uzaklaştırmak;
    * adet ya da moda olduğu için;
    *dövmeli insanların kültürüne katılma, bir nevi aidiyet geliştirme

faktörleri dövme yaptırmanın fizyolojik, kimyasal, sosyal ve duygusal nedenleri olarak kabul ediliyor.

  • İlgiyi zayıf ve ölümlü bedene çekerek, ruhun ve zihnin asaletini vurgulamak amaçlanıyor da olabilir..
Hindistan’da develere de dövme yapılabiliyor. Fotoğraf: En Son Haber

Hindistan’da develere de dövme yapılabiliyor.
Fotoğraf: En Son Haber

  • 18. yüzyılda Paraguay’da kadınların yüzleri, göğüsleri ve kolları dövmelerle kaplıydı; bu onları olduklarından daha güzel kılıyordu.
  • Kuzey Irak, İran ve Afganistan’da yüz dövmeleri de görülür.
  • Çingene topluluklarının dövme geleneğinin taşıyıcısı olduğu düşünülmektedir.
  • Hindistan’da ve Nepal’de dövmenin (godna) yapılma sebepleri dinsel-inançsal, sağlık, toplumsal statü ve süslenmedir. Hindistan’da ayrıca kına ve boyalarla yapılan çeşitli süslemeler de vardır. Pakistan’ın Pencap bölgesinde ölüm halinde cennete bedeni süsleyen dövme örnekleriyle süslü olarak gidileceğine inanılır.

 

Şiddet 49| İran’da Kadının Konumu 2

  • Dini ahlak anlayışı kadını örttü, erkeğin de dar pantolonla gezmesini yasakladı.
  • Yüzlerce yıl eskiye uzanan mihr, bir İran adetidir. Mihr, nikâh sırasında erkeğin evleneceği kıza verdiği veya vermeyi kabul ettiği mal veya paradır. Kadının, teoride, bu parayı evliliği boyunca her an isteme ve dilediği gibi kullanma hakkı vardır. 1990’lı yıllarda mihrin enflasyona göre ayarlanması uygulaması getirildi.
  • Mahrem, nikahlı olamayacak kadar yakın, aileden kişilerdir; kardeşler, anne babalar, büyük anne büyük babalar gibi. Sadece mahremin erkekli kadınlı aynı odada olmalarına izin vardır.
Contemporary Istanbul 2015’te İran’ın Aydınlık Kadınları adlı bölümde yazar, akademisyen, film yapımcısı, gazeteci, yönetmen, sanat ve mimarlık küratörü olan bir dizi başı açık, ülkelerini terk etmek zorunda kalmış İranlı kadının portresi ile onların düşlerini, düş kırıklıklarını yansıtan bir sunum vardı. Yukarıda, onlardan biri olan, film yapımcısı Hana Makhmalbaf. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Contemporary Istanbul 2015’te İran’ın Aydınlık Kadınları adlı bölümde yazar, akademisyen, film yapımcısı, gazeteci, yönetmen, sanat ve mimarlık küratörü olan bir dizi başı açık, ülkelerini terk etmek zorunda kalmış İranlı kadının portresi ile onların düşlerini, düş kırıklıklarını yansıtan bir sunum vardı. Yukarıda, onlardan biri olan, film yapımcısı Hana Makhmalbaf.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • İran Devrimi’nden sonra okullardaki sınıflardan kayak pistlerine ve otobüslere kadar her şey cinsiyete göre ayrıldı.
  • Devrimin ilk günlerinde kısıtlayıcı kurallar çok sıkı uygulanıyordu. Hicaba uygun olmamak, yani saçın ve tenin görünmesi ya da makyajlı olmak kırk kırbaç ya da on günden iki aya kadar hapisle cezalandırılmaktaydı. (2002 yılına gelindiğinde sokaktaki tüm kadınlar makyajlıydı.)
  • Zina işleyen kadının cezası taşlanarak ölümdür (Recm).
  • Bekar çiftlerin parti düzenlediğinden veya içki içildiğinden kuşku duyulan evler basılır, kadınlar bekaret testine tabi tutulabilir.
  • İran-Irak Savaşı, sekiz yıl boyunca erkekleri cepheye sürünce işyerlerinde kadınlara ihtiyaç doğdu. Böylece rejim, kadınları toplum hayatından tamamen dışlayamayacağını kabul etmek zorunda kaldı.
  • Devrimden on yıl sonra İran Polis Akademisi kapılarını kadınlara açtı.
  • Devrimden yirmi yıl sonra, muhafazakarların egemen olduğu meclisin onayından geçmesi gereken hiçbir göreve tek bir kadın bile atanmamıştı.
  • Kadınların futbol maçlarını ve güreş karşılaşmalarını izlemesi yasak. 1998 yılında beş bin kadın, Dünya Kupası’nda oynama hakkı kazanan İran futbol takımını karşılamak için Tahran’daki Azadi Stadyumu’nun kapılarını kırmış, yetkililer girişlerine izin vermek zorunda kalmıştı. İranlı kadınların, Avrupa Futbol Şampiyonası maçlarını, kamuya açık alanlarda erkeklerle bir arada izlemeleri yasaklandı. Erkeklerin futbol maçı izlerken heyecanlanarak terbiye dışı hareketlerde bulunabilecekleri, küfür edebilecekleri ve bunların kadınları olumsuz etkileyebilecekleri İranlı yetkililer tarafından öngörüldüğü; bu yasağın kadın haklarını ihlal etmekle ilgisi olmadığı, kadınların bu karar için polise teşekkür etmesi gerektiği açıklandı (12 Haz 2012 Al Jazeera haberi). İran’da kadınların voleybol maçlarını izlemesi 2012 yılında yasaklanmıştı. Erkek voleybol takımının maçını izlemek isteyen bir kadın önce gözaltına alındı, rejim karşıtı propaganda yapmak suçundan bir yıl hapis cezasına mahkum oldu (03.11.2014 CNN Türk haberi).